Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Aile yapımız ve çocuklarımız üzerine
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 95361" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: #0000ff">Geleneksel değerlerimizden kopuş süreci içinde çocuk ve yaşlı eksenli aile yapısından da koptuk. Televizyon eksenli, para merkezli bir aile yapısına geldik! Tabiatıyla ailelerimiz yaşlıların tecrübelerinden de, denetimlerinden de uzaklaştı... Bundan da başta çocuklarımız olmak üzere, herkes derece derece etkilendi. </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">En çok çocuklar etkilendi, çünkü çocuklar, ailenin yaşlılarından gelen eleştirisiz sevgi ve öfkesiz şefkatten mahrum kaldılar. (Anne-babanın sevgilerinde bile eleştiri, şefkatlerinde bile zaman zaman öfke olur) Anne ve baba ise hayat tecrübesiyle süslü yapıcı eleştiriler alamaz oldu... Sonuçta her şey hayatı çok yoğun yaşamak zorunda kaldıkları için her zaman yorgun olan anne-babanın sırtına kaldı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Hem ailenin geçimini sağlayacaklar, hem komşu ve akrabalarla giriştikleri gizli ekonomik rekabeti kazanacaklar, hem çocuklara bakacaklar, onları eğitecek, hayata hazırlayacaklar. Bu durumda anne-babanın işi çok zor: Zaten bazı ailelerde anne de, baba da çalışıyor ki, onların işi daha da zor!</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Bizim modern (hadi böyle diyelim de kimse kızmasın) aile yapımızın çocuklara yönelik boyutu üç ana kategoriye ayrılabilir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">1. Çocuklarına aşırı derecede ilgi gösterenler, </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">2. Çocuklarına aşırı ilgisiz duranlar,</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">3. Duruma göre, çocuklarına bazen aşırı ilgi gösterirken, bazen tüm ilgi bağlarını kesenler (dengesizler).</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Bunların tümünün kaynağı ise aynıdır: Bilgisizlik! </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">İlk iki madde, yani aşırı ilgi ve ilgisizlik birbirine ilk bakışta çok zıt gibi görünseler de, aynı kaynaktan beslendikleri için, [bilgisizlikten] çocuğa aynı derecede zarar verirler: Çocuğu aile ortamından koparırlar...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Kontrolsüz aşırı ilgi çocuğu baskı altına sokup pısırıklaştırır, güvensiz yapar; kimliksiz ve kişiliksiz hâle getirir...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Zamanla çocuk, bu baskıdan kurtulmak için, kendini ispatlama zorunluluğu duyar. Bu çerçevede ev içi şiddete başvurur: Meselâ kendisinden küçük kardeşlerine fizikî güç uygular. Özellikle annesine isyan eder. Bunlarla yatışmadığı durumlarda evden kaçmayı dahi deneyebilir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Sokağı bir kurtuluş olarak görür...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Anne, baba ilgisizliği ise çocuk tarafından sevgisizlik şeklinde algılanır. Bu da çocuğu başka sevgi kaynakları aramaya iter: Aile dışı ortamlara çeker... </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Çocuk git gide sokağa sürüklenir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Bir de duruma göre, çocuklarına bazen aşırı ilgi gösterirken, bazen tüm ilgi bağlarını kesen dengesizlikler var: Sevgiler dengesiz, hoşgörüler dengesiz, azarlar ve takdirler dengesizdir. Bazen çocuğu öve öve bitiremez, hemen arkasından yerin dibine batırırlar. İfrat ile tefrit arasında sürekli mekik dokurlar...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Bu istikrarsızlık sonunda çocuğun dengesini de bozar. </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Hem öylesine bozar ki, zamanla çocuk, doğru ile yanlış arasındaki farkı kavrayamaz olur. Neyin yanlış, neyin doğru olduğunu kestiremez. Sırf bu sebeple düştüğü yanlışlıklar ise anne-baba tarafından yeni aşağılamalara, dışlamalara, azarlamalara malzeme yapılır. </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Çocuk ya daha beter dengesizleşir, ya da selâmeti evden kaçışta arar... Tıpkı diğerleri gibi, bu da bir anlamda sokağı bir kurtuluş olarak görür. Sokağa düşen çocuk, ilk günlerinde, korku ve tereddüt içindedir. Bir taraftan sokağı keşfetmeye çalışırken, bir taraftan da sokağın derinliklerine doğru sarsak adımlar atar...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Sokakta, kendi durumuyla benzer durumları yaşamış kişilerle tanışır. Onlarla bir anlamda “dert ortaklığı” kurar, “kader arkadaşı” olur. Aile ocağında bulamadığı sevgi ve şefkati sokakta edindiği yeni çevresinde bulacağı umudu içinde uygunsuz arkadaşlarıyla bütünleşir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Bir taraftan kendini ispatlama, gücünü kanıtlama güdüsüyle sertleşirken, diğer taraftan yeni çevresinden dışlanma korkusu, sokağın yeni müşterisini git gide eski sokak sakinlerine benzemeye yöneltir...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Gasp, darp, yaralama, yankesicilik, hırsızlık başta olmak üzere her türlü suçu işlemeye yatkın hale gelir. Karakolla, polisle, mahkemeyle ve ıslah eviyle tanışır. Artık çocuğun farklı bir hayatı vardır... </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">Sigara, tiner, içki, nihayet uyuşturucu bağımlılığı ve satışı bu hayatın parçalarıdır...</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff">“Bizimki öyle şey yapmaz” mı diyoruz? Diyelim, ancak unutmayalım ki, sokaklar, “Bizimki öyle şey yapmaz” diyen anne babaların çocuklarıyla doludur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff"></span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff"></span>Yavuz Bahadıroğlu</strong> - Vakit</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 95361, member: 8679"] [B][COLOR=#0000ff]Geleneksel değerlerimizden kopuş süreci içinde çocuk ve yaşlı eksenli aile yapısından da koptuk. Televizyon eksenli, para merkezli bir aile yapısına geldik! Tabiatıyla ailelerimiz yaşlıların tecrübelerinden de, denetimlerinden de uzaklaştı... Bundan da başta çocuklarımız olmak üzere, herkes derece derece etkilendi. En çok çocuklar etkilendi, çünkü çocuklar, ailenin yaşlılarından gelen eleştirisiz sevgi ve öfkesiz şefkatten mahrum kaldılar. (Anne-babanın sevgilerinde bile eleştiri, şefkatlerinde bile zaman zaman öfke olur) Anne ve baba ise hayat tecrübesiyle süslü yapıcı eleştiriler alamaz oldu... Sonuçta her şey hayatı çok yoğun yaşamak zorunda kaldıkları için her zaman yorgun olan anne-babanın sırtına kaldı. Hem ailenin geçimini sağlayacaklar, hem komşu ve akrabalarla giriştikleri gizli ekonomik rekabeti kazanacaklar, hem çocuklara bakacaklar, onları eğitecek, hayata hazırlayacaklar. Bu durumda anne-babanın işi çok zor: Zaten bazı ailelerde anne de, baba da çalışıyor ki, onların işi daha da zor! Bizim modern (hadi böyle diyelim de kimse kızmasın) aile yapımızın çocuklara yönelik boyutu üç ana kategoriye ayrılabilir: 1. Çocuklarına aşırı derecede ilgi gösterenler, 2. Çocuklarına aşırı ilgisiz duranlar, 3. Duruma göre, çocuklarına bazen aşırı ilgi gösterirken, bazen tüm ilgi bağlarını kesenler (dengesizler). Bunların tümünün kaynağı ise aynıdır: Bilgisizlik! İlk iki madde, yani aşırı ilgi ve ilgisizlik birbirine ilk bakışta çok zıt gibi görünseler de, aynı kaynaktan beslendikleri için, [bilgisizlikten] çocuğa aynı derecede zarar verirler: Çocuğu aile ortamından koparırlar... Kontrolsüz aşırı ilgi çocuğu baskı altına sokup pısırıklaştırır, güvensiz yapar; kimliksiz ve kişiliksiz hâle getirir... Zamanla çocuk, bu baskıdan kurtulmak için, kendini ispatlama zorunluluğu duyar. Bu çerçevede ev içi şiddete başvurur: Meselâ kendisinden küçük kardeşlerine fizikî güç uygular. Özellikle annesine isyan eder. Bunlarla yatışmadığı durumlarda evden kaçmayı dahi deneyebilir. Sokağı bir kurtuluş olarak görür... Anne, baba ilgisizliği ise çocuk tarafından sevgisizlik şeklinde algılanır. Bu da çocuğu başka sevgi kaynakları aramaya iter: Aile dışı ortamlara çeker... Çocuk git gide sokağa sürüklenir. Bir de duruma göre, çocuklarına bazen aşırı ilgi gösterirken, bazen tüm ilgi bağlarını kesen dengesizlikler var: Sevgiler dengesiz, hoşgörüler dengesiz, azarlar ve takdirler dengesizdir. Bazen çocuğu öve öve bitiremez, hemen arkasından yerin dibine batırırlar. İfrat ile tefrit arasında sürekli mekik dokurlar... Bu istikrarsızlık sonunda çocuğun dengesini de bozar. Hem öylesine bozar ki, zamanla çocuk, doğru ile yanlış arasındaki farkı kavrayamaz olur. Neyin yanlış, neyin doğru olduğunu kestiremez. Sırf bu sebeple düştüğü yanlışlıklar ise anne-baba tarafından yeni aşağılamalara, dışlamalara, azarlamalara malzeme yapılır. Çocuk ya daha beter dengesizleşir, ya da selâmeti evden kaçışta arar... Tıpkı diğerleri gibi, bu da bir anlamda sokağı bir kurtuluş olarak görür. Sokağa düşen çocuk, ilk günlerinde, korku ve tereddüt içindedir. Bir taraftan sokağı keşfetmeye çalışırken, bir taraftan da sokağın derinliklerine doğru sarsak adımlar atar... Sokakta, kendi durumuyla benzer durumları yaşamış kişilerle tanışır. Onlarla bir anlamda “dert ortaklığı” kurar, “kader arkadaşı” olur. Aile ocağında bulamadığı sevgi ve şefkati sokakta edindiği yeni çevresinde bulacağı umudu içinde uygunsuz arkadaşlarıyla bütünleşir. Bir taraftan kendini ispatlama, gücünü kanıtlama güdüsüyle sertleşirken, diğer taraftan yeni çevresinden dışlanma korkusu, sokağın yeni müşterisini git gide eski sokak sakinlerine benzemeye yöneltir... Gasp, darp, yaralama, yankesicilik, hırsızlık başta olmak üzere her türlü suçu işlemeye yatkın hale gelir. Karakolla, polisle, mahkemeyle ve ıslah eviyle tanışır. Artık çocuğun farklı bir hayatı vardır... Sigara, tiner, içki, nihayet uyuşturucu bağımlılığı ve satışı bu hayatın parçalarıdır... “Bizimki öyle şey yapmaz” mı diyoruz? Diyelim, ancak unutmayalım ki, sokaklar, “Bizimki öyle şey yapmaz” diyen anne babaların çocuklarıyla doludur. [/COLOR]Yavuz Bahadıroğlu[/B] - Vakit [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Aile yapımız ve çocuklarımız üzerine
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst