Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Akıl Neyi Bilir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Turab3" data-source="post: 201156" data-attributes="member: 1005848"><p><strong>Akıl Neyi Bilir?</strong></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px">Mehmet ILDIRAR • </span></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Allah yolunda olmaya çalışanların en büyük engellerinden biri de, her akıllarına gelen şeyin doğruluğunu iddia etmeleridir. Halbuki akıl her taraftan saldırıyla karşı karşıyadır. Nefisten vesvese gelir, şeytan bozgunculuk eder, insanın tabiatı da fena arzularla kuşatılmıştır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Durum böyleyken Hak yolcularında akıllarına her geleni Allah’tan gelmiş gibi kabul etme meyli görülür. Gerçek ise çoğu zaman tersidir. Nefsin hevası kandırır. Nefs sağ elinde Kur’an ve tesbihle gelirken, diğer elinde ve koynunda hançerini gizler. Nefsin mushafı, aklını, ruhunu, kalbini, sırrını katleder.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Akıl nuranî, nefs zulmanîdir. Akıl Allah’tandır, nurdur; nefs cehennemdendir, zulmettir. “Peki nasıl oluyor da akıl bu nefse yeniliyor?” dersen, akıl bedende gariptir. Allah’ın ikramıyla konmuştur. Evin sahibi nefstir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Allah Tealâ, Hz. Adem a.s.’ın pak cesedini bulunduğu mekana koydu. Ruha “Gir!” diye emretti. Ruh, cesede baktı ki dar, küçük, sıkıntılı... Allah Tealâ; “Zorlu gir, sıkıntılı gir.” buyurdu. Ruh cesede girdi, önce beyinde tecelli etti. Ruhun nuraniyeti sonra göze indi. Göz bir baktı, alt tarafı çamur, üst tarafı akıl. Daha sonra genize geldi. İlk defa “Elhamdülillâh.” dedi. Adem a.s.’ın ilk sözü bu oldu. Mümin, ne verilirse hamd etmekle mükelleftir. Hayırdan, şerden ne verildi ise Allah’ı bilen mümin “Elhamdülillâh” der. Sonra aşağı indi, diz kapağına geldi.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Cibril a.s. elinde üç nuranî lâtif şeyle geldi. <span style="color: olive">Adem a.s.’a bu üçünden birini almasını söyledi. O, aklı aldı. Bu üç nuranî lâtif şey, akıl, iman ve hayâ idi.</span> Akıl cesede girdi. İman: “Bana Allah emretti, akıl neredeyse ben oradayım.” diyerek o da girdi. Hayâ da: <span style="color: olive">“Rabbim bana emretti, iman neredeyse ben de oradayım.” </span>diyerek o dahi girdi.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Aklımızı ahmak nefsimize esir yapmayalım. Vücut iklimimizdeki kılıç akıl kılıcıdır, onu nefse vermeyelim. Aklı olmayana din yoktur. Akıl yoksa namaz, oruç, hac… farz olmaz. Adam torun ve sakal sahibidir ama ahireti anlayacak aklı yoksa tımarhaneye koymak lâzım gelir. Reşit nedir? Medenî kanunda on sekiz, dinimiz hükmünce hayırla şerri ayırt ettiği yaş o adamın rüşdüdür.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: olive">Akıl itaati gerektirir, nerede konuşulup nerede susulacağını bilir. fiu halde biz irademizle itaatin dışında ne yapabiliriz? Eğer yaparsak, akılsız olarak, yani akıl vücutta yokmuş gibi yaparız.</span></strong></p><p><strong><span style="color: olive"></span></strong></p><p><strong><span style="color: olive"></span>* * *</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Aslolan insanın Rabbini bilmesi, her şeyiyle O’na muhtaç olduğunu idrak etmesidir. Mana yolcululuğundan maksat da budur, maneviyat erliği de... Gerisi Alemlerin Rabbi’nin lütfudur. Kul her halükârda şükredici, haline razı, verilenden memnun olmalıdır. Haline şükretmeden “Yok mu daha?” demek edep dışıdır. <span style="color: olive">İkram sahibini görmemek, bilmemek demektir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: olive"></span></strong></p><p><strong><span style="color: olive"></span>Allah’ı bilen kendisinin bir şey olmadığını bilir. Başka bir deyişle, kendisinin bir şey olmadığını bilen Allah’ı bilir. Bütün ilimler bilinse, akla, kalbe bilgi aksa da aksi durumda bir fayda etmez. Bize düşen vazife Allah’ın emanetini sıkı tutmak. Dinimize sahip çıkmak, imanımızı muhafaza etmek, Allah’ın peygamberlerine, evliyasına hürmet etmektir. Bunu yapan müslüman ne kadar bahtiyar, ne kadar talihli bir insandır! Sonu da inşallah ebedi cennet hayatıdır. En Güzel’in ve O’nun güzellerinin gülünce gönülde gül açtıran cemallerinden büyük nimet yoktur.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: darkred">Allah dilediğine dilediğini verir, dilediğini alır. Bu yalnızca O’nun bileceği bir iştir. Kime ne lütfedilmişse bu da yalnızca o kişiyi ilgilendirir. Bize düşen yüzümüzü her halde memnuniyetle Rabbimize çevirip, gönülden minnettar olmaktır. Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun. </span></strong></p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: center"></p> </li> </ul></blockquote><p></p>
[QUOTE="Turab3, post: 201156, member: 1005848"] [B]Akıl Neyi Bilir?[/B] [B][SIZE=2]Mehmet ILDIRAR • [/SIZE] [/B] [B]Allah yolunda olmaya çalışanların en büyük engellerinden biri de, her akıllarına gelen şeyin doğruluğunu iddia etmeleridir. Halbuki akıl her taraftan saldırıyla karşı karşıyadır. Nefisten vesvese gelir, şeytan bozgunculuk eder, insanın tabiatı da fena arzularla kuşatılmıştır. Durum böyleyken Hak yolcularında akıllarına her geleni Allah’tan gelmiş gibi kabul etme meyli görülür. Gerçek ise çoğu zaman tersidir. Nefsin hevası kandırır. Nefs sağ elinde Kur’an ve tesbihle gelirken, diğer elinde ve koynunda hançerini gizler. Nefsin mushafı, aklını, ruhunu, kalbini, sırrını katleder. Akıl nuranî, nefs zulmanîdir. Akıl Allah’tandır, nurdur; nefs cehennemdendir, zulmettir. “Peki nasıl oluyor da akıl bu nefse yeniliyor?” dersen, akıl bedende gariptir. Allah’ın ikramıyla konmuştur. Evin sahibi nefstir. Allah Tealâ, Hz. Adem a.s.’ın pak cesedini bulunduğu mekana koydu. Ruha “Gir!” diye emretti. Ruh, cesede baktı ki dar, küçük, sıkıntılı... Allah Tealâ; “Zorlu gir, sıkıntılı gir.” buyurdu. Ruh cesede girdi, önce beyinde tecelli etti. Ruhun nuraniyeti sonra göze indi. Göz bir baktı, alt tarafı çamur, üst tarafı akıl. Daha sonra genize geldi. İlk defa “Elhamdülillâh.” dedi. Adem a.s.’ın ilk sözü bu oldu. Mümin, ne verilirse hamd etmekle mükelleftir. Hayırdan, şerden ne verildi ise Allah’ı bilen mümin “Elhamdülillâh” der. Sonra aşağı indi, diz kapağına geldi. Cibril a.s. elinde üç nuranî lâtif şeyle geldi. [COLOR=olive]Adem a.s.’a bu üçünden birini almasını söyledi. O, aklı aldı. Bu üç nuranî lâtif şey, akıl, iman ve hayâ idi.[/COLOR] Akıl cesede girdi. İman: “Bana Allah emretti, akıl neredeyse ben oradayım.” diyerek o da girdi. Hayâ da: [COLOR=olive]“Rabbim bana emretti, iman neredeyse ben de oradayım.” [/COLOR]diyerek o dahi girdi. Aklımızı ahmak nefsimize esir yapmayalım. Vücut iklimimizdeki kılıç akıl kılıcıdır, onu nefse vermeyelim. Aklı olmayana din yoktur. Akıl yoksa namaz, oruç, hac… farz olmaz. Adam torun ve sakal sahibidir ama ahireti anlayacak aklı yoksa tımarhaneye koymak lâzım gelir. Reşit nedir? Medenî kanunda on sekiz, dinimiz hükmünce hayırla şerri ayırt ettiği yaş o adamın rüşdüdür. [COLOR=olive]Akıl itaati gerektirir, nerede konuşulup nerede susulacağını bilir. fiu halde biz irademizle itaatin dışında ne yapabiliriz? Eğer yaparsak, akılsız olarak, yani akıl vücutta yokmuş gibi yaparız. [/COLOR]* * * Aslolan insanın Rabbini bilmesi, her şeyiyle O’na muhtaç olduğunu idrak etmesidir. Mana yolcululuğundan maksat da budur, maneviyat erliği de... Gerisi Alemlerin Rabbi’nin lütfudur. Kul her halükârda şükredici, haline razı, verilenden memnun olmalıdır. Haline şükretmeden “Yok mu daha?” demek edep dışıdır. [COLOR=olive]İkram sahibini görmemek, bilmemek demektir. [/COLOR]Allah’ı bilen kendisinin bir şey olmadığını bilir. Başka bir deyişle, kendisinin bir şey olmadığını bilen Allah’ı bilir. Bütün ilimler bilinse, akla, kalbe bilgi aksa da aksi durumda bir fayda etmez. Bize düşen vazife Allah’ın emanetini sıkı tutmak. Dinimize sahip çıkmak, imanımızı muhafaza etmek, Allah’ın peygamberlerine, evliyasına hürmet etmektir. Bunu yapan müslüman ne kadar bahtiyar, ne kadar talihli bir insandır! Sonu da inşallah ebedi cennet hayatıdır. En Güzel’in ve O’nun güzellerinin gülünce gönülde gül açtıran cemallerinden büyük nimet yoktur. [COLOR=darkred]Allah dilediğine dilediğini verir, dilediğini alır. Bu yalnızca O’nun bileceği bir iştir. Kime ne lütfedilmişse bu da yalnızca o kişiyi ilgilendirir. Bize düşen yüzümüzü her halde memnuniyetle Rabbimize çevirip, gönülden minnettar olmaktır. Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun. [/COLOR][/B] [LIST][CENTER] [/CENTER] [/LIST] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Akıl Neyi Bilir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst