Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
3. Bölüm - 2. FASIL: Sahabîlerin Allah Yolunda Ezâ ve Cefâlara Katlanması
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 251202" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Müslümanlara Baskının Artması ve Ebubekir’in Habeşistan’a Hicret Etmek Üzere Yola Çıktığında İbn Dûğûnne İle Arasında Geçen Olay</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> Hz. Aişe şöyle anlatıyor: Ben anne ve babamı tanıdığımdan beri müslüman olarak gördüm. Hz. Peygamber de her gün bize uğrardı. Bu arada müşriklerin baskısı da son haddine varmıştı. Nihayet babam Habeşistan’a hicret etmek üzere yola çıktı, Berke’l-Ğumad’a vardı. Orada İbn Dûğünne ile karşılaştı. İbn Dûgûnne babama </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ebubekir! nereye gidiyorsun?” diye sordu. Babam </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Kavmim beni Mekke’den çıkardı. Ben de yeryüzünde seyahat ederek Allah’a ibadet etmek istiyorum” deyince İbn Dûgûnne </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ebubekir! Senin gibi bir insan ne yurdundan çıkar, ne de çıkartılır. Çünkü sen yoksul insanlara yardım eder, akrabalık bağlarını gözetir ve ağır yüklere göğüs gerersin. Misafirlere ikramda bulunur, felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Ben seni himayeme alıyorum. Geri dön ve Rabb’ine memleketinde ibadet et” dedi. Böylece Hz. Ebubekir geri döndü ve İbn Dûgünne ile beraber Mekke’ye geldi. İbn Dûgûnne bir akşam Kureyş’in eşrafı ile beraber Kâbe’yi tavaf ederken onlara </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ebubekir memleketinden kovulacak adam değildir. Fakirlere yardım eder, akrabalık bağlarım gözetir, ağır yükleri göğüsler, misafire ikramda bulunur, felakete uğrayanların yardımına koşar. Böyle bir adamı nasıl yurdundan çıkartırsınız?” dedi. Kureyş de İbn Dûgûnne’nin himayesini kabul ettiler. Fakat ona </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ebubekir’e söyle Rabb’ine evinde ibadet etsin. orada namaz kılsın, istediğini okusun. Bunları açıktan yaparak bizi rahatsız etmesin. Çünkü biz, onun kadınlarımızı ve çocuklarımızı saptırmasından korkuyoruz” dediler.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> İbn Dûgûnne bunu Hz. Ebubekir’e söyledi. Ebubekir bir müddet evinde Allah’a ibadet etti, namazım açıkta kılmıyordu. Ancak evinde Kur’an okuyordu. Sonra Ebubekir evinin avlusuna bir mescit yapmaya karar verdi. Artık orada namaz kılmaya ve Kur’an okumaya başladı. Ebubekir çok içli bir insan olduğu için, Kur’an okurken ağlardı. Onun bu durumu kadınların ve çocukların dikkatini çekti. Kalabalıklar halinde gelip onu dinlemeye başladılar. Müşriklerin ileri gelenleri bu durumdan endişeye düştüler ve İbn Dûgûnne’ye haber gönderip çağırdılar. Ona </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Biz Ebubekir için evinde ibadet etmek şartıyla sana teminat vermiştik. Fakat o sınırı aştı. Evinin avlusuna mescit yaparak orada açıktan Kur’an okumaya, namaz kılmaya başladı. Onun bu durumu kadın ve çocuklarımızı yoldan çıkarıyor. Onu bundan alıkoy. Eğer sadece evinde ibadet edecekse, bunu yapsın. Fakat böyle yapmayıp açıktan ibadet etmeye devam edecekse, himayeni ondan geri al. Çünkü biz sana verdiğimiz sözden dönmek istemiyoruz. Ancak Ebubekir’in açıktan ibadet etmesine de müsâde etmeyiz” dediler.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> İbn Dûgûnne, babama gelerek </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Seninle nasıl anlaştığımızı biliyorsun. Ya anlaşmamıza uyarsın, yahut da ahdimi bana geri verirsin. Çünkü ben Arapların, ahid verdiğim bir kişiden; ahdimi geri aldığımı duymalarını istemiyorum” dedi. Babam da ona </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ahdini sana geri veriyorum. Ben Rabb’imin himayesine razıyım” dedi.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[1]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Ebubekir, muhacir olarak Mekke’den çıkmıştı. Bir veya iki gün Mekke’den uzaklaşmıştı. İbn Dûgûnne onunla karşılaştı. İbn Dûgûnne o zaman Habeşlilerin efendisi idi. İbn Dûğûnne </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ebabekir! Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Ebubekir </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Kavmim beni Mekke’den çıkardı. Bana eziyet ettiler, dünyayı başıma dar ettiler” dedi. İbn Dûgûnne bunun sebebini sordu ve şöyle dedi: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Vallahi sen felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Yoksulların elinden tutarsın. Maruf işler yaparsın. Mekke’ye dön! Sen benim himayemdesin!”</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> Kendisi de Ebubekir ile beraber Mekke’ye gelerek, Kureyşlilere </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Kureyş ileri gelenleri! Ben İbn Ebî Kuhafe’yi himayeme aldım. Sakın hiç kimse ona dokunmasın” dedi. Böylece Kureyş, Ebubekir’e dokunmaktan vazgeçtiler.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[2]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - İbn Dûgûnne </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ebabekir! Ben kavmine eziyet edesin diye sana himaye vermedim. Evine git, orada istediğini yap!” dedi. Ebubekir </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Bana verdiğin emanı geri verip Allah’ın emanı ile yetineyim mi?” dedi. O da </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Evet” dedi. Ebubekir emanı iade edince, İbn Dûgûnne </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Kureyşliler, Ebu Kuhafe’nin oğlu benim verdiğim emanı, bana geri iade etmiştir. Bundan sonra ne isterseniz yapabilirsiniz” dedi.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[3]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Hz. Ebubekir, İbn Dûgûnne’nin himayesinden çıktığı zaman, Kureyş’in sefihlerinden birisine rastladı. Kâbe’ye gitmek isterken o sefih başına toprak serpti. Ebubekir biraz sonra da Velid b. Mugire’ye (veya As b. Vail’e) rastladı. Ebubekir, Velid’e veya As’a </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Bu sefihin bana yaptığını görmüyor musun?” dedi. O da </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Bunu kendi başına getiren sensin” diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebubekir </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Rabb’im! Sen ne halimsin! Ey Rabb’im! Sen ne halimsin. Ey Rabb’im, sen ne halimsin!” dedi.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[4]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Esma şöyle anlatıyor: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ebubekir, imdada yetiş” diye bir ses geldi. Babam bizim yanımızdan çıktı. Başında dört adet saç örgüsü vardı. O şöyle bağırıyordu: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Âzab olasıcalar. Rabb’im Allah’tır diyen ve size Rabb’inizden açık mucizeler getiren bir kişiyi mi öldüreceksiniz?” Onlar Hz. Peygamber’i bırakarak, Ebubekir’e yöneldiler. Babam eve geldiğinde, o saç örgülerinden hangisine el atsa, elinde kalıyordu. Ve o “Ey celâl ve ikram sahibi! Sen ortaktan münezzehsin!” diyordu.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[5]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red">_______________________________</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> </span></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[1] Buhari, s. 552 (Hz. Aişe’den)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[2] İbn İshak</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[3] Bidaye, III/94</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[4] Bidaye, III/95</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[5] Ebu Ya’la ve başkaları</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/272-274.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 251202, member: 27"] [FONT=Verdana][B] Müslümanlara Baskının Artması ve Ebubekir’in Habeşistan’a Hicret Etmek Üzere Yola Çıktığında İbn Dûğûnne İle Arasında Geçen Olay[/B] Hz. Aişe şöyle anlatıyor: Ben anne ve babamı tanıdığımdan beri müslüman olarak gördüm. Hz. Peygamber de her gün bize uğrardı. Bu arada müşriklerin baskısı da son haddine varmıştı. Nihayet babam Habeşistan’a hicret etmek üzere yola çıktı, Berke’l-Ğumad’a vardı. Orada İbn Dûğünne ile karşılaştı. İbn Dûgûnne babama [/FONT] [FONT=Verdana] “Ey Ebubekir! nereye gidiyorsun?” diye sordu. Babam “Kavmim beni Mekke’den çıkardı. Ben de yeryüzünde seyahat ederek Allah’a ibadet etmek istiyorum” deyince İbn Dûgûnne “Ey Ebubekir! Senin gibi bir insan ne yurdundan çıkar, ne de çıkartılır. Çünkü sen yoksul insanlara yardım eder, akrabalık bağlarını gözetir ve ağır yüklere göğüs gerersin. Misafirlere ikramda bulunur, felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Ben seni himayeme alıyorum. Geri dön ve Rabb’ine memleketinde ibadet et” dedi. Böylece Hz. Ebubekir geri döndü ve İbn Dûgünne ile beraber Mekke’ye geldi. İbn Dûgûnne bir akşam Kureyş’in eşrafı ile beraber Kâbe’yi tavaf ederken onlara “Ebubekir memleketinden kovulacak adam değildir. Fakirlere yardım eder, akrabalık bağlarım gözetir, ağır yükleri göğüsler, misafire ikramda bulunur, felakete uğrayanların yardımına koşar. Böyle bir adamı nasıl yurdundan çıkartırsınız?” dedi. Kureyş de İbn Dûgûnne’nin himayesini kabul ettiler. Fakat ona “Ebubekir’e söyle Rabb’ine evinde ibadet etsin. orada namaz kılsın, istediğini okusun. Bunları açıktan yaparak bizi rahatsız etmesin. Çünkü biz, onun kadınlarımızı ve çocuklarımızı saptırmasından korkuyoruz” dediler. İbn Dûgûnne bunu Hz. Ebubekir’e söyledi. Ebubekir bir müddet evinde Allah’a ibadet etti, namazım açıkta kılmıyordu. Ancak evinde Kur’an okuyordu. Sonra Ebubekir evinin avlusuna bir mescit yapmaya karar verdi. Artık orada namaz kılmaya ve Kur’an okumaya başladı. Ebubekir çok içli bir insan olduğu için, Kur’an okurken ağlardı. Onun bu durumu kadınların ve çocukların dikkatini çekti. Kalabalıklar halinde gelip onu dinlemeye başladılar. Müşriklerin ileri gelenleri bu durumdan endişeye düştüler ve İbn Dûgûnne’ye haber gönderip çağırdılar. Ona “Biz Ebubekir için evinde ibadet etmek şartıyla sana teminat vermiştik. Fakat o sınırı aştı. Evinin avlusuna mescit yaparak orada açıktan Kur’an okumaya, namaz kılmaya başladı. Onun bu durumu kadın ve çocuklarımızı yoldan çıkarıyor. Onu bundan alıkoy. Eğer sadece evinde ibadet edecekse, bunu yapsın. Fakat böyle yapmayıp açıktan ibadet etmeye devam edecekse, himayeni ondan geri al. Çünkü biz sana verdiğimiz sözden dönmek istemiyoruz. Ancak Ebubekir’in açıktan ibadet etmesine de müsâde etmeyiz” dediler. İbn Dûgûnne, babama gelerek “Seninle nasıl anlaştığımızı biliyorsun. Ya anlaşmamıza uyarsın, yahut da ahdimi bana geri verirsin. Çünkü ben Arapların, ahid verdiğim bir kişiden; ahdimi geri aldığımı duymalarını istemiyorum” dedi. Babam da ona “Ahdini sana geri veriyorum. Ben Rabb’imin himayesine razıyım” dedi.[/FONT][FONT=Verdana][1] - Ebubekir, muhacir olarak Mekke’den çıkmıştı. Bir veya iki gün Mekke’den uzaklaşmıştı. İbn Dûgûnne onunla karşılaştı. İbn Dûgûnne o zaman Habeşlilerin efendisi idi. İbn Dûğûnne “Ey Ebabekir! Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Ebubekir “Kavmim beni Mekke’den çıkardı. Bana eziyet ettiler, dünyayı başıma dar ettiler” dedi. İbn Dûgûnne bunun sebebini sordu ve şöyle dedi: “Vallahi sen felakete uğrayanların yardımına koşarsın. Yoksulların elinden tutarsın. Maruf işler yaparsın. Mekke’ye dön! Sen benim himayemdesin!” Kendisi de Ebubekir ile beraber Mekke’ye gelerek, Kureyşlilere “Ey Kureyş ileri gelenleri! Ben İbn Ebî Kuhafe’yi himayeme aldım. Sakın hiç kimse ona dokunmasın” dedi. Böylece Kureyş, Ebubekir’e dokunmaktan vazgeçtiler.[/FONT][FONT=Verdana][2] - İbn Dûgûnne “Ey Ebabekir! Ben kavmine eziyet edesin diye sana himaye vermedim. Evine git, orada istediğini yap!” dedi. Ebubekir “Bana verdiğin emanı geri verip Allah’ın emanı ile yetineyim mi?” dedi. O da “Evet” dedi. Ebubekir emanı iade edince, İbn Dûgûnne “Ey Kureyşliler, Ebu Kuhafe’nin oğlu benim verdiğim emanı, bana geri iade etmiştir. Bundan sonra ne isterseniz yapabilirsiniz” dedi.[/FONT][FONT=Verdana][3] - Hz. Ebubekir, İbn Dûgûnne’nin himayesinden çıktığı zaman, Kureyş’in sefihlerinden birisine rastladı. Kâbe’ye gitmek isterken o sefih başına toprak serpti. Ebubekir biraz sonra da Velid b. Mugire’ye (veya As b. Vail’e) rastladı. Ebubekir, Velid’e veya As’a “Bu sefihin bana yaptığını görmüyor musun?” dedi. O da “Bunu kendi başına getiren sensin” diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebubekir “Ey Rabb’im! Sen ne halimsin! Ey Rabb’im! Sen ne halimsin. Ey Rabb’im, sen ne halimsin!” dedi.[/FONT][FONT=Verdana][4] - Esma şöyle anlatıyor: “Ey Ebubekir, imdada yetiş” diye bir ses geldi. Babam bizim yanımızdan çıktı. Başında dört adet saç örgüsü vardı. O şöyle bağırıyordu: “Âzab olasıcalar. Rabb’im Allah’tır diyen ve size Rabb’inizden açık mucizeler getiren bir kişiyi mi öldüreceksiniz?” Onlar Hz. Peygamber’i bırakarak, Ebubekir’e yöneldiler. Babam eve geldiğinde, o saç örgülerinden hangisine el atsa, elinde kalıyordu. Ve o “Ey celâl ve ikram sahibi! Sen ortaktan münezzehsin!” diyordu.[/FONT][FONT=Verdana][5] [COLOR=red] _______________________________[/COLOR] [COLOR=darkgreen] [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][1] Buhari, s. 552 (Hz. Aişe’den) [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][2] İbn İshak [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][3] Bidaye, III/94 [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][4] Bidaye, III/95 [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][5] Ebu Ya’la ve başkaları Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/272-274.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
3. Bölüm - 2. FASIL: Sahabîlerin Allah Yolunda Ezâ ve Cefâlara Katlanması
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst