Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Acbü'z-zeneb Yorumları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 259789" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Acbü'z-zeneb</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: #800080">ACBÜ’Z-ZENEB </span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: #800080">DR. BAHRİ TAYRAN</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: #800080">11.08.2011</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #006400"><span style="font-size: 18px">Acbü'z-zeneb kuyruk sokumu kemiği olabilir mi?</span></span></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'verdana'"></p><p></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Daha önce bahsettiğimiz üç hadisten birincisini tekrar buraya alarak inceleyelim.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #0000ff"><strong>“İnsanın çürümeyecek hiçbir yeri yoktur, yalnız bir kemik müstesna ki, o da acbü’z-zenebdir. Kıyamet gününde yaratılış ondan terkip olunacaktır.” </strong> (Sahih-i Müslim. Fiten/2955–141)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #0000ff"></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Şimdi kemiklerin dokusal ve kimyasal yapılarıyla kuyruk sokumunun anatomik ve embriyolojik yapılarına kısaca bakalım:</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Omurganın son ucunu teşkil eden kemiklere <strong>‘’koksiks’’</strong> denmektedir ve dört adet <strong> ‘’koksiyal omurun‘’</strong> birleşmesinden meydana gelir. Bu omurlar embriyolojik olarak ilk 60 güne kadar oluşan embriyonun sahip olduğu kuyruk iskeletinin kalıntısı olarak değerlendirilir.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Yani kuyruk sokumu da bir omurga kalıntısıdır! </strong>Histolojik olarak kemik dokusunda ise, kısaca özetlenecek olursa dört tip hücre bulunur. Kemik dokunun canlı kısmını bunlar teşkil eder ve bu dokunun esneklik ve sertliğini oluşturan kısmına da <strong>matriks</strong> denir. Matrikste organik moleküller olarak kollajen denen protein lifleri vardır ki, bu dokunun birbirine bağlanmasını ve esnekliğini sağlarlar. Kuru madde üzerinden matriksin <strong>% 35</strong>’ini teşkil ederler. Üçüncü olarak kemik dokunun inorganik yapısını teşkil eden çeşitli elementler ve bunlardan oluşan mineraller vardır. Bunlar matriksin kuru madde üzerinden <strong>% 65</strong>’ini teşkil ederler. Kemiğe sağlamlık verirler. Bu mineraller arasında bir de <strong>hidroksiapatit</strong> diye isimlendirilen dört çeşit elementten oluşan kristaller bulunmaktadır. <strong> Kimyasal formülü Ca10 (PO4)6[OH]2 olup 10 kalsiyum, 6 fosfor, 24 oksijen atomu ve 2 hidroksilden oluşmaktadır.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Kemiğin inorganik yapısında bulunan temel mineraller:</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000">Kalsiyum fosfat: % 85 (Ca, Ph, O2)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000">Kalsiyum karbonat: % 10 (Ca, C, O2)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000">Magnezyum fosfat: % 1,5 (Mg, Ph, O2)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000">Kalsiyum fluorid: % 0,3 (Ca, F2)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000">Kalsiyum klorid: % 0,2 (Ca, Cl2)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000">Alkali tuzlar: % 2 (Na, K,)</span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><span style="color: #ff0000"></span></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Kemik dokuda yer alan hücrelerde genel olarak bütün elementler bulunurken, mineral yapıda ise yaygın olarak <strong>10</strong> çeşit element bulunmaktadır.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Arapça dil bilimcileri ve hadis yorumcuları acbü’z-zeneb’in lügat anlamından hareketle <strong>“çürümeyen bir kemik” </strong>ifadesini kuyruk sokumu kemiği olarak tanımlamışlardır. Ancak zaman içinde öyle oldu ki, <strong>“acbü’z-zeneb”</strong> eşittir <strong>“kuyruk sokumu”</strong> haline dönüştü. Bu tür anlam yüklemesi acbü’z-zeneb’i daha da çok anlaşılamaz hale getirmiştir. <strong>Onun için hadis metinlerinin tamamı dikkate alınarak “acbü’z-zeneb”in temsil ettiği gerçek anlamına oturtulması gerektiği kesindir. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Bu kemik benzetmesinin, esasında Araplar için çok önemli bir boyutu vardı. Çünkü onların ölüm sonrası dirilmeye dair inançları yoktu ve ebedî âlem tartışmasını kemik üzerinden yapmışlardır <strong>(Yasin 36/79, Kıyamet 75/3).</strong> Kemiklerin, ölen insan cesetlerinden onlarca yıl çürümeden kalabildiklerini biliyorlardı. Hatta kemiklerde yazıların yazılarak saklandığını ve uzun yıllar çürümeden kaldığını da biliyorlardı. Bugün ise <strong>10.000</strong> yıldan beri yer katmanlarında, mağaralarda, göl, nehir gibi bataklık katmanlarında insan ve hayvan iskeletlerinin bulunduğunu bilmekteyiz. Hatta milyonlarca yıldan beri iskeleti çeşitli arazilerde bulunmuş binlerce fosil, müzelerde ilgi odağı halindedir. Onun için <strong>“acbü’z-zeneb”</strong>le çürümeyen kemik benzetmesini Resul-i Ekrem’in (asm) <strong>“irşad ekseninde” </strong>çok değerli görmekteyiz. Çünkü 1400 yıl önceki insanlara <strong>“çürümeyen kemik”</strong> benzetmesi ile ölen insan vücudunun tekrar yaratılmasında yine kendine ait bir malzemenin kullanılacağı mesajı en iyi anlaşılır bir şekilde sunulmuş oluyordu. Bu o dönem insanları için şüphesiz en güzel açıklamaydı. O da, ebediyen çürümeyen olarak acbü’z-zeneb şeklinde ifade edilmiştir. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Ancak peygamberliği kıyamete kadar devam edecek olan Hz. Muhammed’in (asm) bilgi çağı insanlarına da aynı <strong>“irşad ekseninde”</strong> ihmal edilmeden daha derinlik kazanacak farklı bir mesajı da verdiğini ikinci hadiste yani <strong>“ebediyen çürümeyen”</strong> olarak acbü’z-zeneb değerlendirmesinde görmekteyiz.</span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Şurası bir gerçektir ki, zamanımızda acbü’z-zenebin kuyruk sokumu kemiği olarak tekrar gözden geçirilmesi gerekli, hatta zorunlu olduğu kanaatindeyiz. Bunun için öncelikle<strong> “acbü’z-zeneb”</strong>in mecazî bir anlam taşıdığının bilinmesi ve terminolojik boyutunun esas alınması halinde hadisler zorlanmadan daha rahat yorumlanabilecektir. Lügat anlamında <strong>“her şeyin gerisi, her şeyin sonu, kuyruk”</strong> gibi fiziksel bir ölçüm, bir ünitenin sonu şeklindeki yaklaşımdan da yararlanarak <strong>“yanan ateşten geri kalan kül, çürüyen cesetten geriye kalan kemik iskeleti ve hatta daha ileri seviyedeki çürüme ile mineraller ve elementler seviyesi gibi de”</strong> acbü’z-zeneb’in esas anlamını teşkil ettiğini düşünmemize imkân vermektedir. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'">Sonuçta <strong>“acbü’z-zeneb’</strong>i kuyruk sokumu kemiği olarak anlamak, geçmiş asırlar için yeterli olsa da; bilgi çağında <strong>“acbü’z-zeneb”</strong>i vücuttan geri kalan, çürüme özelliğini yitirerek mineral ve element seviyesindeki <strong>“ebediyen çürümeyen”</strong> diye hadiste tariflenen gerçek seviyesine inerek değerlendirilmesinin daha doğru, hatta zorunlu olduğu kanaatindeyiz. </span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=16536" target="_blank"><span style="color: #ff0000">Acbü'z-zeneb kuyruk sokumu kemiği olabilir mi?</span></a></strong></span></p><p><span style="font-family: 'verdana'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 259789, member: 27"] [b]Cevap: Acbü'z-zeneb[/b] [FONT=verdana][B][COLOR=#800080]ACBÜ’Z-ZENEB DR. BAHRİ TAYRAN 11.08.2011[/COLOR][/B] [CENTER][COLOR=#006400][SIZE=5]Acbü'z-zeneb kuyruk sokumu kemiği olabilir mi?[/SIZE][/COLOR] [/CENTER] Daha önce bahsettiğimiz üç hadisten birincisini tekrar buraya alarak inceleyelim. [COLOR=#0000ff] [B]“İnsanın çürümeyecek hiçbir yeri yoktur, yalnız bir kemik müstesna ki, o da acbü’z-zenebdir. Kıyamet gününde yaratılış ondan terkip olunacaktır.” [/B] (Sahih-i Müslim. Fiten/2955–141) [/COLOR] Şimdi kemiklerin dokusal ve kimyasal yapılarıyla kuyruk sokumunun anatomik ve embriyolojik yapılarına kısaca bakalım: Omurganın son ucunu teşkil eden kemiklere [B]‘’koksiks’’[/B] denmektedir ve dört adet [B] ‘’koksiyal omurun‘’[/B] birleşmesinden meydana gelir. Bu omurlar embriyolojik olarak ilk 60 güne kadar oluşan embriyonun sahip olduğu kuyruk iskeletinin kalıntısı olarak değerlendirilir. [B]Yani kuyruk sokumu da bir omurga kalıntısıdır! [/B]Histolojik olarak kemik dokusunda ise, kısaca özetlenecek olursa dört tip hücre bulunur. Kemik dokunun canlı kısmını bunlar teşkil eder ve bu dokunun esneklik ve sertliğini oluşturan kısmına da [B]matriks[/B] denir. Matrikste organik moleküller olarak kollajen denen protein lifleri vardır ki, bu dokunun birbirine bağlanmasını ve esnekliğini sağlarlar. Kuru madde üzerinden matriksin [B]% 35[/B]’ini teşkil ederler. Üçüncü olarak kemik dokunun inorganik yapısını teşkil eden çeşitli elementler ve bunlardan oluşan mineraller vardır. Bunlar matriksin kuru madde üzerinden [B]% 65[/B]’ini teşkil ederler. Kemiğe sağlamlık verirler. Bu mineraller arasında bir de [B]hidroksiapatit[/B] diye isimlendirilen dört çeşit elementten oluşan kristaller bulunmaktadır. [B] Kimyasal formülü Ca10 (PO4)6[OH]2 olup 10 kalsiyum, 6 fosfor, 24 oksijen atomu ve 2 hidroksilden oluşmaktadır. [/B] Kemiğin inorganik yapısında bulunan temel mineraller: [COLOR=#ff0000]Kalsiyum fosfat: % 85 (Ca, Ph, O2) Kalsiyum karbonat: % 10 (Ca, C, O2) Magnezyum fosfat: % 1,5 (Mg, Ph, O2) Kalsiyum fluorid: % 0,3 (Ca, F2) Kalsiyum klorid: % 0,2 (Ca, Cl2) Alkali tuzlar: % 2 (Na, K,) [/COLOR] Kemik dokuda yer alan hücrelerde genel olarak bütün elementler bulunurken, mineral yapıda ise yaygın olarak [B]10[/B] çeşit element bulunmaktadır. Arapça dil bilimcileri ve hadis yorumcuları acbü’z-zeneb’in lügat anlamından hareketle [B]“çürümeyen bir kemik” [/B]ifadesini kuyruk sokumu kemiği olarak tanımlamışlardır. Ancak zaman içinde öyle oldu ki, [B]“acbü’z-zeneb”[/B] eşittir [B]“kuyruk sokumu”[/B] haline dönüştü. Bu tür anlam yüklemesi acbü’z-zeneb’i daha da çok anlaşılamaz hale getirmiştir. [B]Onun için hadis metinlerinin tamamı dikkate alınarak “acbü’z-zeneb”in temsil ettiği gerçek anlamına oturtulması gerektiği kesindir. [/B] Bu kemik benzetmesinin, esasında Araplar için çok önemli bir boyutu vardı. Çünkü onların ölüm sonrası dirilmeye dair inançları yoktu ve ebedî âlem tartışmasını kemik üzerinden yapmışlardır [B](Yasin 36/79, Kıyamet 75/3).[/B] Kemiklerin, ölen insan cesetlerinden onlarca yıl çürümeden kalabildiklerini biliyorlardı. Hatta kemiklerde yazıların yazılarak saklandığını ve uzun yıllar çürümeden kaldığını da biliyorlardı. Bugün ise [B]10.000[/B] yıldan beri yer katmanlarında, mağaralarda, göl, nehir gibi bataklık katmanlarında insan ve hayvan iskeletlerinin bulunduğunu bilmekteyiz. Hatta milyonlarca yıldan beri iskeleti çeşitli arazilerde bulunmuş binlerce fosil, müzelerde ilgi odağı halindedir. Onun için [B]“acbü’z-zeneb”[/B]le çürümeyen kemik benzetmesini Resul-i Ekrem’in (asm) [B]“irşad ekseninde” [/B]çok değerli görmekteyiz. Çünkü 1400 yıl önceki insanlara [B]“çürümeyen kemik”[/B] benzetmesi ile ölen insan vücudunun tekrar yaratılmasında yine kendine ait bir malzemenin kullanılacağı mesajı en iyi anlaşılır bir şekilde sunulmuş oluyordu. Bu o dönem insanları için şüphesiz en güzel açıklamaydı. O da, ebediyen çürümeyen olarak acbü’z-zeneb şeklinde ifade edilmiştir. Ancak peygamberliği kıyamete kadar devam edecek olan Hz. Muhammed’in (asm) bilgi çağı insanlarına da aynı [B]“irşad ekseninde”[/B] ihmal edilmeden daha derinlik kazanacak farklı bir mesajı da verdiğini ikinci hadiste yani [B]“ebediyen çürümeyen”[/B] olarak acbü’z-zeneb değerlendirmesinde görmekteyiz. Şurası bir gerçektir ki, zamanımızda acbü’z-zenebin kuyruk sokumu kemiği olarak tekrar gözden geçirilmesi gerekli, hatta zorunlu olduğu kanaatindeyiz. Bunun için öncelikle[B] “acbü’z-zeneb”[/B]in mecazî bir anlam taşıdığının bilinmesi ve terminolojik boyutunun esas alınması halinde hadisler zorlanmadan daha rahat yorumlanabilecektir. Lügat anlamında [B]“her şeyin gerisi, her şeyin sonu, kuyruk”[/B] gibi fiziksel bir ölçüm, bir ünitenin sonu şeklindeki yaklaşımdan da yararlanarak [B]“yanan ateşten geri kalan kül, çürüyen cesetten geriye kalan kemik iskeleti ve hatta daha ileri seviyedeki çürüme ile mineraller ve elementler seviyesi gibi de”[/B] acbü’z-zeneb’in esas anlamını teşkil ettiğini düşünmemize imkân vermektedir. Sonuçta [B]“acbü’z-zeneb’[/B]i kuyruk sokumu kemiği olarak anlamak, geçmiş asırlar için yeterli olsa da; bilgi çağında [B]“acbü’z-zeneb”[/B]i vücuttan geri kalan, çürüme özelliğini yitirerek mineral ve element seviyesindeki [B]“ebediyen çürümeyen”[/B] diye hadiste tariflenen gerçek seviyesine inerek değerlendirilmesinin daha doğru, hatta zorunlu olduğu kanaatindeyiz. [COLOR=#ff0000][/COLOR][B][URL="http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=16536"][COLOR=#ff0000]Acbü'z-zeneb kuyruk sokumu kemiği olabilir mi?[/COLOR][/URL][/B] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Acbü'z-zeneb Yorumları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst