Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'dan Nasihatler
Agıza girmeden evvel iki lokma..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Sergerdan" data-source="post: 77449" data-attributes="member: 2492"><p><strong>Ynt: Agıza girmeden evvel iki lokma..</strong></p><p></p><p></p><p>Alıntı yaptıgım yerde üstad hazretleri vücudda dilin,kuvve-i zaikanın ''kapıcı''hükmünde oldugunu söylüyor.Benim anladıgıma göre yukarıdaki anlayışla lokmalarına,yediklerine dikkat etmeyen bizler şükre zıt olacak şekilde kapıcıyı şımartmış oluyoruz.Zahiri bir beslenme yolu tutturdugumuzdan rızıktaki hakiki lezzeti de belki duyamıyoruz.Ramazan ve oruç aylarındaki lezzetlerimizi hem o nimetlerin zikir,fikir,şükür gibi bizlerde bıraktıgı izleri hatırlayalım.Sair zamanlarda da agzı ve mideyi terbiye etmedigimizde; fıtri olana daha yakın olan hislerden,şükür halinden uzak kalıyoruz.Birçok letaifiyle kulluk gösterebilme istidadında olan insan cisme,bedene ait letaifinde böyle hareket etmediginde o letaifin fıtri ibadetinden mahrum kalmış olur.</p><p></p><p>Sizin dediginiz gibi şükretmek ve aşırıya kaçmamak şartıyla lezzet takip edilebilir mi?onun cevabı da sanırım bir sonraki nüktede geçiyor.Püf noktası şükür mesleginde ileri gitmiş bir kimse,ruhen terakki etmiş bir kimse olup olmamak sanırım.Ehl-i şüküre daha yakınsak takip ettigimiz lezzet belki lillah içindi;nimetlerin envaını,çeşitlerini hissetmek;vazifeyi şükraniyeyi yapmak içindi denebilir.</p><p></p><p>Ama çogumuz için bence durum kuşkuludur :angel: Vazifeyi şükraniyeyi yapıyorum derken kapıcıya çalışıyor da olabilirz. <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /> Fıkhi olarak bir tepsi baklava da yesek caizdir sanırım.Ama günlük hayatını ibadetvari şekle sokmak isteyenler için de yedigi,içtiginde ramazanvari yaşamak güzel bir kazanç,haslet olur.</p><p></p><p><span style="color: teal">Sabık İkinci Nüktede, "Kuvve-i zâika kapıcıdır" dedik.<strong> Evet, ehl-i gaflet ve ruhen terakki etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için bir kapıcı hükmündedir. Onun telezzüzü hatırı için isrâfâta ve bir dereceden on derece fiyata çıkmamak gerektir. </strong> </span></p><p><span style="color: teal"></span></p><p><span style="color: teal"><strong>Fakat, hakikî ehl-i şükrün ve ehl-i hakikatin ve ehl-i kalbin kuvve-i zâikası</strong>, Altıncı Sözdeki muvazenede beyan edildiği gibi, kuvve-i zâikası rahmet-i İlâhiyenin matbahlarına bir nâzır ve bir müfettiş hükmündedir. <strong>Ve o kuvve-i zâikada taamlar adedince mizancıklarla nimet-i İlâhiyenin envâını tartmak ve tanımak, bir şükr-ü mânevî suretinde cesede, mideye haber vermektir</strong>. İşte, <strong>bu surette kuvve-i zâika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var.</strong> İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydıyla ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir. Ve o kuvve-i zâikayı taşıyan lisanı şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sergerdan, post: 77449, member: 2492"] [b]Ynt: Agıza girmeden evvel iki lokma..[/b] Alıntı yaptıgım yerde üstad hazretleri vücudda dilin,kuvve-i zaikanın ''kapıcı''hükmünde oldugunu söylüyor.Benim anladıgıma göre yukarıdaki anlayışla lokmalarına,yediklerine dikkat etmeyen bizler şükre zıt olacak şekilde kapıcıyı şımartmış oluyoruz.Zahiri bir beslenme yolu tutturdugumuzdan rızıktaki hakiki lezzeti de belki duyamıyoruz.Ramazan ve oruç aylarındaki lezzetlerimizi hem o nimetlerin zikir,fikir,şükür gibi bizlerde bıraktıgı izleri hatırlayalım.Sair zamanlarda da agzı ve mideyi terbiye etmedigimizde; fıtri olana daha yakın olan hislerden,şükür halinden uzak kalıyoruz.Birçok letaifiyle kulluk gösterebilme istidadında olan insan cisme,bedene ait letaifinde böyle hareket etmediginde o letaifin fıtri ibadetinden mahrum kalmış olur. Sizin dediginiz gibi şükretmek ve aşırıya kaçmamak şartıyla lezzet takip edilebilir mi?onun cevabı da sanırım bir sonraki nüktede geçiyor.Püf noktası şükür mesleginde ileri gitmiş bir kimse,ruhen terakki etmiş bir kimse olup olmamak sanırım.Ehl-i şüküre daha yakınsak takip ettigimiz lezzet belki lillah içindi;nimetlerin envaını,çeşitlerini hissetmek;vazifeyi şükraniyeyi yapmak içindi denebilir. Ama çogumuz için bence durum kuşkuludur :angel: Vazifeyi şükraniyeyi yapıyorum derken kapıcıya çalışıyor da olabilirz. :) Fıkhi olarak bir tepsi baklava da yesek caizdir sanırım.Ama günlük hayatını ibadetvari şekle sokmak isteyenler için de yedigi,içtiginde ramazanvari yaşamak güzel bir kazanç,haslet olur. [color=teal]Sabık İkinci Nüktede, "Kuvve-i zâika kapıcıdır" dedik.[b] Evet, ehl-i gaflet ve ruhen terakki etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için bir kapıcı hükmündedir. Onun telezzüzü hatırı için isrâfâta ve bir dereceden on derece fiyata çıkmamak gerektir. [/b] [b]Fakat, hakikî ehl-i şükrün ve ehl-i hakikatin ve ehl-i kalbin kuvve-i zâikası[/b], Altıncı Sözdeki muvazenede beyan edildiği gibi, kuvve-i zâikası rahmet-i İlâhiyenin matbahlarına bir nâzır ve bir müfettiş hükmündedir. [b]Ve o kuvve-i zâikada taamlar adedince mizancıklarla nimet-i İlâhiyenin envâını tartmak ve tanımak, bir şükr-ü mânevî suretinde cesede, mideye haber vermektir[/b]. İşte, [b]bu surette kuvve-i zâika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var.[/b] İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydıyla ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir. Ve o kuvve-i zâikayı taşıyan lisanı şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir.[/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'dan Nasihatler
Agıza girmeden evvel iki lokma..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst