Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
3. Bölüm - 26. FASIL: Allah Yolunda Şiddetli Korkuya Katlanmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 252912" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>26. FASIL: ALLAH YOLUNDA ŞİDDETLİ KORKUYA KATLANMAK</strong></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> Sahabelerin Ahzap Gecesinde Şiddetli Korkuya, Açlık ve Soğuğa Katlanmaları</strong></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">- Huzeyfe (r.a.) Hz. Peygamber’le birlikte bulundukları savaşlardan bahsetti. Onun yanında oturanlar </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Andolsun, eğer biz Peygamber’le beraber olsaydık, şöyle şöyle yapardık!” dediler. Huzeyfe </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Bunu temmenni etmeyiniz. Ben sahabileri Ahzab gecesinde gördüm. Saf tutmuş, oturuyorlardı. Ebu Süfyan ve beraberindekiler üst tarafımızda, Kureyza yahudileri de altımızda idiler. Çoluk çocuğumuza hücum etmelerinden korkuyorduk. Karanlık ve rüzgar bakımından ondan daha şiddetli bir gece görmedim. Esen rüzgarda yıldırımlara benzer sesler vardı. Öyle karanlık vardı ki birbirimizin parmağını dahi göremiyorduk. Münafıklar evlerinin perişan olduğunun bahisle Peybamber’den izin istemeye başladılar. Halbuki evleri perişan değildi. Münafıklardan kim Peygamber’den izin istemişse, Peygamber kendisine izin verdi. Ve izin verilenler teker teker sıvışıp gidiyordu. Biz üçyüz kişiydik. Hz. Peygamber bir ara bize yönelerek teker teker halimizi sordu. Yanıma geldi. Üzerimde düşmanın silahından bile koruyacak bir zırhım bile yoktu. Hatta soğuktan koruyacak elbisem de yoktu. Ancak sırtımda yün elbise vardı ki, o da hanımıma aitti. Dizlerimden aşağı inmiyordu. Hz. Peygamber yanıma geldiğinde iki dizim üstünde oturmuştum. Bu kimdir diye sorunca </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ben Huzeyfe’yim ya Rasülellah” dedim. Tekrar </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">“Huzeyfe mi?” diye sorunca, ben daha çok yere eğildim. </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">“Evet, ya Rasülellah, Huzeyfe!” dedim. Bunu da ayağa kalkmamak için söylüyordum. Fakat ayağa kalktım. Bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Kureyş ordusunda kaynaşma var. Git, bana haber getir’ dedi. Ben o gece korku ve soğuk sebebiyle herkesten daha dehşetli bir haldeydim. Rasülullah’ın emri üzerine çıktım ve Hz. Peygamber benim için </span> <span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Ey Allah’ım! Onu önünden, arkasından, sağından, solundan, üstünden ve altından muhafaza eyle!”</em> diye dua buyurdu.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">Allah’a yemin ederim, Allah’ın içimde yaratmış olduğu korku ve soğuğu artık hissetmez oldum, hepsi zail olup gitti. Rasûlullah’ın yanından arkamı dönerek giderken bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Huzeyfe, sakın bana dönüp gelinceye kadar düşman içinde herhangi bir hadise çıkarma!” dedi. Böylece çıktım, müşriklerin ordusuna yaklaştım. Baktım ki bir ateş yanıyor. Esmer ve şişman bir adam, ellerini ateşte ısıtıyor ve kalçalarına sürerek “artık dönelim, artık dönelim” diyordu. Bu geceden önce Ebu Süfyan’ı tanımıyordum. Ateşin ışığında adama atmak için okluğumdan beyaz başlı bir ok çıkardım, yayıma yerleştirdim. Fakat Hz. Peygamber’in </span> <span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Düşman içinde bir hadise çıkarma”</em> sözünü hatırladım ve oku tekrar yerine koydum. Sonra bana cesaret geldi ve ordugâhın içine girdim. Baktım ki bana en yakın bulunan kişiler Benî Amir kabilesidir. Birbirlerine </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Amir’in ailesi! Haydi, geri dönünüz. Sizin artık burada yeriniz yoktur!” diyorlardı. Fırtına da onların üzerine doğru esiyor, fakat onların sınırını aşmıyordu. Allah’a yemin ederim ki, fırtınanın eşya ve yatakları içine savurduğu taşların sesini duyuyordum. Sonra Rasûlullah’a doğru geldim. Yolun ortasına gelince, yirmi kişi civarında bir süvari kâfilesiyle karşılaştım. Hepsi de sarıklıydı. Bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Arkadaşına söyle, Allah onu bunların şerrinden korudu!” dediler.</span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> Rasûlullah’a geldim. Peygamber abasını sırtına sarmış, namaz kılıyordu. Allah’a yemin ederim ki, ben döner dönmez, eski soğuğu hissettim. Çenelerim birbirine vuruyordu. Hz. Peygamber, bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"><em>“Gel”</em> diye işaret etti. Ona yaklaştım. Abasının eteğini sırtıma attı. Allah’ın Rasûlü bir hadise ile karşılaştığı zaman namaz kılardı. Ona durumu anlattım ve “Ben onların aralarından ayrılırken, onlar dönmek üzereydiler” dedim. Bunun üzerine, Allah Teâlâ, Ahzab: 33/9-25 ayetlerini indirdi.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[1]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Yezid et-Teymî şöyle anlatıyor: Huzeyfe’nin yanındaydım. Bir kişi Huzeyfe’ye </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">“Eğer ben Peygamber zamanına yetişseydim onunla beraber savaşır ve büyük bir metanet gösterirdim” dedi. Huzeyfe ona </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Sen mi öyle yapacaktın? Allah’a yemin ederim ki, Ahzab günü Hz. Peygamber’le beraberdim. Şiddetli rüzgâr ve korkunç bir soğuk vardı. Hz. Peygamber </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em> “Bir kişi yok mudur ki, müşriklerden bir haber getirsin de kıyamet günü benimle beraber bulunsun”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> dedi. Sonra Hz. Peygamber haber getirmem için beni gönderdi. Gidip Kureyş’in durumunu öğrendikten sonra Rasûlullah’a vardım. Düşmanın yanından döndükten sonra yine eskisi gibi titriyordum. Rasûlullah’a haberi verdim. Rasûlullah abasını bana giydirdi. Aba sırtındaydı ve onunla namaz kılıyordu. Ve sabaha kadar Hz. Peygamber’in abası altında uyudum. Sabahladığımda Hz. Peygamber <em>“Ey uykucu! Kalk” </em>dedi.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[2]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red">________________________________<span style="color: darkgreen"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><span style="color: darkgreen"></span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> </span></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> [1] Bidaye, IV/114 (Hakim’den); Kenzü’l-Ummal, V/279, Ebu Davud ve İbn Asakir de başka bir senetle ve uzun olarak rivayet etmişlerdir.</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[2] Müslim; hadisi İbn İshak da, Muhammed b. Ka’b el-Kurazi’den munkati olarak rivayet ediyor. Burada Hz. Peygamber haber getirme cümlesini “şart cümlesi” olarak getiriyor ve “Korku, soğuk ve açlık dolayısıyla, hiç kimse buna cesaret edememişti” eki de var.</span></span><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/317-318.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 252912, member: 27"] [FONT=Verdana] [B]26. FASIL: ALLAH YOLUNDA ŞİDDETLİ KORKUYA KATLANMAK[/B][/FONT] [FONT=Verdana] [B] Sahabelerin Ahzap Gecesinde Şiddetli Korkuya, Açlık ve Soğuğa Katlanmaları[/B][/FONT] [FONT=Verdana] - Huzeyfe (r.a.) Hz. Peygamber’le birlikte bulundukları savaşlardan bahsetti. Onun yanında oturanlar [/FONT] [FONT=Verdana] “Andolsun, eğer biz Peygamber’le beraber olsaydık, şöyle şöyle yapardık!” dediler. Huzeyfe [/FONT] [FONT=Verdana] “Bunu temmenni etmeyiniz. Ben sahabileri Ahzab gecesinde gördüm. Saf tutmuş, oturuyorlardı. Ebu Süfyan ve beraberindekiler üst tarafımızda, Kureyza yahudileri de altımızda idiler. Çoluk çocuğumuza hücum etmelerinden korkuyorduk. Karanlık ve rüzgar bakımından ondan daha şiddetli bir gece görmedim. Esen rüzgarda yıldırımlara benzer sesler vardı. Öyle karanlık vardı ki birbirimizin parmağını dahi göremiyorduk. Münafıklar evlerinin perişan olduğunun bahisle Peybamber’den izin istemeye başladılar. Halbuki evleri perişan değildi. Münafıklardan kim Peygamber’den izin istemişse, Peygamber kendisine izin verdi. Ve izin verilenler teker teker sıvışıp gidiyordu. Biz üçyüz kişiydik. Hz. Peygamber bir ara bize yönelerek teker teker halimizi sordu. Yanıma geldi. Üzerimde düşmanın silahından bile koruyacak bir zırhım bile yoktu. Hatta soğuktan koruyacak elbisem de yoktu. Ancak sırtımda yün elbise vardı ki, o da hanımıma aitti. Dizlerimden aşağı inmiyordu. Hz. Peygamber yanıma geldiğinde iki dizim üstünde oturmuştum. Bu kimdir diye sorunca [/FONT] [FONT=Verdana] “Ben Huzeyfe’yim ya Rasülellah” dedim. Tekrar [/FONT] [FONT=Verdana] “Huzeyfe mi?” diye sorunca, ben daha çok yere eğildim. [/FONT] [FONT=Verdana] “Evet, ya Rasülellah, Huzeyfe!” dedim. Bunu da ayağa kalkmamak için söylüyordum. Fakat ayağa kalktım. Bana [/FONT] [FONT=Verdana] “Kureyş ordusunda kaynaşma var. Git, bana haber getir’ dedi. Ben o gece korku ve soğuk sebebiyle herkesten daha dehşetli bir haldeydim. Rasülullah’ın emri üzerine çıktım ve Hz. Peygamber benim için [/FONT] [FONT=Verdana][I]“Ey Allah’ım! Onu önünden, arkasından, sağından, solundan, üstünden ve altından muhafaza eyle!”[/I] diye dua buyurdu. Allah’a yemin ederim, Allah’ın içimde yaratmış olduğu korku ve soğuğu artık hissetmez oldum, hepsi zail olup gitti. Rasûlullah’ın yanından arkamı dönerek giderken bana [/FONT] [FONT=Verdana] “Ey Huzeyfe, sakın bana dönüp gelinceye kadar düşman içinde herhangi bir hadise çıkarma!” dedi. Böylece çıktım, müşriklerin ordusuna yaklaştım. Baktım ki bir ateş yanıyor. Esmer ve şişman bir adam, ellerini ateşte ısıtıyor ve kalçalarına sürerek “artık dönelim, artık dönelim” diyordu. Bu geceden önce Ebu Süfyan’ı tanımıyordum. Ateşin ışığında adama atmak için okluğumdan beyaz başlı bir ok çıkardım, yayıma yerleştirdim. Fakat Hz. Peygamber’in [/FONT] [FONT=Verdana][I]“Düşman içinde bir hadise çıkarma”[/I] sözünü hatırladım ve oku tekrar yerine koydum. Sonra bana cesaret geldi ve ordugâhın içine girdim. Baktım ki bana en yakın bulunan kişiler Benî Amir kabilesidir. Birbirlerine “Ey Amir’in ailesi! Haydi, geri dönünüz. Sizin artık burada yeriniz yoktur!” diyorlardı. Fırtına da onların üzerine doğru esiyor, fakat onların sınırını aşmıyordu. Allah’a yemin ederim ki, fırtınanın eşya ve yatakları içine savurduğu taşların sesini duyuyordum. Sonra Rasûlullah’a doğru geldim. Yolun ortasına gelince, yirmi kişi civarında bir süvari kâfilesiyle karşılaştım. Hepsi de sarıklıydı. Bana [/FONT] [FONT=Verdana] “Arkadaşına söyle, Allah onu bunların şerrinden korudu!” dediler.[/FONT] [FONT=Verdana] Rasûlullah’a geldim. Peygamber abasını sırtına sarmış, namaz kılıyordu. Allah’a yemin ederim ki, ben döner dönmez, eski soğuğu hissettim. Çenelerim birbirine vuruyordu. Hz. Peygamber, bana [/FONT] [FONT=Verdana][I]“Gel”[/I] diye işaret etti. Ona yaklaştım. Abasının eteğini sırtıma attı. Allah’ın Rasûlü bir hadise ile karşılaştığı zaman namaz kılardı. Ona durumu anlattım ve “Ben onların aralarından ayrılırken, onlar dönmek üzereydiler” dedim. Bunun üzerine, Allah Teâlâ, Ahzab: 33/9-25 ayetlerini indirdi.[/FONT][FONT=Verdana][1] [/FONT] [FONT=Verdana] - Yezid et-Teymî şöyle anlatıyor: Huzeyfe’nin yanındaydım. Bir kişi Huzeyfe’ye “Eğer ben Peygamber zamanına yetişseydim onunla beraber savaşır ve büyük bir metanet gösterirdim” dedi. Huzeyfe ona [/FONT] [FONT=Verdana] “Sen mi öyle yapacaktın? Allah’a yemin ederim ki, Ahzab günü Hz. Peygamber’le beraberdim. Şiddetli rüzgâr ve korkunç bir soğuk vardı. Hz. Peygamber [/FONT] [FONT=Verdana] [I] “Bir kişi yok mudur ki, müşriklerden bir haber getirsin de kıyamet günü benimle beraber bulunsun”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] dedi. Sonra Hz. Peygamber haber getirmem için beni gönderdi. Gidip Kureyş’in durumunu öğrendikten sonra Rasûlullah’a vardım. Düşmanın yanından döndükten sonra yine eskisi gibi titriyordum. Rasûlullah’a haberi verdim. Rasûlullah abasını bana giydirdi. Aba sırtındaydı ve onunla namaz kılıyordu. Ve sabaha kadar Hz. Peygamber’in abası altında uyudum. Sabahladığımda Hz. Peygamber [I]“Ey uykucu! Kalk” [/I]dedi.[/FONT][FONT=Verdana][2] [/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=red] [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=red]________________________________[COLOR=darkgreen] [/COLOR][/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen] [1] Bidaye, IV/114 (Hakim’den); Kenzü’l-Ummal, V/279, Ebu Davud ve İbn Asakir de başka bir senetle ve uzun olarak rivayet etmişlerdir.[/COLOR][/FONT][FONT=Verdana] [/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][2] Müslim; hadisi İbn İshak da, Muhammed b. Ka’b el-Kurazi’den munkati olarak rivayet ediyor. Burada Hz. Peygamber haber getirme cümlesini “şart cümlesi” olarak getiriyor ve “Korku, soğuk ve açlık dolayısıyla, hiç kimse buna cesaret edememişti” eki de var.[/COLOR][/FONT][FONT=Verdana] [/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen]Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/317-318.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
3. Bölüm - 26. FASIL: Allah Yolunda Şiddetli Korkuya Katlanmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst