Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Modern Tıp ve Sağlık
Ağzımızdaki binlerce fabrika!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 139340" data-attributes="member: 11723"><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Baklava, kebap, aşure, imambayıldı, zeytinyağlı enginar, sulu portakal ve daha belki yüz binlerce çeşit yiyecek tüketiyoruz ömrümüz boyunca.</span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Her birinden ayrı bir lezzet alıyoruz. Portakalın ekşimsi şekerli tropik tadını, baklavanın tarif edilmez lezzetini, enginarın mayhoş aromasını hissedebilmek için yaptığımız özel bir şey de yoktur. Ağzımıza götürüyoruz ve lezzet "kendiliğinden" geliyor. </span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Bu kadar basit olabilir mi? En ufak bir ayar bile yapmadan, bir et parçasından ibaret dil, çeşidi ne olursa olsun her türlü yiyeceği ayırt edebiliyor ve birbirinden muhteşem lezzetleri hissettirebiliyor? Üstelik bir muzu gözümüz kapalı on yıl sonra yesek bile dilimiz onun muz olduğunu asla unutmuyor. Peki nasıl? Lezzet dediğimiz bu muhteşem hadisenin gerçekleşmesi tek başına bir mucizedir. </span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Çünkü bahsettiğimiz meyvelerin, sebzelerin ve türlü türlü yemeklerin tadını doğru şekilde almak için dilin üzerine çok sayıda minik minik "lezzet fabrikaları" kurulmuştur. </span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Bilimsel adı tat alma tomurcuğu olan bu minicik organların sayısı dil, damak, boğaz ve yutak boyunca on bini bulur. Her tat alma tomurcuğu, baş tarafı ağız boşluğuna dönmüş küçük süt şişelerine benzer. Yemek yediğimizde yemekteki çözünebilen elementler tat alma tomurcuğu ile temasa geçer. Sonra tat alma hücrelerinin zarlarında bulunan sinir taşıyıcılar vasıtasıyla uyarılar beyne gider ve o nefis yiyeceklerin lezzetini sonunda anlamış oluruz. </span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Bu olay çok uzun gibi görünse de, dilimizin bu görevini yerine getirmesi saniyeden daha az bir vakit alıyor. Tat alma tomurcuklarının ömrü on gün ile iki hafta arasında değişir. Bu süre sonunda tat alma tomurcukları devamlı yenilenir ve ölü hücreler atılır. Böylece, hayatımızın en önemli zevklerinden birisini, hiç kesintiye uğramaksızın, bütün zenginliğiyle yaşamaya devam ederiz. </span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen">Bu mükemmel fabrikalar büyük bir sanat ve ustalıkla yaratılmış ve her insana istemeden ikram edilmiş mükemmel ilahi birer hediyedir. Hiç bir ücret ödemeden istediğimiz zaman kolayca kullanabildiğimiz bu organımızın değerini ancak hastılık durumlarında anlayabiliyoruz. Bu organımızı ömür boyu kullanacağız elbette. Ancak bize bu güzel hediyeyi veren yaratıcımıza, bu muhteşem hediye için şükretmeyi unutmadan...</span></span></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="color: darkgreen"><strong>Mehmet PAKSU</strong></span></span></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 139340, member: 11723"] [SIZE=3][I][FONT=Franklin Gothic Medium][COLOR=darkgreen]Baklava, kebap, aşure, imambayıldı, zeytinyağlı enginar, sulu portakal ve daha belki yüz binlerce çeşit yiyecek tüketiyoruz ömrümüz boyunca. Her birinden ayrı bir lezzet alıyoruz. Portakalın ekşimsi şekerli tropik tadını, baklavanın tarif edilmez lezzetini, enginarın mayhoş aromasını hissedebilmek için yaptığımız özel bir şey de yoktur. Ağzımıza götürüyoruz ve lezzet "kendiliğinden" geliyor. Bu kadar basit olabilir mi? En ufak bir ayar bile yapmadan, bir et parçasından ibaret dil, çeşidi ne olursa olsun her türlü yiyeceği ayırt edebiliyor ve birbirinden muhteşem lezzetleri hissettirebiliyor? Üstelik bir muzu gözümüz kapalı on yıl sonra yesek bile dilimiz onun muz olduğunu asla unutmuyor. Peki nasıl? Lezzet dediğimiz bu muhteşem hadisenin gerçekleşmesi tek başına bir mucizedir. Çünkü bahsettiğimiz meyvelerin, sebzelerin ve türlü türlü yemeklerin tadını doğru şekilde almak için dilin üzerine çok sayıda minik minik "lezzet fabrikaları" kurulmuştur. Bilimsel adı tat alma tomurcuğu olan bu minicik organların sayısı dil, damak, boğaz ve yutak boyunca on bini bulur. Her tat alma tomurcuğu, baş tarafı ağız boşluğuna dönmüş küçük süt şişelerine benzer. Yemek yediğimizde yemekteki çözünebilen elementler tat alma tomurcuğu ile temasa geçer. Sonra tat alma hücrelerinin zarlarında bulunan sinir taşıyıcılar vasıtasıyla uyarılar beyne gider ve o nefis yiyeceklerin lezzetini sonunda anlamış oluruz. Bu olay çok uzun gibi görünse de, dilimizin bu görevini yerine getirmesi saniyeden daha az bir vakit alıyor. Tat alma tomurcuklarının ömrü on gün ile iki hafta arasında değişir. Bu süre sonunda tat alma tomurcukları devamlı yenilenir ve ölü hücreler atılır. Böylece, hayatımızın en önemli zevklerinden birisini, hiç kesintiye uğramaksızın, bütün zenginliğiyle yaşamaya devam ederiz. Bu mükemmel fabrikalar büyük bir sanat ve ustalıkla yaratılmış ve her insana istemeden ikram edilmiş mükemmel ilahi birer hediyedir. Hiç bir ücret ödemeden istediğimiz zaman kolayca kullanabildiğimiz bu organımızın değerini ancak hastılık durumlarında anlayabiliyoruz. Bu organımızı ömür boyu kullanacağız elbette. Ancak bize bu güzel hediyeyi veren yaratıcımıza, bu muhteşem hediye için şükretmeyi unutmadan... [B]Mehmet PAKSU[/B][/COLOR][/FONT][/I][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Modern Tıp ve Sağlık
Ağzımızdaki binlerce fabrika!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst