Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
24. Mektup'tan Dersimiz : Dualarımızın Ehemmiyeti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ademyakup" data-source="post: 256332" data-attributes="member: 1009927"><p><strong>Cevap: Duanın Sırrını Öğrenmek isteyen dikkatli okusun</strong></p><p></p><p>Tamam ama bu ne demekti?.. Nicedir görüşmediği bir zata uğrasa ondan mutlaka bir cevap çıkardı. O randevularını namaza endeksler, cep telefonu kullanmaz, “Beni arayan vakit namazlarında mahalle camiinde bulur” derdi. Öğle namazında yetişti camiye. Namaz sonrası elini öptü. Hal hatırdan sonra ayaküstü açtı durumu. O zat;</p><p>- Ateş almaya mı geldin?.. Dur hele bir çorbamızı iç, dedi.</p><p>Acelesi vardı ama davet büyükten gelmişse icabet mutlaka şarttı. Mazeret öne sürmek de edepsizlik olurdu şimdi. Birlikte lokantaya geçtiler. Orada açtı soruyu:</p><p><em>- “Salat; vakitlerle geçerli bir farzdır, vakitlere bağlıdır” ayetini düşündüm de çözemedim. Duanın vakte bağlı olmasında apayrı bir sır var gibi ama ne?..</em></p><p>O zat böylesi derin soruları basitleştirir, tereyağından kıl çeker gibi açıklardı:</p><p>- Salatı en basit anlamı ile namaz diye düşün…</p><p><em>- Evet!</em></p><p>- Öğle vakti gelmeden, ezan okunmadan, öğle namazı kılabilir misin?..</p><p><em>- Kılamam, olmaz ki!</em></p><p><strong>- Dua da vakitle geçerli!</strong></p><p><em>- Tamam da bu ne demek? </em></p><p>Çorbasından birkaç yudum alan zat acele etmeksizin devam etti:</p><p>- Kaç aylıksın sen, eminim dokuz ay beklememişsindir, yedi aylıksındır!</p><p>Acelesi yüzüne vurulsa da espri iyi gitmişti hani… Sustu… Zat devam etti.</p><p>- Ezan okundu öğleyi kıldık. Menfaat bekleyerek mi camiye gittik?</p><p><em>- Haaa şaaa.</em></p><p>- Niye kıldık?..</p><p><em>- Vakti geldi kıldık. Beklentimiz yok, kulluğumuzu yaptık…</em></p><p>- Güzel… Şimdi bunu duaya uyarla!..</p><p><em>- Nasıl yani?..</em></p><p><strong>- Namazı nasıl vakti geldiği için kılıyorsan; duanı da vakti geldiği için yapacaksın!!!</strong></p><p><em>- İyi de burada ne mesaj var?..</em></p><p>- Lafın hepsi aptala söylenirmiş..</p><p><em>- Öyle değil, <strong>abd</strong>ala söylenir. Kul olana söylenir..</em></p><p><em>-</em> Tamam kızma, anlatalım… Çaylar gelsin hele…</p><p>Çaylar geldiğinde vakit konusu açılıyordu.</p><p>- Bak şimdi… <strong>Nasıl ki namazı sadece vakti geldiği için kılıyorsan, kulluğunu icradan başka gayen yoksa, duan da öyle olacak!</strong></p><p><em>- Yok zaten…</em></p><p>- Var, kandırma kendini. İstekler var, şuur altında arzular var, acı görüp beladan çıkış isteği var. Hatta gizli şikayetlenme bile var…Var oğlu varrrrrr.</p><p><em>- Evet duada <a href="http://yorumsuzblog.adrese.com/dua-ve-gizli-sikayet/" target="_blank"><u><span style="color: #0000ff">gizli şikayet</span></u></a> gibi tehlikeli bir girdabı M. Irmak’ın yazısı ile öğrenmiştim.</em></p><p>- Gizli şikayetle kalsa gene iyi, bazı dualarda halimizi kabullenememe, hatta isyan var, isyan!</p><p><em>- Aboooo! Haksız değilsiniz, evet var. “Vakte bağlı” konusuna dönersek?</em></p><p>- Dönelim… Yağmur Duası niçin yapılır?</p><p><em>- Yağmur istemek için..</em></p><p>- Avamın bakışı o… Avam ister… Ayeti hatırlayarak cevap ver.</p><p><em>- Kuraklık olur, vakti gelir, yağmur duasına çıkılır.</em></p><p>- Öyleyse şunu anladık; <u>yağmur duası; yağmur istemek için yapılmaz, kuraklık vakti girdiği için, tıpkı ezanla vakti giren namaza durur gibi yağmur duasına çıkılır!</u></p><p><em>- Muhteşem bir şey buuuu,</em> dedi…</p><p>Zatın nûrâni çehresine değişik bir ışık ve gülümseme yayıldı.</p><p>- Şimdi çöz, duada olmamız gereken hali. Bak ipucunu verdim yağmurla.</p><p>Bir an düşündü. İçi titriyordu. Bugüne kadar öğrendiklerinin haricinde, <strong>duanın yeni bir boyutu</strong> ile tanışmanın ürpertisi kaplamıştı her yanını. Sesi titreyerek konuştu:</p><p><u>- Derdim olduğunda çare talebi ile dua etmeyeceğim. Çare Duasının vakti geldiği için dua edeceğim. Borcum olduğunda ödeme talebi ile dua etmeyeceğim, borç duasının vakti geldiği için dua edeceğim. Sıkıntıdan çıkmak diye bir beklentim olmayacak, sıkıntı vakti; onun duasının geldiği vakit diye dua edeceğim..</u></p><p>- Güzel… Çözdün ama bir sır daha kaldı..</p><p><em>- O ne?..</em></p><p>- Ayette düğümlü o sır… Kitâben ve Kânet kelimelerinde… Düşün, bulacaksın…</p><p><em>- İNNESSALATA ( Şüphesiz Salat) KÂNET ( Oluşur, Farz olur, Zuhura çıkar) ALEL MU’MINIYNE (İman edenlere) KİTABEN MEVKUTA (Yazılmış, çizilmiş vakitler olarak)</em></p><p>- KÂNET fiili; KEVN-TEKVİN kelimelerinin kökü. Kevn; Yaratma! Kün fe yekun de KANE den aslında…Daha fazla söylemeyeyim, sen devam et.</p><p>Haşyet mi denirdi, korku mu denirdi, cezbe mi denirdi bilinmez ama başka bir dünyada idi şu an… Ağır ağır, düşüne düşüne yöneldi ayetteki asıl sırra:</p><p><em>- Kitâben; Yazılmış demek… Kaderin yazılması gibi… Hükmün icraya geçişi gibi… Kânet; dediğiniz gibi sadece farz olur anlamına değil, oluşur, yaratılır anlamına… Sırrı bulayım bir saniye… </em></p><p><em>-……………..</em></p><p>- Aaaaaa <em>buldum galibaaaaa!…. Sadece vakte kilitlenirsem, beklentisiz, talepsiz sadece vakti geldiğinde yapmam gereken duanın hakkını verirsemmmm….</em></p><p>- Susssss… Tamam susss…</p><p><em>- Cümlem bitmedi…</em></p><p>- Sussss… Kalk git… İşine bak…</p><p>-…..</p><p>Lokantadan ayrılırken bulduğu şeyle hala titriyordu. Dile dökemedi. Gönle yerleşmişti ya, dile gelmese ne olurdu ki? Sustu. Eve dönerken mırıldanıyordu şiir okuyan çocuk neşesiyle:</p><p>Kitâben mevkutâaaaa! Binlerce şükür sanaaaaa!</p><p>Kitaben mevkûtaaaaa! Abd-i aciz hayran sanaa!</p><p>(Bu seyri paylaşan, isminin saklı tutulmasını isteyen kardeşimize teşekkür ederiz)mehmet doğramacı</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ademyakup, post: 256332, member: 1009927"] [b]Cevap: Duanın Sırrını Öğrenmek isteyen dikkatli okusun[/b] Tamam ama bu ne demekti?.. Nicedir görüşmediği bir zata uğrasa ondan mutlaka bir cevap çıkardı. O randevularını namaza endeksler, cep telefonu kullanmaz, “Beni arayan vakit namazlarında mahalle camiinde bulur” derdi. Öğle namazında yetişti camiye. Namaz sonrası elini öptü. Hal hatırdan sonra ayaküstü açtı durumu. O zat; - Ateş almaya mı geldin?.. Dur hele bir çorbamızı iç, dedi. Acelesi vardı ama davet büyükten gelmişse icabet mutlaka şarttı. Mazeret öne sürmek de edepsizlik olurdu şimdi. Birlikte lokantaya geçtiler. Orada açtı soruyu: [I]- “Salat; vakitlerle geçerli bir farzdır, vakitlere bağlıdır” ayetini düşündüm de çözemedim. Duanın vakte bağlı olmasında apayrı bir sır var gibi ama ne?..[/I] O zat böylesi derin soruları basitleştirir, tereyağından kıl çeker gibi açıklardı: - Salatı en basit anlamı ile namaz diye düşün… [I]- Evet![/I] - Öğle vakti gelmeden, ezan okunmadan, öğle namazı kılabilir misin?.. [I]- Kılamam, olmaz ki![/I] [B]- Dua da vakitle geçerli![/B] [I]- Tamam da bu ne demek? [/I] Çorbasından birkaç yudum alan zat acele etmeksizin devam etti: - Kaç aylıksın sen, eminim dokuz ay beklememişsindir, yedi aylıksındır! Acelesi yüzüne vurulsa da espri iyi gitmişti hani… Sustu… Zat devam etti. - Ezan okundu öğleyi kıldık. Menfaat bekleyerek mi camiye gittik? [I]- Haaa şaaa.[/I] - Niye kıldık?.. [I]- Vakti geldi kıldık. Beklentimiz yok, kulluğumuzu yaptık…[/I] - Güzel… Şimdi bunu duaya uyarla!.. [I]- Nasıl yani?..[/I] [B]- Namazı nasıl vakti geldiği için kılıyorsan; duanı da vakti geldiği için yapacaksın!!![/B] [I]- İyi de burada ne mesaj var?..[/I] - Lafın hepsi aptala söylenirmiş.. [I]- Öyle değil, [B]abd[/B]ala söylenir. Kul olana söylenir..[/I] [I]-[/I] Tamam kızma, anlatalım… Çaylar gelsin hele… Çaylar geldiğinde vakit konusu açılıyordu. - Bak şimdi… [B]Nasıl ki namazı sadece vakti geldiği için kılıyorsan, kulluğunu icradan başka gayen yoksa, duan da öyle olacak![/B] [I]- Yok zaten…[/I] - Var, kandırma kendini. İstekler var, şuur altında arzular var, acı görüp beladan çıkış isteği var. Hatta gizli şikayetlenme bile var…Var oğlu varrrrrr. [I]- Evet duada [URL="http://yorumsuzblog.adrese.com/dua-ve-gizli-sikayet/"][U][COLOR=#0000ff]gizli şikayet[/COLOR][/U][/URL] gibi tehlikeli bir girdabı M. Irmak’ın yazısı ile öğrenmiştim.[/I] - Gizli şikayetle kalsa gene iyi, bazı dualarda halimizi kabullenememe, hatta isyan var, isyan! [I]- Aboooo! Haksız değilsiniz, evet var. “Vakte bağlı” konusuna dönersek?[/I] - Dönelim… Yağmur Duası niçin yapılır? [I]- Yağmur istemek için..[/I] - Avamın bakışı o… Avam ister… Ayeti hatırlayarak cevap ver. [I]- Kuraklık olur, vakti gelir, yağmur duasına çıkılır.[/I] - Öyleyse şunu anladık; [U]yağmur duası; yağmur istemek için yapılmaz, kuraklık vakti girdiği için, tıpkı ezanla vakti giren namaza durur gibi yağmur duasına çıkılır![/U] [I]- Muhteşem bir şey buuuu,[/I] dedi… Zatın nûrâni çehresine değişik bir ışık ve gülümseme yayıldı. - Şimdi çöz, duada olmamız gereken hali. Bak ipucunu verdim yağmurla. Bir an düşündü. İçi titriyordu. Bugüne kadar öğrendiklerinin haricinde, [B]duanın yeni bir boyutu[/B] ile tanışmanın ürpertisi kaplamıştı her yanını. Sesi titreyerek konuştu: [U]- Derdim olduğunda çare talebi ile dua etmeyeceğim. Çare Duasının vakti geldiği için dua edeceğim. Borcum olduğunda ödeme talebi ile dua etmeyeceğim, borç duasının vakti geldiği için dua edeceğim. Sıkıntıdan çıkmak diye bir beklentim olmayacak, sıkıntı vakti; onun duasının geldiği vakit diye dua edeceğim..[/U] - Güzel… Çözdün ama bir sır daha kaldı.. [I]- O ne?..[/I] - Ayette düğümlü o sır… Kitâben ve Kânet kelimelerinde… Düşün, bulacaksın… [I]- İNNESSALATA ( Şüphesiz Salat) KÂNET ( Oluşur, Farz olur, Zuhura çıkar) ALEL MU’MINIYNE (İman edenlere) KİTABEN MEVKUTA (Yazılmış, çizilmiş vakitler olarak)[/I] - KÂNET fiili; KEVN-TEKVİN kelimelerinin kökü. Kevn; Yaratma! Kün fe yekun de KANE den aslında…Daha fazla söylemeyeyim, sen devam et. Haşyet mi denirdi, korku mu denirdi, cezbe mi denirdi bilinmez ama başka bir dünyada idi şu an… Ağır ağır, düşüne düşüne yöneldi ayetteki asıl sırra: [I]- Kitâben; Yazılmış demek… Kaderin yazılması gibi… Hükmün icraya geçişi gibi… Kânet; dediğiniz gibi sadece farz olur anlamına değil, oluşur, yaratılır anlamına… Sırrı bulayım bir saniye… [/I] [I]-……………..[/I] - Aaaaaa [I]buldum galibaaaaa!…. Sadece vakte kilitlenirsem, beklentisiz, talepsiz sadece vakti geldiğinde yapmam gereken duanın hakkını verirsemmmm….[/I] - Susssss… Tamam susss… [I]- Cümlem bitmedi…[/I] - Sussss… Kalk git… İşine bak… -….. Lokantadan ayrılırken bulduğu şeyle hala titriyordu. Dile dökemedi. Gönle yerleşmişti ya, dile gelmese ne olurdu ki? Sustu. Eve dönerken mırıldanıyordu şiir okuyan çocuk neşesiyle: Kitâben mevkutâaaaa! Binlerce şükür sanaaaaa! Kitaben mevkûtaaaaa! Abd-i aciz hayran sanaa! (Bu seyri paylaşan, isminin saklı tutulmasını isteyen kardeşimize teşekkür ederiz)mehmet doğramacı [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
24. Mektup'tan Dersimiz : Dualarımızın Ehemmiyeti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst