Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ahmet ÖZDEMİR / YENİ ASYA Müsbet İman hizmeti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 249499" data-attributes="member: 1008315"><p><img src="https://mail.google.com/mail/images/cleardot.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><img src="https://mail.google.com/mail/images/cleardot.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><span style="color: #00681c">ALİ KILINÇ</span> </p><p>ayrıntılar 06 05 2009 </p><p></p><p></p><p> <p style="text-align: center"> </p><p> <p style="text-align: center"> </p><p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: teal"><span style="color: teal"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Ahmet ÖZDEMİR / YENİ ASYA</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: teal"><span style="color: teal"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: teal"><span style="color: teal"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>[FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 22px"><em>Müsbet İman hizmeti</em></span></strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span>[/FONT]</p> <p style="text-align: center"></p><p> <p style="text-align: center"> </p><p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: navy"><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></span></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman Said Nursî, en son dersine, “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz” (1) cümleleriyle başlar. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Demek ki, her şeyin müsbet (pozitif)i olduğu gibi menfîsi (negatif) de vardır. Risâle-i Nur’da benzer örnekleri görmek mümkündür. Meselâ, müsbet milliyet-menfî milliyet, müsbet Avrupa-menfî Avrupa, müsbet ibadet-menfî ibadet vb. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Müsbet sözlükte, isbat olunan, delilli, pozitif, açık ve sabit olan şeyler için kullanılmıştır. Müsbet hareket ise, doğruluğu aşikâr, belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket demektir. Bir başka ifadeyle, Allah’ın emrine uygun, tahribkâr ve tecavüzkâr olmayan, yapıcı ve tamir edici tarzda olan, mizan, adalet ve insafa uygun harekettir. Bediüzzaman müsbet harekete 2(iki) şekilde bakar: </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">a. Allah rızasına göre yalnızca iman hizmeti yapmaktır. Allah’ın rızasına en uygun olanı herhalde ihlâsla yapılan ameldir. İhlâs ise, başka bir maksat için değil, Allah’ın rızasını umarak yalnız emredildiği için yapmaktır. Bir başka ifadeyle farzları yapmak, kebâirden (büyük günahlardan) kaçınmaktır. Bunları yaparken de Allah’ın vazifesine karışmamaktır. Bunun nasıl olacağını daha sonra Celâleddin Harezmşah örneğiyle açıklayacaktır. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">b. Asayişi, emniyeti muhafaza etmek ve zarar verici davranışlardan kaçınmaktır. Burada dikkat çeken bir ifade daha vardır: “Müsbet iman hizmeti” </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Hemen aklımıza bu ifadenin zıddı gelmektedir: Acaba menfi iman hizmeti de mi vardır? Menfisi olmasa herhalde yalnızca iman hizmeti denilirdi. Ayrıca “müsbet” kelimesi kullanılmazdı. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Şöyle bir etrafımıza ve geçmişe bakarsak menfî iman hizmetlerinin pek çok örneklerini görebiliriz. Meselâ, <em><strong>Van’da bulunduğu yıllarda bir isyan teşebbüsünde bulunmak için kendisinden yardım isteyenlere, “Millet tenvir ve irşat edilmelidir. Bu teşebbüsünüzden vazgeçiniz” demiştir. İsyancıları menfî hareketten uzaklaştırarak müsbete kanalize etmeye çalışmıştır. Bediüzzaman’ın sözünü dinlememişler ve pek çok masumun idam edilmesine sebep olmuşlardır. </strong></em></span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Geçmişte tahrip ederek, hatta cinayet işleyerek adam öldüren ve kendisinin iman hizmeti yaptığını söyleyen kimseler yok muydu? </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Onlardan bazıları darağaçlarına giderken “Biz Bediüzzaman’ı şimdi daha iyi anlıyor ve takdir ediyoruz!” demişlerdir. Said Nursî, her bir sıkıntıya karşı sabrı ve şükrü tavsiye ediyor. Hatta bunlarla mükellef olduğumuzun altını çiziyor. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> * * * * * * * * * * * * </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Musibete sabretmeyi anladık ama şükür nasıl olur? </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">İnsanların dünyasında musibetlere sabır zor ama şükür hele daha zor olsa gerek! Bediüzzaman sabırda da şükürde de ileri seviyededir. Hayatını incelediğimizde onların en güzel örneklerini görmek mümkündür. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Kur’an’da Müslümanların musibetler karşısında sabretmeleri emrediliyor ve şöyle buyuruluyor: “O sabredenler ki, başlarına bir musibet geldiğinde, ‘Biz Allah’ın kullarıyız; sonunda yine O’na döneceğiz’ derler.” (2) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman “şükürle mükellefiz” derken bize bir ibadet kapısı daha açmış oluyordu. Dünya madem imtihan meydanıdır. Bizler bu imtihan meydanına gönderilmişiz. İmtihanda sorulan sorulara itiraz edilmez. Kul olarak sorulan soruları doğru cevaplandırmakla mükellefiz. Belki bizim şer gördüğümüz şeylerde hayır vardır. Onu biz bilemeyiz. Doğrusunu ancak Allah bilir. Meselâ, Kur’ân’da geçen şu âyete bir kere daha bakalım: “O her şeyi en güzel şekilde yarattı.” (3) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><em>Bu âyetin hükmüyle her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir güzellik yönü vardır. Kâinattaki her şey, her olay, ya bizzat güzeldir veya sonuçları itibariyle güzeldir. Bazı olaylar var ki, görünüşü çirkindir. Fakat o dış görünüşü altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar vardır. (</em>4) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman, ibadetleri bildiğimiz klasik tarzda değil, farklı olarak tasnif eder ve 2(iki) çeşit ibadetten söz eder: Biri müsbet, diğeri menfî. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetler müsbet ibadetlerdir. Bunların yeri, zamanı, miktarı ve nasıl yapılacağı bellidir. Anlatılması kolaydır. Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle isbat edebilirsiniz. İlmihal kitaplarına baktığımızda müsbet ibadetleri kolaylıkla öğrenebiliriz. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><em>İkinci çeşit ibadetlere menfî ibadet diyoruz. Hastalıklar, depremler, ekonomik krizler, belâlar ve musibetler karşısında sabretmek menfi ibadettir.</em> Bunların ne zaman, nereden ve nasıl geleceği belli değildir. İsbat edilmesi zor olduğu gibi derecesi de ölçülmez. Menfî ibadetlerde musibetzede acizliğini, zayıflığını anlar. Sonsuz merhamet sahibi olan Allah’a sığınır ve bütün içtenliğiyle yalvarır. Yavrunun tehlikeler karşısında annesinin şefkatli kucağına sığındığı gibi musibete uğrayan kimse de nihayetsiz şefkat sahibi Cenâb-ı Hakk’a sığınır. Halis, riyasız, gösterişsiz mânevî bir ibadete mazhar olur. Zorda kalan bir insanın nasıl duâ ettiğini ve yalvardığını anlayabiliyor musunuz? </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Ağır bir ameliyata giren bir hastanın yaşadığı ruh halini ve yaptığı duâların nasıl samimi ve içten olduğunu düşünebiliyor musunuz? </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Acaba malını, çocuklarını sorsanız hatırlayabilecek mi? </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">O anda neler düşünmektedir kim bilir? </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman, sabreden ve şükreden hastaların bir dakikalık hastalığının bir saat ibadet hükmüne geçtiğini belirtir ve “Senin bir dakika ömrünü bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekkî (şikâyet) değil, teşekkür et” der.(5) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Buradan hareketle musibetler karşısında sabır ve şükürle nasıl mükellef olunduğunu görüyoruz. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"> * * * * * * * * * * * * </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> </p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman hazretlerinin hayatının 3(üç) devresi vardır: Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Üstad son dersinde Eski Said dönemine dikkat çekerek der ki: “Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hâdiselerle sabit olmuş. Meselâ, Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfî’de(Sıkı Yönetim Mahkemesinde) idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suâllerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, 4(dört) kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor. Fakat bu 30(otuz) senedir müsbet hareket etmek, menfî hareket etmemek ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak hakikati için, bana karşı yapılan muamelelere sabırla, rıza ile mukabele ettim. Cercis Aleyhisselâm gibi ve Bedir, Uhud muharebelerinde çok cefa çekenler gibi, sabır ve rıza ile karşıladım.” (6) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman, “28(Yirmi sekiz) sene çektiğim ezâ ve cefalar ve mâruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun” der. Kendisine zulmedenlere, kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda yer hazırlayanlara hakkını “helâl etti”ğini söyler. Bediüzzaman’ın bütün hayatı zahmet ve meşakkatle, felâket ve musîbetle geçti. Cemiyetin îmânı, saadet ve selâmeti yolunda nefsini, dünyasını fedâ ettiğini söyler. Onlara “bedduâ bile etmediğini” belirtir. Çünkü asıl meselenin “cihad-ı mânevî” olduğuna dikkat çeker. Bu zamanda en fazla mânevî yönden tahribat yapılmaktadır. Mânevî tahribata karşı sed çekmek gerekir. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Nursî, Kur’ân’da ve Risâle-i Nur’da çok tekrar edilen şu âyete bir kez daha dikkat çeker: “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (7) </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu âyetin düsturuyla Nur talebelerinin vazifesi, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetleriyle yardım etmektir. Onun içindir ki, İslâm dünyasında âsâyişi bozucu iç savaşlar ancak binde bir olmuştur. O da aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Mânevi cihadın en büyük şartı Allah’ın vazifesine karışmamaktır. Yani, “vazifemiz hizmettir; netice Cenâb-ı Hakk’a âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.” Aslında bu tarz bir hizmet Nebevî bir hizmet tarzıdır. Kur’ân-ı Kerim’de peygamberlerin vazifesinin sadece “tebliğ” olduğu bildirilmiştir. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">Bediüzzaman bu konuda tarihî bir şahsiyet olan Celâleddin Harzemşah’ı örnek alarak: “Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakkın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur’ân’dan ders almışım der ve yukarıda sözünü ettiğimiz âyete işaret eder. Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin bütün hayatı müsbet iman hizmetiyle geçmiş ve arkada aynı yolu takip eden milyonlarca Nur talebesi yetişmiştir. </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Dipnotlar:</strong></span></span></span></span></span></strong> </p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">1- Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s. 870 </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">2- Bakara Suresi, 156 </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">3- Secde Suresi, 7 </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">4- Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, s. 365 </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">5- Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, s. 472 </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">6- Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, s.870 </span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">7- En’am Suresi, 164; İsra Suresi, 15; Fatır Suresi, 18; Zümer Suresi, 7</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: #333333"><span style="color: #333333"><span style="font-family: 'Verdana'">03.05.2009</span></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 249499, member: 1008315"] [IMG]https://mail.google.com/mail/images/cleardot.gif[/IMG][IMG]https://mail.google.com/mail/images/cleardot.gif[/IMG][COLOR=#00681c]ALİ KILINÇ[/COLOR] ayrıntılar 06 05 2009 [CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=teal][COLOR=teal][FONT=Verdana][B][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=teal][COLOR=teal][FONT=Verdana][B][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=teal][COLOR=teal][FONT=Verdana][B]Ahmet ÖZDEMİR / YENİ ASYA [FONT=verdana,sans-serif][SIZE=6][I]Müsbet İman hizmeti[/I][/SIZE][/B][/FONT][B][/B][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][SIZE=2][COLOR=teal][COLOR=teal][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=teal][COLOR=teal][FONT=Verdana][B][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [CENTER][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=teal][COLOR=teal][FONT=Verdana][B][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=navy][COLOR=navy][FONT=Verdana] [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman Said Nursî, en son dersine, “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz” (1) cümleleriyle başlar. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Demek ki, her şeyin müsbet (pozitif)i olduğu gibi menfîsi (negatif) de vardır. Risâle-i Nur’da benzer örnekleri görmek mümkündür. Meselâ, müsbet milliyet-menfî milliyet, müsbet Avrupa-menfî Avrupa, müsbet ibadet-menfî ibadet vb. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Müsbet sözlükte, isbat olunan, delilli, pozitif, açık ve sabit olan şeyler için kullanılmıştır. Müsbet hareket ise, doğruluğu aşikâr, belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket demektir. Bir başka ifadeyle, Allah’ın emrine uygun, tahribkâr ve tecavüzkâr olmayan, yapıcı ve tamir edici tarzda olan, mizan, adalet ve insafa uygun harekettir. Bediüzzaman müsbet harekete 2(iki) şekilde bakar: [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]a. Allah rızasına göre yalnızca iman hizmeti yapmaktır. Allah’ın rızasına en uygun olanı herhalde ihlâsla yapılan ameldir. İhlâs ise, başka bir maksat için değil, Allah’ın rızasını umarak yalnız emredildiği için yapmaktır. Bir başka ifadeyle farzları yapmak, kebâirden (büyük günahlardan) kaçınmaktır. Bunları yaparken de Allah’ın vazifesine karışmamaktır. Bunun nasıl olacağını daha sonra Celâleddin Harezmşah örneğiyle açıklayacaktır. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]b. Asayişi, emniyeti muhafaza etmek ve zarar verici davranışlardan kaçınmaktır. Burada dikkat çeken bir ifade daha vardır: “Müsbet iman hizmeti” [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Hemen aklımıza bu ifadenin zıddı gelmektedir: Acaba menfi iman hizmeti de mi vardır? Menfisi olmasa herhalde yalnızca iman hizmeti denilirdi. Ayrıca “müsbet” kelimesi kullanılmazdı. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Şöyle bir etrafımıza ve geçmişe bakarsak menfî iman hizmetlerinin pek çok örneklerini görebiliriz. Meselâ, [I][B]Van’da bulunduğu yıllarda bir isyan teşebbüsünde bulunmak için kendisinden yardım isteyenlere, “Millet tenvir ve irşat edilmelidir. Bu teşebbüsünüzden vazgeçiniz” demiştir. İsyancıları menfî hareketten uzaklaştırarak müsbete kanalize etmeye çalışmıştır. Bediüzzaman’ın sözünü dinlememişler ve pek çok masumun idam edilmesine sebep olmuşlardır. [/B][/I][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Geçmişte tahrip ederek, hatta cinayet işleyerek adam öldüren ve kendisinin iman hizmeti yaptığını söyleyen kimseler yok muydu? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Onlardan bazıları darağaçlarına giderken “Biz Bediüzzaman’ı şimdi daha iyi anlıyor ve takdir ediyoruz!” demişlerdir. Said Nursî, her bir sıkıntıya karşı sabrı ve şükrü tavsiye ediyor. Hatta bunlarla mükellef olduğumuzun altını çiziyor. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] * * * * * * * * * * * * [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Musibete sabretmeyi anladık ama şükür nasıl olur? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]İnsanların dünyasında musibetlere sabır zor ama şükür hele daha zor olsa gerek! Bediüzzaman sabırda da şükürde de ileri seviyededir. Hayatını incelediğimizde onların en güzel örneklerini görmek mümkündür. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Kur’an’da Müslümanların musibetler karşısında sabretmeleri emrediliyor ve şöyle buyuruluyor: “O sabredenler ki, başlarına bir musibet geldiğinde, ‘Biz Allah’ın kullarıyız; sonunda yine O’na döneceğiz’ derler.” (2) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman “şükürle mükellefiz” derken bize bir ibadet kapısı daha açmış oluyordu. Dünya madem imtihan meydanıdır. Bizler bu imtihan meydanına gönderilmişiz. İmtihanda sorulan sorulara itiraz edilmez. Kul olarak sorulan soruları doğru cevaplandırmakla mükellefiz. Belki bizim şer gördüğümüz şeylerde hayır vardır. Onu biz bilemeyiz. Doğrusunu ancak Allah bilir. Meselâ, Kur’ân’da geçen şu âyete bir kere daha bakalım: “O her şeyi en güzel şekilde yarattı.” (3) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][I]Bu âyetin hükmüyle her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde, hakiki bir güzellik yönü vardır. Kâinattaki her şey, her olay, ya bizzat güzeldir veya sonuçları itibariyle güzeldir. Bazı olaylar var ki, görünüşü çirkindir. Fakat o dış görünüşü altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar vardır. ([/I]4) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman, ibadetleri bildiğimiz klasik tarzda değil, farklı olarak tasnif eder ve 2(iki) çeşit ibadetten söz eder: Biri müsbet, diğeri menfî. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetler müsbet ibadetlerdir. Bunların yeri, zamanı, miktarı ve nasıl yapılacağı bellidir. Anlatılması kolaydır. Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle isbat edebilirsiniz. İlmihal kitaplarına baktığımızda müsbet ibadetleri kolaylıkla öğrenebiliriz. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][I]İkinci çeşit ibadetlere menfî ibadet diyoruz. Hastalıklar, depremler, ekonomik krizler, belâlar ve musibetler karşısında sabretmek menfi ibadettir.[/I] Bunların ne zaman, nereden ve nasıl geleceği belli değildir. İsbat edilmesi zor olduğu gibi derecesi de ölçülmez. Menfî ibadetlerde musibetzede acizliğini, zayıflığını anlar. Sonsuz merhamet sahibi olan Allah’a sığınır ve bütün içtenliğiyle yalvarır. Yavrunun tehlikeler karşısında annesinin şefkatli kucağına sığındığı gibi musibete uğrayan kimse de nihayetsiz şefkat sahibi Cenâb-ı Hakk’a sığınır. Halis, riyasız, gösterişsiz mânevî bir ibadete mazhar olur. Zorda kalan bir insanın nasıl duâ ettiğini ve yalvardığını anlayabiliyor musunuz? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Ağır bir ameliyata giren bir hastanın yaşadığı ruh halini ve yaptığı duâların nasıl samimi ve içten olduğunu düşünebiliyor musunuz? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Acaba malını, çocuklarını sorsanız hatırlayabilecek mi? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]O anda neler düşünmektedir kim bilir? [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman, sabreden ve şükreden hastaların bir dakikalık hastalığının bir saat ibadet hükmüne geçtiğini belirtir ve “Senin bir dakika ömrünü bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekkî (şikâyet) değil, teşekkür et” der.(5) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Buradan hareketle musibetler karşısında sabır ve şükürle nasıl mükellef olunduğunu görüyoruz. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] * * * * * * * * * * * * [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman hazretlerinin hayatının 3(üç) devresi vardır: Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Üstad son dersinde Eski Said dönemine dikkat çekerek der ki: “Ben eskiden beri tahakküme ve terzile karşı boyun eğmemişim. Hayatımda tahakkümü kaldırmadığım, birçok hâdiselerle sabit olmuş. Meselâ, Rusya’da kumandana ayağa kalkmamak, Divan-ı Harb-i Örfî’de(Sıkı Yönetim Mahkemesinde) idam tehdidine karşı mahkemedeki paşaların suâllerine beş para ehemmiyet vermediğim gibi, 4(dört) kumandanlara karşı bu tavrım, tahakkümlere boyun eğmediğimi gösteriyor. Fakat bu 30(otuz) senedir müsbet hareket etmek, menfî hareket etmemek ve vazife-i İlâhiyeye karışmamak hakikati için, bana karşı yapılan muamelelere sabırla, rıza ile mukabele ettim. Cercis Aleyhisselâm gibi ve Bedir, Uhud muharebelerinde çok cefa çekenler gibi, sabır ve rıza ile karşıladım.” (6) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman, “28(Yirmi sekiz) sene çektiğim ezâ ve cefalar ve mâruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun” der. Kendisine zulmedenlere, kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda yer hazırlayanlara hakkını “helâl etti”ğini söyler. Bediüzzaman’ın bütün hayatı zahmet ve meşakkatle, felâket ve musîbetle geçti. Cemiyetin îmânı, saadet ve selâmeti yolunda nefsini, dünyasını fedâ ettiğini söyler. Onlara “bedduâ bile etmediğini” belirtir. Çünkü asıl meselenin “cihad-ı mânevî” olduğuna dikkat çeker. Bu zamanda en fazla mânevî yönden tahribat yapılmaktadır. Mânevî tahribata karşı sed çekmek gerekir. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Nursî, Kur’ân’da ve Risâle-i Nur’da çok tekrar edilen şu âyete bir kez daha dikkat çeker: “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (7) [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bu âyetin düsturuyla Nur talebelerinin vazifesi, dahildeki âsâyişe bütün kuvvetleriyle yardım etmektir. Onun içindir ki, İslâm dünyasında âsâyişi bozucu iç savaşlar ancak binde bir olmuştur. O da aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Mânevi cihadın en büyük şartı Allah’ın vazifesine karışmamaktır. Yani, “vazifemiz hizmettir; netice Cenâb-ı Hakk’a âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz.” Aslında bu tarz bir hizmet Nebevî bir hizmet tarzıdır. Kur’ân-ı Kerim’de peygamberlerin vazifesinin sadece “tebliğ” olduğu bildirilmiştir. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]Bediüzzaman bu konuda tarihî bir şahsiyet olan Celâleddin Harzemşah’ı örnek alarak: “Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakkın vazifesidir” deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur’ân’dan ders almışım der ve yukarıda sözünü ettiğimiz âyete işaret eder. Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin bütün hayatı müsbet iman hizmetiyle geçmiş ve arkada aynı yolu takip eden milyonlarca Nur talebesi yetişmiştir. [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana][B]Dipnotlar:[/B][/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana] [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]1- Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s. 870 [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]2- Bakara Suresi, 156 [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]3- Secde Suresi, 7 [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]4- Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, s. 365 [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]5- Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, s. 472 [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]6- Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, s.870 [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]7- En’am Suresi, 164; İsra Suresi, 15; Fatır Suresi, 18; Zümer Suresi, 7[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=#333333][COLOR=#333333][FONT=Verdana]03.05.2009[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ahmet ÖZDEMİR / YENİ ASYA Müsbet İman hizmeti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst