Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
1971 FİTNESİNİN MAHİYETİ(Meyve Risalesi)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Tevhid_Nur" data-source="post: 106011"><p><strong>Onun bu hâlis ve müessir mücâdelesine karşı ilmen mağlûb olan o gizli ecnebî komite, yine <span style="color: blue">Üstâd Bedîüzzamân</span> (ra)’ın ifâdesiyle o zât-ı mücâhidin imhâsına karar vermiş ve, <span style="color: red">“Bu zât hayâtta kaldığı müddetçe biz muvaffak olamayız”</span> diyerek çok sû-i kasdlarda bulunmuştur. Hattâ, Üstâd Bedîüzzamân (ra) Hazretleri, ma’rûz kaldığı bütün sürgün, hapis ve işkencelerin arkasında o gizli ecnebî komitenin bulunduğunu söylemektedir. Hem kendisinin 19 defa zehirlenmesinin arkasında da yine o komitenin bulunduğunu ifâde etmiştir. Fakat, hıfz-ı İlâhî ve inâyet-i Rabbâniyye ile o zât, mücâhede-yi ilmiyyesini hayâtı boyunca bihakkın îfâ etmiş ve talebelerini de o ecnebî zındık komiteye karşı devâmlı îkáz edip müteyakkız bulunmalarını emretmiştir.</strong></p><p></p><p><strong><span style="color: red">İHTÂR:</span> Yanlış anlaşılmasın! <span style="color: red">O gizli ecnebî komite, komünistler değildir</span>. Belki komünistlik, sosyalistlik, demokrasi, kadın ve işçi hakkını savunanlar gibi bütün şer güçleri tahrîk eden gizli bir ecnebî komitedir.</strong></p><p> </p><p><strong>Fakat maalesef, o zâtın vefâtından sonra, husûsan Amerika, Almanya, İngiltere ve İtalya’daki müsteşrikler, <span style="color: blue">Risâle-i Nûr</span> eserlerini ele alıp içerisindeki cümleleri <span style="color: red">maksadından kaydırarak ma’nâsını tahrîf etmeye başladılar</span>. Ba’zı mücmel cümlelere yanlış ma’nâ vererek bunu kendilerine malzeme yapıp neşrettiler. Hattâ, o hâle getirdiler ki, siyâsî bir adam hakkında yazılmış bir mektûb bile uydurup, gûyâ Üstâd Bedîüzzamân o mektûbu yazmış gibi gösterdiler ve nice insânları o siyâsînin peşinden senelerce sürüklediler.</strong></p><p></p><p><strong>O gizli ecnebî komite bu bâtıl te’vîlâtı, sâdece <span style="color: red">Risâle-i Nûr’da</span> yapmakla kalmadılar. <span style="color: red">Tarîkatlarda</span> dahi aynı oyunu oynadılar. Hattâ, para ile ba’zı adamları tutarak ba’zı sahte şeyhlerin kerâmetlerini anlattırmak sûretiyle onlara revâc verdiler ve ba’zı tarîkatların başına geçirdiler. </strong></p><p> </p><p><strong>Hem içinde bulunduğumuz şu günlerde de <span style="color: red">Suudî Arabistan</span>, <span style="color: red">Pakistan, Mısır ve Kuveyt’teki</span> ilâhiyat fakültelerinde eski tedrîsât usûlünü kaldırıp yeni bir düzenlemeye gittiler.</strong></p><p></p><p><strong>Hattâ, o gizli ecnebî komite, şu günlerde kendilerince mukaddes kabûl ettikleri muharref yeni bir kitâb yazdılar ve onu bütün dünyâda ders vermeye teşebbüs ettiler. </strong></p><p> </p><p><strong>İşte, mevzu’muzu teşkîl eden <span style="color: red">Felak Sûresinin</span> bu âyetinin işâretinde Üstâd Bedîüzzamân (ra) Hazretleri; <span style="color: blue">“Eğer 1951’de tohumları atılan ve 1971’de mahsûl vermeye başlayacak olan ve Âlem-i İslâm’daki Kur’ân güneşini perdeleyip hidâyet gündüzünü geceye çevirecek olan <span style="color: red">Kur’ân, Hadîs, Risâle-i Nûr ve tasavvuf</span> kitâblarının ba’zı ifâde ve cümlelerini tahrîf, tebdîl ve tağyîr etme fitnesinin önü alınıp bu ifsâdât temizlenmezse, tokadı dehşetli olacak”</span> demektedir.</strong></p><p></p><p><strong><span style="color: red">Peki o dehşetli tokat nedir?</span></strong></p><p><strong>O tokat, Âlem-i İslâm’ın Kur’ân’ın caddesinden uzaklaşıp <span style="color: red">bid’at</span> ve <span style="color: red">dalâlet yollarına</span> sülûk etmesi, bâtıl i’tikádlar ile<span style="color: red"> irtidâda düşmesi</span> sebebiyle âhirette Cehennem azâbına müstehak olması; dünyâda da Müslümanların izzet ve şereflerinin mahvolmasıdır. Bu noktadan dolayı Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri, <span style="color: red">Felak Sûresi’</span>nin bu işâretiyle Kur’ân nâmına ümmeti meâlen şöyle îkáz ve inzâr etmektedir:</strong></p><p></p><p><strong>“Ey Müslümanlar! Şu ecnebî komite, 1951’de hakíkí İslâmiyyetle alâkası olmayan ve hurâfe-âlûd bir dinin tohumlarını atmaya başladılar ve bu tohumlar 1971’de mahsûl vermeye başlayacaktır. Eğer bu tohumlar ıslâh olmazsa, tokadı şiddetli olup Âlem-i İslâm’da büyük irtidâdlar vukú’ bulacaktır. Büyük kitleler, izzet ve şerefimizin kaynağı olan <span style="color: red">İslâmiyyeti terk edecek; ya dinsizlik ve zındıkaya düşecek veyâhut Hıristiyan dinine girecektir</span>. Böyle ma’nevî gadab tokatları yiyeceğiniz gibi; bu hal maddî felâket ve helâketlere, zillet ve sefâletinize ve küffârın Âlem-i İslâm’ı işgál edip esâret altına girmenize de sebeb olacaktır. Kısaca, din ve dünyânız berâberce mahvolacaktır.”</strong></p><p></p><p><strong>Evet, 1951’de atılan o tohumlar ıslâh olmadı. 1971’de mahsûl vererek o gizli cem’ıyyetin tedbîriyle bir misyoner hey’eti, başta Türkiye olmak üzere İslâm devletlerine gelerek bilfiil bir kısım tarîkatlara, medreselere, <span style="color: red">Risâle-i Nûr</span> okuyucularına,<span style="color: red"> Diyanet Riyâsetinin</span> bir kısım hocalarına ve bir kısım İlâhiyatçılara yanaşmışlar ve onlara ba’zı vaadlerde bulunarak İslâm dinini tebdîl ve tağyîr etmek husûsunda aldatmışlardır.<span style="color: blue"> Böylece bir kısım Müslümanlar, ma’nevî bir gece içinde bırakılıp <span style="color: red">irtidâda </span>sevk edilmişlerdir.</span></strong></p><p></p><p><strong>O gizli ecnebî komitenin bu planlarıyla Müslümanlara, pek çok kanaldan pek çok telkínâtta bulunulmaktadır. Ezcümle,<span style="color: blue"> “Evvelki âlimler dini anlamamışlar, biz de onlar gibi ictihâd edebiliriz; şu zamânda maddî cihâd yoktur, hoşgörü ve diyâlog vardır; Yahûdî ve Hıristiyanlar da ehl-i Cennet’tir veyâ haşr-i cismânî yoktur, haşir rûhen olacaktır”</span> gibi bâtıl propagandalarla efkâr-ı ümmet idlâl edilmektedir. Bu propagandalar ve telkinlerle Âlem-i İslâm’da binlerce saf ve câhil Müslüman Hıristiyan olmuş, hattâ sâdece <span style="color: red">Kazakistan’da<span style="color: blue"> beş yüz bin</span> Müslüman, Hıristiyanlığa geçmek sûretiyle <span style="color: blue">mürted</span> olmuştur</span>. Türkiye’de ve sâir İslâm beldelerinde de bu gibi hâdiseler çokça duyulmaktadır. Târihte, İslâmı hakkıyla bilen kimselerden --nâdirât hâric-- Hıristiyanlığa veyâ başka dinlere geçen olmamıştır. Fakat, câhil ve saf, sâdece adı Müslüman olan kişiler elbette bu propagandalara aldanmaktadır. Çünkü, yüz seneden beri dinî esâslara dayalı devlet olmadığı için, din anlatılmamaktadır.</strong></p><p></p><p><strong>Müslümanlardan bir kısmı da Hıristiyan olmasa da, <span style="color: blue">“Yahûdî ve Hıristiyanların ehl-i Cennet olduğuna inanmak, onların küfürlerine karşı hoşgörülü olmak veyâ haşr-i cismanîyi inkâr etmek ve ahkâm-ı diniyyeye taraftâr olmamak”</span> <span style="color: red">gibi i’tikádlara sâhib olmakla<span style="color: blue"> küfür</span> ve<span style="color: blue"> dalâlet</span> yollarına düşmektedirler.</span></strong></p><p></p><p><strong>İşte, <span style="color: red">Üstâd Bedîüzzamân</span> (ra)’ın Meyve Risâlesi’nde bahsettiği tokat, bu ma’nevî tokattır. Yâni, Müslümanların kitleler hâlinde irtidâd etmeleri ve hak olan dinlerini terk etmeleridir. Bu ma’nevî tokatlar ise, maddî tokatları ve felâketleri celb etmektedir. Âlem-i İslâm’ın şu anki vaz’ıyyet-i perîşânesi ve esâreti ve başına gelen semâvî ve Arzî musîbetler bu gerçeği isbât etmektedir.</strong></p><p></p><p><strong>Ne kadar acîb ve ne kadar elîmdir ki, şu fesâd tohumlarının mahsûl verdiği vahîm netîcelerden biri olarak, bin sene Âlem-i İslâm’a bayraktârlık yapan ve Yahûdî ve Hıristiyanlara karşı husûsan Haçlı seferlerinde İslâm’ı ve Müslümanları muhâfaza edip kendi milliyetini İslâmiyyet milliyeti içinde eriterek <span style="color: red">“dâhilde Müslümanlara karşı zelîl ve hâricde küffâra karşı azîz ve şiddetli”</span> olan şu vatan evlâtlarından nice kimseler, şimdi Müslümanlara karşı sert ve haşin; Yahûdî ve Hıristiyanlara karşı ise yumuşak ve hoşgörülü olmuş ve onların bid’at ve dalâlet fikirlerine kapılıp ecdâdının tâbi’ olduğu selef-i sâlihînin ve umûm ümmetin cadde-i kübrâsından ayrılıp bâtıl yollara sülûk etmiştir. Ecdâdımızın hâliyle şimdiki hâlimiz mukáyese edilirse, şu ecnebî komitenin içimize attığı fesâd tohumlarının ne gibi vahîm netîceler mahsûl verdiği ve nasıl tokatlar yediğimiz âşikâre görülecektir.</strong></p><p><strong><span style="color: red">Üstâd Bedîüzzamân</span> (ra) Hazretleri bu konu hakkında bir eserinde şöyle buyurmaktadır.</strong></p><p></p><p><strong>“İşte, ey ehl-i Kurân olan şu vatanın evlâtları! Altı yüz sene değil, belki Abbâsîler zamânından beri, bin senedir Kur’ân-ı Hakîm’in bayraktârı olarak bütün cihâna karşı meydan okuyup Kurânı i’lân etmişsiniz. Milliyetinizi Kurâna ve İslâmiyyete kale yaptınız. Bütün dünyâyı susturdunuz, müthiş tehâcümâtı defettiniz.</strong></p><p></p><p><strong>Tâ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ âyetine güzel bir mâsadak oldunuz. Şimdi Avrupanın ve frenk-meşrep münâfıkların desiselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitâba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız.”</strong></p><p></p><p><strong>Âyetin evvelindeki hitâbdan murâd ise, مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ , </strong></p><p><strong>yâni “Sizden kim dininden dönüp irtidâd ederse” hitâbıdır. </strong></p><p></p><p><strong>Âyetin tamamı şöyledir:</strong></p><p><strong>يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ</strong></p><p><strong><span style="color: red">Meâli:</span> “Ey îmân edenler! Sizden kim dininden dönerse, (onun dinden dönmesi sizi mahzûn etmesin. Zîrâ) Allâhu Teâlâ onların yerine bir başka kavmi getirir ki; o kavme Allâhu Teâlâ muhabbet eder ve o kavim de isti’dâdı miktarınca Allah’a muhabbet ederler. Ve o kavim mü’minler üzerine mütevazı’ ve şefkat sâhibi ve kâfirlere karşı sert ve şiddet sâhibi olurlar. Allâhu Teâlâ’nın irtidâd eden kavmin yerine getirdiği o kavim, i’lâ-yi kelimetulllah için Allah yolunda mücâhede ederler ve levm edenlerin levm ve itâbından korkmazlar. İşte onlar için bu evsâfı hâiz olmak Allâhu Teâlâ’nın lütuf ve ihsânıdır. Ve Allah bunu dilediği kullarına verir. Allah’ın ihsânı geniştir ve O her şeyi bilendir.”</strong></p><p></p><p>İşte burada Müellif (ra), yukarıda beyân edildiği üzere</p><p></p><p><strong>فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِYâni, “İrtidâd eden o kavmin arkasından Allâhu Teâlâ öyle bir kavim getirir ki, onlar mü’minlere karşı mütevazı’, kâfirlere karşı ise şiddetlidir ve Allah yolunda cihâd ederler” âyetine mâsadak olmakla, Kur’ân’ın medhine mazhar olan şu vatan evlâdlarını; şimdi Avrupanın ve frenk-meşrep münâfıkların desîselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitâba, yâni مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ ‘Sizden kim dininden irtidâd ederse, yâni mü’minlere karşı sert, kâfirlere karşı da hoşgörülü olmakla ve maddî cihâdı inkâr etmekle ve ecnebîlerin te’sîri altında kalarak bâtıl i’tikádlarla dinden irtidâd ederse’ hitâbına mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız” diyerek bu âyetin tehdîdiyle îkáz etmekte ve bununla, yukarıda beyân edilen 1971 Hâdisesinin netîcesi olan irtidâddan tahzîr etmektedir.</strong></p><p></p><p><strong>Evet, bu âyetin evveli, Kur’ân’a hizmeti sebkat eden bir kavmin irtidâdını haber vermektedir ki, bunda umûm Âlem-i İslâm’a bir tehdîd vardır. Zîrâ, bu âyetin evvelinin ebcedî değeri <span style="color: blue"><span style="color: red">2004’tür</span> ki, Mîlâdî olarak 2004 yılına bir işârettir</span>. 1951’de tohumları atılan ve 1971 yılında mahsûl vermeye başlayan fitne ve fesâdın <span style="color: red">2004 yılında bütün Âlem-i İslâm’da <span style="color: blue">büyük irtidâdlara</span> sebebiyyet vereceğini haber vermektedir.</span> Bu âyet-i kerîmenin tafsîlâtlı bir sûrette îzâhı, “Rahle Yayınevi” tarafından neşredilen ve Mâide Sûresi’nin 51-56. âyetlerinin îzâh edildiği “Rumûzü’l-Kur’ân” adlı eserde mevcûdtur. O esere mürâcaât olunsun.</strong></p><p></p><p><em><strong>Kaynak:Rahle Yayınları; Reddu’l-evham-1</strong></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Tevhid_Nur, post: 106011"] [B]Onun bu hâlis ve müessir mücâdelesine karşı ilmen mağlûb olan o gizli ecnebî komite, yine [COLOR=blue]Üstâd Bedîüzzamân[/COLOR] (ra)’ın ifâdesiyle o zât-ı mücâhidin imhâsına karar vermiş ve, [COLOR=red]“Bu zât hayâtta kaldığı müddetçe biz muvaffak olamayız”[/COLOR] diyerek çok sû-i kasdlarda bulunmuştur. Hattâ, Üstâd Bedîüzzamân (ra) Hazretleri, ma’rûz kaldığı bütün sürgün, hapis ve işkencelerin arkasında o gizli ecnebî komitenin bulunduğunu söylemektedir. Hem kendisinin 19 defa zehirlenmesinin arkasında da yine o komitenin bulunduğunu ifâde etmiştir. Fakat, hıfz-ı İlâhî ve inâyet-i Rabbâniyye ile o zât, mücâhede-yi ilmiyyesini hayâtı boyunca bihakkın îfâ etmiş ve talebelerini de o ecnebî zındık komiteye karşı devâmlı îkáz edip müteyakkız bulunmalarını emretmiştir.[/B] [B][COLOR=red]İHTÂR:[/COLOR] Yanlış anlaşılmasın! [COLOR=red]O gizli ecnebî komite, komünistler değildir[/COLOR]. Belki komünistlik, sosyalistlik, demokrasi, kadın ve işçi hakkını savunanlar gibi bütün şer güçleri tahrîk eden gizli bir ecnebî komitedir.[/B] [B]Fakat maalesef, o zâtın vefâtından sonra, husûsan Amerika, Almanya, İngiltere ve İtalya’daki müsteşrikler, [COLOR=blue]Risâle-i Nûr[/COLOR] eserlerini ele alıp içerisindeki cümleleri [COLOR=red]maksadından kaydırarak ma’nâsını tahrîf etmeye başladılar[/COLOR]. Ba’zı mücmel cümlelere yanlış ma’nâ vererek bunu kendilerine malzeme yapıp neşrettiler. Hattâ, o hâle getirdiler ki, siyâsî bir adam hakkında yazılmış bir mektûb bile uydurup, gûyâ Üstâd Bedîüzzamân o mektûbu yazmış gibi gösterdiler ve nice insânları o siyâsînin peşinden senelerce sürüklediler.[/B] [B]O gizli ecnebî komite bu bâtıl te’vîlâtı, sâdece [COLOR=red]Risâle-i Nûr’da[/COLOR] yapmakla kalmadılar. [COLOR=red]Tarîkatlarda[/COLOR] dahi aynı oyunu oynadılar. Hattâ, para ile ba’zı adamları tutarak ba’zı sahte şeyhlerin kerâmetlerini anlattırmak sûretiyle onlara revâc verdiler ve ba’zı tarîkatların başına geçirdiler. [/B] [B]Hem içinde bulunduğumuz şu günlerde de [COLOR=red]Suudî Arabistan[/COLOR], [COLOR=red]Pakistan, Mısır ve Kuveyt’teki[/COLOR] ilâhiyat fakültelerinde eski tedrîsât usûlünü kaldırıp yeni bir düzenlemeye gittiler.[/B] [B]Hattâ, o gizli ecnebî komite, şu günlerde kendilerince mukaddes kabûl ettikleri muharref yeni bir kitâb yazdılar ve onu bütün dünyâda ders vermeye teşebbüs ettiler. [/B] [B]İşte, mevzu’muzu teşkîl eden [COLOR=red]Felak Sûresinin[/COLOR] bu âyetinin işâretinde Üstâd Bedîüzzamân (ra) Hazretleri; [COLOR=blue]“Eğer 1951’de tohumları atılan ve 1971’de mahsûl vermeye başlayacak olan ve Âlem-i İslâm’daki Kur’ân güneşini perdeleyip hidâyet gündüzünü geceye çevirecek olan [COLOR=red]Kur’ân, Hadîs, Risâle-i Nûr ve tasavvuf[/COLOR] kitâblarının ba’zı ifâde ve cümlelerini tahrîf, tebdîl ve tağyîr etme fitnesinin önü alınıp bu ifsâdât temizlenmezse, tokadı dehşetli olacak”[/COLOR] demektedir.[/B] [B][COLOR=red]Peki o dehşetli tokat nedir?[/COLOR][/B] [B]O tokat, Âlem-i İslâm’ın Kur’ân’ın caddesinden uzaklaşıp [COLOR=red]bid’at[/COLOR] ve [COLOR=red]dalâlet yollarına[/COLOR] sülûk etmesi, bâtıl i’tikádlar ile[COLOR=red] irtidâda düşmesi[/COLOR] sebebiyle âhirette Cehennem azâbına müstehak olması; dünyâda da Müslümanların izzet ve şereflerinin mahvolmasıdır. Bu noktadan dolayı Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri, [COLOR=red]Felak Sûresi’[/COLOR]nin bu işâretiyle Kur’ân nâmına ümmeti meâlen şöyle îkáz ve inzâr etmektedir:[/B] [B]“Ey Müslümanlar! Şu ecnebî komite, 1951’de hakíkí İslâmiyyetle alâkası olmayan ve hurâfe-âlûd bir dinin tohumlarını atmaya başladılar ve bu tohumlar 1971’de mahsûl vermeye başlayacaktır. Eğer bu tohumlar ıslâh olmazsa, tokadı şiddetli olup Âlem-i İslâm’da büyük irtidâdlar vukú’ bulacaktır. Büyük kitleler, izzet ve şerefimizin kaynağı olan [COLOR=red]İslâmiyyeti terk edecek; ya dinsizlik ve zındıkaya düşecek veyâhut Hıristiyan dinine girecektir[/COLOR]. Böyle ma’nevî gadab tokatları yiyeceğiniz gibi; bu hal maddî felâket ve helâketlere, zillet ve sefâletinize ve küffârın Âlem-i İslâm’ı işgál edip esâret altına girmenize de sebeb olacaktır. Kısaca, din ve dünyânız berâberce mahvolacaktır.”[/B] [B]Evet, 1951’de atılan o tohumlar ıslâh olmadı. 1971’de mahsûl vererek o gizli cem’ıyyetin tedbîriyle bir misyoner hey’eti, başta Türkiye olmak üzere İslâm devletlerine gelerek bilfiil bir kısım tarîkatlara, medreselere, [COLOR=red]Risâle-i Nûr[/COLOR] okuyucularına,[COLOR=red] Diyanet Riyâsetinin[/COLOR] bir kısım hocalarına ve bir kısım İlâhiyatçılara yanaşmışlar ve onlara ba’zı vaadlerde bulunarak İslâm dinini tebdîl ve tağyîr etmek husûsunda aldatmışlardır.[COLOR=blue] Böylece bir kısım Müslümanlar, ma’nevî bir gece içinde bırakılıp [COLOR=red]irtidâda [/COLOR]sevk edilmişlerdir.[/COLOR][/B] [B]O gizli ecnebî komitenin bu planlarıyla Müslümanlara, pek çok kanaldan pek çok telkínâtta bulunulmaktadır. Ezcümle,[COLOR=blue] “Evvelki âlimler dini anlamamışlar, biz de onlar gibi ictihâd edebiliriz; şu zamânda maddî cihâd yoktur, hoşgörü ve diyâlog vardır; Yahûdî ve Hıristiyanlar da ehl-i Cennet’tir veyâ haşr-i cismânî yoktur, haşir rûhen olacaktır”[/COLOR] gibi bâtıl propagandalarla efkâr-ı ümmet idlâl edilmektedir. Bu propagandalar ve telkinlerle Âlem-i İslâm’da binlerce saf ve câhil Müslüman Hıristiyan olmuş, hattâ sâdece [COLOR=red]Kazakistan’da[COLOR=blue] beş yüz bin[/COLOR] Müslüman, Hıristiyanlığa geçmek sûretiyle [COLOR=blue]mürted[/COLOR] olmuştur[/COLOR]. Türkiye’de ve sâir İslâm beldelerinde de bu gibi hâdiseler çokça duyulmaktadır. Târihte, İslâmı hakkıyla bilen kimselerden --nâdirât hâric-- Hıristiyanlığa veyâ başka dinlere geçen olmamıştır. Fakat, câhil ve saf, sâdece adı Müslüman olan kişiler elbette bu propagandalara aldanmaktadır. Çünkü, yüz seneden beri dinî esâslara dayalı devlet olmadığı için, din anlatılmamaktadır.[/B] [B]Müslümanlardan bir kısmı da Hıristiyan olmasa da, [COLOR=blue]“Yahûdî ve Hıristiyanların ehl-i Cennet olduğuna inanmak, onların küfürlerine karşı hoşgörülü olmak veyâ haşr-i cismanîyi inkâr etmek ve ahkâm-ı diniyyeye taraftâr olmamak”[/COLOR] [COLOR=red]gibi i’tikádlara sâhib olmakla[COLOR=blue] küfür[/COLOR] ve[COLOR=blue] dalâlet[/COLOR] yollarına düşmektedirler.[/COLOR][/B] [B]İşte, [COLOR=red]Üstâd Bedîüzzamân[/COLOR] (ra)’ın Meyve Risâlesi’nde bahsettiği tokat, bu ma’nevî tokattır. Yâni, Müslümanların kitleler hâlinde irtidâd etmeleri ve hak olan dinlerini terk etmeleridir. Bu ma’nevî tokatlar ise, maddî tokatları ve felâketleri celb etmektedir. Âlem-i İslâm’ın şu anki vaz’ıyyet-i perîşânesi ve esâreti ve başına gelen semâvî ve Arzî musîbetler bu gerçeği isbât etmektedir.[/B] [B]Ne kadar acîb ve ne kadar elîmdir ki, şu fesâd tohumlarının mahsûl verdiği vahîm netîcelerden biri olarak, bin sene Âlem-i İslâm’a bayraktârlık yapan ve Yahûdî ve Hıristiyanlara karşı husûsan Haçlı seferlerinde İslâm’ı ve Müslümanları muhâfaza edip kendi milliyetini İslâmiyyet milliyeti içinde eriterek [COLOR=red]“dâhilde Müslümanlara karşı zelîl ve hâricde küffâra karşı azîz ve şiddetli”[/COLOR] olan şu vatan evlâtlarından nice kimseler, şimdi Müslümanlara karşı sert ve haşin; Yahûdî ve Hıristiyanlara karşı ise yumuşak ve hoşgörülü olmuş ve onların bid’at ve dalâlet fikirlerine kapılıp ecdâdının tâbi’ olduğu selef-i sâlihînin ve umûm ümmetin cadde-i kübrâsından ayrılıp bâtıl yollara sülûk etmiştir. Ecdâdımızın hâliyle şimdiki hâlimiz mukáyese edilirse, şu ecnebî komitenin içimize attığı fesâd tohumlarının ne gibi vahîm netîceler mahsûl verdiği ve nasıl tokatlar yediğimiz âşikâre görülecektir.[/B] [B][COLOR=red]Üstâd Bedîüzzamân[/COLOR] (ra) Hazretleri bu konu hakkında bir eserinde şöyle buyurmaktadır.[/B] [B]“İşte, ey ehl-i Kurân olan şu vatanın evlâtları! Altı yüz sene değil, belki Abbâsîler zamânından beri, bin senedir Kur’ân-ı Hakîm’in bayraktârı olarak bütün cihâna karşı meydan okuyup Kurânı i’lân etmişsiniz. Milliyetinizi Kurâna ve İslâmiyyete kale yaptınız. Bütün dünyâyı susturdunuz, müthiş tehâcümâtı defettiniz.[/B] [B]Tâ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ âyetine güzel bir mâsadak oldunuz. Şimdi Avrupanın ve frenk-meşrep münâfıkların desiselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitâba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız.”[/B] [B]Âyetin evvelindeki hitâbdan murâd ise, مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ , [/B] [B]yâni “Sizden kim dininden dönüp irtidâd ederse” hitâbıdır. [/B] [B]Âyetin tamamı şöyledir:[/B] [B]يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ[/B] [B][COLOR=red]Meâli:[/COLOR] “Ey îmân edenler! Sizden kim dininden dönerse, (onun dinden dönmesi sizi mahzûn etmesin. Zîrâ) Allâhu Teâlâ onların yerine bir başka kavmi getirir ki; o kavme Allâhu Teâlâ muhabbet eder ve o kavim de isti’dâdı miktarınca Allah’a muhabbet ederler. Ve o kavim mü’minler üzerine mütevazı’ ve şefkat sâhibi ve kâfirlere karşı sert ve şiddet sâhibi olurlar. Allâhu Teâlâ’nın irtidâd eden kavmin yerine getirdiği o kavim, i’lâ-yi kelimetulllah için Allah yolunda mücâhede ederler ve levm edenlerin levm ve itâbından korkmazlar. İşte onlar için bu evsâfı hâiz olmak Allâhu Teâlâ’nın lütuf ve ihsânıdır. Ve Allah bunu dilediği kullarına verir. Allah’ın ihsânı geniştir ve O her şeyi bilendir.”[/B] İşte burada Müellif (ra), yukarıda beyân edildiği üzere [B]فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِYâni, “İrtidâd eden o kavmin arkasından Allâhu Teâlâ öyle bir kavim getirir ki, onlar mü’minlere karşı mütevazı’, kâfirlere karşı ise şiddetlidir ve Allah yolunda cihâd ederler” âyetine mâsadak olmakla, Kur’ân’ın medhine mazhar olan şu vatan evlâdlarını; şimdi Avrupanın ve frenk-meşrep münâfıkların desîselerine uyup şu âyetin evvelindeki hitâba, yâni مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ ‘Sizden kim dininden irtidâd ederse, yâni mü’minlere karşı sert, kâfirlere karşı da hoşgörülü olmakla ve maddî cihâdı inkâr etmekle ve ecnebîlerin te’sîri altında kalarak bâtıl i’tikádlarla dinden irtidâd ederse’ hitâbına mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız” diyerek bu âyetin tehdîdiyle îkáz etmekte ve bununla, yukarıda beyân edilen 1971 Hâdisesinin netîcesi olan irtidâddan tahzîr etmektedir.[/B] [B]Evet, bu âyetin evveli, Kur’ân’a hizmeti sebkat eden bir kavmin irtidâdını haber vermektedir ki, bunda umûm Âlem-i İslâm’a bir tehdîd vardır. Zîrâ, bu âyetin evvelinin ebcedî değeri [COLOR=blue][COLOR=red]2004’tür[/COLOR] ki, Mîlâdî olarak 2004 yılına bir işârettir[/COLOR]. 1951’de tohumları atılan ve 1971 yılında mahsûl vermeye başlayan fitne ve fesâdın [COLOR=red]2004 yılında bütün Âlem-i İslâm’da [COLOR=blue]büyük irtidâdlara[/COLOR] sebebiyyet vereceğini haber vermektedir.[/COLOR] Bu âyet-i kerîmenin tafsîlâtlı bir sûrette îzâhı, “Rahle Yayınevi” tarafından neşredilen ve Mâide Sûresi’nin 51-56. âyetlerinin îzâh edildiği “Rumûzü’l-Kur’ân” adlı eserde mevcûdtur. O esere mürâcaât olunsun.[/B] [I][B]Kaynak:Rahle Yayınları; Reddu’l-evham-1[/B][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
1971 FİTNESİNİN MAHİYETİ(Meyve Risalesi)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst