Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
11.Söz'den Dersler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Sergerdan" data-source="post: 63525" data-attributes="member: 2492"><p><span style="color: #0027ff">Bediüzzaman Hazretleri’nin Sözler isimli eserinden On Birinci Söz’deki “Hayatın Gayeleri” bölümünü okurken, Altıncı ve Sekizinci maddelerde geçen; insanın canlı varlıkların tahiyyelerini, tesbihatlarını ve arz-ı ubudiyetlerini tefekkürle görüp şehadetle göstermesi ve şu âlemdeki mevcudatın her birinin kendine mahsus bir dil ile Allah birliğine ve rububiyetine dair manevi sözlerini anlaması meselesi üzerinde müzakere sırasında; 1980’li yılların başında Kayseri- Bünyan’ın bir kasabasında ziyaret ettiğimiz mübarek bir zatın anlattıkları aklıma geldi. O şöyle demişti: </span> </p><p></p><p></p><p>“Benim bir zâta intisabım vardı. O bir mürşiddi. Vefat edince onun yerine geçen kişiyi rüyamda pek iyi görmüyordum. Ama rüya ile amel câiz olmadığı için irtibatım devam ediyordu. Nihayet gündüz gözümle de onun yanlış işlerine şahit oldum. Bunun üzerine ondan tamamen koptum. Artık zikir ve evradlarımı kendi kendime yapıyordum. Bir gün hayvan pazarından geçerken buraların yabancısı olduğu anlaşılan birisiyle karşılaştım. Üzerinde bir güzel hal ve derinlik vardı. Selam verip kendisiyle tanıştıktan sonra akşama evime davet ettim. Akşam yemekten ve hoş beşten sonra misafirim bana, bir yere intisabım olup olmadığını sordu. Olmadığını söyleyince Erzurum’daki Alvarlı Efe Hazretleri’nden bahsetti. Ben hiçbir şey söylemedim. O gece istihareye yattım. Netice güzel çıktı. Ona intisaptan sonra kendimde müthiş bir gelişme hissetmeye başladım. Tarlada çift sürerken bile kendimi bazen mürşidimin huzurunda görüyor, bazen da onu yanımda buluyordum. Zamanla öyle oldu ki, sadece çiçeklerin değil, taşın toprağın da zikir ve tesbihlerini işitmeye başladım. Sonra da bu durumu kaldıramayacağımı düşünüp Cenab-ı Hak’tan bu hâli üzerimden alması için dua ettim. Duam kabul oldu.”</p><p></p><p><span style="color: #ff0900">Yunus Emre’nin çimenlere basamadığını ve çiçekleri koparamadığını; çünkü zikir ve tesbihlerini işittiğini biliyoruz.</span></p><p></p><p></p><p>Efendimiz (sas) mucizelerinden olarak şunlar rivayet edilmektedir:</p><p></p><p></p><p><span style="color: #ff27ff">İbn-i Mes’ud diyor ki: “Biz, Resûl-i Ekrem Aleyhisselam’ın yanında taam yerken, taamın tesbihlerini işitiyorduk.” (Buhari, Menâkıb, 25)</span></p><p></p><p></p><p><span style="color: #ff3aff">Enes bin Mâlik diyor ki: “Resûl-i Ekrem Aleyhisselam’ın yanında idik. Avucuna küçük taşları aldı; mübarek elinde tesbih etmeye başladılar. Sonra Ebu Bekir’is-Sıddık’ın eline koydu, yine tesbih ettiler.” Ebu Zerr-i Gıfarî rivayetinde ise ifade şöyledir: “Hz. Ebu Bekir’den sonra Hz. Ömer’in eline koydu; yine tesbih ettiler. Sonra aldı yere koydu, sustular. Sonra yine aldı, Hz. Osman’ın eline koydu, yine tesbihe başladılar.” Hz. Enes ve Ebu Zerr bundan sonra diyorlar ki: “Ellerimize koydu, sustular.” (Mecmeu’z- Zevâid, 5/179)</span></p><p></p><p></p><p><span style="color: #ff0000">Zaten Kur’an-ı Kerim’de “Yedi kat gök, dünya ve onların içinde olan herkes Allah’ı takdis ve tenzih eder. Hatta hiçbir şey yoktur ki, Ona hamd ile tenzih (tesbih) etmesin. Ne var ki, siz onların bu tesbih ve takdislerini iyi anlayamazsınız. Bunca azametiyle beraber, kullarının gaflet ve cürümlerine karşı, O, Halim’dir. Gafur’dur; pek sabırlı, müsamahalı ve bağışlayıcıdır.” (İsra Sûresi, 17/44) buyrulmaktadır.</span></p><p></p><p></p><p>Efendimiz (sas) Mirac’da işte mahlukatın bu tahiyyelerini, zikir ve tesbihlerini bütün mahlukat namına Cenab-ı Hakk’a takdim etmiştir. </p><p></p><p>Abdullah Aymaz</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sergerdan, post: 63525, member: 2492"] [color=#0027ff]Bediüzzaman Hazretleri’nin Sözler isimli eserinden On Birinci Söz’deki “Hayatın Gayeleri” bölümünü okurken, Altıncı ve Sekizinci maddelerde geçen; insanın canlı varlıkların tahiyyelerini, tesbihatlarını ve arz-ı ubudiyetlerini tefekkürle görüp şehadetle göstermesi ve şu âlemdeki mevcudatın her birinin kendine mahsus bir dil ile Allah birliğine ve rububiyetine dair manevi sözlerini anlaması meselesi üzerinde müzakere sırasında; 1980’li yılların başında Kayseri- Bünyan’ın bir kasabasında ziyaret ettiğimiz mübarek bir zatın anlattıkları aklıma geldi. O şöyle demişti: [/color] “Benim bir zâta intisabım vardı. O bir mürşiddi. Vefat edince onun yerine geçen kişiyi rüyamda pek iyi görmüyordum. Ama rüya ile amel câiz olmadığı için irtibatım devam ediyordu. Nihayet gündüz gözümle de onun yanlış işlerine şahit oldum. Bunun üzerine ondan tamamen koptum. Artık zikir ve evradlarımı kendi kendime yapıyordum. Bir gün hayvan pazarından geçerken buraların yabancısı olduğu anlaşılan birisiyle karşılaştım. Üzerinde bir güzel hal ve derinlik vardı. Selam verip kendisiyle tanıştıktan sonra akşama evime davet ettim. Akşam yemekten ve hoş beşten sonra misafirim bana, bir yere intisabım olup olmadığını sordu. Olmadığını söyleyince Erzurum’daki Alvarlı Efe Hazretleri’nden bahsetti. Ben hiçbir şey söylemedim. O gece istihareye yattım. Netice güzel çıktı. Ona intisaptan sonra kendimde müthiş bir gelişme hissetmeye başladım. Tarlada çift sürerken bile kendimi bazen mürşidimin huzurunda görüyor, bazen da onu yanımda buluyordum. Zamanla öyle oldu ki, sadece çiçeklerin değil, taşın toprağın da zikir ve tesbihlerini işitmeye başladım. Sonra da bu durumu kaldıramayacağımı düşünüp Cenab-ı Hak’tan bu hâli üzerimden alması için dua ettim. Duam kabul oldu.” [color=#ff0900]Yunus Emre’nin çimenlere basamadığını ve çiçekleri koparamadığını; çünkü zikir ve tesbihlerini işittiğini biliyoruz.[/color] Efendimiz (sas) mucizelerinden olarak şunlar rivayet edilmektedir: [color=#ff27ff]İbn-i Mes’ud diyor ki: “Biz, Resûl-i Ekrem Aleyhisselam’ın yanında taam yerken, taamın tesbihlerini işitiyorduk.” (Buhari, Menâkıb, 25)[/color] [color=#ff3aff]Enes bin Mâlik diyor ki: “Resûl-i Ekrem Aleyhisselam’ın yanında idik. Avucuna küçük taşları aldı; mübarek elinde tesbih etmeye başladılar. Sonra Ebu Bekir’is-Sıddık’ın eline koydu, yine tesbih ettiler.” Ebu Zerr-i Gıfarî rivayetinde ise ifade şöyledir: “Hz. Ebu Bekir’den sonra Hz. Ömer’in eline koydu; yine tesbih ettiler. Sonra aldı yere koydu, sustular. Sonra yine aldı, Hz. Osman’ın eline koydu, yine tesbihe başladılar.” Hz. Enes ve Ebu Zerr bundan sonra diyorlar ki: “Ellerimize koydu, sustular.” (Mecmeu’z- Zevâid, 5/179)[/color] [color=#ff0000]Zaten Kur’an-ı Kerim’de “Yedi kat gök, dünya ve onların içinde olan herkes Allah’ı takdis ve tenzih eder. Hatta hiçbir şey yoktur ki, Ona hamd ile tenzih (tesbih) etmesin. Ne var ki, siz onların bu tesbih ve takdislerini iyi anlayamazsınız. Bunca azametiyle beraber, kullarının gaflet ve cürümlerine karşı, O, Halim’dir. Gafur’dur; pek sabırlı, müsamahalı ve bağışlayıcıdır.” (İsra Sûresi, 17/44) buyrulmaktadır.[/color] Efendimiz (sas) Mirac’da işte mahlukatın bu tahiyyelerini, zikir ve tesbihlerini bütün mahlukat namına Cenab-ı Hakk’a takdim etmiştir. Abdullah Aymaz [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
11.Söz'den Dersler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst