Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Aile çatırdıyor, altında kalıyoruz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 89308" data-attributes="member: 30"><p>Mutlu olma becerisi kısmen insanın elinde. Biriyle ya da başkasıyla, ya da kendi başına, mutlu olma becerisi gösteremiyorsa insan, şıklardan hiçbiri bir diğerine tercih edilir değildir. Taraflar birbirlerini gerçekten sevdilerse, sinelerde kalpler hala hayatta ise nasıl olur da birden sevemez olurlar, anlamak mümkün değil. Evet insanlar birbirlerini kırabilirler, bundan habersiz değilim, ben de çok hır gür olan bir evde büyüdüm. Kavganın her çeşidini gördüm. Ama hiç birinin sevgisizlik, nankörlük ya da sinsi sinsi hesaplarla yapılan bir terk ediş kadar can acıtmadığını düşünürüm. Ve şimdi aramızda böyle sinsi şeytanlar dolaşıyorlar. Sevgililerimizle aramıza giriyorlar. Yatağımızın, soframızın, mahallemizin, cemaatlerimizin içinde kol geziyor, bizi birbirimize düşman ediyor bu şeytan. </p><p></p><p>Yakınlarda izlediğim bir filmde bir kadın ve bir adam bir düğünde karşılaşırlar. Flört etmeye başlarlar, sohbet gece boyu devam eder, yukarı otel odasına çıktıklarında, onların uzun süredir bahsettikleri eski hayatlarının, sevgililerinin aynı olduğunu görürüz. Bu kadın ve adam boşanmış bir çifttir. Kadın adamı terk edip İngiltere’ye yerleşmiş. Tekrar evlenmiş ve çocukları olmuştur. Adam başka bir kadınla beraberdir. Ancak 9 yıl geçmiş olmasına rağmen yolda gördüğü kadınlardan, saç rengi, vücut biçimi eski karısına benzeyenleri çevirip yüzlerine bakmaktan, o olmadığını anlayıp, tekrar hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçememiştir. Adam kadına “Gitme” diye yalvarır. “Yeniden deneyelim” der. Kadın için çok geçtir. Onu bekleyen bir ailesi ve çocukları vardır. İkisini de sabah ayrı taksilere binip ayrı istikametlere hüzünle giderken görürüz. Zamanı kimse geri saramaz, ama gönül kimi zaman bunu ister.</p><p></p><p>Boşanma ne kötü bir şey dedirten bir sahnedir bu. Kalpleri ortadan ikiye böler. Mutluluk belki yakalanır ancak, hiçbir zaman yaralanmış kalbiniz iyileşmez. İlkler hiç unutulmaz. Kalp belki yeni bir sevgiye yer açar, ancak bu yeni sevgiliye de haksızlık değil midir? O da bütün kalbinizle sevginizi hak etmemekte midir? Hiç kimse yarım bir kalple yetinmez. Oysa sizin, sürekli gizleme zorunluluğu hissettiğiniz bir gönül yaranız vardır. Özlemle içinizi çektiğiniz, ama asla oluru olmayan bir sevdanız vardır. Hayat bir tanedir. Eş de bir tanedir. Ama bazen insan yüreğine bunu dinletemez. Çatırdayacak sanırsınız ortasından, bir şiddetli deprem çatlağı gibi. Boşanmak acıtır. Belki acısı hiç bitmez. Arkanızda bıraktığınız her sevda sizi lanetler, ve her seferinde biraz daha yitirirsiniz mutluluk şansını. Her deneme bir parça daha koparır kalbinizden. Sonunda hissedemez olursunuz. Belki surette herşey yolundadır, ama içerde ruhunuz amansız bir hastalıkla boğuşur durur. Belki de sırf bu yüzden boşanma hiç arzu edilmeyen bir helaldir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 89308, member: 30"] Mutlu olma becerisi kısmen insanın elinde. Biriyle ya da başkasıyla, ya da kendi başına, mutlu olma becerisi gösteremiyorsa insan, şıklardan hiçbiri bir diğerine tercih edilir değildir. Taraflar birbirlerini gerçekten sevdilerse, sinelerde kalpler hala hayatta ise nasıl olur da birden sevemez olurlar, anlamak mümkün değil. Evet insanlar birbirlerini kırabilirler, bundan habersiz değilim, ben de çok hır gür olan bir evde büyüdüm. Kavganın her çeşidini gördüm. Ama hiç birinin sevgisizlik, nankörlük ya da sinsi sinsi hesaplarla yapılan bir terk ediş kadar can acıtmadığını düşünürüm. Ve şimdi aramızda böyle sinsi şeytanlar dolaşıyorlar. Sevgililerimizle aramıza giriyorlar. Yatağımızın, soframızın, mahallemizin, cemaatlerimizin içinde kol geziyor, bizi birbirimize düşman ediyor bu şeytan. Yakınlarda izlediğim bir filmde bir kadın ve bir adam bir düğünde karşılaşırlar. Flört etmeye başlarlar, sohbet gece boyu devam eder, yukarı otel odasına çıktıklarında, onların uzun süredir bahsettikleri eski hayatlarının, sevgililerinin aynı olduğunu görürüz. Bu kadın ve adam boşanmış bir çifttir. Kadın adamı terk edip İngiltere’ye yerleşmiş. Tekrar evlenmiş ve çocukları olmuştur. Adam başka bir kadınla beraberdir. Ancak 9 yıl geçmiş olmasına rağmen yolda gördüğü kadınlardan, saç rengi, vücut biçimi eski karısına benzeyenleri çevirip yüzlerine bakmaktan, o olmadığını anlayıp, tekrar hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçememiştir. Adam kadına “Gitme” diye yalvarır. “Yeniden deneyelim” der. Kadın için çok geçtir. Onu bekleyen bir ailesi ve çocukları vardır. İkisini de sabah ayrı taksilere binip ayrı istikametlere hüzünle giderken görürüz. Zamanı kimse geri saramaz, ama gönül kimi zaman bunu ister. Boşanma ne kötü bir şey dedirten bir sahnedir bu. Kalpleri ortadan ikiye böler. Mutluluk belki yakalanır ancak, hiçbir zaman yaralanmış kalbiniz iyileşmez. İlkler hiç unutulmaz. Kalp belki yeni bir sevgiye yer açar, ancak bu yeni sevgiliye de haksızlık değil midir? O da bütün kalbinizle sevginizi hak etmemekte midir? Hiç kimse yarım bir kalple yetinmez. Oysa sizin, sürekli gizleme zorunluluğu hissettiğiniz bir gönül yaranız vardır. Özlemle içinizi çektiğiniz, ama asla oluru olmayan bir sevdanız vardır. Hayat bir tanedir. Eş de bir tanedir. Ama bazen insan yüreğine bunu dinletemez. Çatırdayacak sanırsınız ortasından, bir şiddetli deprem çatlağı gibi. Boşanmak acıtır. Belki acısı hiç bitmez. Arkanızda bıraktığınız her sevda sizi lanetler, ve her seferinde biraz daha yitirirsiniz mutluluk şansını. Her deneme bir parça daha koparır kalbinizden. Sonunda hissedemez olursunuz. Belki surette herşey yolundadır, ama içerde ruhunuz amansız bir hastalıkla boğuşur durur. Belki de sırf bu yüzden boşanma hiç arzu edilmeyen bir helaldir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Aile çatırdıyor, altında kalıyoruz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst