Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
107 Yaşında Bir Ulu Çınar - Röportaj
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 96607" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bu defa hizmet seferimiz Balıkesir ili ve ilçelerine düştü. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Çok değerli ağabey ve kardeşlerimizin dâveti üzerine Osmanlı diyarı, güzel ilimiz Balıkesir ve ilçelerinde dolu dolu dört gün geçirdik. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Yep yeni simalarla, değerli hizmet erleriyle müşerref olduk. Bandırma, Bigadiç, Sındırgı, Erdek, Edincik’te yıllardan beri bu kudsî hizmeti omuzlayan, vefakâr ve cefakârca yürüten, değerli dâvâ adamları ağabey ve kardeşlerle zihin tazeledik. Dertleştik, halleştik. Dâvâmızı konuşup, tanımakla şeref duyduğumuz Risâle-i Nur Külliyatının engin sularında hakikat hazinelerini ve yakutlarını paylaşmaya çalıştık. Üstadımızın asırlara, tarihe, beşeriyete Kur’ân’dan getirdiği can baha reçeteleri terennüm etmeye gayret ettik. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Ve hizmet turumuzu bir Osmanlı çınarı 107 yaşındaki Hasan Amcayla taçlandırdık Elhamdülillâh. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Yer, Balıkesir ili, Bigadiç İlçesi, Kadıköy’ü. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Kadıköy, Bigadiç’e yedi kilometre mesafede. Doksan haneli tipik bir Anadolu köyü. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bu Anadolu toprağının bozkırında “Osmanlı kokusunu” ve esintisini hissetmemeniz imkânsız. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bir asalet, bir derinlik, bir sükûnet, vakar ve sadelik var... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Eski İstanbul-İzmir yolu üzerinde bir köy. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">İşte bu köyde asırlık bir “çınar” var. Osmanlı yadigârı dinç bir delikanlı! </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Lâkabı, Hacı Hafız. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Asıl adı; Hasan Bilgiç. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Yaşı: 107. </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Evet kendi beyanı bu. Nüfusta, resmî kayıtlarda doğumunun 1929 olduğunu, fakat ana yaşının—ilmî tabirle “kemik yaşının”—107 olduğunu beyan ediyor. </span></span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Ve başlıyor sohbetimiz... </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Hasan Amca, siz hiç okula veya medreseye gittiniz mi? </strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Hayır. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Kur’ân’ı kaç yaşında ezberlediniz?</strong> </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Yirmi yaşında Kur’ân’ı hıfzettim. Hafız oldum. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Kur’ân’ı nasıl ve kimden öğrendiniz?</strong> </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Köyümüzün hocasından. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Nur talebelerinin namazdan sonra yaptıkları tesbihâtı, kırk yıldır camide cemaatle beraber yaptığınızı duyduk. Bu doğru mu?</strong> </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Evet, doğrudur. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Bediüzzaman ismini kimden ve ne zaman duydunuz?</strong> </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bediüzzaman’ın ismini, hafızlığa çalışırken camiye gelenlerden ve köylülerden duydum. Senesini hatırlamıyorum ama Bediüzzaman’ın Afyon hapsinde yattığı yıllardaydı sanıyorum ilk ismini duyduğum an. Büyük bir âlim olduğunu ve Afyon Cezaevinde yattığını söylüyorlardı. Ben de hafız olduğum için içimden böyle bir zatı görmeyi ve duâsını almayı çok istedim. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Peki Bediüzzaman’ı görebildiniz mi? Konuşmak, duâsını almak mümkün oldu mu? </strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Evet, gördüm. Ama bizzat konuşup, duâsını almak mümkün olmadı. Gıyâben duâsını aldığıma inanıyorum. </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Bediüzzaman’ı nerde, ne zaman, nasıl gördünüz?</strong> </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">İstanbul’da gördüm. Fatih Camii'nin önünde. Ben hafız olduğum için İstanbul’daki Hırka-ı Şerif Camii’ne her sene “Hırka-i Şerif” merasimine gidiyordum. On beş, yirmi sene bu ziyaretlerim devam etti. Yılını hatırlamıyorum. Demokratların iktidar olduğu dönemdeydi. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Yine bir gün Fatih Camii’nin yanından Hırka-i Şerif Camii’ne gidiyordum. Yolda bir kalabalık gördüm. O sıralar Fatih Camii’nin etrafı çok genişti. Seksen dönüm kadar bir boşluk vardı. Yol çalışmaları ve inşaat vardı. Reşadiye Otelinin yanından yol açıyorlardı. Demokratların, inançlı insanların isteklerine uyarak camileri tek tek ibadete açmalarından dolayı milletin camilere karşı büyük bir teveccühü vardı. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Demokratlardan önceki karanlık dönemde camiler yıkılmış ve kapatılmıştı. <strong>Mabedler mahzundu.</strong> Demokratların döneminde Müslümanlarda bir rahatlama olmuştu. İşte böyle bir seferde, Fatih Camii’nin önünden Hırka-i Şerif Camii’ne doğru gidiyordum. O sırada yolda kalabalığın arasında bir taksi yol almaya çalışıyordu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Taksinin Bediüzzaman’a ait olduğu söylendi. Takside önde şoför, arkada da tek başına kendisi oturuyordu. Caminin etrafındaki yol ve genişleme çalışmalarından dolayı <strong>Bediüzzaman’ın taksisi</strong> yol alıp ilerleyemiyordu. Fakat halk, elbirliğiyle arabanın camiye ulaşmasını sağladı. Ben de bu kalabalık arasından Bediüzzaman’ı görmeye, elini öpmeye niyet ettim. Kendini arabasının içinde gördüm fakat konuşup, elini öpüp, duâsını almak o an mümkün olmadı. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Doğruca Hırka-i Şerif Camii’ne gittim. O gün orada Mısır Kralının oğlu da vardı. Hatta hiç kimseden para almadığım halde, o gün o kalabalığın arasından birisi bana elli lira vermişti. Bu parayla Mısır Kralının oğlu ve yanındaki iki adamına yemek ısmarlamak için on lirasını vereyim diye çıkarıp adamların birisine tercüman vasıtasıyla parayı takdim ettim. Kralın oğlu benim bu hareketim karşısında cüzdanını çıkararak: <strong>“Ben bir kral oğluyum, zenginim, sen istediğin kadar para al”</strong> diye bana uzattı. Tabi ben almadım. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bu ziyaretin ardından tekrar Fatih Camii avlusundan çıktık. İsmini Abdurrahman veya Abdurrahim olarak hatırladığım, elli yaşlarında <strong>Bediüzzaman’ın talebelerinden olan bir zât bana çantasından çıkarıp üç tane kitap verdi.</strong> Bu kitaplar nasıl kitaplar diye baktım. Üzerinde <strong>“Bediüzzaman Said Nursî”</strong> yazıyordu. Hatırladığım kadarıyla, <strong>Küçük Sözler ve tesbihât kitaplarıydı.</strong> Bu şahıs bana bu kitapları verdikten sonra: </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>“Üstadın size çok selâmı var. Benimle görüşmek isteyen görüşemezse üzülmesin. Benim kitaplarımı okumak benimle görüşmek gibidir. O kâfidir”</strong> dedi. Ben de o kitapları alıp çantamda köye getirdim. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Ben bu köyde kırk yıllık imamlık yaptım. Kitapları cemaate okudum. Tesbihâtı da hiç terk etmeden devamlı yaptım. Hâlâ da yapmaya devam ediyorum.</strong> Camideki cemaate de devamlı kırk sene tesbihâtı okudum. Ama kimseyi zorlamadım. <strong>“Canı sıkılan varsa çıksın gitsin, isteyen benimle kalsın”</strong> dedim ve sesli olarak beş vakit namazda bu tesbihatı devamlı yaptım. Şimdi de kendi evimde şahsen okumaya devam ediyorum. Tesbihatı yapmayı hiç terk etmedim. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">(Bu arada, isteğimiz üzere tesbihatı bize de okuyor. Orada bulunan hepimizin hayranlıkla dinlediğimiz: “Ya Cemili Ya Allah, Ya Karibi Ya Allah…” diye bir anda, iştahla, zevkle ve sesli olarak Esmâ-i Hüsna’yı net ve fasih bir şekilde okuyor. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Arkasından “Subhaneke ya Allah teâleyte ya Rahman Ecirnâ minennar…” diye başlayan sabah ve ikindi namazlarından sonra okuduğumuz bölümü de hiç eksiksiz, yanlışsız, tecvitli olarak okuyor. Maşallah, barekâllah, Subhanallah demekten kendimiz alamıyoruz.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Kur’ân’ı hâlâ gözlüksüz okuduğunu, birkaç sene önceye kadar on saatte bir Kur’ân hatmettiğini, şimdilerde ise Kur’ânı ancak on beş saatte bir hatmedebildiğini söyleyen bir asrı aşan bereketli bir ömrün sahibi Hasan Amcamız, diğer kitapları gözlüksüz okuyamadığını beyan ediyor.</strong> </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Cevşendeki, “Delâilinnur” bölümünün de elli senedir “virdi” olduğunu ve hiç terk etmediğini söylüyor.) </span></span></span></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>Bu bereketli ve uzun ömrün sırrı nedir? Neler yiyip içiyorsunuz?</strong> </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Köydeki herkes ne yiyorsa, ben de onları yiyorum. Farklı bir beslenmem yok. Fakat ben Hazret’in (Bediüzzaman’ın) duâsını aldığımı ve onun bereketiyle bu nimete nâil olduğumu düşünüyorum.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bu son söz, bize, tam on sene önce 1999 yılının Temmuz ayında Van’ın Erciş kazasında yaşamakta olan ve o zaman 1<strong>05 yaşında olan Mustafa Çakır Amcayı hatırlattı. O da Üstadın duâsını almış.</strong> Üstada,—sürgün zamanı—altı gün yemek taşımış. Bu hizmetine karşılık da <strong>Üstadın,</strong> kendisinin sırtını sıvazlayarak <strong>“Sana hastalık ve dert ârız olmasın”</strong> diye duâ ettiğini söylemişti. </span></span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bildiğim kadarıyla şimdi Rahmet-i Rahmana kavuşan Mustafa Amcamız da, <strong>“Bu ömrü neye borçlusunuz?”</strong> diye sorunca: </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><strong>“Ben bu sıhhati ve bereketi Seyda’nın duâsına borçluyum. Ben bu kadar uzun ömrümde ve hayatımda bir gün doktora gitmemişim. Bir tane de hap atıp hiçbir ilâcı almamışım. Sanki benim içimde iç organlarım yoktur. Şimdiye kadar hiçbir organımın ağrıdığını da duymamışım”</strong> demişti. Aynı çizgi, farklı mekânlarda devam ediyor. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Ecdad yadigârı bu vatanda, böyle mübarek nesli ve ulvî hakikatleri yıllarca, vefalı, sadakatli, kadirşinas ve değerli insanlarla nesl-i âtide görmemiz dilek ve temennisiyle...</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"> N. E.</span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 10px">09.01.2009</span> </span><p style="text-align: center"><span style="color: black"><span style="font-size: 10px">E-Posta:</span> </span><a href="mailto:nejateren@saidnursi.de"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">nejateren@saidnursi.de</span></span></a> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 96607, member: 27"] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bu defa hizmet seferimiz Balıkesir ili ve ilçelerine düştü. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Çok değerli ağabey ve kardeşlerimizin dâveti üzerine Osmanlı diyarı, güzel ilimiz Balıkesir ve ilçelerinde dolu dolu dört gün geçirdik. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Yep yeni simalarla, değerli hizmet erleriyle müşerref olduk. Bandırma, Bigadiç, Sındırgı, Erdek, Edincik’te yıllardan beri bu kudsî hizmeti omuzlayan, vefakâr ve cefakârca yürüten, değerli dâvâ adamları ağabey ve kardeşlerle zihin tazeledik. Dertleştik, halleştik. Dâvâmızı konuşup, tanımakla şeref duyduğumuz Risâle-i Nur Külliyatının engin sularında hakikat hazinelerini ve yakutlarını paylaşmaya çalıştık. Üstadımızın asırlara, tarihe, beşeriyete Kur’ân’dan getirdiği can baha reçeteleri terennüm etmeye gayret ettik. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Ve hizmet turumuzu bir Osmanlı çınarı 107 yaşındaki Hasan Amcayla taçlandırdık Elhamdülillâh. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Yer, Balıkesir ili, Bigadiç İlçesi, Kadıköy’ü. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Kadıköy, Bigadiç’e yedi kilometre mesafede. Doksan haneli tipik bir Anadolu köyü. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bu Anadolu toprağının bozkırında “Osmanlı kokusunu” ve esintisini hissetmemeniz imkânsız. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bir asalet, bir derinlik, bir sükûnet, vakar ve sadelik var... [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Eski İstanbul-İzmir yolu üzerinde bir köy. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]İşte bu köyde asırlık bir “çınar” var. Osmanlı yadigârı dinç bir delikanlı! [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Lâkabı, Hacı Hafız. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Asıl adı; Hasan Bilgiç. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Yaşı: 107. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Evet kendi beyanı bu. Nüfusta, resmî kayıtlarda doğumunun 1929 olduğunu, fakat ana yaşının—ilmî tabirle “kemik yaşının”—107 olduğunu beyan ediyor. [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Ve başlıyor sohbetimiz... [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Hasan Amca, siz hiç okula veya medreseye gittiniz mi? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Hayır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Kur’ân’ı kaç yaşında ezberlediniz?[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Yirmi yaşında Kur’ân’ı hıfzettim. Hafız oldum. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Kur’ân’ı nasıl ve kimden öğrendiniz?[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Köyümüzün hocasından. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Nur talebelerinin namazdan sonra yaptıkları tesbihâtı, kırk yıldır camide cemaatle beraber yaptığınızı duyduk. Bu doğru mu?[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Evet, doğrudur. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Bediüzzaman ismini kimden ve ne zaman duydunuz?[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bediüzzaman’ın ismini, hafızlığa çalışırken camiye gelenlerden ve köylülerden duydum. Senesini hatırlamıyorum ama Bediüzzaman’ın Afyon hapsinde yattığı yıllardaydı sanıyorum ilk ismini duyduğum an. Büyük bir âlim olduğunu ve Afyon Cezaevinde yattığını söylüyorlardı. Ben de hafız olduğum için içimden böyle bir zatı görmeyi ve duâsını almayı çok istedim. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Peki Bediüzzaman’ı görebildiniz mi? Konuşmak, duâsını almak mümkün oldu mu? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Evet, gördüm. Ama bizzat konuşup, duâsını almak mümkün olmadı. Gıyâben duâsını aldığıma inanıyorum. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Bediüzzaman’ı nerde, ne zaman, nasıl gördünüz?[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]İstanbul’da gördüm. Fatih Camii'nin önünde. Ben hafız olduğum için İstanbul’daki Hırka-ı Şerif Camii’ne her sene “Hırka-i Şerif” merasimine gidiyordum. On beş, yirmi sene bu ziyaretlerim devam etti. Yılını hatırlamıyorum. Demokratların iktidar olduğu dönemdeydi. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Yine bir gün Fatih Camii’nin yanından Hırka-i Şerif Camii’ne gidiyordum. Yolda bir kalabalık gördüm. O sıralar Fatih Camii’nin etrafı çok genişti. Seksen dönüm kadar bir boşluk vardı. Yol çalışmaları ve inşaat vardı. Reşadiye Otelinin yanından yol açıyorlardı. Demokratların, inançlı insanların isteklerine uyarak camileri tek tek ibadete açmalarından dolayı milletin camilere karşı büyük bir teveccühü vardı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Demokratlardan önceki karanlık dönemde camiler yıkılmış ve kapatılmıştı. [B]Mabedler mahzundu.[/B] Demokratların döneminde Müslümanlarda bir rahatlama olmuştu. İşte böyle bir seferde, Fatih Camii’nin önünden Hırka-i Şerif Camii’ne doğru gidiyordum. O sırada yolda kalabalığın arasında bir taksi yol almaya çalışıyordu. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Taksinin Bediüzzaman’a ait olduğu söylendi. Takside önde şoför, arkada da tek başına kendisi oturuyordu. Caminin etrafındaki yol ve genişleme çalışmalarından dolayı [B]Bediüzzaman’ın taksisi[/B] yol alıp ilerleyemiyordu. Fakat halk, elbirliğiyle arabanın camiye ulaşmasını sağladı. Ben de bu kalabalık arasından Bediüzzaman’ı görmeye, elini öpmeye niyet ettim. Kendini arabasının içinde gördüm fakat konuşup, elini öpüp, duâsını almak o an mümkün olmadı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Doğruca Hırka-i Şerif Camii’ne gittim. O gün orada Mısır Kralının oğlu da vardı. Hatta hiç kimseden para almadığım halde, o gün o kalabalığın arasından birisi bana elli lira vermişti. Bu parayla Mısır Kralının oğlu ve yanındaki iki adamına yemek ısmarlamak için on lirasını vereyim diye çıkarıp adamların birisine tercüman vasıtasıyla parayı takdim ettim. Kralın oğlu benim bu hareketim karşısında cüzdanını çıkararak: [B]“Ben bir kral oğluyum, zenginim, sen istediğin kadar para al”[/B] diye bana uzattı. Tabi ben almadım. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bu ziyaretin ardından tekrar Fatih Camii avlusundan çıktık. İsmini Abdurrahman veya Abdurrahim olarak hatırladığım, elli yaşlarında [B]Bediüzzaman’ın talebelerinden olan bir zât bana çantasından çıkarıp üç tane kitap verdi.[/B] Bu kitaplar nasıl kitaplar diye baktım. Üzerinde [B]“Bediüzzaman Said Nursî”[/B] yazıyordu. Hatırladığım kadarıyla, [B]Küçük Sözler ve tesbihât kitaplarıydı.[/B] Bu şahıs bana bu kitapları verdikten sonra: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]“Üstadın size çok selâmı var. Benimle görüşmek isteyen görüşemezse üzülmesin. Benim kitaplarımı okumak benimle görüşmek gibidir. O kâfidir”[/B] dedi. Ben de o kitapları alıp çantamda köye getirdim. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Ben bu köyde kırk yıllık imamlık yaptım. Kitapları cemaate okudum. Tesbihâtı da hiç terk etmeden devamlı yaptım. Hâlâ da yapmaya devam ediyorum.[/B] Camideki cemaate de devamlı kırk sene tesbihâtı okudum. Ama kimseyi zorlamadım. [B]“Canı sıkılan varsa çıksın gitsin, isteyen benimle kalsın”[/B] dedim ve sesli olarak beş vakit namazda bu tesbihatı devamlı yaptım. Şimdi de kendi evimde şahsen okumaya devam ediyorum. Tesbihatı yapmayı hiç terk etmedim. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black](Bu arada, isteğimiz üzere tesbihatı bize de okuyor. Orada bulunan hepimizin hayranlıkla dinlediğimiz: “Ya Cemili Ya Allah, Ya Karibi Ya Allah…” diye bir anda, iştahla, zevkle ve sesli olarak Esmâ-i Hüsna’yı net ve fasih bir şekilde okuyor. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Arkasından “Subhaneke ya Allah teâleyte ya Rahman Ecirnâ minennar…” diye başlayan sabah ve ikindi namazlarından sonra okuduğumuz bölümü de hiç eksiksiz, yanlışsız, tecvitli olarak okuyor. Maşallah, barekâllah, Subhanallah demekten kendimiz alamıyoruz.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Kur’ân’ı hâlâ gözlüksüz okuduğunu, birkaç sene önceye kadar on saatte bir Kur’ân hatmettiğini, şimdilerde ise Kur’ânı ancak on beş saatte bir hatmedebildiğini söyleyen bir asrı aşan bereketli bir ömrün sahibi Hasan Amcamız, diğer kitapları gözlüksüz okuyamadığını beyan ediyor.[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Cevşendeki, “Delâilinnur” bölümünün de elli senedir “virdi” olduğunu ve hiç terk etmediğini söylüyor.) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]Bu bereketli ve uzun ömrün sırrı nedir? Neler yiyip içiyorsunuz?[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Köydeki herkes ne yiyorsa, ben de onları yiyorum. Farklı bir beslenmem yok. Fakat ben Hazret’in (Bediüzzaman’ın) duâsını aldığımı ve onun bereketiyle bu nimete nâil olduğumu düşünüyorum.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bu son söz, bize, tam on sene önce 1999 yılının Temmuz ayında Van’ın Erciş kazasında yaşamakta olan ve o zaman 1[B]05 yaşında olan Mustafa Çakır Amcayı hatırlattı. O da Üstadın duâsını almış.[/B] Üstada,—sürgün zamanı—altı gün yemek taşımış. Bu hizmetine karşılık da [B]Üstadın,[/B] kendisinin sırtını sıvazlayarak [B]“Sana hastalık ve dert ârız olmasın”[/B] diye duâ ettiğini söylemişti. [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Bildiğim kadarıyla şimdi Rahmet-i Rahmana kavuşan Mustafa Amcamız da, [B]“Bu ömrü neye borçlusunuz?”[/B] diye sorunca: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black][B]“Ben bu sıhhati ve bereketi Seyda’nın duâsına borçluyum. Ben bu kadar uzun ömrümde ve hayatımda bir gün doktora gitmemişim. Bir tane de hap atıp hiçbir ilâcı almamışım. Sanki benim içimde iç organlarım yoktur. Şimdiye kadar hiçbir organımın ağrıdığını da duymamışım”[/B] demişti. Aynı çizgi, farklı mekânlarda devam ediyor. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black]Ecdad yadigârı bu vatanda, böyle mübarek nesli ve ulvî hakikatleri yıllarca, vefalı, sadakatli, kadirşinas ve değerli insanlarla nesl-i âtide görmemiz dilek ve temennisiyle...[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=black] N. E.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=black][SIZE=2]09.01.2009[/SIZE] [/COLOR][CENTER][COLOR=black][SIZE=2]E-Posta:[/SIZE] [/COLOR][EMAIL="nejateren@saidnursi.de"][SIZE=2][COLOR=black]nejateren@saidnursi.de[/COLOR][/SIZE][/EMAIL][COLOR=black] [/COLOR][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
107 Yaşında Bir Ulu Çınar - Röportaj
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst