Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Ahseni takvim sırrı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 233346" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">AHSEN-İ TAKVİM SIRRI </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Allahû Tealâ ve Tekaddes Hz. bütün kâinatı insan için yaratmış ve insanın emrine tahsis etmiştir (Bakara-29, Casiye-13). Her şeyin emrine verildiği insan ise, bütün kâinata hakim ve ondan en iyi şekilde yararlanacak vasıf ve mahiyette yaratılmıştır. Lüzumlu ve gerekli bütün teknik unsurlara ve her türlü şartlara sahip kılınmıştır. Ayrıca gerekli fizik ötesi yardımlar da kendisine bir nimet olarak sunulmuştur. İnsan, üstün yetenek ve şartlarla dizayn edilmekle birlikte kendisi tek başına terkedilmemiş, lâzım olan her türlü ilâhî yardımlar ilk insan Hz. Âdem ile birlikte verilmiştir. Kendisinin nefsine ve şeytana uyarak helak olmaması için Yüce Yaratıcı, peygamberler göndermiş, kitaplar nazil etmiş, hâlifeler (Bakara-30) ve mürşid resuller görevli kılmıştır (Cuma-2, Al-i İmran-164, Secde-24...). </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">İnsan en iyiye, en güzele, ahsene dönüşebilecek şekilde halk edilirken kendisine bu âlem için fizik ceset (Hicr-26 ), emr âlemi için ruh (Secde-9) ve berzah âlemi için ise nefs ihsan edilmiştir (Şems-7). Hanif fıtratı (Rum-30) ile yaratılan insan, İrcii İlâ Rabbiki Rab-bine dön (Fecr-28) temel emrini yerine getirebilmesi için ruhlar âleminde her üç cesedi ile birlikte ilâhî huzurda yeminlere (Müddessir-38,39,40, Şems-9) ahdlere (Yasin-60,61) ve misâklere (Maide-7, Rad-20,21) muhatap kılınmıştır ve bütün bu yeminleri kabul etmiştir. Bunların yerine getirilmesi ise farz kılınmıştır (En'am-152, Maide-7, Maide-105 ve diğer farzlar). </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Bu yemin, ahd ve misakın yerine getirilmesi ise topluca Fecr-27, 28, 29 ve 30'uncu ayetlerde emredilnıektedir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Ey mutmain olan nefs, Allah'tan razı ol ve Allah'ın rızasını kazan ve Rabbine dön, o zaman kullarımın arasına gir ve cennetime gir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Ayetlerden açıkça ve kesin olarak anlaşılan odur ki, nefs 7 kademede tezkiye (ıslah) olacak, ruh Rabbine dönecek, fizik ceset Allah'a kul olacak ve böylece Allah'ın kulları arasına girilecek ve de Allah kulluğuna kabul buyurduktan sonra cennete hak kazanılacak. İşte insan bütün bunları yapabilecek şekilde yaratılmıştır ve bunları yerine getirmek mecburiyetindedir. Bunu da hür iradesiyle yapacaktır (Bakara-256). </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Aynca bütün insanlar İslâm şerefi ile şereflenmek ve dünya saadetini de elde etmek durumundadır. Çünkü Allah en çok insanları sevmektedir. İnsanın ahret ve dünya saadeti farz-ı ayın halinde Kur'ân'da yer almıştır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Dünya saadeti için daimî zikir (Müzemmil-8, Nisa-103), irşad (Bakara-186) ve teslimler (Bakara-208, Zümer-54) farz kılınmıştır. İnsan dilerse hür iradesiyle bütün bunları yerine getirebilecek kabiliyettedir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">İnsan; en iyiye, en güzele, ahsen olana dönüşebilecek, ulaşabilecek durumda halk edildiğine göre, İslâmı ilâhî emirler doğrultusunda Kitabın bütününe tâbi olarak yaşamak durumunda ve de zorundadır. Bunu başarmak için örnek mi arayacak? İşte Ahzab-21; </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Allah'ı ve ahret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için Allah'ın resulünde ahsen bir örnek vardır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">İnsan ahsene ulaşmak için mutlaka Peygamberimiz (S.A.V) ve sahabenin yaşadığı İslâmı yaşamak zorundadır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">O kişi ki vechini (fizik cesedini) Allah'a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuştur. Dinde ondan daha AHSEN kim vardır. Hanif olarak İbrahim'in dinine tâbi olmuştur. Ve Allah İbrahim'i dost (sevgili) kıldı. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Nisa-125 </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Muhsinler makamı ve 2. teslim, 2. takva. Örnek alınan bu iki ayette açıkça AHSEN olma üzerinde durulmaktadır. Ancak konu Tin Suresinin-4,5,6. ayetlerinde net olarak beyan buyrulmaktadır; </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">"Lekad halaknel insani fiyahseni takvim sümmeredadnâhü esfele safilin illellezine âmenu ve âmilûssaâlihati felehüm ecrin gayrimemnûn". </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Tin Suresi-4,5,6 </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">And olsunki, biz insanı AHSEN-İ TAKVİM içinde yarattık. Sonra onu esfeli safiline (cehennemin en alt katına) reddettik (attık). Ancak iman eden ve (nefsi ıslah edici) salih amel işleyenler hariç onlara kesintisiz ecirler vardır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Ayetin orijinal metni ve gerçek tercümesi bu, ancak tercümelerde, tefsirlerde, vaizlerde, dinî sohbetlerde, konuşmalarda (Radyo ve TV.lerde) Allah insanı en güzel şekilde yarattı şeklinde, ayetlerin sıralanış tekniğine ve ilâhî emir ve iradeye ters yorum ve açıklamalar görmekteyiz. Eğer Allah insanı en güzel şekilde yaratmıştır diye tercüme ve açıklamalarda bulunursak, öyle anlar ve öyle amel edersek, o zaman yapılacak bir şey kalmamaktadır. Kâinat güzeli pozlarında boy aynasının karşısında bu güzel yaratılıştan dolayı sadece Allah'a hamd ve şükretmek kalmaktadır. Nefs tezkiyesi mi, vuslat mı, daimî zikir mi, irşad mı teslimler mi (ruh, cesed ve nefs olarak)? Bunlara lüzum kalmadı. Yukarıda verilen birçok ayetler ve başka ayetler, farzlar devre dışı bırakılmaktadır. Zaten ne yazık ki tatbikatta da bunu açıkça görmekteyiz. Dinde mevcut kavram kargaşasına kurban giden dinî bir mefhum, bir müessese bu şekilde devre dışı kalmaktadır. Bu yazıyı, kargaşadan nasibini alan ahsen-i takvim sırrını çözmek için yazmak zarureti hasıl olmuştur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Ahsen, en iyi, en güzel, çok iyi, en üstün lügat manâlarına gelmektedir. Takvim ise, kıvama koyma, doğrultma, düzeltme, eğriyi doğru tutma, tadil etme lügat anlamına gelmektedir. Ayrıca yıllık, güneş, ay ve mevsim değişikliklerini ihtiva eden defter manasına da gelmektedir. Günlük hayatta en çok kullanılan manâ budur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Bu durumda insan ahsen-i takvim içinde yaratıldığına göre, bir zaman dilimi, takvimi içinde en iyiye, en güzele, en yüksek mevkiye, kemâlat derecelerinin son noktasına çıkabilecek imkânlar içinde yaratılmış olmaktadır. Bu husus insanın doğuştan tabiî bir hakkı olmakla birlikte, insanı mutlaka, ifası gereken farzlar topluluğuna da muhatap kılmaktadır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">İnsan ancak kendi karar vererek, hür iradesiyle irşad yoluna (Bakara-256) dolayısı ile Sırat-ı Müstakiym'e (Fatiha-6) tabî olarak, ruh olarak sağ iken Allah'a mülâki (vuslat) olacak ve "Rabbine dön" temel enirini yerine getirmiş olacaktır, aksi ise Esfel-i Safilindir. Yani insan kendine verilen imkân ve nimetleri hür iradesiyle kullanarak, bir hidayetçi (mürşide) tâbi olmadan bir hayat sürerse o zaman nefsine ve şeytana tâbi olacak ve şeytanla birlikte cehennemin en alt 7. katında olacaktır. Fakat bu kişi iman eder, salih amel işlerse o, cehennemde değildir (Tin-6). însan ahsen-i takvim içinde yaratılmış, fakat nefsi emmarede olduğu için cehennemdedir. Ancak nefsinin tezkiye yeminini yerine getirirse o zaman cehennemde değildir (Müddessir-38,39,40 ve Tin-6). Zaten metnini yukarıda verdiğimiz Tin Suresi-4,5,6. ayetlerde sıralanış tekniği yönüyle de bu durumu açıklamaktadır. Aksi açıklamalar Kur'ân'a aykırı bulunmaktadır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Çok canlı ve herkesin çok iyi bildiği bir örnekle ahsen-i takvim sırrını netleştirmek istiyorum. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Hz. Ömer, islâm'dan önce putperest idi ve kızını da diri diri toprağa gömenlerdendi, "îki olay var ki, birisi aklıma geldiğinde gülerim, diğeri aklıma geldiğinde ise çok ağlarım" buyurmuştur. "Hurmadan put yapar, tapar sonra da acıktığımızda yerdik. Hatırladığımda buna çok gülerim. Minik kızımı toprağa canlı canlı gömerken benim sakalıma sıçrayan toprakları minik elleri ile temizler ve benim yaptığım gömme işini şaka zanneder, bana gülerdi. Bu olayı hatırladığımda ise çok ağlarım". </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">İslâmın zuhuru ile fitne, fesat kaynamağa başlar ve Hz. Ömer, sevgili Peygamberimizi öldürmek için yola çıkar, yolda kız kardeşinin evine uğrar ve yeni nazil olan ayetleri öğrenir ve çok sinirlenerek kız kardeşi ile eniştesini döver ve hırpalar. Onlar ise müslümanlıktan vazgeçmeyeceklerini, bu yolda ölüme hazır olduklarını açıkça Hz. Ömer'e ifade ederler. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Hz. Ömer İslâm olayı ile karşılaşır. Etrafında olaylar cereyan eder (Bakara-216, Dehr-3) olaylardan bir intiba edinir (Dehr-3) ve bu intiba ile İslama, irşada bir meyil oluşur (Bakara 256). İrşada meyil oluşturan Hz. Ömer üzerinde Allah, rahim esması ile tecelli eder (Yu-suf-53). Allah, rahim esması ile Hz. Ömer üzerinde tecelli edince O'nu irşad yoluna ulaştırmak için kendisinden razı olmuştur (Maide 16). </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Bundan sonra Allah, Hz. Ömer'e ayetlerini işittirmiş (Hac-54) ve aklettirmiştir (Hac-54, Mülk-8,9,10), Allah Hz. Ömer'in kalbine hidayet koymuştur (Allah'a ulaşma duygusu Tegabün-11) ve nefsinin kalbini Allah'a döndürmüştür (Kaf-33). Allah'tan gelen rahmetin Hz. Ömer'in kalbine ulaşması için Allah, onun kalbine giden göğsünden bir rahmet yolu açmış, şerhetmiştir (En'am-125). Allah'ın rahmeti manevî kalbine ulaşmıştır (Zümer-23), rahmet kalbinde huşu oluşturmuştur (Zümer-23, Hadid-16), huşûya ulaşan Hz. Ömer, Peygamber Efendimizin hak elçisi, en büyük mürşid olduğunu görmüş ve kabul etmiştir (hacet namazı kılmadan, Bakara-45).' </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Peygamberimize ulaşarak önünde tövbe etmiş ve Kelime-i Şehâdet getirmiş, (Furkan-70) müslüman olmuş, iman etmiş ve salih amellere başlamıştır. O anda Hz. Ömer'e Allah 7 ihsanda bulunmuştur. Peygamberimizin ruhu O'nun başı üzerinde oluşmuştur. Kendi ruhu Sırat-ı Müstakiym'e adım atmış ve Allah'a doğru yola çıkmıştır. Kalbine iman yazılmıştır ve mümin olmuştur (Mümin-40), Islah-ı nefse başlamıştır, günahları sevaba çevrilmiştir (Furkan-70), her haseneye 700 kadar sevap verilmiştir (Bakara-261), cennetlik olmuştur. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Bundan sonra Hz. Ömer, Peygamberimizin (S.A.V) emrinde O'na tâbi olarak nefsini, nefs-i emmare (Yu-suf-53), nefs-i levvame (Kıyame-2), nefs-i mülhime (Şems-8), nefs-i mut-mainne (Fecr-27, Rad-28), nefs-i radiye (Fecr-28), nefs-i mardiye (Fecr-28) ve nefs-i tezkiye (Fatır-18) olmak üzere 7 kademede terbiye ve tezkiye etmiştir. Ve neticede Hakk'a ulaşmıştır. Hakk'ı tavsiye edecek duruma gelmiştir. Bundan sonra velayet kademelerinde ilerlemeye devam etmiştir. Ruhunu Allah'a teslim etmiştir (Nebe-39, fena makamı), ruhu İndi Ilâhi'de altın tahta sahip olmuştur (En'am-126, beka makamı). Zikri günün yarısını geçmiş, zahidlerden olmuştur (Yusuf-20, zühd makamı), vechini yani fizik cesedini Allah'a teslim etmiştir (Nisa-125, muhsinler makamı). Hz. Ömer günlük zikirlerini artırarak daimî zikre ulaşmış ve ulûl-elbab olmuştur. Kalp zikrinin ve hikmetin sahiplerinden olmuştur. Kalp gözü ve kulağı olmuştur (Al-i İmran-190,191). Daimî zikirden sonra nefsinde bulunan bütün afetleri tasfiye ederek, nefsini de Allah'a teslim etmiş, takva elbisesini giymiş, 3 takvayı da tamamlamış ve ihlâs sahibi olmuştur (ihlâs makamı). Bundan sonra bir seher vakti Allah Hz. Ömer'i huzuruna alarak nasuh tövbesi yaptırmış ve salâh makamına ulaşmıştır. İrşada memur ve mezun kılınmıştır (Tahrim-8). Bilindiği gibi Hz. Ömer 4 büyük irşad ehlinden ikincisidir. İrşad 'eden 4 halifeden ikincisi. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Bu makamdan sonra Hz. Ömer, Peygamber olmadığı halde Nisa Suresinin 69'uncu âyet-i kerimesine göre peygamberlerle haşrolmaya hak kazanmıştır. Bu en yüce mevkiye ulaşmıştır. Başlangıçta puta tapan, evlâdını öldüren esfeli safilindeki Hz. Ömer, kendi hür iradesiyle irşada tâbi olarak peygamberler içine yükselebilmiştir. Bu, ahsen-i takvim sırrıdır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkorange">Allah hepinizden razı olsun. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff8c00">alıntı</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 233346, member: 1008778"] [SIZE=4][COLOR=darkorange]AHSEN-İ TAKVİM SIRRI [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Allahû Tealâ ve Tekaddes Hz. bütün kâinatı insan için yaratmış ve insanın emrine tahsis etmiştir (Bakara-29, Casiye-13). Her şeyin emrine verildiği insan ise, bütün kâinata hakim ve ondan en iyi şekilde yararlanacak vasıf ve mahiyette yaratılmıştır. Lüzumlu ve gerekli bütün teknik unsurlara ve her türlü şartlara sahip kılınmıştır. Ayrıca gerekli fizik ötesi yardımlar da kendisine bir nimet olarak sunulmuştur. İnsan, üstün yetenek ve şartlarla dizayn edilmekle birlikte kendisi tek başına terkedilmemiş, lâzım olan her türlü ilâhî yardımlar ilk insan Hz. Âdem ile birlikte verilmiştir. Kendisinin nefsine ve şeytana uyarak helak olmaması için Yüce Yaratıcı, peygamberler göndermiş, kitaplar nazil etmiş, hâlifeler (Bakara-30) ve mürşid resuller görevli kılmıştır (Cuma-2, Al-i İmran-164, Secde-24...). [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]İnsan en iyiye, en güzele, ahsene dönüşebilecek şekilde halk edilirken kendisine bu âlem için fizik ceset (Hicr-26 ), emr âlemi için ruh (Secde-9) ve berzah âlemi için ise nefs ihsan edilmiştir (Şems-7). Hanif fıtratı (Rum-30) ile yaratılan insan, İrcii İlâ Rabbiki Rab-bine dön (Fecr-28) temel emrini yerine getirebilmesi için ruhlar âleminde her üç cesedi ile birlikte ilâhî huzurda yeminlere (Müddessir-38,39,40, Şems-9) ahdlere (Yasin-60,61) ve misâklere (Maide-7, Rad-20,21) muhatap kılınmıştır ve bütün bu yeminleri kabul etmiştir. Bunların yerine getirilmesi ise farz kılınmıştır (En'am-152, Maide-7, Maide-105 ve diğer farzlar). [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Bu yemin, ahd ve misakın yerine getirilmesi ise topluca Fecr-27, 28, 29 ve 30'uncu ayetlerde emredilnıektedir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Ey mutmain olan nefs, Allah'tan razı ol ve Allah'ın rızasını kazan ve Rabbine dön, o zaman kullarımın arasına gir ve cennetime gir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Ayetlerden açıkça ve kesin olarak anlaşılan odur ki, nefs 7 kademede tezkiye (ıslah) olacak, ruh Rabbine dönecek, fizik ceset Allah'a kul olacak ve böylece Allah'ın kulları arasına girilecek ve de Allah kulluğuna kabul buyurduktan sonra cennete hak kazanılacak. İşte insan bütün bunları yapabilecek şekilde yaratılmıştır ve bunları yerine getirmek mecburiyetindedir. Bunu da hür iradesiyle yapacaktır (Bakara-256). [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Aynca bütün insanlar İslâm şerefi ile şereflenmek ve dünya saadetini de elde etmek durumundadır. Çünkü Allah en çok insanları sevmektedir. İnsanın ahret ve dünya saadeti farz-ı ayın halinde Kur'ân'da yer almıştır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Dünya saadeti için daimî zikir (Müzemmil-8, Nisa-103), irşad (Bakara-186) ve teslimler (Bakara-208, Zümer-54) farz kılınmıştır. İnsan dilerse hür iradesiyle bütün bunları yerine getirebilecek kabiliyettedir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]İnsan; en iyiye, en güzele, ahsen olana dönüşebilecek, ulaşabilecek durumda halk edildiğine göre, İslâmı ilâhî emirler doğrultusunda Kitabın bütününe tâbi olarak yaşamak durumunda ve de zorundadır. Bunu başarmak için örnek mi arayacak? İşte Ahzab-21; [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Allah'ı ve ahret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için Allah'ın resulünde ahsen bir örnek vardır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]İnsan ahsene ulaşmak için mutlaka Peygamberimiz (S.A.V) ve sahabenin yaşadığı İslâmı yaşamak zorundadır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]O kişi ki vechini (fizik cesedini) Allah'a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuştur. Dinde ondan daha AHSEN kim vardır. Hanif olarak İbrahim'in dinine tâbi olmuştur. Ve Allah İbrahim'i dost (sevgili) kıldı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Nisa-125 [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Muhsinler makamı ve 2. teslim, 2. takva. Örnek alınan bu iki ayette açıkça AHSEN olma üzerinde durulmaktadır. Ancak konu Tin Suresinin-4,5,6. ayetlerinde net olarak beyan buyrulmaktadır; [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]"Lekad halaknel insani fiyahseni takvim sümmeredadnâhü esfele safilin illellezine âmenu ve âmilûssaâlihati felehüm ecrin gayrimemnûn". [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Tin Suresi-4,5,6 [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]And olsunki, biz insanı AHSEN-İ TAKVİM içinde yarattık. Sonra onu esfeli safiline (cehennemin en alt katına) reddettik (attık). Ancak iman eden ve (nefsi ıslah edici) salih amel işleyenler hariç onlara kesintisiz ecirler vardır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Ayetin orijinal metni ve gerçek tercümesi bu, ancak tercümelerde, tefsirlerde, vaizlerde, dinî sohbetlerde, konuşmalarda (Radyo ve TV.lerde) Allah insanı en güzel şekilde yarattı şeklinde, ayetlerin sıralanış tekniğine ve ilâhî emir ve iradeye ters yorum ve açıklamalar görmekteyiz. Eğer Allah insanı en güzel şekilde yaratmıştır diye tercüme ve açıklamalarda bulunursak, öyle anlar ve öyle amel edersek, o zaman yapılacak bir şey kalmamaktadır. Kâinat güzeli pozlarında boy aynasının karşısında bu güzel yaratılıştan dolayı sadece Allah'a hamd ve şükretmek kalmaktadır. Nefs tezkiyesi mi, vuslat mı, daimî zikir mi, irşad mı teslimler mi (ruh, cesed ve nefs olarak)? Bunlara lüzum kalmadı. Yukarıda verilen birçok ayetler ve başka ayetler, farzlar devre dışı bırakılmaktadır. Zaten ne yazık ki tatbikatta da bunu açıkça görmekteyiz. Dinde mevcut kavram kargaşasına kurban giden dinî bir mefhum, bir müessese bu şekilde devre dışı kalmaktadır. Bu yazıyı, kargaşadan nasibini alan ahsen-i takvim sırrını çözmek için yazmak zarureti hasıl olmuştur. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Ahsen, en iyi, en güzel, çok iyi, en üstün lügat manâlarına gelmektedir. Takvim ise, kıvama koyma, doğrultma, düzeltme, eğriyi doğru tutma, tadil etme lügat anlamına gelmektedir. Ayrıca yıllık, güneş, ay ve mevsim değişikliklerini ihtiva eden defter manasına da gelmektedir. Günlük hayatta en çok kullanılan manâ budur. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Bu durumda insan ahsen-i takvim içinde yaratıldığına göre, bir zaman dilimi, takvimi içinde en iyiye, en güzele, en yüksek mevkiye, kemâlat derecelerinin son noktasına çıkabilecek imkânlar içinde yaratılmış olmaktadır. Bu husus insanın doğuştan tabiî bir hakkı olmakla birlikte, insanı mutlaka, ifası gereken farzlar topluluğuna da muhatap kılmaktadır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]İnsan ancak kendi karar vererek, hür iradesiyle irşad yoluna (Bakara-256) dolayısı ile Sırat-ı Müstakiym'e (Fatiha-6) tabî olarak, ruh olarak sağ iken Allah'a mülâki (vuslat) olacak ve "Rabbine dön" temel enirini yerine getirmiş olacaktır, aksi ise Esfel-i Safilindir. Yani insan kendine verilen imkân ve nimetleri hür iradesiyle kullanarak, bir hidayetçi (mürşide) tâbi olmadan bir hayat sürerse o zaman nefsine ve şeytana tâbi olacak ve şeytanla birlikte cehennemin en alt 7. katında olacaktır. Fakat bu kişi iman eder, salih amel işlerse o, cehennemde değildir (Tin-6). însan ahsen-i takvim içinde yaratılmış, fakat nefsi emmarede olduğu için cehennemdedir. Ancak nefsinin tezkiye yeminini yerine getirirse o zaman cehennemde değildir (Müddessir-38,39,40 ve Tin-6). Zaten metnini yukarıda verdiğimiz Tin Suresi-4,5,6. ayetlerde sıralanış tekniği yönüyle de bu durumu açıklamaktadır. Aksi açıklamalar Kur'ân'a aykırı bulunmaktadır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Çok canlı ve herkesin çok iyi bildiği bir örnekle ahsen-i takvim sırrını netleştirmek istiyorum. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Hz. Ömer, islâm'dan önce putperest idi ve kızını da diri diri toprağa gömenlerdendi, "îki olay var ki, birisi aklıma geldiğinde gülerim, diğeri aklıma geldiğinde ise çok ağlarım" buyurmuştur. "Hurmadan put yapar, tapar sonra da acıktığımızda yerdik. Hatırladığımda buna çok gülerim. Minik kızımı toprağa canlı canlı gömerken benim sakalıma sıçrayan toprakları minik elleri ile temizler ve benim yaptığım gömme işini şaka zanneder, bana gülerdi. Bu olayı hatırladığımda ise çok ağlarım". [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]İslâmın zuhuru ile fitne, fesat kaynamağa başlar ve Hz. Ömer, sevgili Peygamberimizi öldürmek için yola çıkar, yolda kız kardeşinin evine uğrar ve yeni nazil olan ayetleri öğrenir ve çok sinirlenerek kız kardeşi ile eniştesini döver ve hırpalar. Onlar ise müslümanlıktan vazgeçmeyeceklerini, bu yolda ölüme hazır olduklarını açıkça Hz. Ömer'e ifade ederler. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Hz. Ömer İslâm olayı ile karşılaşır. Etrafında olaylar cereyan eder (Bakara-216, Dehr-3) olaylardan bir intiba edinir (Dehr-3) ve bu intiba ile İslama, irşada bir meyil oluşur (Bakara 256). İrşada meyil oluşturan Hz. Ömer üzerinde Allah, rahim esması ile tecelli eder (Yu-suf-53). Allah, rahim esması ile Hz. Ömer üzerinde tecelli edince O'nu irşad yoluna ulaştırmak için kendisinden razı olmuştur (Maide 16). [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Bundan sonra Allah, Hz. Ömer'e ayetlerini işittirmiş (Hac-54) ve aklettirmiştir (Hac-54, Mülk-8,9,10), Allah Hz. Ömer'in kalbine hidayet koymuştur (Allah'a ulaşma duygusu Tegabün-11) ve nefsinin kalbini Allah'a döndürmüştür (Kaf-33). Allah'tan gelen rahmetin Hz. Ömer'in kalbine ulaşması için Allah, onun kalbine giden göğsünden bir rahmet yolu açmış, şerhetmiştir (En'am-125). Allah'ın rahmeti manevî kalbine ulaşmıştır (Zümer-23), rahmet kalbinde huşu oluşturmuştur (Zümer-23, Hadid-16), huşûya ulaşan Hz. Ömer, Peygamber Efendimizin hak elçisi, en büyük mürşid olduğunu görmüş ve kabul etmiştir (hacet namazı kılmadan, Bakara-45).' [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Peygamberimize ulaşarak önünde tövbe etmiş ve Kelime-i Şehâdet getirmiş, (Furkan-70) müslüman olmuş, iman etmiş ve salih amellere başlamıştır. O anda Hz. Ömer'e Allah 7 ihsanda bulunmuştur. Peygamberimizin ruhu O'nun başı üzerinde oluşmuştur. Kendi ruhu Sırat-ı Müstakiym'e adım atmış ve Allah'a doğru yola çıkmıştır. Kalbine iman yazılmıştır ve mümin olmuştur (Mümin-40), Islah-ı nefse başlamıştır, günahları sevaba çevrilmiştir (Furkan-70), her haseneye 700 kadar sevap verilmiştir (Bakara-261), cennetlik olmuştur. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Bundan sonra Hz. Ömer, Peygamberimizin (S.A.V) emrinde O'na tâbi olarak nefsini, nefs-i emmare (Yu-suf-53), nefs-i levvame (Kıyame-2), nefs-i mülhime (Şems-8), nefs-i mut-mainne (Fecr-27, Rad-28), nefs-i radiye (Fecr-28), nefs-i mardiye (Fecr-28) ve nefs-i tezkiye (Fatır-18) olmak üzere 7 kademede terbiye ve tezkiye etmiştir. Ve neticede Hakk'a ulaşmıştır. Hakk'ı tavsiye edecek duruma gelmiştir. Bundan sonra velayet kademelerinde ilerlemeye devam etmiştir. Ruhunu Allah'a teslim etmiştir (Nebe-39, fena makamı), ruhu İndi Ilâhi'de altın tahta sahip olmuştur (En'am-126, beka makamı). Zikri günün yarısını geçmiş, zahidlerden olmuştur (Yusuf-20, zühd makamı), vechini yani fizik cesedini Allah'a teslim etmiştir (Nisa-125, muhsinler makamı). Hz. Ömer günlük zikirlerini artırarak daimî zikre ulaşmış ve ulûl-elbab olmuştur. Kalp zikrinin ve hikmetin sahiplerinden olmuştur. Kalp gözü ve kulağı olmuştur (Al-i İmran-190,191). Daimî zikirden sonra nefsinde bulunan bütün afetleri tasfiye ederek, nefsini de Allah'a teslim etmiş, takva elbisesini giymiş, 3 takvayı da tamamlamış ve ihlâs sahibi olmuştur (ihlâs makamı). Bundan sonra bir seher vakti Allah Hz. Ömer'i huzuruna alarak nasuh tövbesi yaptırmış ve salâh makamına ulaşmıştır. İrşada memur ve mezun kılınmıştır (Tahrim-8). Bilindiği gibi Hz. Ömer 4 büyük irşad ehlinden ikincisidir. İrşad 'eden 4 halifeden ikincisi. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Bu makamdan sonra Hz. Ömer, Peygamber olmadığı halde Nisa Suresinin 69'uncu âyet-i kerimesine göre peygamberlerle haşrolmaya hak kazanmıştır. Bu en yüce mevkiye ulaşmıştır. Başlangıçta puta tapan, evlâdını öldüren esfeli safilindeki Hz. Ömer, kendi hür iradesiyle irşada tâbi olarak peygamberler içine yükselebilmiştir. Bu, ahsen-i takvim sırrıdır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkorange]Allah hepinizden razı olsun. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#ff8c00]alıntı[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Ahseni takvim sırrı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst