Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Modern Tıp ve Sağlık
Ağrı nimeti..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zeyhak_" data-source="post: 26403" data-attributes="member: 22"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Talebelik yıllarında acil serviste nöbetçi olduğum bir gün, hastaneye koma hâlinde bir hasta getirildi. Yakınları, hastaya 18 saat önce ağrı kesici iğne (baralgine) yapıldığını ve yapılan bu iğneden sonra hastanın ağrılarının geçtiğini söyledi. Yapılan muayenede hastanın tansiyonunun sıfıra yaklaştığı ve karnında aşırı bir sertlik olduğu tespit edildi. Müdahalelere rağmen hasta kurtarılamadı. Otopside hastanın, zamanında ameliyat olmadığı için apandisit patlaması neticesi şok ve komaya girerek öldüğü anlaşıldı. Şâfi-i Hakîm’in hiçbir şeyi abes yaratmadığının bir işareti olan bu hâdise, ağrının teşhis ve tedavide ne kadar faydalı (vücut için arıza alarm sistemi) olduğunu bize göstermektedir. Ağrı sebebiyle acil servise müracaat etseydi, hastanın apandisit olduğu erkenden anlaşılacak ve belki de tedavisi yapılabilecekti. <img src="http://www.dertvedeva.com/wp-content/uploads/5.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Doku hasarı meydana geldiğinde ağrı, alarm vazifesi görerek, hastalığı haber verir. Beş duyudan farklı bir vazife gören ağrı duyusu kaybolduğunda, kişi doku hasarını hissetmez. Meselâ, beyin kanaması veya başka bir sebeple ayakları felç olan hastalar, ayaklarındaki doku hasarını hissedemez. Böyle bir rahatsızlığı olan kişi, batırılan iğneyi dahi hissetmez.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Dokunma, koklama, işitme, sıcak, soğuk gibi birçok duyu sistemine alışma (adaptasyon) kabiliyeti verilmiştir. Meselâ derimize dokunan bir eşyayı önce hissederiz; ancak kısa bir süre sonra dokunma devam etmesine rağmen, dokunma hissi kaybolur. Bu şekilde beynimizin gereksiz bilgilerle meşgul edilmesi engellenmiş olur. Ancak ağrı duyusu, teşhis ve tedavi açısından çok mühim olduğundan Şâfi-i Alîm ağrı duyusu için adaptasyon yaratmamıştır. Eğer ağrıya da adaptasyon olsaydı (ağrı başladıktan kısa süre sonra ortadan kalksaydı), kişi rahatlayacaktı; ancak hastalığın devam edip etmediği bilinmediğinden teşhis ve tedavide aksaklıklar ortaya çıkacaktı.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Ağrının hızlı (keskin veya akut) ve yavaş (künt veya kronik) olmak üzere iki tipi vardır. Hızlı ağrı, ağrıya yol açan uyarıcıyı ( iğne batırma gibi) uyguladıktan yaklaşık 0,1 sn sonra; yavaş ağrı ise saniyeler -hattâ bazen dakikalar- sonra hissedilir. Hızlı ağrı mekanizması; bıçak kesmesi, iğne batması, yanma gibi durumlarda ortaya çıkan ağrının hemen hissedilmesinde ve kişinin ağrıyı uyarıcı faktörlerden hızla uzaklaşmasında vazife alır. Hızlı ağrı sinyali daha beynimize ulaşmadan ve kişi tarafından hissedilmeden önce omurilikte bir reflekse (geri çekme refleksi=fleksör refleks) sebep olur. Bu öyle bir reflekstir ki, dâima ağrıdan uzaklaşma ile ilgili gayriiradî karmaşık kas kasılmalarına sebep olur. Hattâ ağrılı uyaran durumlarında omurilikte yukarıdaki refleksten başka ikinci bir refleks daha gerçekleştirilir ki, bu da ağrıyan kol veya bacağımıza ilâveten vücudun tamamının ağrılı uyarandan uzaklaştırılmasını sağlar. Buna çapraz ekstensör refleks ismi verilmektedir. Hızlı ağrının vücut için koruyucu olduğu, bu reflekslere sebep olmasıyla daha iyi anlaşılır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Beyne ağır iletilen yavaş ağrı, uzun süreli sızlama ve yanma şeklindedir. Romatizma ağrıları bu gruba girer. Âcil bir durum söz konusu olmadığından, Yaratıcı’nın rahmet ve hikmetiyle yavaş iletilir. Yanmalarda olduğu gibi, burada refleksif bir korunma gerekmez.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal">Ağrıyı hızlı ileten sinir lifleri kalındır. Elektrik kablosunda olduğu gibi sinir lifi de kalınlaştıkça nakil hızı artar. Ancak bu liflerin sayısı ağrıyı yavaş iletenlerin sayısından bir hayli azdır. Kronik ağrılar da hızlı iletilseydi, bunların da kalın sinir lifleriyle iletilmesi icap edecekti. Bütün ağrılar hızlı liflerle iletilmiş olsaydı, omuriliğin çapı 1–2 cm yerine 1–2 metre olacaktı. Kadîr-i Alîm, hemen hiçbirimizin istemediği kronik sızlama şeklindeki ağrıların yavaş iletilmesini murad buyurarak, bizi ne kadar hikmetli yarattığını ağrılarımızda bile hissettirmektedir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Ağrı algısı</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal">Ağrının algılanmasında çeşitli faktörlere rol verilmiştir. Meselâ, gündüz, işlerin arasına gömülmüş bir kişi ağrılarını unutur. İşi olmayan insanlar ağrıdan daha çok şikâyet ederler. Gece olduğunda ağrılarımız kendilerini daha fazla hissettirir. Çünkü gece, beş duyu yoluyla gelen uyarılar azalır ve vücut dinlenmeye, insan da onu dinlemeye çekilir. İşte bu esnada ağrı daha şiddetli hissedilir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Kişinin ağrıyı hissetmesinde önemli bir yeri olan ağrı eşiği, kişiden kişiye farklılıklar göstermektedir. Ağrı eşiği düşük olan kişilerde az bir uyarıcı bile ağrıya sebep olurken, ağrı eşiği yüksek olan kişiler kuvvetli ağrı uyaranına bile dayanabilir. Ayrıca kişinin daha fazla konsantre olduğu durumlarda, ağrı hissi epeyce azalmakta, kişi ancak söz konusu hâdise bittiğinde bir yerinin zedelendiğini fark etmektedir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Ağrıyı azaltan rahmet eseri mekanizmalar</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal">Ağrı hissine adaptasyonun olmaması erken teşhis ve tedaviyi kolaylaştırır; bununla birlikte Şâfi-i Alîm, insan vücuduna ağrı azaltan mükemmel mekanizmalar da koymuştur.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal">Dokunma ve diğer duyularımızdaki alıcı (reseptör) hücreler, kendi sahalarıyla ilgili uyaranları tam ve kolay hissedecek şekilde bazı hassas yapılara sahip kılınmıştır. Ancak ağrıyı hisseden reseptör hücrelerinde bu hassas yapılar bulunmamaktadır. Ağrı hissi reseptörleri, ağrının kabaca hissedilmesini sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Hassas reseptörlerden yapılmış olsalardı, ağrı daha şiddetli hissedilecekti. Bu durum özellikle yavaş ağrı için önemlidir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">İnsan beynine yerleştirilmiş bazı elektronik devreler de, ağrının beyne ulaşmasını azaltma veya engellemede vazife yapar. Buna beynin ağrı kontrol sistemi denir. Şiddetli ağrı durumlarında beyinden çıkan bazı sinir lifleri, önce beynin girişinde bulunan bölgeyi (rafe çekirdekleri) uyarır. Bu bölgeden çıkan sinyaller beyinden omurilik vasıtasıyla aşağıya doğru iner ve omurilikte ağrı sinirlerinin giriş kavşaklarında (sinapslar) serotonin salgılar; böylece omuriliğe giriş noktasında ağrının azalmasına vesile olur. Serotonin, ağrının azaltılmasında, kişinin uyumasında ve rahatlamasında vazife görür.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Ağrı; tokalaşma veya deriye hafif dokunmayla da azalabilmektedir. Dokunma sinyalleri, omurilik vasıtasıyla beyne ilerlerken bir yan dal verir. Bu yan dal, omurilikte ağrı sinyallerini ileten kavşaklarda sonlanarak ağrının durdurulmasında vazife yapar.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Kedilerin insanlara sürtünmesi ve sırtlarının sıvazlanmasını istemesi; annelerin, ağlayan çocuklarının ağrıyan yerlerine hafifçe dokunması ve ‘Öpeyim de geçsin!’ demesi boşuna değildir. Çünkü sıvazlama ve öpme ile de bir çeşit dokunma ve buna bağlı olarak ağrıda azalma olmaktadır. Fizik tedavide ağrının giderilmesi maksadıyla uygulanan masaj ve el-ayak bölgesine tatbik edilen refleksoloji de bununla alâkalıdır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Beynin afyon (opiyat) sistemi</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: teal">‘Opiyatlar’ denen madde grubu, aslında afyondan elde edilen morfin ve benzeri ağrı kesici, uyuşturucu ve alışkanlık yapıcı maddeleri ihtiva eder. Morfin, tıpta kanser benzeri çok şiddetli ağrı yapan hastalıklarda ağrı giderici olarak kullanılabilmektedir. Ancak morfinin, uyuşturucu ve alışkanlık yapıcı tesirinden dolayı serbestçe satılması yasaktır. Bundan dolayı morfin sadece ilgili uzman hekimlerin yazabildiği kırmızı reçetelerle eczanelerden temin edilebilmektedir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Beyinde de ağrı durumlarında morfin benzeri maddeler salgılanmaktadır. Bunların bazılarının ağrı kesici tesiri morfinden bir milyon kat daha güçlüdür. Dinorfin, enkefalin, metenkefalin, leu-enkefalin ve benzeri bu maddelere beynin opiyat sistemi denir. Bilim adamları ilk zamanlar afyon bitkisinden elde edilen morfinin beyindeki bu harikulâde tesirine şaşırmışlardır. Çünkü bir bitkide bulunan maddenin beyinde reseptörünün olabileceği akla gelmemiştir. Ancak daha sonra yapılan araştırmalarda, bitkiden elde edilen maddelerin aslında beyinde zaten var olan morfin türü maddelerin reseptörleri üzerinden tesirli olduğu keşfedilmiştir. Aslında bu misâl de, Tevhid hakikatini, her şeyin tek Yaratıcı’nın eseri olduğunu göstermektedir. Buradan da, toprak, maden, bitki, her türlü mikroorganizmanın gereksiz ve hesapsız yaratılmadığını bir defa daha anlaşılmaktadır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Netice itibariyle, vücuda dercedilmiş mükemmel ağrı kesici mekanizmalar, hemen her ağrıda, ağrı kesici ilâç kullanmanın doğru olmadığını göstermektedir. Çünkü Hâlık-ı Rahîm çok güçlü ağrı kesici mekanizmaları insan vücuduna yerleştirmiştir. Ağrı kesici ilâçların aşırı kullanımının mide, karaciğer başta olmak üzere birçok organa zarar verebildiğini hatırdan çıkarmamak gerekir.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: teal">Prof.Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zeyhak_, post: 26403, member: 22"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Talebelik yıllarında acil serviste nöbetçi olduğum bir gün, hastaneye koma hâlinde bir hasta getirildi. Yakınları, hastaya 18 saat önce ağrı kesici iğne (baralgine) yapıldığını ve yapılan bu iğneden sonra hastanın ağrılarının geçtiğini söyledi. Yapılan muayenede hastanın tansiyonunun sıfıra yaklaştığı ve karnında aşırı bir sertlik olduğu tespit edildi. Müdahalelere rağmen hasta kurtarılamadı. Otopside hastanın, zamanında ameliyat olmadığı için apandisit patlaması neticesi şok ve komaya girerek öldüğü anlaşıldı. Şâfi-i Hakîm’in hiçbir şeyi abes yaratmadığının bir işareti olan bu hâdise, ağrının teşhis ve tedavide ne kadar faydalı (vücut için arıza alarm sistemi) olduğunu bize göstermektedir. Ağrı sebebiyle acil servise müracaat etseydi, hastanın apandisit olduğu erkenden anlaşılacak ve belki de tedavisi yapılabilecekti. [IMG]http://www.dertvedeva.com/wp-content/uploads/5.jpg[/IMG][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Doku hasarı meydana geldiğinde ağrı, alarm vazifesi görerek, hastalığı haber verir. Beş duyudan farklı bir vazife gören ağrı duyusu kaybolduğunda, kişi doku hasarını hissetmez. Meselâ, beyin kanaması veya başka bir sebeple ayakları felç olan hastalar, ayaklarındaki doku hasarını hissedemez. Böyle bir rahatsızlığı olan kişi, batırılan iğneyi dahi hissetmez.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Dokunma, koklama, işitme, sıcak, soğuk gibi birçok duyu sistemine alışma (adaptasyon) kabiliyeti verilmiştir. Meselâ derimize dokunan bir eşyayı önce hissederiz; ancak kısa bir süre sonra dokunma devam etmesine rağmen, dokunma hissi kaybolur. Bu şekilde beynimizin gereksiz bilgilerle meşgul edilmesi engellenmiş olur. Ancak ağrı duyusu, teşhis ve tedavi açısından çok mühim olduğundan Şâfi-i Alîm ağrı duyusu için adaptasyon yaratmamıştır. Eğer ağrıya da adaptasyon olsaydı (ağrı başladıktan kısa süre sonra ortadan kalksaydı), kişi rahatlayacaktı; ancak hastalığın devam edip etmediği bilinmediğinden teşhis ve tedavide aksaklıklar ortaya çıkacaktı.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Ağrının hızlı (keskin veya akut) ve yavaş (künt veya kronik) olmak üzere iki tipi vardır. Hızlı ağrı, ağrıya yol açan uyarıcıyı ( iğne batırma gibi) uyguladıktan yaklaşık 0,1 sn sonra; yavaş ağrı ise saniyeler -hattâ bazen dakikalar- sonra hissedilir. Hızlı ağrı mekanizması; bıçak kesmesi, iğne batması, yanma gibi durumlarda ortaya çıkan ağrının hemen hissedilmesinde ve kişinin ağrıyı uyarıcı faktörlerden hızla uzaklaşmasında vazife alır. Hızlı ağrı sinyali daha beynimize ulaşmadan ve kişi tarafından hissedilmeden önce omurilikte bir reflekse (geri çekme refleksi=fleksör refleks) sebep olur. Bu öyle bir reflekstir ki, dâima ağrıdan uzaklaşma ile ilgili gayriiradî karmaşık kas kasılmalarına sebep olur. Hattâ ağrılı uyaran durumlarında omurilikte yukarıdaki refleksten başka ikinci bir refleks daha gerçekleştirilir ki, bu da ağrıyan kol veya bacağımıza ilâveten vücudun tamamının ağrılı uyarandan uzaklaştırılmasını sağlar. Buna çapraz ekstensör refleks ismi verilmektedir. Hızlı ağrının vücut için koruyucu olduğu, bu reflekslere sebep olmasıyla daha iyi anlaşılır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Beyne ağır iletilen yavaş ağrı, uzun süreli sızlama ve yanma şeklindedir. Romatizma ağrıları bu gruba girer. Âcil bir durum söz konusu olmadığından, Yaratıcı’nın rahmet ve hikmetiyle yavaş iletilir. Yanmalarda olduğu gibi, burada refleksif bir korunma gerekmez.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal]Ağrıyı hızlı ileten sinir lifleri kalındır. Elektrik kablosunda olduğu gibi sinir lifi de kalınlaştıkça nakil hızı artar. Ancak bu liflerin sayısı ağrıyı yavaş iletenlerin sayısından bir hayli azdır. Kronik ağrılar da hızlı iletilseydi, bunların da kalın sinir lifleriyle iletilmesi icap edecekti. Bütün ağrılar hızlı liflerle iletilmiş olsaydı, omuriliğin çapı 1–2 cm yerine 1–2 metre olacaktı. Kadîr-i Alîm, hemen hiçbirimizin istemediği kronik sızlama şeklindeki ağrıların yavaş iletilmesini murad buyurarak, bizi ne kadar hikmetli yarattığını ağrılarımızda bile hissettirmektedir.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Ağrı algısı[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal]Ağrının algılanmasında çeşitli faktörlere rol verilmiştir. Meselâ, gündüz, işlerin arasına gömülmüş bir kişi ağrılarını unutur. İşi olmayan insanlar ağrıdan daha çok şikâyet ederler. Gece olduğunda ağrılarımız kendilerini daha fazla hissettirir. Çünkü gece, beş duyu yoluyla gelen uyarılar azalır ve vücut dinlenmeye, insan da onu dinlemeye çekilir. İşte bu esnada ağrı daha şiddetli hissedilir.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Kişinin ağrıyı hissetmesinde önemli bir yeri olan ağrı eşiği, kişiden kişiye farklılıklar göstermektedir. Ağrı eşiği düşük olan kişilerde az bir uyarıcı bile ağrıya sebep olurken, ağrı eşiği yüksek olan kişiler kuvvetli ağrı uyaranına bile dayanabilir. Ayrıca kişinin daha fazla konsantre olduğu durumlarda, ağrı hissi epeyce azalmakta, kişi ancak söz konusu hâdise bittiğinde bir yerinin zedelendiğini fark etmektedir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Ağrıyı azaltan rahmet eseri mekanizmalar[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal]Ağrı hissine adaptasyonun olmaması erken teşhis ve tedaviyi kolaylaştırır; bununla birlikte Şâfi-i Alîm, insan vücuduna ağrı azaltan mükemmel mekanizmalar da koymuştur.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal]Dokunma ve diğer duyularımızdaki alıcı (reseptör) hücreler, kendi sahalarıyla ilgili uyaranları tam ve kolay hissedecek şekilde bazı hassas yapılara sahip kılınmıştır. Ancak ağrıyı hisseden reseptör hücrelerinde bu hassas yapılar bulunmamaktadır. Ağrı hissi reseptörleri, ağrının kabaca hissedilmesini sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Hassas reseptörlerden yapılmış olsalardı, ağrı daha şiddetli hissedilecekti. Bu durum özellikle yavaş ağrı için önemlidir.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]İnsan beynine yerleştirilmiş bazı elektronik devreler de, ağrının beyne ulaşmasını azaltma veya engellemede vazife yapar. Buna beynin ağrı kontrol sistemi denir. Şiddetli ağrı durumlarında beyinden çıkan bazı sinir lifleri, önce beynin girişinde bulunan bölgeyi (rafe çekirdekleri) uyarır. Bu bölgeden çıkan sinyaller beyinden omurilik vasıtasıyla aşağıya doğru iner ve omurilikte ağrı sinirlerinin giriş kavşaklarında (sinapslar) serotonin salgılar; böylece omuriliğe giriş noktasında ağrının azalmasına vesile olur. Serotonin, ağrının azaltılmasında, kişinin uyumasında ve rahatlamasında vazife görür.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Ağrı; tokalaşma veya deriye hafif dokunmayla da azalabilmektedir. Dokunma sinyalleri, omurilik vasıtasıyla beyne ilerlerken bir yan dal verir. Bu yan dal, omurilikte ağrı sinyallerini ileten kavşaklarda sonlanarak ağrının durdurulmasında vazife yapar.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Kedilerin insanlara sürtünmesi ve sırtlarının sıvazlanmasını istemesi; annelerin, ağlayan çocuklarının ağrıyan yerlerine hafifçe dokunması ve ‘Öpeyim de geçsin!’ demesi boşuna değildir. Çünkü sıvazlama ve öpme ile de bir çeşit dokunma ve buna bağlı olarak ağrıda azalma olmaktadır. Fizik tedavide ağrının giderilmesi maksadıyla uygulanan masaj ve el-ayak bölgesine tatbik edilen refleksoloji de bununla alâkalıdır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Beynin afyon (opiyat) sistemi[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=teal]‘Opiyatlar’ denen madde grubu, aslında afyondan elde edilen morfin ve benzeri ağrı kesici, uyuşturucu ve alışkanlık yapıcı maddeleri ihtiva eder. Morfin, tıpta kanser benzeri çok şiddetli ağrı yapan hastalıklarda ağrı giderici olarak kullanılabilmektedir. Ancak morfinin, uyuşturucu ve alışkanlık yapıcı tesirinden dolayı serbestçe satılması yasaktır. Bundan dolayı morfin sadece ilgili uzman hekimlerin yazabildiği kırmızı reçetelerle eczanelerden temin edilebilmektedir.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Beyinde de ağrı durumlarında morfin benzeri maddeler salgılanmaktadır. Bunların bazılarının ağrı kesici tesiri morfinden bir milyon kat daha güçlüdür. Dinorfin, enkefalin, metenkefalin, leu-enkefalin ve benzeri bu maddelere beynin opiyat sistemi denir. Bilim adamları ilk zamanlar afyon bitkisinden elde edilen morfinin beyindeki bu harikulâde tesirine şaşırmışlardır. Çünkü bir bitkide bulunan maddenin beyinde reseptörünün olabileceği akla gelmemiştir. Ancak daha sonra yapılan araştırmalarda, bitkiden elde edilen maddelerin aslında beyinde zaten var olan morfin türü maddelerin reseptörleri üzerinden tesirli olduğu keşfedilmiştir. Aslında bu misâl de, Tevhid hakikatini, her şeyin tek Yaratıcı’nın eseri olduğunu göstermektedir. Buradan da, toprak, maden, bitki, her türlü mikroorganizmanın gereksiz ve hesapsız yaratılmadığını bir defa daha anlaşılmaktadır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Netice itibariyle, vücuda dercedilmiş mükemmel ağrı kesici mekanizmalar, hemen her ağrıda, ağrı kesici ilâç kullanmanın doğru olmadığını göstermektedir. Çünkü Hâlık-ı Rahîm çok güçlü ağrı kesici mekanizmaları insan vücuduna yerleştirmiştir. Ağrı kesici ilâçların aşırı kullanımının mide, karaciğer başta olmak üzere birçok organa zarar verebildiğini hatırdan çıkarmamak gerekir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=teal]Prof.Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Modern Tıp ve Sağlık
Ağrı nimeti..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst