Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Aile evden gidiyor!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Hamiyetkar" data-source="post: 14982" data-attributes="member: 597"><p><span style="color: teal"><strong>Velhasıl, aile kemalin adresiydi, ev celâl ile cemalin buluştuğu yerdi, aile hayatı celâl-cemal dengesinin mihveriydi. İnsan olarak, eşimizi bulabildiğimiz ve ‘eş’ olabildiğimiz ölçüde huzur, sükun ve kemal buluyorduk. Hz. Âdem ve Havva’dan bugüne, insanlık gerçeği buydu. </strong></span></p><p></p><p></p><p>Ne ki, insanlık tarihi içinde neredeyse ‘fıtrata başkaldırı’yla özdeşleşmiş modern zamanlar, çok hakikatin yanısıra, aile hakikatini de atlamıştı. Modern zamanlar, aileye karşı iki yönlü bir sapmanın zamanıydı. Bir yanda ‘bireysellik’ üzerine aşırı bir vurguyla, kişiler ‘eş’ olmadan, aile hayatı kurmadan yaşamaya yönelmiş; öte yanda ‘aile’ hakikati toplum adına çiğnenmişti. Bireyselliği teşvik eden, zira satılacak ürün ve satın alacak müşteri sayısını bu şekilde çoğaltan kapitalizm aileyi ‘birey’ adına törpülemeye meyyaldi. Faşizm ile sosyalizm ise, devlet yahut toplum adına aileye darbeler indirmişlerdi. </p><p></p><p></p><p>Sonuçta, öyle ya da böyle, modernler evsizdi. Aile çökmüştü zira. Batı dünyasının hakim rengi, tek-kişilik evlerdi. Nice erkek, işten dönüşünde ona kapıyı açacak bir eşi olmadan yaşıyor; nice kadın ise, kocasına kapıyı açma gibi bir nimetin uzağında bulunuyordu.<span style="color: purple"><strong> Zira, çoğu insan, ‘eş’ olamayıp ‘partner’liğe sukut etmiş durumdaydı. Enaniyetlerin kamçılandığı, emniyet ve sadakatin zedelendiği bir ortamda evlenenlerin ise yarısı, hayatının geri kalan kısmını boşanmış kişiler olarak geçirmekte; bu arada eskaza çocuk adlı o güzelim emanete muhatap olunmuşsa, o güzelim çocukların tek yüreği iki parçaya bölünmekteydi. Çoğu evli çiftin her iki üyesi de dışarıda çalıştığı için vaktinin büyük kısmını evden uzakta geçirmekte; onların çocukları dahi, bir aile atmosferini lâyıkınca teneffüs edememekteydi. </strong></span></p><p></p><p></p><p>Ailenin çöküşüyle gelen ise, en hafif haliyle psikolojik çöküntü, en ağır haliyle ahlâkta ve hayatta müthiş bir çöküş ve sapma idi. </p><p>Ailenin ihmale uğradığı ve de çöktüğü Batı dünyasında gözümüze çarpan her bir dengesizlik, ailenin önemine ve önceliğine dair birer uyarı mesajıydı esasında<span style="color: darkgreen"><strong>. Dengenin adresi evdi, aileydi. Aile evden gidince, evde aile diye birşey kalmayınca, ortalığı eksik insanlar doldurmaktaydı</strong></span>. Ortadakiler, yarım erkekler, yarım kadınlardı. Dahası, bu eksik insanlar, eksikliklerini evsiz ve ailesiz biçimde tamamlama uğrunda, daha da eksikleşmedeydi. <span style="color: darkred"><strong>Celâli kendi başına temine çalışan kadınlar erkekleşir, cemali kendi başına bulmaya çalışan erkek kadınlaşırdı.</strong></span> Eh, duygu ve davranışça erkekleşen kadınlar da, kadınlaşan erkekler de şu zamanın bir gerçeği değil miydi? Kendini kadın gibi hisseden, kadın gibi giyinen, kadın gibi yaşayan erkeklerin Batıdaki müthiş artışı neyin nesiydi? Hem, kadınların erkeklerin yaptığı herşeyi yapabilirliğine kendini adamış feminizm, kadınların erkekleşmesi vâkıasının yeterli bir deliliydi.</p><p></p><p></p><p></p><p>(BÖLÜM2)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Hamiyetkar, post: 14982, member: 597"] [COLOR=teal][B]Velhasıl, aile kemalin adresiydi, ev celâl ile cemalin buluştuğu yerdi, aile hayatı celâl-cemal dengesinin mihveriydi. İnsan olarak, eşimizi bulabildiğimiz ve ‘eş’ olabildiğimiz ölçüde huzur, sükun ve kemal buluyorduk. Hz. Âdem ve Havva’dan bugüne, insanlık gerçeği buydu. [/B][/COLOR] Ne ki, insanlık tarihi içinde neredeyse ‘fıtrata başkaldırı’yla özdeşleşmiş modern zamanlar, çok hakikatin yanısıra, aile hakikatini de atlamıştı. Modern zamanlar, aileye karşı iki yönlü bir sapmanın zamanıydı. Bir yanda ‘bireysellik’ üzerine aşırı bir vurguyla, kişiler ‘eş’ olmadan, aile hayatı kurmadan yaşamaya yönelmiş; öte yanda ‘aile’ hakikati toplum adına çiğnenmişti. Bireyselliği teşvik eden, zira satılacak ürün ve satın alacak müşteri sayısını bu şekilde çoğaltan kapitalizm aileyi ‘birey’ adına törpülemeye meyyaldi. Faşizm ile sosyalizm ise, devlet yahut toplum adına aileye darbeler indirmişlerdi. Sonuçta, öyle ya da böyle, modernler evsizdi. Aile çökmüştü zira. Batı dünyasının hakim rengi, tek-kişilik evlerdi. Nice erkek, işten dönüşünde ona kapıyı açacak bir eşi olmadan yaşıyor; nice kadın ise, kocasına kapıyı açma gibi bir nimetin uzağında bulunuyordu.[COLOR=purple][B] Zira, çoğu insan, ‘eş’ olamayıp ‘partner’liğe sukut etmiş durumdaydı. Enaniyetlerin kamçılandığı, emniyet ve sadakatin zedelendiği bir ortamda evlenenlerin ise yarısı, hayatının geri kalan kısmını boşanmış kişiler olarak geçirmekte; bu arada eskaza çocuk adlı o güzelim emanete muhatap olunmuşsa, o güzelim çocukların tek yüreği iki parçaya bölünmekteydi. Çoğu evli çiftin her iki üyesi de dışarıda çalıştığı için vaktinin büyük kısmını evden uzakta geçirmekte; onların çocukları dahi, bir aile atmosferini lâyıkınca teneffüs edememekteydi. [/B][/COLOR] Ailenin çöküşüyle gelen ise, en hafif haliyle psikolojik çöküntü, en ağır haliyle ahlâkta ve hayatta müthiş bir çöküş ve sapma idi. Ailenin ihmale uğradığı ve de çöktüğü Batı dünyasında gözümüze çarpan her bir dengesizlik, ailenin önemine ve önceliğine dair birer uyarı mesajıydı esasında[COLOR=darkgreen][B]. Dengenin adresi evdi, aileydi. Aile evden gidince, evde aile diye birşey kalmayınca, ortalığı eksik insanlar doldurmaktaydı[/B][/COLOR]. Ortadakiler, yarım erkekler, yarım kadınlardı. Dahası, bu eksik insanlar, eksikliklerini evsiz ve ailesiz biçimde tamamlama uğrunda, daha da eksikleşmedeydi. [COLOR=darkred][B]Celâli kendi başına temine çalışan kadınlar erkekleşir, cemali kendi başına bulmaya çalışan erkek kadınlaşırdı.[/B][/COLOR] Eh, duygu ve davranışça erkekleşen kadınlar da, kadınlaşan erkekler de şu zamanın bir gerçeği değil miydi? Kendini kadın gibi hisseden, kadın gibi giyinen, kadın gibi yaşayan erkeklerin Batıdaki müthiş artışı neyin nesiydi? Hem, kadınların erkeklerin yaptığı herşeyi yapabilirliğine kendini adamış feminizm, kadınların erkekleşmesi vâkıasının yeterli bir deliliydi. (BÖLÜM2) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Aile evden gidiyor!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst