Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Abdurrahman bin Avf
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 228419" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Mekke... </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Kutsal şehir. Gül şehir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Nezih, pak, güzel insanların şehri. Kutlu sahabiler şehri.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen Müslüman olmadan önce de tertemizdin. Putlara hiç ibadet etmedin, kendi putunu hiç oluşturmadın. Temiz bir fıtrat, iffetli bir hayat ve Hz. Ebu Bekir'in sıcak bakışlarıda eriyiş... </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Abdurrahman bin Avf... Servi kamet, gül çehre ve sıcak tebessüm. Yakışıklı Abdurrahman Bin Avf. Güzel, cesur ve cömert Abdurrahman Bin Avf. Uhut kahramanı. Peygamber?i (sas) hiç yalnız bırakmadın gazvede. Tam yirmi yerinden yara aldın Uhut'ta. İlk hicret edenlerin arasındaydın. Hiç üşenmedin, yorulmadın, hep koştun. Zira emir O'ndandı...</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Varını-yoğunu bıraktın, vardın Habeşistan'a. Durmadın, durdurulamadın. Sonra Medine'ye koştun. Biz birini bulamazken, sen hicretin sevabını ikiye katladın. Medine'de Sa'd bin Rebi karşıladı seni. Kucak açtı, sahip çıktı. Varını-yoğunu koydu önüne. Her şeyini paylaşmak istedi seninle.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen Abdurrahman bin Avf, sen güzel insan. Akıllara durgunluk verecek bir cevap verdin. Melekleri ağlatan bir cevap, insanlığı yücelten bir cevap. 'Allah senin malına, mülküne ve ailene bereket eylesin. Sen bana çarşının yolunu göster.' dedin. Aldın eline bir parça hamal ipi ve kısa zamanda Medine'nin en zenginlerinden oldun.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">İmam Abdurrahman bin Avf. Sen daha Rasulullah hayattayken fetva makamına erdin. Salih kul Abdurrahman Bin Avf. Tebük seferi sırasında Efendimiz (sas) de senin imametinde namaza durdu. Hz. Ebubekir'le Peygamber'in bulunduğu bir cemaate imamlık yapma şerefine nail oldun. Daha sonra seni övdü: 'Hiçbir Peygamber yoktur ki, ümmetinden salih birinin arkasında namaz kılmış olmasın.'</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen daha Efendimiz hayattayken yirmi bin dinar malı, beş yüz atı Allah yolunda infak ettin. Efendimiz'den sonra da verdin, hep verdin. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen Abdurrahman?dın. Hem dik duran Abdurrahman. Bir seferde bütün kervanı, develeri ve yükleriyle bağışlayan, cömertlik timsali Abdurrahman. Verdiklerinin, senin gibi biri için az olduğu hissettirilince hemen koştun. Yandın, tutuştun ve neyin var neyin yok verdin. Hep korkardın helak olmaktan. Ümmü Seleme validemize de bir gün şöyle seslenmiştin. 'Malımın çokluğu helakıma sebebiyet verir, bundan endişe ediyorum.'</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen koştun, hep koştun. Nerede, ne zaman verilmesi gerekiyorsa verdin. Hep cömerttin. Kutlular Kutlusu (sas), Hz. Halit'le girdiğin münakaşada sana 'Arkadaşım' diye seslendi. Sen sema ve arz ehlinin eminisin ey Abdurrahman bin Avf! Rasulullah kabre indirilirken, kabir Rasulullah'ın gelişiyle şereflenirken, yeryüzü ağlarken, toprak O'na dokunmanın şerefini yaşarken, sen O'nu kabre indirenler arasındaydın. Oruçlu olduğun bir gün iftar için önüne getirilen sofra karşısında oturmuş, uzun süre hıçkıra hıçkıra ağlamıştın. 'Neden?' diye sorulduğunda, şöyle demiştin: 'Mus'ab b. Umeyr ki, o benden daha hayırlıydı, başını örttüğümüzde ayakları, ayaklarını örttüğümüzde de başı açıkta kalan küçük bir bezle kefenlenmişti. Hz. Hamza ki o da benden daha hayırlıydı, kefen olarak bir parça bez bulunmuş ve onunla kefenlenmişti. Bize gelince dünya bize güldü. Onlara verilmeyen şeyler bize verildi. Korkuyorum işlediğimiz hasenatın mükâfatı bu suretle bize verilmiş olsun.'</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen kutlu sahabi! </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen Aşere-i Mübeşşere'den oldun. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Daha hayattayken cennetle müjdelendin. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Yirmi üç yıl Nebiler Sultanı ile beraber oldun. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Sen kutlu sahabi!</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue">Cennetü'l-Baki'de yatıyor, bâki cennetlerde geziyorsun. </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 228419, member: 1008778"] [SIZE=4][COLOR=royalblue]Mekke... Kutsal şehir. Gül şehir. Nezih, pak, güzel insanların şehri. Kutlu sahabiler şehri. Sen Müslüman olmadan önce de tertemizdin. Putlara hiç ibadet etmedin, kendi putunu hiç oluşturmadın. Temiz bir fıtrat, iffetli bir hayat ve Hz. Ebu Bekir'in sıcak bakışlarıda eriyiş... Abdurrahman bin Avf... Servi kamet, gül çehre ve sıcak tebessüm. Yakışıklı Abdurrahman Bin Avf. Güzel, cesur ve cömert Abdurrahman Bin Avf. Uhut kahramanı. Peygamber?i (sas) hiç yalnız bırakmadın gazvede. Tam yirmi yerinden yara aldın Uhut'ta. İlk hicret edenlerin arasındaydın. Hiç üşenmedin, yorulmadın, hep koştun. Zira emir O'ndandı... Varını-yoğunu bıraktın, vardın Habeşistan'a. Durmadın, durdurulamadın. Sonra Medine'ye koştun. Biz birini bulamazken, sen hicretin sevabını ikiye katladın. Medine'de Sa'd bin Rebi karşıladı seni. Kucak açtı, sahip çıktı. Varını-yoğunu koydu önüne. Her şeyini paylaşmak istedi seninle. Sen Abdurrahman bin Avf, sen güzel insan. Akıllara durgunluk verecek bir cevap verdin. Melekleri ağlatan bir cevap, insanlığı yücelten bir cevap. 'Allah senin malına, mülküne ve ailene bereket eylesin. Sen bana çarşının yolunu göster.' dedin. Aldın eline bir parça hamal ipi ve kısa zamanda Medine'nin en zenginlerinden oldun. İmam Abdurrahman bin Avf. Sen daha Rasulullah hayattayken fetva makamına erdin. Salih kul Abdurrahman Bin Avf. Tebük seferi sırasında Efendimiz (sas) de senin imametinde namaza durdu. Hz. Ebubekir'le Peygamber'in bulunduğu bir cemaate imamlık yapma şerefine nail oldun. Daha sonra seni övdü: 'Hiçbir Peygamber yoktur ki, ümmetinden salih birinin arkasında namaz kılmış olmasın.' Sen daha Efendimiz hayattayken yirmi bin dinar malı, beş yüz atı Allah yolunda infak ettin. Efendimiz'den sonra da verdin, hep verdin. Sen Abdurrahman?dın. Hem dik duran Abdurrahman. Bir seferde bütün kervanı, develeri ve yükleriyle bağışlayan, cömertlik timsali Abdurrahman. Verdiklerinin, senin gibi biri için az olduğu hissettirilince hemen koştun. Yandın, tutuştun ve neyin var neyin yok verdin. Hep korkardın helak olmaktan. Ümmü Seleme validemize de bir gün şöyle seslenmiştin. 'Malımın çokluğu helakıma sebebiyet verir, bundan endişe ediyorum.' Sen koştun, hep koştun. Nerede, ne zaman verilmesi gerekiyorsa verdin. Hep cömerttin. Kutlular Kutlusu (sas), Hz. Halit'le girdiğin münakaşada sana 'Arkadaşım' diye seslendi. Sen sema ve arz ehlinin eminisin ey Abdurrahman bin Avf! Rasulullah kabre indirilirken, kabir Rasulullah'ın gelişiyle şereflenirken, yeryüzü ağlarken, toprak O'na dokunmanın şerefini yaşarken, sen O'nu kabre indirenler arasındaydın. Oruçlu olduğun bir gün iftar için önüne getirilen sofra karşısında oturmuş, uzun süre hıçkıra hıçkıra ağlamıştın. 'Neden?' diye sorulduğunda, şöyle demiştin: 'Mus'ab b. Umeyr ki, o benden daha hayırlıydı, başını örttüğümüzde ayakları, ayaklarını örttüğümüzde de başı açıkta kalan küçük bir bezle kefenlenmişti. Hz. Hamza ki o da benden daha hayırlıydı, kefen olarak bir parça bez bulunmuş ve onunla kefenlenmişti. Bize gelince dünya bize güldü. Onlara verilmeyen şeyler bize verildi. Korkuyorum işlediğimiz hasenatın mükâfatı bu suretle bize verilmiş olsun.' Sen kutlu sahabi! Sen Aşere-i Mübeşşere'den oldun. Daha hayattayken cennetle müjdelendin. Yirmi üç yıl Nebiler Sultanı ile beraber oldun. Sen kutlu sahabi! Cennetü'l-Baki'de yatıyor, bâki cennetlerde geziyorsun. [/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Abdurrahman bin Avf
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst