Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Ahlakin ölümü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 15877" data-attributes="member: 5"><p><strong><span style="color: green">Ahlak; içinde merhameti, adaleti, saygı ve sevgiyi, başkasına ait olana göz dikmemeyi, aldatmamayı, haksızlık hissini adamına göre kabullenmemeyi, bağışlamayı, cinselliğe tapmamayı, paraya tapmamayı barındırır. Ahlakın ölümü denilince bunların yok oluşunu, sulandırılışını anlamak gerekir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ülkemiz ve dünya “ahlakın ölümüne” şahitlik ediyor şu sıralarda… Belki de uzunca bir dönemdir, ahlakın öldürülmesine yönelik projeler üretiliyor. Ve Ahlakın ölümü insanın kendi kendisine hazırladığı bir tuzak olarak karşımızdadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Öyle denilmiştir; insan kendi elleriyle yapar kendisine ne yaparsa…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Şöyle bir düşünün…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cinsel haz ve para hazzı üzerine kurulu bir “egemenlik anlayışı” nedeniyle hep birlikte ahlakın ölümünü seyrediyoruz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bu noktada Irak, Filistin ve Afganistan’da yaşananlarla “savaş ahlakı” öldürülüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Evet, savaşında bir ahlakı var. Ama o şimdi yok edilenler arasında…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Soykırımdan bahsederek dünyayı oyalayan İsrail devleti ve onu her haliyle destekleyen Amerika savaş ahlakını birlikte öldürüyorlar. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Savaşın ahlakı ölürken her iki uçtan insanlığı tehdit eden terör mesafe alıyor. Kim ne derse desin, terör; savaşın ahlakını öldüren egemenlerin yol açtığı bir insanlık sorunudur. Üstelik terör, savaşın ahlakını öldürenlerin aynı zamanda besi sahası içinde bulunmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Öldürülen savaş ahlakı ve büyütülen terör insandaki masumiyeti katletmektedir. Safiyeti tehdit etmektedir. İnsandaki safiyet ahlakın ölümüyle birlikte ölüp gitmektedir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ekonomik ahlak ölüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bir yandan parayı nereye harcayacağını şaşıranlar boy gösterirken, diğer yandan çöpten ekmek bulmak için artık geceyi beklemeye takati kalmayanlar çoğalıyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Zenginliği sömürülen Afrika ve Ortadoğu açlığa yürüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Haiti’de kil pişiriliyor ve ekmek niyetine tüketiliyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Kemikleri çıkmış ve ölümü bekleyen Afrikalı çocuğun arkasında onu belki de alıp götürecek “Akbaba” görüntüsünü unutmak mümkün değil…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Sermayenin akbabaları diyebileceğimiz, üretim ve tüketime ahlaktan yoksun olarak bakan kişilerin yalnızca kasalarıyla kurdukları bağ hayatı ürkütüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ekonominin ahlakı ölüm döşeğinde insanın kahroluşunu resmediyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ekonomik ahlakın çöküşünde “ahirete iman penceresini” işletmeyenlerin, ne yapalım piyasa böyle diyenlerin, özgün bir ekonomik ahlak oluşturamayanların rolü üzerinde belki de Şuayb (a.s) peygamberin uyarıları doğrultusunda bakmak gerekiyor ama bu yeterince yapılmıyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ahlakla ekonomi, kazanmakla ahlak veya kaybetmekle ahlak arasında kuvvetli bir bağ kuramayanlar çoğalıyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Güzel ahlakı tamamlamak için geldiğini söyleyen peygambere inandığını söyleyenler ne durumda diye düşünülürse, hiçte parlak bir durum çıkmıyor ortaya… Zira ahlakla hayat, ahlakla kazanmak ve kaybetmek, ahlakla iş yeri sahibi olmak arasında kuvvetli bir bağın oluşturulamaması insanlığın ortak bir sorunu olarak karşımızda duruyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ülkelerin parasızlıktan değil ahlaksızlıktan (ahlakın ölümünden) dolayı çökeceğini söyleyen Çiçero’yu kim dikkate alıyor şimdi?</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cinsel ahlak ölüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Yaygınlaşan iletişim ağlarının sarmalına alınan ve beyni cinselliğe mahkûm olmuş fertler yetişerek, sokaktaki her insanı tehdit eder hale geliyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ne ülkenize gelen bir misafirin ne de ülkedeki herhangi bir insanın “tecavüze uğramayacağı” noktasında bir garantisi yok. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bir cinsel saldırı tarzı öğrenerek büyüyen insanlar var. Ve bunu “ahlakın ölümü” olarak değil, bir özgürlük biçimi olarak görenler var. Bu durumun neticesinde küçük ve genç kızlar kaçırılıp tecavüz edilerek öldürüldüğü gibi, yaşlı kadınlara yönelen cinsel saldırı vakaları yaşanmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Saygı ahlakı ölüyor…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cennet anaların ayakları altındadır diyen bir dinin bağlılarının çok olduğu bir ülkede dahi ana katilleri yetişmekte, baba katilleri belirmektedir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Yaşlı bir insana “babalık” veya “analık” diye hakaret edenler, bir ahlak akışının oluşamadığı sokaklarda yıkıcı bir sel olarak karşımıza çıkmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Kıyamete yakın durumlar için çeşitli açıklamalarda bulunan peygamberimizin (s.a.v) “kişi ana veya babasına sövmedikçe kıyamet kopmaz” anlamındaki hadisini hatırlayın. Bu da olur mu diyenlere, siz başkasının ana ve babalarına söversiniz, onlar da sizin ana ve babalarınıza söver, bu kişinin ana ve babasına sövmesidir cevabı verilmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Yeniden cennet anaların ayaklarının altında, baba cennetin orta kapısı diye insanı yetiştiren İslâm’ın nuru demekten başka insan nasıl bir çare önerebilir ki…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Can emniyeti ahlakı ölüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Eline silah alan bir kişi, yalnızca serserilik yönüyle değil, çete profiliyle veya kan davası profiliyle hayata bakıp ölüm kusabiliyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Camide Kur’an okuyan bir şahsı oracıkta, bir kadını kaçırıp tecavüz ettikten sonra öldürecek kadar cahiliye kanı dolaşabiliyor insanların damarında…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ahlakın ölümü zaten cahiliyenin dirilişidir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cahiliye diriliyor ve ahlak ölüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cahiliye dirilirken ülkede ve dünyada buna yönelik önlemler almak yerine “irtica gibi” halkı peşinen devre dışı bırakmaya yönelik söylemler ısrarla sürdürülüyor. İrtica gibi kavramlarla ahlakın ölümü perdeleniyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ahlakın ölümü bir gözü dönmüşlük halini besliyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cahiliye gözü dönmüşlüğünde bir kız çocuğunun diri diri toprağa gömülmesi var. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ve ayrıca bugün kız çocukları başka şekillerde diri diri gömülüyor. Toprağa gömmek, dünya hayatından uzaklaştırmaktır. Dünyadan faydalanmayı bitirmektir. Bugün nice kız çocuğunun dünyadan faydalanmasına perde çekiliyor, nice kız çocuğunun duyguları, nicesinin aklı gömülüyor karanlıklara… Gömü sloganı olan irtica eşliğinde…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Cahiliye gözü dönmüşlüğünde her türlü hak gaspının var olduğunu okuyoruz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bugün dünyanın her bölgesinde hak gasplarının dökümü çıkarıldığında geçmişin cahiliyesinin, bugünün cahiliyesinin yanında üç suyla yıkanmış kadar farklı olduğuna kanat getirebiliriz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Haber ahlakı ölüyor/öldürülüyor durmadan… </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Kalem ve ahlakı birbirinden ayırmayanlar bu ölüme mani olmanın yollarını arıyor fakat birileri ısrarla “haberde ahlakın ölümünü” çağırıyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ruh çağırma seansları düzenler gibi, masa başı, şişirme, ötekinin hukukunu pervazsıca çiğneme üzerine haber üretme seanslar yapılıyor. Hangi fincanın altında ses gelecek diye bekleyenlerin yerini hangi konuda haber “üretilecek” diye konuşanlar alıyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Hukukun ahlakı öldürülüyor birileri tarafından… </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Kimi güçler hukuku ideolojik pencereden görülen ve penceresine göre alkışlanan bir “şey” olarak görüyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Oysa hukuk bir değerdir. Değer ahlakla vardır. Bir “şeyin” özündekini yani ahlakı alırsanız o “şey” değer olmaktan çıkar.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Belki Sokrat’a idam kararı verenler hukukta ahlakın nasıl öldürüleceğini gösterdiler. Ve belki de o günden sonra hukukun ahlakının ölümünü konuşur olduk. Ve belki de o günden beri, hukukun ahlakını öldürenler birbirlerini besliyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Evet, bütün bu alanlarda ve başka alanlarda ahlakın ölümünü hep birlikte seyrediyoruz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ama bazılarımız başka şeyler konuşmayı ülkenin faydasına sanıyor. Oysa bu sanmak, bu zan ülkeyi ve dünyayı bir felakete, çıkmaza sürüklüyor. Zaten zan denilen şey ahlakı öldüren en büyük silahlardan…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ortada bir anafor var. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bu görüntü bir inat görüntüsüdür. İnadına, ülkeyi ve insanı bu anaforun içine itmek isteyenler var. Tabi bir de, kendi taraftarlarına ip uzatarak, evet hepimiz bu anaforun içinde kaybolabiliriz veya bu girdap hepimizi yutabilir ama sizin elinizde ip var, hem biz de kenarda size yardımcı oluruz diyenler bulunmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">İp delildir aslında, ahlakı öldürenlerin aleyhine şahitlik yapacak olan delil…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ahlakın ölümü öyle bir girdap oluşturur ki, kenarda duran çokbilmişleri de içine çeker. Delilleriyle birlikte anafor yutar kendilerini…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Belki bu tehlikeye işaret eden Alexis Carel “Din ve ahlak duygularının zayıflaması, zekânın zayıflaması kadar tehlikelidir” derken önemli bir uyarıda bulunmaktadır. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p> <strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ülkenin ve dünyanın iyiliği için bu inattan vazgeçmek gerekiyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ötesi yok, ahlakın ölümü hepimizi; düşünce ve ideoloji ve inanç ayrımı yapmadan felakete sürüklemektedir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Mevlana Celaledin-i Rumi’nin ifadesiyle: “Edepsizin kötülüğü yalnız kendisine değildir/ Belki bütün dünyaya karışıklık, ateş verir.” (Timaş yayınları, Süleyman Nahifi tercümesi, 1.Cilt sayfa 45)</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ve bu defaki ahlakın ölümünü bir tufanın dahi temizleyeceğini sanmıyorum. Bunun sonu tufan değil kıyamettir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen peygamberimize (s.a.v) gönülden kulak verme zamanıdır şimdi…</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">O “sizin hayırlınız ahlaken güzel olandır” buyurmaktadır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">İnsanın ahlakiliği diriltmek için çabasını arttırmaktan başka çaresi yoktur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Maide suresinde buyrulduğu gibi; İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın!</span></strong></p><p> <strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Necip CENGİL</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 15877, member: 5"] [B][COLOR=green]Ahlak; içinde merhameti, adaleti, saygı ve sevgiyi, başkasına ait olana göz dikmemeyi, aldatmamayı, haksızlık hissini adamına göre kabullenmemeyi, bağışlamayı, cinselliğe tapmamayı, paraya tapmamayı barındırır. Ahlakın ölümü denilince bunların yok oluşunu, sulandırılışını anlamak gerekir. Ülkemiz ve dünya “ahlakın ölümüne” şahitlik ediyor şu sıralarda… Belki de uzunca bir dönemdir, ahlakın öldürülmesine yönelik projeler üretiliyor. Ve Ahlakın ölümü insanın kendi kendisine hazırladığı bir tuzak olarak karşımızdadır. Öyle denilmiştir; insan kendi elleriyle yapar kendisine ne yaparsa… Şöyle bir düşünün… Cinsel haz ve para hazzı üzerine kurulu bir “egemenlik anlayışı” nedeniyle hep birlikte ahlakın ölümünü seyrediyoruz. Bu noktada Irak, Filistin ve Afganistan’da yaşananlarla “savaş ahlakı” öldürülüyor. Evet, savaşında bir ahlakı var. Ama o şimdi yok edilenler arasında… Soykırımdan bahsederek dünyayı oyalayan İsrail devleti ve onu her haliyle destekleyen Amerika savaş ahlakını birlikte öldürüyorlar. Savaşın ahlakı ölürken her iki uçtan insanlığı tehdit eden terör mesafe alıyor. Kim ne derse desin, terör; savaşın ahlakını öldüren egemenlerin yol açtığı bir insanlık sorunudur. Üstelik terör, savaşın ahlakını öldürenlerin aynı zamanda besi sahası içinde bulunmaktadır. Öldürülen savaş ahlakı ve büyütülen terör insandaki masumiyeti katletmektedir. Safiyeti tehdit etmektedir. İnsandaki safiyet ahlakın ölümüyle birlikte ölüp gitmektedir. Ekonomik ahlak ölüyor. Bir yandan parayı nereye harcayacağını şaşıranlar boy gösterirken, diğer yandan çöpten ekmek bulmak için artık geceyi beklemeye takati kalmayanlar çoğalıyor. Zenginliği sömürülen Afrika ve Ortadoğu açlığa yürüyor. Haiti’de kil pişiriliyor ve ekmek niyetine tüketiliyor. Kemikleri çıkmış ve ölümü bekleyen Afrikalı çocuğun arkasında onu belki de alıp götürecek “Akbaba” görüntüsünü unutmak mümkün değil… Sermayenin akbabaları diyebileceğimiz, üretim ve tüketime ahlaktan yoksun olarak bakan kişilerin yalnızca kasalarıyla kurdukları bağ hayatı ürkütüyor. Ekonominin ahlakı ölüm döşeğinde insanın kahroluşunu resmediyor. Ekonomik ahlakın çöküşünde “ahirete iman penceresini” işletmeyenlerin, ne yapalım piyasa böyle diyenlerin, özgün bir ekonomik ahlak oluşturamayanların rolü üzerinde belki de Şuayb (a.s) peygamberin uyarıları doğrultusunda bakmak gerekiyor ama bu yeterince yapılmıyor. Ahlakla ekonomi, kazanmakla ahlak veya kaybetmekle ahlak arasında kuvvetli bir bağ kuramayanlar çoğalıyor. Güzel ahlakı tamamlamak için geldiğini söyleyen peygambere inandığını söyleyenler ne durumda diye düşünülürse, hiçte parlak bir durum çıkmıyor ortaya… Zira ahlakla hayat, ahlakla kazanmak ve kaybetmek, ahlakla iş yeri sahibi olmak arasında kuvvetli bir bağın oluşturulamaması insanlığın ortak bir sorunu olarak karşımızda duruyor. Ülkelerin parasızlıktan değil ahlaksızlıktan (ahlakın ölümünden) dolayı çökeceğini söyleyen Çiçero’yu kim dikkate alıyor şimdi? Cinsel ahlak ölüyor. Yaygınlaşan iletişim ağlarının sarmalına alınan ve beyni cinselliğe mahkûm olmuş fertler yetişerek, sokaktaki her insanı tehdit eder hale geliyor. Ne ülkenize gelen bir misafirin ne de ülkedeki herhangi bir insanın “tecavüze uğramayacağı” noktasında bir garantisi yok. Bir cinsel saldırı tarzı öğrenerek büyüyen insanlar var. Ve bunu “ahlakın ölümü” olarak değil, bir özgürlük biçimi olarak görenler var. Bu durumun neticesinde küçük ve genç kızlar kaçırılıp tecavüz edilerek öldürüldüğü gibi, yaşlı kadınlara yönelen cinsel saldırı vakaları yaşanmaktadır. Saygı ahlakı ölüyor… Cennet anaların ayakları altındadır diyen bir dinin bağlılarının çok olduğu bir ülkede dahi ana katilleri yetişmekte, baba katilleri belirmektedir. Yaşlı bir insana “babalık” veya “analık” diye hakaret edenler, bir ahlak akışının oluşamadığı sokaklarda yıkıcı bir sel olarak karşımıza çıkmaktadır. Kıyamete yakın durumlar için çeşitli açıklamalarda bulunan peygamberimizin (s.a.v) “kişi ana veya babasına sövmedikçe kıyamet kopmaz” anlamındaki hadisini hatırlayın. Bu da olur mu diyenlere, siz başkasının ana ve babalarına söversiniz, onlar da sizin ana ve babalarınıza söver, bu kişinin ana ve babasına sövmesidir cevabı verilmiştir. Yeniden cennet anaların ayaklarının altında, baba cennetin orta kapısı diye insanı yetiştiren İslâm’ın nuru demekten başka insan nasıl bir çare önerebilir ki… Can emniyeti ahlakı ölüyor. Eline silah alan bir kişi, yalnızca serserilik yönüyle değil, çete profiliyle veya kan davası profiliyle hayata bakıp ölüm kusabiliyor. Camide Kur’an okuyan bir şahsı oracıkta, bir kadını kaçırıp tecavüz ettikten sonra öldürecek kadar cahiliye kanı dolaşabiliyor insanların damarında… Ahlakın ölümü zaten cahiliyenin dirilişidir. Cahiliye diriliyor ve ahlak ölüyor. Cahiliye dirilirken ülkede ve dünyada buna yönelik önlemler almak yerine “irtica gibi” halkı peşinen devre dışı bırakmaya yönelik söylemler ısrarla sürdürülüyor. İrtica gibi kavramlarla ahlakın ölümü perdeleniyor. Ahlakın ölümü bir gözü dönmüşlük halini besliyor. Cahiliye gözü dönmüşlüğünde bir kız çocuğunun diri diri toprağa gömülmesi var. Ve ayrıca bugün kız çocukları başka şekillerde diri diri gömülüyor. Toprağa gömmek, dünya hayatından uzaklaştırmaktır. Dünyadan faydalanmayı bitirmektir. Bugün nice kız çocuğunun dünyadan faydalanmasına perde çekiliyor, nice kız çocuğunun duyguları, nicesinin aklı gömülüyor karanlıklara… Gömü sloganı olan irtica eşliğinde… Cahiliye gözü dönmüşlüğünde her türlü hak gaspının var olduğunu okuyoruz. Bugün dünyanın her bölgesinde hak gasplarının dökümü çıkarıldığında geçmişin cahiliyesinin, bugünün cahiliyesinin yanında üç suyla yıkanmış kadar farklı olduğuna kanat getirebiliriz. Haber ahlakı ölüyor/öldürülüyor durmadan… Kalem ve ahlakı birbirinden ayırmayanlar bu ölüme mani olmanın yollarını arıyor fakat birileri ısrarla “haberde ahlakın ölümünü” çağırıyor. Ruh çağırma seansları düzenler gibi, masa başı, şişirme, ötekinin hukukunu pervazsıca çiğneme üzerine haber üretme seanslar yapılıyor. Hangi fincanın altında ses gelecek diye bekleyenlerin yerini hangi konuda haber “üretilecek” diye konuşanlar alıyor. Hukukun ahlakı öldürülüyor birileri tarafından… Kimi güçler hukuku ideolojik pencereden görülen ve penceresine göre alkışlanan bir “şey” olarak görüyor. Oysa hukuk bir değerdir. Değer ahlakla vardır. Bir “şeyin” özündekini yani ahlakı alırsanız o “şey” değer olmaktan çıkar. Belki Sokrat’a idam kararı verenler hukukta ahlakın nasıl öldürüleceğini gösterdiler. Ve belki de o günden sonra hukukun ahlakının ölümünü konuşur olduk. Ve belki de o günden beri, hukukun ahlakını öldürenler birbirlerini besliyor. Evet, bütün bu alanlarda ve başka alanlarda ahlakın ölümünü hep birlikte seyrediyoruz. Ama bazılarımız başka şeyler konuşmayı ülkenin faydasına sanıyor. Oysa bu sanmak, bu zan ülkeyi ve dünyayı bir felakete, çıkmaza sürüklüyor. Zaten zan denilen şey ahlakı öldüren en büyük silahlardan… Ortada bir anafor var. Bu görüntü bir inat görüntüsüdür. İnadına, ülkeyi ve insanı bu anaforun içine itmek isteyenler var. Tabi bir de, kendi taraftarlarına ip uzatarak, evet hepimiz bu anaforun içinde kaybolabiliriz veya bu girdap hepimizi yutabilir ama sizin elinizde ip var, hem biz de kenarda size yardımcı oluruz diyenler bulunmaktadır. İp delildir aslında, ahlakı öldürenlerin aleyhine şahitlik yapacak olan delil… Ahlakın ölümü öyle bir girdap oluşturur ki, kenarda duran çokbilmişleri de içine çeker. Delilleriyle birlikte anafor yutar kendilerini… Belki bu tehlikeye işaret eden Alexis Carel “Din ve ahlak duygularının zayıflaması, zekânın zayıflaması kadar tehlikelidir” derken önemli bir uyarıda bulunmaktadır. Ülkenin ve dünyanın iyiliği için bu inattan vazgeçmek gerekiyor. Ötesi yok, ahlakın ölümü hepimizi; düşünce ve ideoloji ve inanç ayrımı yapmadan felakete sürüklemektedir. Mevlana Celaledin-i Rumi’nin ifadesiyle: “Edepsizin kötülüğü yalnız kendisine değildir/ Belki bütün dünyaya karışıklık, ateş verir.” (Timaş yayınları, Süleyman Nahifi tercümesi, 1.Cilt sayfa 45) Ve bu defaki ahlakın ölümünü bir tufanın dahi temizleyeceğini sanmıyorum. Bunun sonu tufan değil kıyamettir. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen peygamberimize (s.a.v) gönülden kulak verme zamanıdır şimdi… O “sizin hayırlınız ahlaken güzel olandır” buyurmaktadır. İnsanın ahlakiliği diriltmek için çabasını arttırmaktan başka çaresi yoktur. Maide suresinde buyrulduğu gibi; İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın! Necip CENGİL[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Ahlakin ölümü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst