Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Akıl ve dereceleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 368607" data-attributes="member: 1004566"><p>Akl-ı meaş olanların sıfatları hayvanîdir, çok korkunç bir şeydir. Bu sıfatlar izâle edilmezse, o ahlâk-ı zemime sebebi ile âhirette de hayvan suretinde çıkar. Çünkü her ahlâk-ı zemime’nin kendine mahsus bir sıfat-ı hayvâniyesi vardır.</p><p></p><p>Allah-u Teâlâ herkesin mukadderâtını alnına yazmıştır, insan amelinin karşılığında bir rehindir.</p><p></p><p>Âyet-i kerime’sinde:</p><p></p><p><strong><strong><span style="color: red">“Biz herkesin dünyadaki amelini kendi boynuna doladık.”</span></strong> </strong>buyuruyor. (İsrâ: 13)</p><p></p><p>Her insanın amel defteri boynunda takılı gibi kendisinden ayrılmayacaktır. </p><p></p><p>Herkesin sıfat-ı insaniyesi veyahut sıfat-ı hayvaniyesi bellidir, fakat okunmuyor. Perde kalkınca her şey görülecek, herkesin sıfatı belli olacak ve görülecek, icraatı ile beraber. Vücut elbisesini soyunca, diğer elbiseyi giyince, işte o zaman bütün hakikatler ortaya çıkacak.</p><p></p><p>Ve denilecek ki:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Oku kitabını! Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.”</span> </strong>(İsra: 14) </p><p></p><p>Herkes kitabını okuduğu zaman, dünya hayatında yaptığı her şeyin en ince teferruatına kadar yazılmış olduğunu görecek. Artık dünyadaki kitap dürülmüş, âlem-i berzahtaki kitap açılmıştır.</p><p></p><p>O gün muhasebe günü olduğu için kâr ve zarar o günde meydana çıkar. Zarar edenler zarar ettiklerini bilirler, lâkin bu kendilerine hiçbir fayda sağlamaz.</p><p></p><p>Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkmak lâzımsa O’na yaraşır şekilde öylece korkun. Sakın siz müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin.”</span></strong> (Âl-i imran: 102)</p><p></p><p>Ölünceye kadar hâlet-i İslâm üzere sebat ediniz, başka bir hâlet üzerinde bulunmayınız.</p><p></p><p>Bu Âyet-i kerime karşısında âlimler değil, veliler değil, sâdıklar değil, peygamberler dahi korkmuştur.</p><p></p><p>Yusuf Aleyhisselâm’ın şöyle bir niyazı vardır:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Allah’ım! Müslüman olarak ruhumu al ve beni sâlihler zümresine kat.”</span></strong> (Yusuf: 101)</p><p></p><p>O, bu dilek ile âhirete intikal etmiştir. Gerçekten Allah’a gönülden bağlı olanların can atacakları arzu ve gaye işte bu sondur.</p><p></p><p>Sıddık-ı Ekber -radiyallahu anh- Hazretlerinin de son sözü bu oldu.</p><p></p><p>Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz.”</span></strong> buyuruyorlar.</p><p></p><p>Hangi hayvani sıfatla ölmüş ise Allah-u Teâlâ hayattaki suretinin üzerine o hayvan suretini verecek ve onun kim olduğunu herkes tanıyacak.</p><p></p><p>Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Allah-u Teâlâ’yı zikir, kalp hastalıklarına şifâdır.”</span></strong> (Münavî)</p><p></p><p>Kurtuluşun en güzel çaresi Allah-u Teâlâ ve Resul’ünü kalbe almak, zikrullah ile meşgul olmak, içteki düşmanları atmak ve muhabbet-i ilâhî’ye nâil olmaktır.</p><p></p><p>Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Nefsini temizleyen kurtulmuştur.”</span></strong> buyuruyor. (Şems: 9)</p><p></p><p>Nefsini günahlardan arındırıp takvâ ile terbiye eden, tekâmül ettirerek feyizlendiren kimseler ebedî saâdet ve selâmete namzet bulunmuştur.</p><p></p><p>Allah-u Teâlâ kendisine yönelen tevbekâr kullarını af edeceğini, isyan batağına düşen kullarının ümitsizliğe kapılmamaları için, bir çıkış yolu bulunduğunu Âyet-i kerime’sinde haber vermektedir:</p><p></p><p><strong><span style="color: red">“Bununla beraber şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da Hakk yolunda ölünceye kadar sebat edenleri elbette çok bağışlayıcıyım.”</span></strong> (Tâhâ: 82)</p><p></p><p>Günahı işleyen, hatayı yapan biz olduğumuz halde, Allah-u Teâlâ bizi tevbeye çağırmakta ve affedeceğini müjdelemektedir.</p><p></p><p><strong><span style="color: red">Akl-ı meaş’taki ilim:</span></strong> </p><p></p><p>Süflî âlim, nefsine dayanarak zan ile hareket eder. Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’e bakmaya lüzum bile görmez. O <em>“Biliyorum”</em> der.</p><p></p><p>Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz buyururlar ki:</p><p></p><p><strong><strong><em><span style="color: red">“Akıllının dili kalbinde, ahmağın dili ağzındadır. Edep, aklın suretidir. Kötü edeple şeref olmaz. Cehaletten daha kötü hastalık yoktur. Akıl tam olunca söz eksik olur.”</span></em></strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong><span style="color: red">Akl-ı meaş’ın kalpteki durumu:</span></strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong>Kalp bir melekût hazinesidir. Fakat ahlâk-ı zemimelerle, hayvânî sıfatlarla örtülü olduğu zaman, beş duyuya açılıp şehvet ve lezzetlere daldığı, masivâ ile dolduğu zaman kapanıyor, hayvanî kalp oluyor.</p><p></p><p>Meselâ bir pınar var. Su kaynayıp beşeriyetin su içme imkânı olduğu gibi, çöplerle dolarsa hiç hükmü kalmaz.</p><p></p><p>Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:</p><p></p><p><strong><span style="color: red"><strong>“O gün ki, ne mal fayda verir ne de oğullar. Meğer ki Allah’a tamamen sâlim ve temiz bir kalp ile gelenler ola.”</strong></span> </strong>(Şuârâ: 88-89)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 368607, member: 1004566"] Akl-ı meaş olanların sıfatları hayvanîdir, çok korkunç bir şeydir. Bu sıfatlar izâle edilmezse, o ahlâk-ı zemime sebebi ile âhirette de hayvan suretinde çıkar. Çünkü her ahlâk-ı zemime’nin kendine mahsus bir sıfat-ı hayvâniyesi vardır. Allah-u Teâlâ herkesin mukadderâtını alnına yazmıştır, insan amelinin karşılığında bir rehindir. Âyet-i kerime’sinde: [B][B][COLOR=red]“Biz herkesin dünyadaki amelini kendi boynuna doladık.”[/COLOR][/B] [/B]buyuruyor. (İsrâ: 13) Her insanın amel defteri boynunda takılı gibi kendisinden ayrılmayacaktır. Herkesin sıfat-ı insaniyesi veyahut sıfat-ı hayvaniyesi bellidir, fakat okunmuyor. Perde kalkınca her şey görülecek, herkesin sıfatı belli olacak ve görülecek, icraatı ile beraber. Vücut elbisesini soyunca, diğer elbiseyi giyince, işte o zaman bütün hakikatler ortaya çıkacak. Ve denilecek ki: [B][COLOR=red]“Oku kitabını! Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.”[/COLOR] [/B](İsra: 14) Herkes kitabını okuduğu zaman, dünya hayatında yaptığı her şeyin en ince teferruatına kadar yazılmış olduğunu görecek. Artık dünyadaki kitap dürülmüş, âlem-i berzahtaki kitap açılmıştır. O gün muhasebe günü olduğu için kâr ve zarar o günde meydana çıkar. Zarar edenler zarar ettiklerini bilirler, lâkin bu kendilerine hiçbir fayda sağlamaz. Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki: [B][COLOR=red]“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkmak lâzımsa O’na yaraşır şekilde öylece korkun. Sakın siz müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin.”[/COLOR][/B] (Âl-i imran: 102) Ölünceye kadar hâlet-i İslâm üzere sebat ediniz, başka bir hâlet üzerinde bulunmayınız. Bu Âyet-i kerime karşısında âlimler değil, veliler değil, sâdıklar değil, peygamberler dahi korkmuştur. Yusuf Aleyhisselâm’ın şöyle bir niyazı vardır: [B][COLOR=red]“Allah’ım! Müslüman olarak ruhumu al ve beni sâlihler zümresine kat.”[/COLOR][/B] (Yusuf: 101) O, bu dilek ile âhirete intikal etmiştir. Gerçekten Allah’a gönülden bağlı olanların can atacakları arzu ve gaye işte bu sondur. Sıddık-ı Ekber -radiyallahu anh- Hazretlerinin de son sözü bu oldu. Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde: [B][COLOR=red]“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz.”[/COLOR][/B] buyuruyorlar. Hangi hayvani sıfatla ölmüş ise Allah-u Teâlâ hayattaki suretinin üzerine o hayvan suretini verecek ve onun kim olduğunu herkes tanıyacak. Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki: [B][COLOR=red]“Allah-u Teâlâ’yı zikir, kalp hastalıklarına şifâdır.”[/COLOR][/B] (Münavî) Kurtuluşun en güzel çaresi Allah-u Teâlâ ve Resul’ünü kalbe almak, zikrullah ile meşgul olmak, içteki düşmanları atmak ve muhabbet-i ilâhî’ye nâil olmaktır. Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde: [B][COLOR=red]“Nefsini temizleyen kurtulmuştur.”[/COLOR][/B] buyuruyor. (Şems: 9) Nefsini günahlardan arındırıp takvâ ile terbiye eden, tekâmül ettirerek feyizlendiren kimseler ebedî saâdet ve selâmete namzet bulunmuştur. Allah-u Teâlâ kendisine yönelen tevbekâr kullarını af edeceğini, isyan batağına düşen kullarının ümitsizliğe kapılmamaları için, bir çıkış yolu bulunduğunu Âyet-i kerime’sinde haber vermektedir: [B][COLOR=red]“Bununla beraber şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da Hakk yolunda ölünceye kadar sebat edenleri elbette çok bağışlayıcıyım.”[/COLOR][/B] (Tâhâ: 82) Günahı işleyen, hatayı yapan biz olduğumuz halde, Allah-u Teâlâ bizi tevbeye çağırmakta ve affedeceğini müjdelemektedir. [B][COLOR=red]Akl-ı meaş’taki ilim:[/COLOR][/B] Süflî âlim, nefsine dayanarak zan ile hareket eder. Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’e bakmaya lüzum bile görmez. O [I]“Biliyorum”[/I] der. Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz buyururlar ki: [B][B][I][COLOR=red]“Akıllının dili kalbinde, ahmağın dili ağzındadır. Edep, aklın suretidir. Kötü edeple şeref olmaz. Cehaletten daha kötü hastalık yoktur. Akıl tam olunca söz eksik olur.”[/COLOR][/I][/B] [B][COLOR=red]Akl-ı meaş’ın kalpteki durumu:[/COLOR][/B] [/B]Kalp bir melekût hazinesidir. Fakat ahlâk-ı zemimelerle, hayvânî sıfatlarla örtülü olduğu zaman, beş duyuya açılıp şehvet ve lezzetlere daldığı, masivâ ile dolduğu zaman kapanıyor, hayvanî kalp oluyor. Meselâ bir pınar var. Su kaynayıp beşeriyetin su içme imkânı olduğu gibi, çöplerle dolarsa hiç hükmü kalmaz. Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır: [B][COLOR=red][B]“O gün ki, ne mal fayda verir ne de oğullar. Meğer ki Allah’a tamamen sâlim ve temiz bir kalp ile gelenler ola.”[/B][/COLOR] [/B](Şuârâ: 88-89) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Akıl ve dereceleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst