Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
4. Bölüm - 5. FASIL: Ca'fer B. Ebî Talib İle Bazı Ashabın Önce Habeşistan'a Sonra da Medine'ye...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 253470" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: 4. Bölüm - 5. FASIL: Ca'fer B. Ebî Talib İle Bazı Ashabın Önce Habeşistan'a Sonra da Medine'y</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Önce Habeşistan’a ve Sonra da Hz. Peygamber’e Hicret Edenlerin Faziletleri</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Ümmü Abdillah b. Ebî Hacme şöyle anlatıyor: Habeşistan’a göç edeceğimiz zaman Amr bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştı. O sırada müslüman olduğunu henüz duymadığım Ömer çıkageldi. Ömer İslâm’ı kabul etmeden önce müslümanlara çok büyük eziyetlerde bulunuyordu. Ömer bana </span> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ümmü Abdillah! Göç mü ediyorsunuz?” diye sordu; ben de </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Evet!” dedim ve ekledim: “Allah’a yemin ederim ki, biz O’nun arazilerinden birisine gideceğiz ve Allah bize bir çıkış yolu gösterinceye kadar da orada kalacağız. Çünkü siz Kureyşliler bizi hiç bir zaman rahat bırakmadınız ve bize zulmettiniz”. Bunun üzerine Ömer </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Allah yoldaşınız olsun!” dedi. İşte o zaman Ömer’de, daha önce kendisinde bulunmayan bir incelik ve şefkat farkettim. Daha sonra Ömer gitti. Anladım ki bizim gidişimiz onu çok üzüyordu. İhtiyaçlarımızı tedârik edip döndüğünde Amr’a </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Ebâ Abdillah! Keşke Ömer’in biraz önceki şefkatli halini ve bizim için üzülüşünü görebilseydin!” dedim. Kocam da </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Onun müslüman olacağını mı zannediyorsun?” dedi. Ben de </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Evet!” dedim. Amr ise </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “O gördüğün kişi, babası Hattab’ın eşeği müslüman olmadıkça İslâm’ı kabul etmez” dedi. Kocam bu sözleriyle Ömer’in kesinlikle müslüman olmayacağını söylemek istiyordu. Gerçekten de müslüman oluncaya kadar Ömer’de İslâm’a karşı büyük bir şiddet ve katılık görülüyordu.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[1]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Hâlid b. Said b. As kardeşi Amr ile birlikte Habeşistan’a hicret edenler arasında bulunuyordu. Daha sonra bunlar oradan, Medine’de bulunan Hz. Peygamber’in yanına geldiler. Bu, Bedir’den yaklaşık bir sene sonra olmuştu. Bu gelenler, Bedir savaşını kaçırdıkları için üzülüyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara şöyle buyurdu: Niçin üzülüyorsunuz? Diğerlerinin bir, sizin ise iki hicretiniz vardır. Birincisinde Mekke’den Habeşistan’a, Necâşî’nin yanına gittiniz. İkincisi de şimdikidir; yani Habeşistan’dan kalkıp Medine’ye, benim yanıma gelmenizdir.</span><span style="font-family: 'Verdana'">[2]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Ebu Musa (r.a) şöyle anlatıyor: Yemen’deyken Hz. Peygamberin Medine’ye hicret ettiğini haber aldık. Bunun üzerine ben, kardeşlerim Ebu Bürde ve Ebu Ruhm da dâhil olmak üzere 52 veya 53 kişilik bir muhacir grubu Medine’de bulunan Hz. Peygamber’e gitmek üzere bir gemiye bindik. Ben diğer iki kardeşimden daha küçüktüm. Yolda fırtınaya yakalandık ve Habeşistan’a yanaşmak zorunda kaldık. Orada Ca’fer b. Ebî Tâlib’le karşılaştık. Medine’ye dönünceye kadar da hepimiz onun yanında kaldık. Daha sonra hep birlikte Medine’ye gittik. Bu gidişimiz Hayber’in fethine tesadüf ediyordu. Oraya vardığımızda bazı kimseler bize “Biz sizden önce hicret ettik!” dediler. Bir gün bizimle birlikte Habeşistan’da bulunan Esmâ binti Umeys mü’minlerin annesi, Hz. Peygamber’in hanımı Hz. Hafsâ’yı ziyarete gider. Çünkü Hafsâ da Necâşî’ye hicret edenler arasında idi. Onlar konuşurlarken Ömer de oraya gelir ve kızı Hafsâ’ya yanındakinin kim olduğunu sorar. Kız da </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Bu, Umeys’in kızı Esmâ’dır” der. Bunun üzerine Hz. Ömer </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Şu Habeşistan’dan, denizden gelen kadın mı?” diye sorar, Esma da </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Evet!” der. Hz. Ömer, de ona </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Biz daha önce hicret ettik; dolayısıyla Hz. Peygamber’e de sizden daha yakınız.” deyince Esmâ da öfkelenerek şunları söyler:</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Hayır, Allah’a yemin ederim ki bu doğru değildir. Evet, siz Hz. Peygamber’in yanında bulunuyordunuz. O sizin aç olanlarınızı doyuruyor, câhillerinize de vaaz ediyordu. Bizse garip kimseler arasında, yabancı bir memlekette bulunuyorduk ve bütün bunlara da Allah ve Rasûlü için katlanıyorduk. Allah’a and içerim ki senin bu söylediklerini Hz. Peygamber’e haber verinceye kadar ne su içeceğim ve ne de yemek yiyeceğim. Yine yemin ederim ki senin sözlerini, hiç bir şey katmaksızın olduğu gibi aktaracağım!”.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> Sonra Hz. Peygamber’e gelen Esmâ </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Ey Allah’ın Rasûlü, Ömer bizim hakkımızda şunları şunları söyledi:’ dedi Hz. Peygamber de </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em> “Peki sen ona ne dedin?”</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'"> buyurdular. Esmâ da söylediklerini aynen aktardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Hayır, o bu konuda sizden daha fazla hak sahibi değildir. Bana siz daha yakınsınız. Çünkü onunla arkadaşlarının bir tek, siz gemiyle gelenlerin ise iki hicreti vardır” dedi. Gemide kendisiyle birlikte bulunan diğer kişiler bunu işittiklerinde grup grup Esmâ’nın yanına gelerek ne olduğunu soruyorlardı. Bu konuda Esmâ şunları söylüyor: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Yemin ederim ki Habeşistan’a hicret edenleri bundan daha fazla hiçbir şey sevindirememiştir.”</span><span style="font-family: 'Verdana'">[3]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Geceleyin, Ebu Musa el-Eş’arî ve arkadaşlarını Kur’an okuyuşlarından tanıyorum. Evlerini gündüz gözüyle görmemişsem de onları içlerinden gelen Kur’an sesleriyle biliyorum. Bunlardan biri de Hakîm’dir. (Bazı rivâyetlere göre Hakîm b. Hizam’dır). Bunlar düşmanlarla veya süvarilerle karşılaştıklarında </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> “Arkadaşlarım kendilerini beklemenizi emrediyor!” derler.”</span><span style="font-family: 'Verdana'">[4]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> - Esmâ binti Ümeys şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’e </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'">“Ey Allah’ın Rasûlü! Bazı kimseler bize karşı böbürleniyorlar ve bizim ilk muhacirlerden olmadığımızı söylüyorlar!” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><em> “Hayır, bu yanlıştır. Sizin için iki hicret vardır. Biri Habeşistan’a, diğeri ise oradan Medine’ye yapılmıştı.</em></span> <span style="font-family: 'Verdana'">[5]</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red">_____________________________</span><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> </span></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[1] Bidaye, III/79 (İbn İshak’tan; o da Abdulaziz b. Abdillah b. Amir b. Rabia tarikiyle); İsabe IV/400 (Ümmü Abdullah’ın isminin Leyla olduğunu söyler); Heysemi VI/24; Hakim, Müstedrek IV/58 (İbn İshak tarikiyle).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[2] Kenz VIII/332 (İbn Mendeh ve İbn Asakir’den.)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[3] Bidaye, IV/205 (Buhari’den naklen).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[4] Bidaye, IV/205 (Müslim’den; o da Ebu Bürde tarikiyle Ebu Musa’dan).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen">[5] Fethü’l-Bari VII/341 (İbn Sa’d’dan); Kenz VII/18 (İbn Ebi Şeybe’den, daha uzun olarak); yine Kenz VIII/333 (Hadisi Ebu Nuaym ve Hasan b. Süfyan’ın da muhtasar olarak rivayet ettiğini zikreder).</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: darkgreen"> Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/342-344.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 253470, member: 27"] [b]Cevap: 4. Bölüm - 5. FASIL: Ca'fer B. Ebî Talib İle Bazı Ashabın Önce Habeşistan'a Sonra da Medine'y[/b] [FONT=Verdana][B] Önce Habeşistan’a ve Sonra da Hz. Peygamber’e Hicret Edenlerin Faziletleri[/B] - Ümmü Abdillah b. Ebî Hacme şöyle anlatıyor: Habeşistan’a göç edeceğimiz zaman Amr bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştı. O sırada müslüman olduğunu henüz duymadığım Ömer çıkageldi. Ömer İslâm’ı kabul etmeden önce müslümanlara çok büyük eziyetlerde bulunuyordu. Ömer bana [/FONT] [FONT=Verdana] “Ey Ümmü Abdillah! Göç mü ediyorsunuz?” diye sordu; ben de “Evet!” dedim ve ekledim: “Allah’a yemin ederim ki, biz O’nun arazilerinden birisine gideceğiz ve Allah bize bir çıkış yolu gösterinceye kadar da orada kalacağız. Çünkü siz Kureyşliler bizi hiç bir zaman rahat bırakmadınız ve bize zulmettiniz”. Bunun üzerine Ömer “Allah yoldaşınız olsun!” dedi. İşte o zaman Ömer’de, daha önce kendisinde bulunmayan bir incelik ve şefkat farkettim. Daha sonra Ömer gitti. Anladım ki bizim gidişimiz onu çok üzüyordu. İhtiyaçlarımızı tedârik edip döndüğünde Amr’a “Ey Ebâ Abdillah! Keşke Ömer’in biraz önceki şefkatli halini ve bizim için üzülüşünü görebilseydin!” dedim. Kocam da “Onun müslüman olacağını mı zannediyorsun?” dedi. Ben de “Evet!” dedim. Amr ise “O gördüğün kişi, babası Hattab’ın eşeği müslüman olmadıkça İslâm’ı kabul etmez” dedi. Kocam bu sözleriyle Ömer’in kesinlikle müslüman olmayacağını söylemek istiyordu. Gerçekten de müslüman oluncaya kadar Ömer’de İslâm’a karşı büyük bir şiddet ve katılık görülüyordu.[/FONT][FONT=Verdana][1] - Hâlid b. Said b. As kardeşi Amr ile birlikte Habeşistan’a hicret edenler arasında bulunuyordu. Daha sonra bunlar oradan, Medine’de bulunan Hz. Peygamber’in yanına geldiler. Bu, Bedir’den yaklaşık bir sene sonra olmuştu. Bu gelenler, Bedir savaşını kaçırdıkları için üzülüyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara şöyle buyurdu: Niçin üzülüyorsunuz? Diğerlerinin bir, sizin ise iki hicretiniz vardır. Birincisinde Mekke’den Habeşistan’a, Necâşî’nin yanına gittiniz. İkincisi de şimdikidir; yani Habeşistan’dan kalkıp Medine’ye, benim yanıma gelmenizdir.[/FONT][FONT=Verdana][2] - Ebu Musa (r.a) şöyle anlatıyor: Yemen’deyken Hz. Peygamberin Medine’ye hicret ettiğini haber aldık. Bunun üzerine ben, kardeşlerim Ebu Bürde ve Ebu Ruhm da dâhil olmak üzere 52 veya 53 kişilik bir muhacir grubu Medine’de bulunan Hz. Peygamber’e gitmek üzere bir gemiye bindik. Ben diğer iki kardeşimden daha küçüktüm. Yolda fırtınaya yakalandık ve Habeşistan’a yanaşmak zorunda kaldık. Orada Ca’fer b. Ebî Tâlib’le karşılaştık. Medine’ye dönünceye kadar da hepimiz onun yanında kaldık. Daha sonra hep birlikte Medine’ye gittik. Bu gidişimiz Hayber’in fethine tesadüf ediyordu. Oraya vardığımızda bazı kimseler bize “Biz sizden önce hicret ettik!” dediler. Bir gün bizimle birlikte Habeşistan’da bulunan Esmâ binti Umeys mü’minlerin annesi, Hz. Peygamber’in hanımı Hz. Hafsâ’yı ziyarete gider. Çünkü Hafsâ da Necâşî’ye hicret edenler arasında idi. Onlar konuşurlarken Ömer de oraya gelir ve kızı Hafsâ’ya yanındakinin kim olduğunu sorar. Kız da “Bu, Umeys’in kızı Esmâ’dır” der. Bunun üzerine Hz. Ömer “Şu Habeşistan’dan, denizden gelen kadın mı?” diye sorar, Esma da “Evet!” der. Hz. Ömer, de ona “Biz daha önce hicret ettik; dolayısıyla Hz. Peygamber’e de sizden daha yakınız.” deyince Esmâ da öfkelenerek şunları söyler: “Hayır, Allah’a yemin ederim ki bu doğru değildir. Evet, siz Hz. Peygamber’in yanında bulunuyordunuz. O sizin aç olanlarınızı doyuruyor, câhillerinize de vaaz ediyordu. Bizse garip kimseler arasında, yabancı bir memlekette bulunuyorduk ve bütün bunlara da Allah ve Rasûlü için katlanıyorduk. Allah’a and içerim ki senin bu söylediklerini Hz. Peygamber’e haber verinceye kadar ne su içeceğim ve ne de yemek yiyeceğim. Yine yemin ederim ki senin sözlerini, hiç bir şey katmaksızın olduğu gibi aktaracağım!”. Sonra Hz. Peygamber’e gelen Esmâ “Ey Allah’ın Rasûlü, Ömer bizim hakkımızda şunları şunları söyledi:’ dedi Hz. Peygamber de [I] “Peki sen ona ne dedin?”[/I][/FONT] [FONT=Verdana] buyurdular. Esmâ da söylediklerini aynen aktardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber “Hayır, o bu konuda sizden daha fazla hak sahibi değildir. Bana siz daha yakınsınız. Çünkü onunla arkadaşlarının bir tek, siz gemiyle gelenlerin ise iki hicreti vardır” dedi. Gemide kendisiyle birlikte bulunan diğer kişiler bunu işittiklerinde grup grup Esmâ’nın yanına gelerek ne olduğunu soruyorlardı. Bu konuda Esmâ şunları söylüyor: “Yemin ederim ki Habeşistan’a hicret edenleri bundan daha fazla hiçbir şey sevindirememiştir.”[/FONT][FONT=Verdana][3] - Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: “Geceleyin, Ebu Musa el-Eş’arî ve arkadaşlarını Kur’an okuyuşlarından tanıyorum. Evlerini gündüz gözüyle görmemişsem de onları içlerinden gelen Kur’an sesleriyle biliyorum. Bunlardan biri de Hakîm’dir. (Bazı rivâyetlere göre Hakîm b. Hizam’dır). Bunlar düşmanlarla veya süvarilerle karşılaştıklarında “Arkadaşlarım kendilerini beklemenizi emrediyor!” derler.”[/FONT][FONT=Verdana][4] - Esmâ binti Ümeys şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’e “Ey Allah’ın Rasûlü! Bazı kimseler bize karşı böbürleniyorlar ve bizim ilk muhacirlerden olmadığımızı söylüyorlar!” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular: [I] “Hayır, bu yanlıştır. Sizin için iki hicret vardır. Biri Habeşistan’a, diğeri ise oradan Medine’ye yapılmıştı.[/I][/FONT] [FONT=Verdana][5] [COLOR=red]_____________________________[/COLOR][COLOR=darkgreen] [/COLOR][/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][1] Bidaye, III/79 (İbn İshak’tan; o da Abdulaziz b. Abdillah b. Amir b. Rabia tarikiyle); İsabe IV/400 (Ümmü Abdullah’ın isminin Leyla olduğunu söyler); Heysemi VI/24; Hakim, Müstedrek IV/58 (İbn İshak tarikiyle). [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][2] Kenz VIII/332 (İbn Mendeh ve İbn Asakir’den.) [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][3] Bidaye, IV/205 (Buhari’den naklen). [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][4] Bidaye, IV/205 (Müslim’den; o da Ebu Bürde tarikiyle Ebu Musa’dan). [/COLOR][/FONT][FONT=Verdana][COLOR=darkgreen][5] Fethü’l-Bari VII/341 (İbn Sa’d’dan); Kenz VII/18 (İbn Ebi Şeybe’den, daha uzun olarak); yine Kenz VIII/333 (Hadisi Ebu Nuaym ve Hasan b. Süfyan’ın da muhtasar olarak rivayet ettiğini zikreder). Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/342-344.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
4. Bölüm - 5. FASIL: Ca'fer B. Ebî Talib İle Bazı Ashabın Önce Habeşistan'a Sonra da Medine'ye...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst