Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ah Keşkeler Için özür Denemesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 8626" data-attributes="member: 5"><p><strong><span style="color: green">Dediklerine göre ayın hep tek yüzünü görürmüşüz. Arka yüzü bir türlü dünyaya çevrilmezmiş. Kaderi de ay gibi görüyor olmalıyız. Olanıyla biliyoruz kaderi. Olduğu kadarıyla görüyoruz.Olmasaydı...lar ayın arka yüzü gibi gözümüzden uzağa düşüyor.Ya o kurşun bir santim sağdan geçseydi....diye başladığımızda düşünmeye, hayalimizin eli ayağı zifiri karanlıkta birbirine dolaşıyor.Olan olmuştur bir kere...Kurşunun kalbine değdiği sevdiğimiz, bir kaç santimlik farkla, bir kaç saniyelik tevafukla bu dünyadan göçmüştür. Olan olmuştur ve nasibimize düşen de olmuş olandır. Hayatta bir kereliğine olan neyse odur; sonra dosya kapanır. Hayat, kurşunun ah keşke... dediğimiz yerin bir santim solundan akar. Kan da oradan akar, zaman da oradan akar. Zamanı geriye doğru alıp, kurşunu bir santim sağdan ve bir santim soldan koşturacak iki seçenekli bir hayatı yaşamamıza izin yok. Kanı da zamanı da geri akıtamayız. Bir sağa bir de sola doğru çatallanan iki tane kader yok; yazgının dal uçlarından bize düşenleri biliyoruz sadece. Olan olunca oluyor. Binlerce keşke...nin emzirdiği, milyonlarca yakıcı ah!ın özlediği öbür türlü olsaydılar olmadan kalıyor, kuruntumuzun elinde boynu bükük, solgun bir çiçek gibi duruyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">O solgun o yetim çiçeği yeniden tebessüme getirmek için neler neler yapmazdık değil mi? Gece gündüz toprağına varıp sulardık, yapraklarını neredeyse kirpiklerimizle okşardık. Yeter ki böyle olan değil de, şöyle olsaydı...diye özlediğimiz öbür kader tomurcuğu açıversin: Kurşun atar damarın bir santimcik, sadece bir santimcik sağından geçseydi ya...Ya geç ateş edilseydi ya da bir kaç saniye önceden hareket etseydi kaza kurşunuyla vurulan. Çocuklarının renklerini beğenmediği bayramlıklarını değiştirmek için yeniden caddeye çıkan kadın, az önce geçseydi bombanın patladığı yerden ya da çocukları bayramlıklarını beğenmiş olsaydı. Kırmızı ışık 15 saniye geç sönseydi de, arabanın çarptığı çocuk çoktan kaldırıma çıkmış olsaydı. Kamyonun altına giren otomobildeki aile, üç dakika sonra çıksaydı mola yerinden ya... Annesi elinden daha sıkı tutsaydı Dilaranın yahut komşusuna bıraksaydı. Şehit olan delikanlı bir sonraki celp döneminde askere gitseydi ya....</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">O kadar çok ki olsaydı...larımız. O kadar çok keşke çiçeği var ki avuçlarımızda. O kadar yakıcı ah!...larımız var ki yüreğimizde. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bir de şöyle düşünelim: Şimdilerde keşke...lerimizin ucunda özenle beslediğimiz ve süslediğimiz o öbür türlü olsaydılar bu türlü olsaydı, onların öbür türlü değil de, bu türlü olduğunun ayırdında olacak mıydık? Böyle olmasaydı kader, öyle olsaydı...ların güzelliğini görebilecek miydik? Kaderin biricik çizgisi içinde olup bitenler sayesinde farkediyoruz öbür türlü olabilecekleri... Olan olmuş olmasa,olsaydılara özlemimiz de olmayacaktı. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Söz gelimi, ardından ağladığımız,şimdi burada olsa nelerimi vermezdim... diye hayıflandığımız sevdiğimizin kaderi onu şimdi burada eylemiş olsaydı, onun şimdi burada olmasına vereceklerimiz bu kadar çok olur muydu? Böyle olmasaydı da öyle olsaydı, öyle olmasının böyle olmasının alternatifi olduğunu görebilir miydik? Hepimizin yüreğini yakan gül yüzlü Dilara rögar kapağından düşmemiş olsaydı, bizi bunca acıyla tanıştırmamış olsaydı,aaa, şu kız değil mi rögar kapağından düşecekken düşmeyen kız diye parmakla gösterebilecek miydik onu? Damatlığını almak için gittiği çarşıda bomba bir kaç dakika geç ya da bir kaç metre ötede patlasaydı, şimdi aramızda yaşayacak ve bugünlerde düğünü olacak delikanlıyı bunca önemseyebilir miydik?. İki yıl önce, Mekkede, çocuklarına hediye almak için gittikleri dükkanın çökmesiyle bu dünyaya veda eden hemşire hanımlar, bir kaç dakika erken çıkmış olsaydı dükkandan, ne onları ne de çocuklarının mahzun yüzlerini hayâl bile edemeyecektik şimdilerde... </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Böyle yaşıyoruz kaderi. Böyle biliyoruz. Böyle çekiyoruz acısını ve sancısını. Öyle olsaydı..ları da, böyle olduğu için söyleyebiliyoruz, özleyebiliyoruz. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Öyleyse, şimdi sen sen ol, böyle olan kaderini sevmeyi öğren. Kurşunun göğsüne hiç uğramadığı sevdiğini bir daha kucakla. Bombanın hiç uğramadığı sokaklarda güle oynaya yürüyerek eve dönen çocuklarını daha çok sev. Bir kaç saniye sonra ya da önce geçseydi, sevdiklerinle birlikte altında kalabileceğin kamyonun şimdi karşı şeritte seyrediyor olmasına şükret. Her bir çocuğu çukura düşmekten son anda kurtarılmış bir çocuk sevinciyle seyret. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Şimdi, şu anda, ah keşke böyle olsaydı diye ağlayacakların şimdi senin için böyle oluyor da farkında değilsin. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ah, keşke, farkında olsaydın.. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">SENAİ DEMİRCİ</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 8626, member: 5"] [B][COLOR=green]Dediklerine göre ayın hep tek yüzünü görürmüşüz. Arka yüzü bir türlü dünyaya çevrilmezmiş. Kaderi de ay gibi görüyor olmalıyız. Olanıyla biliyoruz kaderi. Olduğu kadarıyla görüyoruz.Olmasaydı...lar ayın arka yüzü gibi gözümüzden uzağa düşüyor.Ya o kurşun bir santim sağdan geçseydi....diye başladığımızda düşünmeye, hayalimizin eli ayağı zifiri karanlıkta birbirine dolaşıyor.Olan olmuştur bir kere...Kurşunun kalbine değdiği sevdiğimiz, bir kaç santimlik farkla, bir kaç saniyelik tevafukla bu dünyadan göçmüştür. Olan olmuştur ve nasibimize düşen de olmuş olandır. Hayatta bir kereliğine olan neyse odur; sonra dosya kapanır. Hayat, kurşunun ah keşke... dediğimiz yerin bir santim solundan akar. Kan da oradan akar, zaman da oradan akar. Zamanı geriye doğru alıp, kurşunu bir santim sağdan ve bir santim soldan koşturacak iki seçenekli bir hayatı yaşamamıza izin yok. Kanı da zamanı da geri akıtamayız. Bir sağa bir de sola doğru çatallanan iki tane kader yok; yazgının dal uçlarından bize düşenleri biliyoruz sadece. Olan olunca oluyor. Binlerce keşke...nin emzirdiği, milyonlarca yakıcı ah!ın özlediği öbür türlü olsaydılar olmadan kalıyor, kuruntumuzun elinde boynu bükük, solgun bir çiçek gibi duruyor. O solgun o yetim çiçeği yeniden tebessüme getirmek için neler neler yapmazdık değil mi? Gece gündüz toprağına varıp sulardık, yapraklarını neredeyse kirpiklerimizle okşardık. Yeter ki böyle olan değil de, şöyle olsaydı...diye özlediğimiz öbür kader tomurcuğu açıversin: Kurşun atar damarın bir santimcik, sadece bir santimcik sağından geçseydi ya...Ya geç ateş edilseydi ya da bir kaç saniye önceden hareket etseydi kaza kurşunuyla vurulan. Çocuklarının renklerini beğenmediği bayramlıklarını değiştirmek için yeniden caddeye çıkan kadın, az önce geçseydi bombanın patladığı yerden ya da çocukları bayramlıklarını beğenmiş olsaydı. Kırmızı ışık 15 saniye geç sönseydi de, arabanın çarptığı çocuk çoktan kaldırıma çıkmış olsaydı. Kamyonun altına giren otomobildeki aile, üç dakika sonra çıksaydı mola yerinden ya... Annesi elinden daha sıkı tutsaydı Dilaranın yahut komşusuna bıraksaydı. Şehit olan delikanlı bir sonraki celp döneminde askere gitseydi ya.... O kadar çok ki olsaydı...larımız. O kadar çok keşke çiçeği var ki avuçlarımızda. O kadar yakıcı ah!...larımız var ki yüreğimizde. Bir de şöyle düşünelim: Şimdilerde keşke...lerimizin ucunda özenle beslediğimiz ve süslediğimiz o öbür türlü olsaydılar bu türlü olsaydı, onların öbür türlü değil de, bu türlü olduğunun ayırdında olacak mıydık? Böyle olmasaydı kader, öyle olsaydı...ların güzelliğini görebilecek miydik? Kaderin biricik çizgisi içinde olup bitenler sayesinde farkediyoruz öbür türlü olabilecekleri... Olan olmuş olmasa,olsaydılara özlemimiz de olmayacaktı. Söz gelimi, ardından ağladığımız,şimdi burada olsa nelerimi vermezdim... diye hayıflandığımız sevdiğimizin kaderi onu şimdi burada eylemiş olsaydı, onun şimdi burada olmasına vereceklerimiz bu kadar çok olur muydu? Böyle olmasaydı da öyle olsaydı, öyle olmasının böyle olmasının alternatifi olduğunu görebilir miydik? Hepimizin yüreğini yakan gül yüzlü Dilara rögar kapağından düşmemiş olsaydı, bizi bunca acıyla tanıştırmamış olsaydı,aaa, şu kız değil mi rögar kapağından düşecekken düşmeyen kız diye parmakla gösterebilecek miydik onu? Damatlığını almak için gittiği çarşıda bomba bir kaç dakika geç ya da bir kaç metre ötede patlasaydı, şimdi aramızda yaşayacak ve bugünlerde düğünü olacak delikanlıyı bunca önemseyebilir miydik?. İki yıl önce, Mekkede, çocuklarına hediye almak için gittikleri dükkanın çökmesiyle bu dünyaya veda eden hemşire hanımlar, bir kaç dakika erken çıkmış olsaydı dükkandan, ne onları ne de çocuklarının mahzun yüzlerini hayâl bile edemeyecektik şimdilerde... Böyle yaşıyoruz kaderi. Böyle biliyoruz. Böyle çekiyoruz acısını ve sancısını. Öyle olsaydı..ları da, böyle olduğu için söyleyebiliyoruz, özleyebiliyoruz. Öyleyse, şimdi sen sen ol, böyle olan kaderini sevmeyi öğren. Kurşunun göğsüne hiç uğramadığı sevdiğini bir daha kucakla. Bombanın hiç uğramadığı sokaklarda güle oynaya yürüyerek eve dönen çocuklarını daha çok sev. Bir kaç saniye sonra ya da önce geçseydi, sevdiklerinle birlikte altında kalabileceğin kamyonun şimdi karşı şeritte seyrediyor olmasına şükret. Her bir çocuğu çukura düşmekten son anda kurtarılmış bir çocuk sevinciyle seyret. Şimdi, şu anda, ah keşke böyle olsaydı diye ağlayacakların şimdi senin için böyle oluyor da farkında değilsin. Ah, keşke, farkında olsaydın.. SENAİ DEMİRCİ[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ah Keşkeler Için özür Denemesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst