Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
11.söz_İmanDersi_
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ademyakup" data-source="post: 227422" data-attributes="member: 1009927"><p><strong>Senin hayatının gayelerinin icmâli dokuz emirdir. Bu dokuz emri açar mısınız? </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong>Dokuz emtin tümünü tafsilatlı olarak ifade etmek bizim için büyük bir zaman kaybıdır. Diğer soruların uzun süre bekletilmesi demektir. Bu nedenler uzun izahlar için Nurpenceresi.com sitemizde sohbetler serisi başlattık ve ayrıca bütün külliyat baştan sona sohbet şeklinde takdim edilmek hedeflenmiştir. İhtiyaçların bu çerçevede giderilecektir. Şimdilik icmal ile iktifa etmenizi istirham ederiz<strong>. </strong>On birinci sözde geçen bu emirler şunlardır:<strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ey gafil nefsim! Senin hayatının gayesini ve hayatının mahiyetini, hem hayatının suretini, hem hayatının sırr-ı hakikatini, hem hayatının kemâl-i saadetini bir derece anlamak istersen, bak. Senin hayatının gayelerinin icmâli dokuz emirdir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong><strong>Birincisi</strong><strong> şudur ki: Senin vücudunda konulan duygular terazileriyle, rahmet-i İlâhiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetleri tartmaktır ve küllî şükretmektir.</strong></p><p></p><p>İnsanın vücuduna sayısız duygular konulmuştur. Bu duyguların hepsi bir terazi gibi, Allah’ın rahmet ve ihsanı ile vermiş olduğu nimetleri tartıp buna karşı şükretmektir. Mesele göz bir terazidir. İnsan, görüntü alemindeki rahmet nimetlerini bu terazi ile tartar ve gözün vasıtası ile şükreder.<strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>İkincisi</strong><strong>: Senin fıtratında vaz edilen cihazatın anahtarlarıyla esmâ-i kudsiye-i İlâhiyenin gizli definelerini açmaktır, Zât-ı Akdesi o esmâ ile tanımaktır.</strong></p><p></p><p>İnsanın yaratılışına takılan maddi ve manevi her bir cihaz Allah’ın ulvi ve kudsi isimlerinin manalarına açılan bir penceredir. İnsan bu cihaz penceresi ile Allah’ın isimlerinin defineleri hükmünde olan manaları ve tecellileri anlar ve açar. Bu cihazlar sayesinde Allah’ı isimleri ile beraber tanır. Mesela akıl bir cihazdır. İnsan bu cihaz ile Allah’ın isimlerinin manasını çözümler ve anlar.<strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Üçüncüsü</strong><strong>: Şu teşhirgâh-ı dünyada, mahlûkat nazarında, esmâ-i İlâhiyenin sana taktıkları garip san'atlarını ve lâtif cilvelerini bilerek hayatınla teşhir ve izhar etmektir.</strong></p><p></p><p>Şu içinde bulunduğumuz dünya Allah’ın her bir isminden hasıl olan ayrı ayrı sanatların sergilendiği bir sergi salonudur. İnsan ise bu sergi salonunun en donanımlı ve kuşatıcı seyircisidir. Her bir sanatı anlamak ve takdir etmek kabiliyeti insanda mevcuttur. İşte insan bu sergilenen sanatları bilip, hayatında da teşhir ve ilan edecek bir misafirdir. Mesela bu salonda Allah’ın Adl ismi kendisini sanatları ile sergiliyor. İnsan bu sergilenen adalet manasını burada okuyup, sonra hayatına tatbik ederek bu manayı ilan etmesi en önemli vazifesidir.<strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Dördüncüsü</strong><strong>: Lisan-ı hal ve kalinle Hâlıkının dergâh-ı rububiyetine ubudiyetini ilân etmektir.</strong></p><p></p><p>İnsan hem hal dili ile hem de kal dili ile kulluğunu Yaratıcının Rububiyet dergahına ilan etmesi en büyük görevidir. Halimizdeki nihayetsiz kulluk dillerini okuyup, bunu normal konuşma dilimiz ile Allah’a arz etmemiz gerekir. Hal diline bir örnek, nihayetsiz acizliğimizi görüp aciz olmayan Allah’a istinat etmektir. Kal dili ise normal dua ve ibadetlerimizdir. <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Beşincisi</strong><strong>: Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları resmî vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifâtât-ı âsârını gösterdiği gibi, sen dahi esmâ-i İlâhiyenin cilvelerinin sana verdikleri letâif-i insaniye murassaâtıyla bilerek süslenip o Şâhid-i Ezelînin nazar-ı şuhud ve işhâdına görünmektir.</strong></p><p></p><p>Allah’ın isim ve sıfatlarını üzerimizde amel ve ahlak olarak göstermek demektir. Mesela hayatımızda adaletli olmamız Adl ismini gösterir, cömert olmamız Allah’ın Cevad ve Kerim isimlerini üzerimizde ilan etmektir. <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Altıncısı</strong><strong>: Zevilhayat olanların, tezahürât-ı hayatiye denilen, Hâlıklarına tahiyyatları; ve rumûzât-ı hayatiye denilen, Sânilerine tesbihatları; ve semerat ve gayât-ı hayatiye denilen, Vâhibül-Hayata arz-ı ubudiyetlerini bilerek müşahede etmek, tefekkürle görüp şehadetle göstermektir.</strong></p><p></p><p>İnsan şu kainatın halifesi ve kumandanı hükmünde olduğu için, bütün kainatın ve içindekilerin Allah’a yapmış oldukları tesbih ve tahiyyeleri iman ve tefekkür gözü ile görüp bunları Allah’a şahitlik makamında takdim etmektir. <strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yedincisi</strong><strong>: Senin hayatına verilen cüz'î ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük nümunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile, Hâlık-ı Zülcelâlin sıfât-ı mutlakasını ve şuûn-u mukaddesesini o ölçülerle bilmektir. Meselâ, sen cüz'î iktidarın ve cüz'î ilmin ve cüz'î iradenle bu haneyi muntazam yaptığından, şu kasr-ı âlemin senin hanenden büyüklüğü derecesinde şu âlemin ustasını o nisbette Kadîr, Alîm, Hakîm, Müdebbir bilmek lâzımdır.</strong></p><p></p><p>İnsan, bilinmeyeni bilinen ile kıyas yapmadan, bir şeyi idrak edemez. Bu yüzden Allah kendi isim ve sıfatlarını kıyaslaması ve idrak etmesi için insana bir takım vehmi ve farazi hatlar tayin etmiştir. Bu hatlar sayesinde insan Allah’ın mutlak ve sınırı olmayan isimlerini bilebilir ve bulabilir. Mesela insana vehmi ve farazi olarak cüzi bir kudret verilmiştir. İnsan bu cüzi kudretini Allah’ın sonsuz kudretine bir dürbün, bir mikyas yaparak, kıyasa gider ve bir derece o sonsuz kudret hakkında malumat sahibi olur. İnsan der; ben cüzi kudretim ile şu evi yaptım. Allah ise sonsuz kudreti ile bütün kainatı yaptı. Şayet bu cüzi kudret olmasa idi, insan hiçbir zaman Allah’ın sonsuz kudretini hissedip bilemeyecekti. Ama insandaki bu cüzi kudret ve buna benzer bir takım farazi hatlar hakiki anlamda insanın değildir. İnsan bu cüzi sahibiyet ve malikiyet duygularını sadece kavramak ve kıyaslamak için kullanabilir. Şaşırıp da, gerçek sahibim derse şirk derelerine yuvarlanır.</p><p></p><p><strong>Sekizincisi</strong><strong>: Şu âlemdeki mevcudatın herbiri kendine mahsus bir dille Hâlıkının vahdâniyetine ve Sâniinin rububiyetine dair mânevî sözlerini fehmetmektir.</strong></p><p></p><p>Kainatta yüz binlerce tür ve nev vardır. Her bir tür ve nevin de kendine özel bir ibadet dili vardır. İnsan da şu kainatın halifesi olması hasebi ile bütün bu türlerin ibadet dilini okuması ve anlamaya çalışması bir vazifesidir.<strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Dokuzuncusu</strong><strong>: Acz ve zaafın, fakr ve ihtiyacın ölçüsüyle kudret-i İlâhiye ve gınâ-yı Rabbâniyenin derecât-ı tecelliyâtını anlamaktır. Nasıl ki açlığın dereceleri nisbetinde ve ihtiyacın envâı miktarınca taamın lezzeti ve derecatı ve çeşitleri anlaşılır. Onun gibi, sen de nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gınâ-yı İlâhiyenin derecatını fehmetmelisin. ( On Birinci Söz)</strong></p><p></p><p>İnsan nihayetsiz acizlik ve zayıflık ile donatılmıştır. Bu acizlik ve zayıflık damarı ile aciz ve zayıf olmayan Allah’ı bilip bulması gerekir. Nihayetsiz kusurlu olması, kusursuz olan Allah’ı bilebilmesi içindir. İnsan bu zıt vasıflarla Allah’ın kemal sıfatlarına intikal etmesi en güzel bir marifet yoludur.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ademyakup, post: 227422, member: 1009927"] [B]Senin hayatının gayelerinin icmâli dokuz emirdir. Bu dokuz emri açar mısınız? [/B]Dokuz emtin tümünü tafsilatlı olarak ifade etmek bizim için büyük bir zaman kaybıdır. Diğer soruların uzun süre bekletilmesi demektir. Bu nedenler uzun izahlar için Nurpenceresi.com sitemizde sohbetler serisi başlattık ve ayrıca bütün külliyat baştan sona sohbet şeklinde takdim edilmek hedeflenmiştir. İhtiyaçların bu çerçevede giderilecektir. Şimdilik icmal ile iktifa etmenizi istirham ederiz[B]. [/B]On birinci sözde geçen bu emirler şunlardır:[B] Ey gafil nefsim! Senin hayatının gayesini ve hayatının mahiyetini, hem hayatının suretini, hem hayatının sırr-ı hakikatini, hem hayatının kemâl-i saadetini bir derece anlamak istersen, bak. Senin hayatının gayelerinin icmâli dokuz emirdir. [/B][B]Birincisi[/B][B] şudur ki: Senin vücudunda konulan duygular terazileriyle, rahmet-i İlâhiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetleri tartmaktır ve küllî şükretmektir.[/B] İnsanın vücuduna sayısız duygular konulmuştur. Bu duyguların hepsi bir terazi gibi, Allah’ın rahmet ve ihsanı ile vermiş olduğu nimetleri tartıp buna karşı şükretmektir. Mesele göz bir terazidir. İnsan, görüntü alemindeki rahmet nimetlerini bu terazi ile tartar ve gözün vasıtası ile şükreder.[B] İkincisi[/B][B]: Senin fıtratında vaz edilen cihazatın anahtarlarıyla esmâ-i kudsiye-i İlâhiyenin gizli definelerini açmaktır, Zât-ı Akdesi o esmâ ile tanımaktır.[/B] İnsanın yaratılışına takılan maddi ve manevi her bir cihaz Allah’ın ulvi ve kudsi isimlerinin manalarına açılan bir penceredir. İnsan bu cihaz penceresi ile Allah’ın isimlerinin defineleri hükmünde olan manaları ve tecellileri anlar ve açar. Bu cihazlar sayesinde Allah’ı isimleri ile beraber tanır. Mesela akıl bir cihazdır. İnsan bu cihaz ile Allah’ın isimlerinin manasını çözümler ve anlar.[B] Üçüncüsü[/B][B]: Şu teşhirgâh-ı dünyada, mahlûkat nazarında, esmâ-i İlâhiyenin sana taktıkları garip san'atlarını ve lâtif cilvelerini bilerek hayatınla teşhir ve izhar etmektir.[/B] Şu içinde bulunduğumuz dünya Allah’ın her bir isminden hasıl olan ayrı ayrı sanatların sergilendiği bir sergi salonudur. İnsan ise bu sergi salonunun en donanımlı ve kuşatıcı seyircisidir. Her bir sanatı anlamak ve takdir etmek kabiliyeti insanda mevcuttur. İşte insan bu sergilenen sanatları bilip, hayatında da teşhir ve ilan edecek bir misafirdir. Mesela bu salonda Allah’ın Adl ismi kendisini sanatları ile sergiliyor. İnsan bu sergilenen adalet manasını burada okuyup, sonra hayatına tatbik ederek bu manayı ilan etmesi en önemli vazifesidir.[B] Dördüncüsü[/B][B]: Lisan-ı hal ve kalinle Hâlıkının dergâh-ı rububiyetine ubudiyetini ilân etmektir.[/B] İnsan hem hal dili ile hem de kal dili ile kulluğunu Yaratıcının Rububiyet dergahına ilan etmesi en büyük görevidir. Halimizdeki nihayetsiz kulluk dillerini okuyup, bunu normal konuşma dilimiz ile Allah’a arz etmemiz gerekir. Hal diline bir örnek, nihayetsiz acizliğimizi görüp aciz olmayan Allah’a istinat etmektir. Kal dili ise normal dua ve ibadetlerimizdir. [B] Beşincisi[/B][B]: Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları resmî vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifâtât-ı âsârını gösterdiği gibi, sen dahi esmâ-i İlâhiyenin cilvelerinin sana verdikleri letâif-i insaniye murassaâtıyla bilerek süslenip o Şâhid-i Ezelînin nazar-ı şuhud ve işhâdına görünmektir.[/B] Allah’ın isim ve sıfatlarını üzerimizde amel ve ahlak olarak göstermek demektir. Mesela hayatımızda adaletli olmamız Adl ismini gösterir, cömert olmamız Allah’ın Cevad ve Kerim isimlerini üzerimizde ilan etmektir. [B] Altıncısı[/B][B]: Zevilhayat olanların, tezahürât-ı hayatiye denilen, Hâlıklarına tahiyyatları; ve rumûzât-ı hayatiye denilen, Sânilerine tesbihatları; ve semerat ve gayât-ı hayatiye denilen, Vâhibül-Hayata arz-ı ubudiyetlerini bilerek müşahede etmek, tefekkürle görüp şehadetle göstermektir.[/B] İnsan şu kainatın halifesi ve kumandanı hükmünde olduğu için, bütün kainatın ve içindekilerin Allah’a yapmış oldukları tesbih ve tahiyyeleri iman ve tefekkür gözü ile görüp bunları Allah’a şahitlik makamında takdim etmektir. [B] Yedincisi[/B][B]: Senin hayatına verilen cüz'î ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük nümunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile, Hâlık-ı Zülcelâlin sıfât-ı mutlakasını ve şuûn-u mukaddesesini o ölçülerle bilmektir. Meselâ, sen cüz'î iktidarın ve cüz'î ilmin ve cüz'î iradenle bu haneyi muntazam yaptığından, şu kasr-ı âlemin senin hanenden büyüklüğü derecesinde şu âlemin ustasını o nisbette Kadîr, Alîm, Hakîm, Müdebbir bilmek lâzımdır.[/B] İnsan, bilinmeyeni bilinen ile kıyas yapmadan, bir şeyi idrak edemez. Bu yüzden Allah kendi isim ve sıfatlarını kıyaslaması ve idrak etmesi için insana bir takım vehmi ve farazi hatlar tayin etmiştir. Bu hatlar sayesinde insan Allah’ın mutlak ve sınırı olmayan isimlerini bilebilir ve bulabilir. Mesela insana vehmi ve farazi olarak cüzi bir kudret verilmiştir. İnsan bu cüzi kudretini Allah’ın sonsuz kudretine bir dürbün, bir mikyas yaparak, kıyasa gider ve bir derece o sonsuz kudret hakkında malumat sahibi olur. İnsan der; ben cüzi kudretim ile şu evi yaptım. Allah ise sonsuz kudreti ile bütün kainatı yaptı. Şayet bu cüzi kudret olmasa idi, insan hiçbir zaman Allah’ın sonsuz kudretini hissedip bilemeyecekti. Ama insandaki bu cüzi kudret ve buna benzer bir takım farazi hatlar hakiki anlamda insanın değildir. İnsan bu cüzi sahibiyet ve malikiyet duygularını sadece kavramak ve kıyaslamak için kullanabilir. Şaşırıp da, gerçek sahibim derse şirk derelerine yuvarlanır. [B]Sekizincisi[/B][B]: Şu âlemdeki mevcudatın herbiri kendine mahsus bir dille Hâlıkının vahdâniyetine ve Sâniinin rububiyetine dair mânevî sözlerini fehmetmektir.[/B] Kainatta yüz binlerce tür ve nev vardır. Her bir tür ve nevin de kendine özel bir ibadet dili vardır. İnsan da şu kainatın halifesi olması hasebi ile bütün bu türlerin ibadet dilini okuması ve anlamaya çalışması bir vazifesidir.[B] Dokuzuncusu[/B][B]: Acz ve zaafın, fakr ve ihtiyacın ölçüsüyle kudret-i İlâhiye ve gınâ-yı Rabbâniyenin derecât-ı tecelliyâtını anlamaktır. Nasıl ki açlığın dereceleri nisbetinde ve ihtiyacın envâı miktarınca taamın lezzeti ve derecatı ve çeşitleri anlaşılır. Onun gibi, sen de nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gınâ-yı İlâhiyenin derecatını fehmetmelisin. ( On Birinci Söz)[/B] İnsan nihayetsiz acizlik ve zayıflık ile donatılmıştır. Bu acizlik ve zayıflık damarı ile aciz ve zayıf olmayan Allah’ı bilip bulması gerekir. Nihayetsiz kusurlu olması, kusursuz olan Allah’ı bilebilmesi içindir. İnsan bu zıt vasıflarla Allah’ın kemal sıfatlarına intikal etmesi en güzel bir marifet yoludur. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
11.söz_İmanDersi_
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst