Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
1. Bölüm - 7. FASIL: HZ. PEYGAMBER’İN HACC MEVSİMLERİNDE ARAP KABİLELERİNİ İSLÂMA DAVET ETMESİ
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 240665" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: 1. Bölüm - 7. FASIL: HZ. PEYGAMBER’İN HACC MEVSİMLERİNDE ARAP KABİLELERİNİ İSLÂMA DAVET ETMES</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Hz Peygamber’in Benî Kâ’b’ı İslâm’a Davet Etmesi</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">- Abdurrahman el-Âmiri kavminin yaşlılarından naklen şöyle anlatıyor: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Rasûlullah bize geldi. Ukkaz panayırındaydık. </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Sizler kimlerdensiniz?”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> diye sordu. Biz de Benî Âmir b. Sa’sa’a’dan olduğumuzu söyledik. Bunun üzerine </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Siz hangi Benî Âmir’densiniz?”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> dedi. Biz de </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Benî Kâb b. Rebia’danız” dedik. Rasûl-ü Ekrem </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Sizin içinizde, size sığınan bir kimseyi koruyabilir misiniz?”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> diye sordu. Cevap olarak dedik ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Bir kuvvetliyiz, koruruz. Hiç kimse bizim ateşimizde ısınmaz (hiç kimse bize yaklaşamaz)”. Rasûl-ü Ekrem, bunun üzerine </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Ben Allah’ın Rasûlü’yüm. Eğer size gelirsem Rabbimin risaletini tebliğ etmem için bana yardımcı olur musunuz? Beni korur musunuz? Herhangi birinize hoşuna gitmeyeceği bir teklifte bulunmayacağım”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> dedi. Onlar da Hz. Peygamber’e </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Sen Kureyş’in hangi kabilesindensin?” diye sordular. Rasûl-ü Ekrem </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Benî Abdulmuttalib’tenim”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> dedi. Onlar </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Benî Abdimenaf seni nasıl karşılar?” dediler. Rasûl-ü Ekrem </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Beni ilk yalanlayan ve kovan onlar oldu”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> dedi. Bunun üzerine Benî Âmir kabilesi </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Biz seni kovmayız, lâkin iman da etmeyiz. Sen Rabbinin risaletini tebliğ edinceye kadar seni koruruz” dediler.</span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">Rasûl-ü Ekrem onların yanında konakladı. Onlarla alış-veriş yaptı. Bu esnada Bucre b. Kays el-Kuşeyrî adlı kişi onlara geldi ve </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Şu yanınızda gördüğüm ve tanımadığım kişi kimdir?” diye sordu. Onlar da </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Bu, Kureyş’ten Muhammed b. Abdullah’tır” dediler. Bucre</span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Onunla sizin ne işiniz var?” diye sordu. Onlar </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Bu zat iddia ettiğine göre peygamberdir. Rabbinin emrini tebliğe fırsat bulmak için bizim kendisini korumamızı istiyor” dediler. Bucre </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Siz ona ne cevab verdiniz?” diye sordu. Onlar </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Ona hoş geldin, safa geldin, seni memleketimize götürürüz. Kendimizi hangi şeylerden korursak seni de onlardan koruruz” dedik. Bucre </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Bu panayır ehlinden hiçbir kimseyi bilmem ki buradan sizin götürdüğünüzden daha şerli bir şeyi memleketine götürmüş olsun” dedi ve ilave etti: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Siz insanların hepsiyle savaşmaya başladınız bile! Arapların hepsi bir yaydan size ok atacaktır. Bu zatın kavmi kendisini daha iyi tanır. Eğer ondan bir hayr görseydiler onunla diğer insanlarla nasılsalar öyle olurlardı. Siz bir kavmin sefihini, kavminin kovduğunu, yalanladığı birini mi götürmek istiyor, onu bağrınıza basıyor, ona yardım ediyorsunuz? Sizin görüşünüz ne de kötüdür?” Sonra Rasûlullah’a yönelip şunları söyledi: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Kalk, kavmine git! Andolsun eğer kavmimin yanında olmasaydın senin boynunu vururdum”. Rasûlullah devesine doğru gitti ve deveye bindi. Bucre denilen habis, Rasûlullah’ın devesinin böğrüne vurdu. Deve sıçradı ve Rasûl-ü Ekrem’i düşürdü. O anda Benî Âmir’in yanında Dubâa binti Âmir b. Kurt adlı bir hanım vardı. Rasûlullah’a Mekke’de iman eden hanımlardan biriydi. O sırada kavmini ziyarete gelmişti. O kadın </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Ey Âmir oğulları! Aranızda Allah’ın Rasûlü’ne bir hakaret reva görülürken içinizde peygamberi bundan koruyacak kimse yok mu?” dedi. Böylece amcazadelerinden üç kişi kalktı, Bucre’ye küfrettiler. İki kişi de ona yardım etti. Hz. Peygamber’in taraftarı kişilerin her biri ötekilerden bir kişiyi yere yıktı. Göğüslerinin üzerine oturup yüzlerine yumruklar indirdiler. Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Ey Allah’ım! Şu bana yardım eden üç kişiye bereket ver ve şu karşı gelen kişilere de lânet et!”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> diye dua etti. O üç kişi müslüman oldular ve şehid olarak rablerine kavuştular. diğer kişiler de helâk oldular. Bucre’ye yardım edenlerin adları Hüzn b. Abdullah, Muaviye b. Ubade idi. Rasûlullah’a yardım eden üç kişinin isimleri de şöyle idi: Sehl’in iki oğlu Gıtrif ile kardeşi Gatafan ve Urve b. Abdullah!</span><span style="font-family: 'Verdana'">[1]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">- Rasûl-ü Ekrem Benî Amr b. Sa’sa’a’ya vardı. Kendisini onlara arzetti (beni koruyun ki ben de Allah’ın emrini tebliğ edeyim dedi). İçlerinden biri (ismi Bahîra b. Firas idi) şöyle dedi: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Andolsun eğer Kureyş’ten olan bu kişiyi tutarsam onunla Arapları yenmiş olurum” dedi ve sonra </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Eğer biz sana tâbi olursak, sonra sen, sana muhalefet edenlere galib gelirsen, senden sonra biz tâbilerimizin başına geçebilir miyiz?” diye sordu. Rasûl-ü Ekrem </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Emir Allah’a aittir, dilediğine verir onu” </em></span> <span style="font-family: 'Verdana'">dedi. O şahıs </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Biz göğüslerimizi senin için Araplara hedef kılacağız da, Allah seni galib getirdiğinde emir bizden başkasının mı olacak? O halde senin durumun bizi ilgilendirmez” dedi ve böylece Rasûl-ü Ekrem’e tâbi olmaktan kaçındılar. Halk geri geldiğinde Benî Âmir’de yaşlı bir yakınlarının yanına vardılar. Kişi o kadar yaşlı idi ki kendileriyle beraber hacca dahi gelemiyordu. Onlar onun yanına geldiklerinde o mevsimde olan hadiseleri kendisine anlatıyorlardı. Yanına geldiklerinde neler olup olmadığını kendilerine sordu. Onlar da </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Bize Kureyş’ten bir genç geldi. Benî Abdulmuttalib’dendi. Kendisinin peygamber olduğunu söyledi ve bizi de kendisini korumaya davet etti. Onunla beraber olmamızı teklif edip, kendisini memleketimize götürmemizi istedi (biz de getirmedik)” dediler. O ihtiyar, elini başının üzerine koyduktan sonra şunları söyledi: </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Ey Âmir oğulları! Acaba bunu telafi etmek mümkün mü? Acaba elinizden kaçırdığınızı bir daha yakalayabilir misiniz? Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki İsmailoğulları’ndan hiç kimse yalandan peygamberlik iddiasında bulunmamıştır. Bu bir gerçektir. Siz nasıl oldu da bu fırsatı kaçırdınız?”</span> <span style="font-family: 'Verdana'">[2]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red">____________________</span><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[1]</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> Ebu Nuaym, Delail, s. 200; Bidaye, II/141, (Said b. Yahya b. Said el-Emevi Meğazi’sinde babasından)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[2]</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> İbn İshak, (Zühri’den); Bidaye, III/139; Ebu Nuaym, Delail, s. 100, (Zühri, Hz. Peygamber’in Kinde kabilesinin reisi Müleyh’e başvurduğunu, onları Allah’a davet edip, kendisini korumalarını istediyse de, teklifinin kabul edilmediğini söylemektedir)</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/80-82.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 240665, member: 27"] [b]Cevap: 1. Bölüm - 7. FASIL: HZ. PEYGAMBER’İN HACC MEVSİMLERİNDE ARAP KABİLELERİNİ İSLÂMA DAVET ETMES[/b] [FONT=Verdana][B] Hz Peygamber’in Benî Kâ’b’ı İslâm’a Davet Etmesi[/B] - Abdurrahman el-Âmiri kavminin yaşlılarından naklen şöyle anlatıyor: [/FONT] [FONT=Verdana] “Rasûlullah bize geldi. Ukkaz panayırındaydık. [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Sizler kimlerdensiniz?”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] diye sordu. Biz de Benî Âmir b. Sa’sa’a’dan olduğumuzu söyledik. Bunun üzerine [I]“Siz hangi Benî Âmir’densiniz?”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] dedi. Biz de “Benî Kâb b. Rebia’danız” dedik. Rasûl-ü Ekrem [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Sizin içinizde, size sığınan bir kimseyi koruyabilir misiniz?”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] diye sordu. Cevap olarak dedik ki: “Bir kuvvetliyiz, koruruz. Hiç kimse bizim ateşimizde ısınmaz (hiç kimse bize yaklaşamaz)”. Rasûl-ü Ekrem, bunun üzerine [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Ben Allah’ın Rasûlü’yüm. Eğer size gelirsem Rabbimin risaletini tebliğ etmem için bana yardımcı olur musunuz? Beni korur musunuz? Herhangi birinize hoşuna gitmeyeceği bir teklifte bulunmayacağım”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] dedi. Onlar da Hz. Peygamber’e “Sen Kureyş’in hangi kabilesindensin?” diye sordular. Rasûl-ü Ekrem [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Benî Abdulmuttalib’tenim”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] dedi. Onlar “Benî Abdimenaf seni nasıl karşılar?” dediler. Rasûl-ü Ekrem [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Beni ilk yalanlayan ve kovan onlar oldu”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] dedi. Bunun üzerine Benî Âmir kabilesi “Biz seni kovmayız, lâkin iman da etmeyiz. Sen Rabbinin risaletini tebliğ edinceye kadar seni koruruz” dediler.[/FONT] [FONT=Verdana] Rasûl-ü Ekrem onların yanında konakladı. Onlarla alış-veriş yaptı. Bu esnada Bucre b. Kays el-Kuşeyrî adlı kişi onlara geldi ve [/FONT] [FONT=Verdana] “Şu yanınızda gördüğüm ve tanımadığım kişi kimdir?” diye sordu. Onlar da [/FONT] [FONT=Verdana] “Bu, Kureyş’ten Muhammed b. Abdullah’tır” dediler. Bucre[/FONT] [FONT=Verdana] “Onunla sizin ne işiniz var?” diye sordu. Onlar [/FONT] [FONT=Verdana] “Bu zat iddia ettiğine göre peygamberdir. Rabbinin emrini tebliğe fırsat bulmak için bizim kendisini korumamızı istiyor” dediler. Bucre [/FONT] [FONT=Verdana] “Siz ona ne cevab verdiniz?” diye sordu. Onlar [/FONT] [FONT=Verdana] “Ona hoş geldin, safa geldin, seni memleketimize götürürüz. Kendimizi hangi şeylerden korursak seni de onlardan koruruz” dedik. Bucre [/FONT] [FONT=Verdana] “Bu panayır ehlinden hiçbir kimseyi bilmem ki buradan sizin götürdüğünüzden daha şerli bir şeyi memleketine götürmüş olsun” dedi ve ilave etti: [/FONT] [FONT=Verdana] “Siz insanların hepsiyle savaşmaya başladınız bile! Arapların hepsi bir yaydan size ok atacaktır. Bu zatın kavmi kendisini daha iyi tanır. Eğer ondan bir hayr görseydiler onunla diğer insanlarla nasılsalar öyle olurlardı. Siz bir kavmin sefihini, kavminin kovduğunu, yalanladığı birini mi götürmek istiyor, onu bağrınıza basıyor, ona yardım ediyorsunuz? Sizin görüşünüz ne de kötüdür?” Sonra Rasûlullah’a yönelip şunları söyledi: [/FONT] [FONT=Verdana] “Kalk, kavmine git! Andolsun eğer kavmimin yanında olmasaydın senin boynunu vururdum”. Rasûlullah devesine doğru gitti ve deveye bindi. Bucre denilen habis, Rasûlullah’ın devesinin böğrüne vurdu. Deve sıçradı ve Rasûl-ü Ekrem’i düşürdü. O anda Benî Âmir’in yanında Dubâa binti Âmir b. Kurt adlı bir hanım vardı. Rasûlullah’a Mekke’de iman eden hanımlardan biriydi. O sırada kavmini ziyarete gelmişti. O kadın [/FONT] [FONT=Verdana] “Ey Âmir oğulları! Aranızda Allah’ın Rasûlü’ne bir hakaret reva görülürken içinizde peygamberi bundan koruyacak kimse yok mu?” dedi. Böylece amcazadelerinden üç kişi kalktı, Bucre’ye küfrettiler. İki kişi de ona yardım etti. Hz. Peygamber’in taraftarı kişilerin her biri ötekilerden bir kişiyi yere yıktı. Göğüslerinin üzerine oturup yüzlerine yumruklar indirdiler. Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Ey Allah’ım! Şu bana yardım eden üç kişiye bereket ver ve şu karşı gelen kişilere de lânet et!”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] diye dua etti. O üç kişi müslüman oldular ve şehid olarak rablerine kavuştular. diğer kişiler de helâk oldular. Bucre’ye yardım edenlerin adları Hüzn b. Abdullah, Muaviye b. Ubade idi. Rasûlullah’a yardım eden üç kişinin isimleri de şöyle idi: Sehl’in iki oğlu Gıtrif ile kardeşi Gatafan ve Urve b. Abdullah![/FONT][FONT=Verdana][1] - Rasûl-ü Ekrem Benî Amr b. Sa’sa’a’ya vardı. Kendisini onlara arzetti (beni koruyun ki ben de Allah’ın emrini tebliğ edeyim dedi). İçlerinden biri (ismi Bahîra b. Firas idi) şöyle dedi: [/FONT] [FONT=Verdana] “Andolsun eğer Kureyş’ten olan bu kişiyi tutarsam onunla Arapları yenmiş olurum” dedi ve sonra [/FONT] [FONT=Verdana] “Eğer biz sana tâbi olursak, sonra sen, sana muhalefet edenlere galib gelirsen, senden sonra biz tâbilerimizin başına geçebilir miyiz?” diye sordu. Rasûl-ü Ekrem [/FONT] [FONT=Verdana] [I]“Emir Allah’a aittir, dilediğine verir onu” [/I][/FONT] [FONT=Verdana]dedi. O şahıs “Biz göğüslerimizi senin için Araplara hedef kılacağız da, Allah seni galib getirdiğinde emir bizden başkasının mı olacak? O halde senin durumun bizi ilgilendirmez” dedi ve böylece Rasûl-ü Ekrem’e tâbi olmaktan kaçındılar. Halk geri geldiğinde Benî Âmir’de yaşlı bir yakınlarının yanına vardılar. Kişi o kadar yaşlı idi ki kendileriyle beraber hacca dahi gelemiyordu. Onlar onun yanına geldiklerinde o mevsimde olan hadiseleri kendisine anlatıyorlardı. Yanına geldiklerinde neler olup olmadığını kendilerine sordu. Onlar da [/FONT] [FONT=Verdana] “Bize Kureyş’ten bir genç geldi. Benî Abdulmuttalib’dendi. Kendisinin peygamber olduğunu söyledi ve bizi de kendisini korumaya davet etti. Onunla beraber olmamızı teklif edip, kendisini memleketimize götürmemizi istedi (biz de getirmedik)” dediler. O ihtiyar, elini başının üzerine koyduktan sonra şunları söyledi: [/FONT] [FONT=Verdana] “Ey Âmir oğulları! Acaba bunu telafi etmek mümkün mü? Acaba elinizden kaçırdığınızı bir daha yakalayabilir misiniz? Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki İsmailoğulları’ndan hiç kimse yalandan peygamberlik iddiasında bulunmamıştır. Bu bir gerçektir. Siz nasıl oldu da bu fırsatı kaçırdınız?”[/FONT] [FONT=Verdana][2] [/FONT] [FONT=Verdana] [COLOR=red]____________________[/COLOR][COLOR=darkgreen] [1][/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen] Ebu Nuaym, Delail, s. 200; Bidaye, II/141, (Said b. Yahya b. Said el-Emevi Meğazi’sinde babasından) [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][2][/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen] İbn İshak, (Zühri’den); Bidaye, III/139; Ebu Nuaym, Delail, s. 100, (Zühri, Hz. Peygamber’in Kinde kabilesinin reisi Müleyh’e başvurduğunu, onları Allah’a davet edip, kendisini korumalarını istediyse de, teklifinin kabul edilmediğini söylemektedir) Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/80-82.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
1. Bölüm - 7. FASIL: HZ. PEYGAMBER’İN HACC MEVSİMLERİNDE ARAP KABİLELERİNİ İSLÂMA DAVET ETMESİ
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst