Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
adamın dönüşü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 149499" data-attributes="member: 1298"><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">GÜNLERDEN pazar, mevsimlerden sonbahardı. Adamın gönlü daraldı. Telaşla attı kendini sokağa. Yolu nereye gidecek, nerede bitecek bilmiyordu. Bilmeden yürüdü, yürüdü. Bir saat kulesinin önünde bitti bilinçsiz yürüyüşü.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Saate bakakaldı adam. Dalıp gitti. Saat yuvarlaktı. Tıpkı üzerinde seyelan ettiği dünya gibi. Akrep ve yelkovan da sanki dünyanın güneş etrafındaki dönüşü gibi saatin içinde dönüp durmaktaydı. Dünya güneşin, güneş samanyolunun etrafında.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Sordu adam: “Ben neyin etrafında dönmekteyim?”</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Yelkovana takıldı gözü. Acelesi olan, sanki dönmezse dünyanın dönüşüne ayak uyduramamaktan korkan, zamanı kaybedeceğini bilen bir derviş misali. Cazibeyle dönmekteydi dairenin içinde. Her dönüşünde bir saat geçmekteydi ömründen, sermayesinden. Ve fakat vazgeçemiyordu dönmekten sermayesinin eridiğini bile bile. Buna mecburdu. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Akrep ise daha temkinli görünüyordu. Saat kadranındaki dönüşünü günde iki kez yapabiliyordu. Onun iki dönüşüyle bir gün tamam oluyordu. Ömründen bir gün gidiyordu. Durmuyordu. “Tıpkı hayat gibi” dedi adam. Kendine çevirdi gözlerini. Kendisi de hayat dairesinde dönüp durmakta değil miydi? Zaman zaman aceleci adımlarla, yelkovan gibi, kimi zaman da akrep gibi temkinli. Ne yapsın ki insan aceleciydi, adımları hızlı ve acemiceydi. Günleri, saatleri, anları bir bir gidiyordu. Sanki bir an vardı yetişeceği; hayatı oraya doğru akıyordu. Geriye dönüş ise mümkün değildi, hızla tükeniyordu zaman. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Daha dün çocuk değil miydi, mahallede umarsız koşuşturan? Dün değil miydi, güzel bir okulu bitirip mükemmel bir iş bulan? Dün değil miydi çok paralar kazanıp güzel evlerde oturan? Ne olmuştu da şimdi birden zamanın farkına varmıştı? ADAM, iki hafta önce hiç sebep gösterilmeden işine son verilişini hatırladı. Daha düne kadar işyerinde vazgeçilmez biri iken, bu prestiji sona ermişti. Ağır geldi ona vazgeçilir olmak. Günlerce evden dışarı çıkmadı. İş başvurusu da yapmamıştı hiçbir yere. Belki yanlışlık olmuştu da, yeniden çağıracaklarmış gibi bekliyordu. Beklediği haber gelmiyordu. Çok bunalmıştı. Üstelik evinin önündeki ağaçlar sararmıştı. Kendine baktı. Yüzünde daha önce fark etmediği ince çizgiler gördü. Saçlarına ak teller düşmüştü, o fark etmeden. Gençliğinin bitmeye başladığının işaretiydi bunlar. Nasıl da bunalmıştı. Gitmeyecek sandığı gençlik, bohçasını toplamaya başlamıştı işte. Bohça toplanıp bağlandığında ise, adam fark etmeyecekti bile gençlik denen misafirinin evinden çoktan gittiğini... </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">HÜZÜNLENDİ adam. Ne olacaktı sonu? Sonsuzluk mu? Sonsuz mutluluk mu? Sonsuz bir bedbahtlık mı? Hiçlik mi? Karanlık mı? Ne olacaktı şimdi? </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Zaman ve ömür nazlı bir çiçek gibi solmaktaydı. “Sermayesi tükenen adama bir yardım yok mu?” dedi içinden feryat ederek. Daha önce bu feryadı bir hikayenin içinde duymuş, ama üzerine almamıştı. Hatırlamıyordu hangi büyük zattı, sokakta buz satan bir adamın “Sermayesi erimekte olan bu adama yardım edin!” dediğini duyunca bayılmıştı. Ayıldığında talebeleri bu halin hikmetini sorunca, “Buz satıcısı sermayesi erirken yardım istediği halde, ben ömür sermayem eriyip duruyorken ve Rabbim beni kârlı bir ticarete davet ederken, icabet etmekte gecikmekteyim. Bu ağır yükle bayıldım.” demişti. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">“Sermayem erirken nasıl kârlı bir ticarete dönüştüreceğim onu,” dedi adam. Davete icabet etmek şöyle dursun, çok genç olduğunu düşünüp ertelemişti, yanaşmamıştı. Şimdi icabet vakti miydi? İcabet etse, hâlâ davetli miydi? Alnı çatlıyordu düşünmekten. “Medet ya Rabbi!” dedi can havliyle. Gözlerinden yağmur gibi yaşlar boşanıyordu. Birden aklına yağmurla ilgili bir ayet meali geliverdi: “Gökten bereketli bir su indirdik ve kullarımız için rızık olsun diye onunla bağları, taneli ekinleri, salkımları üst üste binmiş yüksek hurma ağaçlarını bitirdik. O suyla ölü bir beldeye can verdik. İşte kabrinizden çıkışınız da böyle olacaktır.” (Kâf, 9-11) </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: darkblue">Acaba, kuruyan toprağın yağmurla hayat bulması, bereketlenmesi gibi kendi kurumuş dünyası, çorak hayatı da rahmete kavuşup yeşerir miydi? Yeniden hayatı, hayat bulur muydu? Bütün bu sorularla göz yaşları da arttı, şükrü de. “Şükürler olsun Rabbim, beni Sana geri döndürdün.” dedi. Yüzünü Rabbine döndü, israf ettiği ömrü için af dileyip kalan vaktinin bereketlenmesine dua etti.</span></span></p><p> </p><p> </p><p>s.demirci</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 149499, member: 1298"] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]GÜNLERDEN pazar, mevsimlerden sonbahardı. Adamın gönlü daraldı. Telaşla attı kendini sokağa. Yolu nereye gidecek, nerede bitecek bilmiyordu. Bilmeden yürüdü, yürüdü. Bir saat kulesinin önünde bitti bilinçsiz yürüyüşü.[/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Saate bakakaldı adam. Dalıp gitti. Saat yuvarlaktı. Tıpkı üzerinde seyelan ettiği dünya gibi. Akrep ve yelkovan da sanki dünyanın güneş etrafındaki dönüşü gibi saatin içinde dönüp durmaktaydı. Dünya güneşin, güneş samanyolunun etrafında.[/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Sordu adam: “Ben neyin etrafında dönmekteyim?”[/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Yelkovana takıldı gözü. Acelesi olan, sanki dönmezse dünyanın dönüşüne ayak uyduramamaktan korkan, zamanı kaybedeceğini bilen bir derviş misali. Cazibeyle dönmekteydi dairenin içinde. Her dönüşünde bir saat geçmekteydi ömründen, sermayesinden. Ve fakat vazgeçemiyordu dönmekten sermayesinin eridiğini bile bile. Buna mecburdu. [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Akrep ise daha temkinli görünüyordu. Saat kadranındaki dönüşünü günde iki kez yapabiliyordu. Onun iki dönüşüyle bir gün tamam oluyordu. Ömründen bir gün gidiyordu. Durmuyordu. “Tıpkı hayat gibi” dedi adam. Kendine çevirdi gözlerini. Kendisi de hayat dairesinde dönüp durmakta değil miydi? Zaman zaman aceleci adımlarla, yelkovan gibi, kimi zaman da akrep gibi temkinli. Ne yapsın ki insan aceleciydi, adımları hızlı ve acemiceydi. Günleri, saatleri, anları bir bir gidiyordu. Sanki bir an vardı yetişeceği; hayatı oraya doğru akıyordu. Geriye dönüş ise mümkün değildi, hızla tükeniyordu zaman. [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Daha dün çocuk değil miydi, mahallede umarsız koşuşturan? Dün değil miydi, güzel bir okulu bitirip mükemmel bir iş bulan? Dün değil miydi çok paralar kazanıp güzel evlerde oturan? Ne olmuştu da şimdi birden zamanın farkına varmıştı? ADAM, iki hafta önce hiç sebep gösterilmeden işine son verilişini hatırladı. Daha düne kadar işyerinde vazgeçilmez biri iken, bu prestiji sona ermişti. Ağır geldi ona vazgeçilir olmak. Günlerce evden dışarı çıkmadı. İş başvurusu da yapmamıştı hiçbir yere. Belki yanlışlık olmuştu da, yeniden çağıracaklarmış gibi bekliyordu. Beklediği haber gelmiyordu. Çok bunalmıştı. Üstelik evinin önündeki ağaçlar sararmıştı. Kendine baktı. Yüzünde daha önce fark etmediği ince çizgiler gördü. Saçlarına ak teller düşmüştü, o fark etmeden. Gençliğinin bitmeye başladığının işaretiydi bunlar. Nasıl da bunalmıştı. Gitmeyecek sandığı gençlik, bohçasını toplamaya başlamıştı işte. Bohça toplanıp bağlandığında ise, adam fark etmeyecekti bile gençlik denen misafirinin evinden çoktan gittiğini... [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]HÜZÜNLENDİ adam. Ne olacaktı sonu? Sonsuzluk mu? Sonsuz mutluluk mu? Sonsuz bir bedbahtlık mı? Hiçlik mi? Karanlık mı? Ne olacaktı şimdi? [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Zaman ve ömür nazlı bir çiçek gibi solmaktaydı. “Sermayesi tükenen adama bir yardım yok mu?” dedi içinden feryat ederek. Daha önce bu feryadı bir hikayenin içinde duymuş, ama üzerine almamıştı. Hatırlamıyordu hangi büyük zattı, sokakta buz satan bir adamın “Sermayesi erimekte olan bu adama yardım edin!” dediğini duyunca bayılmıştı. Ayıldığında talebeleri bu halin hikmetini sorunca, “Buz satıcısı sermayesi erirken yardım istediği halde, ben ömür sermayem eriyip duruyorken ve Rabbim beni kârlı bir ticarete davet ederken, icabet etmekte gecikmekteyim. Bu ağır yükle bayıldım.” demişti. [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]“Sermayem erirken nasıl kârlı bir ticarete dönüştüreceğim onu,” dedi adam. Davete icabet etmek şöyle dursun, çok genç olduğunu düşünüp ertelemişti, yanaşmamıştı. Şimdi icabet vakti miydi? İcabet etse, hâlâ davetli miydi? Alnı çatlıyordu düşünmekten. “Medet ya Rabbi!” dedi can havliyle. Gözlerinden yağmur gibi yaşlar boşanıyordu. Birden aklına yağmurla ilgili bir ayet meali geliverdi: “Gökten bereketli bir su indirdik ve kullarımız için rızık olsun diye onunla bağları, taneli ekinleri, salkımları üst üste binmiş yüksek hurma ağaçlarını bitirdik. O suyla ölü bir beldeye can verdik. İşte kabrinizden çıkışınız da böyle olacaktır.” (Kâf, 9-11) [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=darkblue]Acaba, kuruyan toprağın yağmurla hayat bulması, bereketlenmesi gibi kendi kurumuş dünyası, çorak hayatı da rahmete kavuşup yeşerir miydi? Yeniden hayatı, hayat bulur muydu? Bütün bu sorularla göz yaşları da arttı, şükrü de. “Şükürler olsun Rabbim, beni Sana geri döndürdün.” dedi. Yüzünü Rabbine döndü, israf ettiği ömrü için af dileyip kalan vaktinin bereketlenmesine dua etti.[/COLOR][/FONT] s.demirci [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
adamın dönüşü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst