Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Abdullah Bin Menazil K.S. Hazretleri Kimdir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 268693" data-attributes="member: 1"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>ABDULLAH BİN MENÂZİL</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Evliyânın meşhurlarından. İsmi Abdullah bin Muhammed bin Menâzil, künyesi Ebû Muhammed'dir. Doğum târihi bilinmemektedir. 940 (H. 329) senesinde Nişâbur'da vefât etti. Kabri Enbâr şehidliğindedir. Hocası evliyânın büyüklerinden olan Hamdun Kassâr hazretleridir. Onun derslerinde ve sohbetlerinde yetişip zâhir, bâtın, açık ve gizli ilimlerde âlim oldu. Tasavvufta yüksek haller, fazîletler sâhibi ve hadîs ilminde âlim idi. Pek çok hadîs-i şerîf dinlemiş ve yazmıştır.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Abdullah bin Menâzil, Hamdun bin Ahmed'den nasîhat istemişti. O da; "Gücün yettiği ve elinden geldiği kadar dünyalık bir şey sebebiyle kızmamaya gayret et." buyurdu.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Abdullah bin Menâzil hazretleri buyurdu ki:</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><strong>"İnsanlar edebe, ilimden çok daha fazla muhtaçtır."</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Devamlı utanmaktan ve sıkılmaktan bahseden, fakat Allahü teâlâdan sıkılmayan kimseye ne kadar şaşılır."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"İhtiyâcı olmayan bir şeye muhtâc gözüken, muhtâc olduğu bir şeyi kaybeder."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Allahü teâlâ çeşitli ibâdetleri bildirdi. Sabrı, sıdkı, namazı, orucu ve seher vakitleri istiğfâr, tövbe etmeği buyurdu. İstiğfârı en sonra söyledi. Böylece kula, bütün ibâdetlerini, iyiliklerini kusûrlu görüp, hepsine af ve mağfiret dilemesi lâzım oldu."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Çalışıp da tevekkül etmek, bir yere çekilip ibâdet yapmaktan hayırlıdır."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Kendisinden ilim öğrendiği zâtta, ayıp ve kusur arayan, onun ilminden, feyiz ve bereketinden faydalanamaz."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Tevekkül sâhibi, her şeyden yüz çevirip Allahü teâlâya dönen kimsedir."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Farzlardan birini edâ etmeyen, sünneti yapmama belâsına yakalanabilir. Sünneti terk edenin ise bid'ate, hurafeye düşmesi muhakkaktır."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Sâhib olduğun zamanların en üstünü, nefsinin istek ve arzularından kurtulduğun ve halk için kötü düşünmediğin vakittir."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Nefsi için bir hizmetçi istemediği müddetçe kul, kuldur. Kendisi için bir hizmetçi istedi mi, yüksek derecesinden düşmüş ve kulluğun edeblerini terkedip sınırlarını aşmış olur. Çünkü başkasının kendisine hizmet etmesini isteyecek kadar nefsini büyük görmüştür."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Eğer bir kul ömrü boyunca bir an riyâ ve nifaksız kalırsa, o bir ânın bereketini ömrünün sonuna kadar duyar."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ârif, gafletten uzak olup, hiçbir zaman kendini beğenmez, ucba kapılıp kibirlenmez."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Edeb nedir?" diye sorulunca; "Çok çeşitli târifleri yapılmıştır. Biz deriz ki, edeb insanın nefsini bilmesi, tanımasıdır." buyurdu.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"İnsanlar kendi şekâvet ve haksızlıklarına, haddi aşmaya âşık olurlar. Yâni dâimâ kendilerini bedbaht edecek şeyleri yapmak isterler."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Ebû Ali Dekkâk, Abdullah bin Menâzil'in vefâtını şöyle anlatmıştır: </span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün Ebû Ali Sekafî ile konuşuyorlardı. Söz arasında Abdullah bin Menâzil, Ebû Ali Sekafî'ye; "Ölüme hazır ol, çünkü ölümden kurtulmanın çâresi yoktur." dedi. Bunun üzerine o zat; "Ey Abdullah sen de hazır ol, şüphesiz öleceksin." deyince Abdullah bin Menâzil hazretleri kolunu yastık gibi uzattı, başını kolunun üzerine koydu ve; "İşte öldüm." diyerek, kelime-i şehâdeti söyledi ve o anda vefât etti.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bu durum karşısında Ebû Sekafî hazretleri donakaldı. Söyleyecek bir söz bulamadı. Çünkü Abdullah bin Menâzil'e fiilen mukâbele etmek imkânına sâhip değildi. Ebû Ali Sekafî'yi dünyâya bağlayan bir takım sebepler vardı. Abdullah bin Menâzil'in ise Allahü teâlâdan başka meşgûliyeti yoktu. Dünyâ ile alâkasını kesmişti.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">SON NEFES BELLİ OLMAZ</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Abdullah bin Menâzil, ulemâdan, büyük zat,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Nişâbur'da yetişip, orada etti vefât</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O, bir gün vâz ederken, buyurdu ki: (Ey insan!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hazırlan son nefese, deme daha var zaman.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O "son nefes" dediğin, gelir bu gün, ya yârın,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Şimdi ne hazırlarsan, işte o, senin kârın.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Her nefesi alırken, âgâh ol, etme gaflet,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Her birinin, son nefes olduğunu kabûl et.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Her namazı kılarken, de ki: "Hiç belli olmaz,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bu, benim kılacağım, belki de en son namaz."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Her yemek yediğinde, de ki: "Bu, son yemeğim,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Öbür öğüne kadar, belki gelir ecelim."</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Her gece abdest alıp, girerken yatağına,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">De ki: "Belki ölürüm ve çıkamam yarına.")</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Nasîhat istemişti, kendisinden bir mü'min.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Buyurdu: (Öfkelenme, dünyalık bir şey için.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">İnsan öfkelenince, örtülür aklı o an,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Şeytan onun boynuna "bir yular" takar heman.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O, kendi aklı ile, edemez hiç hareket,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Zîrâ onun aklını, örtmüştür öfke, hiddet.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Şeytanın oyuncağı", olur artık o kişi,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Onun emrine göre, yapar o, her bir işi.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Peygamber efendimiz, buyurdu ki bu bâbda:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Hemence oturunuz, kızdıysanız ayakta.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Eğer oturmakla da, sâkin olmaz iseniz,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir mikdar yatınız ki, zâil olsun öfkeniz.")</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>1) Tezkiret-ül-Evliyâ; c.2, s.90</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>2) Şezerât-üz-Zeheb; c.2, s.330</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>3) Nefehât-ül-Üns; s.200</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>4) Nefehât-ül-Üns (Osmanlıca); s.366</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>5) Tabakâtüs-Sûfiyye; s.366</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>6) Risâle-i Kuşeyrî; s.161</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>7) Kevâkib-üd-Düriyye; c.2, s.54</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>8) Tabakât-ül-Kübrâ; c.1, s.107</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>9) Fâideli Bilgiler; s.167</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><em>10) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.3, s.345</em></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 268693, member: 1"] [FONT=Verdana][SIZE=2] [B]ABDULLAH BİN MENÂZİL[/B] [/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Evliyânın meşhurlarından. İsmi Abdullah bin Muhammed bin Menâzil, künyesi Ebû Muhammed'dir. Doğum târihi bilinmemektedir. 940 (H. 329) senesinde Nişâbur'da vefât etti. Kabri Enbâr şehidliğindedir. Hocası evliyânın büyüklerinden olan Hamdun Kassâr hazretleridir. Onun derslerinde ve sohbetlerinde yetişip zâhir, bâtın, açık ve gizli ilimlerde âlim oldu. Tasavvufta yüksek haller, fazîletler sâhibi ve hadîs ilminde âlim idi. Pek çok hadîs-i şerîf dinlemiş ve yazmıştır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Abdullah bin Menâzil, Hamdun bin Ahmed'den nasîhat istemişti. O da; "Gücün yettiği ve elinden geldiği kadar dünyalık bir şey sebebiyle kızmamaya gayret et." buyurdu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Abdullah bin Menâzil hazretleri buyurdu ki:[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][B]"İnsanlar edebe, ilimden çok daha fazla muhtaçtır."[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Devamlı utanmaktan ve sıkılmaktan bahseden, fakat Allahü teâlâdan sıkılmayan kimseye ne kadar şaşılır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"İhtiyâcı olmayan bir şeye muhtâc gözüken, muhtâc olduğu bir şeyi kaybeder."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Allahü teâlâ çeşitli ibâdetleri bildirdi. Sabrı, sıdkı, namazı, orucu ve seher vakitleri istiğfâr, tövbe etmeği buyurdu. İstiğfârı en sonra söyledi. Böylece kula, bütün ibâdetlerini, iyiliklerini kusûrlu görüp, hepsine af ve mağfiret dilemesi lâzım oldu."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Çalışıp da tevekkül etmek, bir yere çekilip ibâdet yapmaktan hayırlıdır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Kendisinden ilim öğrendiği zâtta, ayıp ve kusur arayan, onun ilminden, feyiz ve bereketinden faydalanamaz."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Tevekkül sâhibi, her şeyden yüz çevirip Allahü teâlâya dönen kimsedir."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Farzlardan birini edâ etmeyen, sünneti yapmama belâsına yakalanabilir. Sünneti terk edenin ise bid'ate, hurafeye düşmesi muhakkaktır."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Sâhib olduğun zamanların en üstünü, nefsinin istek ve arzularından kurtulduğun ve halk için kötü düşünmediğin vakittir."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Nefsi için bir hizmetçi istemediği müddetçe kul, kuldur. Kendisi için bir hizmetçi istedi mi, yüksek derecesinden düşmüş ve kulluğun edeblerini terkedip sınırlarını aşmış olur. Çünkü başkasının kendisine hizmet etmesini isteyecek kadar nefsini büyük görmüştür."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Eğer bir kul ömrü boyunca bir an riyâ ve nifaksız kalırsa, o bir ânın bereketini ömrünün sonuna kadar duyar."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Ârif, gafletten uzak olup, hiçbir zaman kendini beğenmez, ucba kapılıp kibirlenmez."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Edeb nedir?" diye sorulunca; "Çok çeşitli târifleri yapılmıştır. Biz deriz ki, edeb insanın nefsini bilmesi, tanımasıdır." buyurdu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"İnsanlar kendi şekâvet ve haksızlıklarına, haddi aşmaya âşık olurlar. Yâni dâimâ kendilerini bedbaht edecek şeyleri yapmak isterler."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Ebû Ali Dekkâk, Abdullah bin Menâzil'in vefâtını şöyle anlatmıştır: [/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Bir gün Ebû Ali Sekafî ile konuşuyorlardı. Söz arasında Abdullah bin Menâzil, Ebû Ali Sekafî'ye; "Ölüme hazır ol, çünkü ölümden kurtulmanın çâresi yoktur." dedi. Bunun üzerine o zat; "Ey Abdullah sen de hazır ol, şüphesiz öleceksin." deyince Abdullah bin Menâzil hazretleri kolunu yastık gibi uzattı, başını kolunun üzerine koydu ve; "İşte öldüm." diyerek, kelime-i şehâdeti söyledi ve o anda vefât etti.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Bu durum karşısında Ebû Sekafî hazretleri donakaldı. Söyleyecek bir söz bulamadı. Çünkü Abdullah bin Menâzil'e fiilen mukâbele etmek imkânına sâhip değildi. Ebû Ali Sekafî'yi dünyâya bağlayan bir takım sebepler vardı. Abdullah bin Menâzil'in ise Allahü teâlâdan başka meşgûliyeti yoktu. Dünyâ ile alâkasını kesmişti.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]SON NEFES BELLİ OLMAZ[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Abdullah bin Menâzil, ulemâdan, büyük zat,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Nişâbur'da yetişip, orada etti vefât[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]O, bir gün vâz ederken, buyurdu ki: (Ey insan![/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Hazırlan son nefese, deme daha var zaman.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]O "son nefes" dediğin, gelir bu gün, ya yârın,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Şimdi ne hazırlarsan, işte o, senin kârın.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Her nefesi alırken, âgâh ol, etme gaflet,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Her birinin, son nefes olduğunu kabûl et.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Her namazı kılarken, de ki: "Hiç belli olmaz,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Bu, benim kılacağım, belki de en son namaz."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Her yemek yediğinde, de ki: "Bu, son yemeğim,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Öbür öğüne kadar, belki gelir ecelim."[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Her gece abdest alıp, girerken yatağına,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]De ki: "Belki ölürüm ve çıkamam yarına.")[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Nasîhat istemişti, kendisinden bir mü'min.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Buyurdu: (Öfkelenme, dünyalık bir şey için.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]İnsan öfkelenince, örtülür aklı o an,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Şeytan onun boynuna "bir yular" takar heman.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]O, kendi aklı ile, edemez hiç hareket,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Zîrâ onun aklını, örtmüştür öfke, hiddet.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Şeytanın oyuncağı", olur artık o kişi,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Onun emrine göre, yapar o, her bir işi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Peygamber efendimiz, buyurdu ki bu bâbda:[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]"Hemence oturunuz, kızdıysanız ayakta.[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Eğer oturmakla da, sâkin olmaz iseniz,[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2]Bir mikdar yatınız ki, zâil olsun öfkeniz.")[/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]1) Tezkiret-ül-Evliyâ; c.2, s.90[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]2) Şezerât-üz-Zeheb; c.2, s.330[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]3) Nefehât-ül-Üns; s.200[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]4) Nefehât-ül-Üns (Osmanlıca); s.366[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]5) Tabakâtüs-Sûfiyye; s.366[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]6) Risâle-i Kuşeyrî; s.161[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]7) Kevâkib-üd-Düriyye; c.2, s.54[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]8) Tabakât-ül-Kübrâ; c.1, s.107[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]9) Fâideli Bilgiler; s.167[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][I]10) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.3, s.345[/I][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Abdullah Bin Menazil K.S. Hazretleri Kimdir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst