Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesinin özel sektöre verilmesiyle ilgili tartışmalarla ilgili olarak, "Türk devleti, Türk hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kendi ulusal çıkarlarının aleyhine bir şey yapar mı? Bu nasıl düşünülebilir ki?" tepkisini verdi.
Abdullah Gül, Kırgızistan ve Tacikistan ziyaretleri öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısında soruları cevapladı.
Suriye sınırındaki mayınlı arazilerle ilgili süreç hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Gül, Başbakanlığın yaptığı 2002 yılında da bu çalışmalarla ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri'ne görev verildiğini hatırlattı.
Mayın temizlemenin dünyanın en zor işlerinden olduğunu vurgulayan Gül, önceden belirlenen maliyetlerin daha sonra 10-15 misli arttığını ifade etti.
Türkiye'nin çok sofistike aletler gerektiren ve tehlikeli olan bu işi kendi kaynaklarıyla yapmasının uzun yıllar alacağını kaydeden Gül, bu konuda dile getirilen şüphelere tepki gösterdi.
Gül, "TBMM'de tüm milletvekilleri, Türk hükümeti, Türk devleti kendi milli çıkarlarının aleyhine bir şey der mi?" dedi.
Konuyla ilgili şüphe duyanların en geniş, detaylı ve tatmin edici şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini de söyleyen Gül, arazinin mayınlardan temizlenmesiyle Türkiye'nin en bakir ve en verimli büyük bir toprak kazanacağını ifade etti.
abdullah gül
Son günlerde sıkça tartışılan konuların başında gelen Güneydoğu'da mayınlı toprakların temizlenmesi için Meclis'te görüşülmekte olan kanun tasarısı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şevket Kazan, bu ihalenin İsrailli firmalara verilmesine karşı olduklarını aktardı.
İsrail'in 'Vadedilmiş topraklar' çerçevesinde Nil Nehri ile Fırat Nehri arasındaki topraklarda Büyük İsrail Devletini kurma peşinde olduğuna dikkat çeken Şevket Kazan, "ABD ve İsrail bizim Lozan anlaşmamızı tanımıyor. Bunun da bir sebebi var. Bunun sebebi ise Fırat ile Nil nehirleri arasında Büyük İsrail devletinin kurulmasıdır." iddiasında bulundu.
İsrail'in kuruluşundan bu güne kadar kendisine ait kabul edilen toprakları tecavüzle ele geçirdiği gibi, bugün de yeni oyunlarla Fırat nehrine doğru genişleme çabasında olduğunu vurgulayan Kazan, "İsrail Kuzey Irak'a girmiştir. Kuzey Irakta'ki askerleri İsrail subayları eğitmektedir. Fırat nehrine doğru yavaş yavaş siyasi projeler yapılmaktadır. Hükümette buna kanun yoluyla zemin hazırlamakta. Şu anda 6 maddelik bir kanun var, 4 maddesi görüşüldü ancak tepkiler karşısında salıya kadar ertelendi. Önümüzdeki salı günü bunu engellemek için yeni bir eylemimiz olacak." açıklamasında bulundu.
Çıkarılacak ihaleyle 49 yıllığına yapılan anlaşma gereği mayın temizlemenin yanında bu topraklarda organik tarım yapılacağını anlatan Şevket Kazan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"5 yılda mayınlar temizlenecek, 44 yıl ise organik tarım yapılacak. Mayın temizleme ayrı, organik tarım ayrı işler. Bu nedenle mayın temizleme işinin ayrı yapılması lazım. Ama kanunla birlikte bu işi beraber yürütecekler, çünkü bunu yapabilecek tek İsrail şirketleridir. İsrail önce küçük küçük tarım çiftlikleri kuruyor, ardından ise bu yerin adeta sahibi gibi hareket ediyor. Filistin toprakları ve Golan tepeleri böyle elden gitmiştir. Ayrıca Türkiye'de organik tarımda gelişmiş kendi şirketlerimiz varken, bunu neden İsraillilere veriyoruz."
Abdullah Gül, Kırgızistan ve Tacikistan ziyaretleri öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısında soruları cevapladı.
Suriye sınırındaki mayınlı arazilerle ilgili süreç hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Gül, Başbakanlığın yaptığı 2002 yılında da bu çalışmalarla ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri'ne görev verildiğini hatırlattı.
Mayın temizlemenin dünyanın en zor işlerinden olduğunu vurgulayan Gül, önceden belirlenen maliyetlerin daha sonra 10-15 misli arttığını ifade etti.
Türkiye'nin çok sofistike aletler gerektiren ve tehlikeli olan bu işi kendi kaynaklarıyla yapmasının uzun yıllar alacağını kaydeden Gül, bu konuda dile getirilen şüphelere tepki gösterdi.
Gül, "TBMM'de tüm milletvekilleri, Türk hükümeti, Türk devleti kendi milli çıkarlarının aleyhine bir şey der mi?" dedi.
Konuyla ilgili şüphe duyanların en geniş, detaylı ve tatmin edici şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini de söyleyen Gül, arazinin mayınlardan temizlenmesiyle Türkiye'nin en bakir ve en verimli büyük bir toprak kazanacağını ifade etti.
abdullah gül
Son günlerde sıkça tartışılan konuların başında gelen Güneydoğu'da mayınlı toprakların temizlenmesi için Meclis'te görüşülmekte olan kanun tasarısı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şevket Kazan, bu ihalenin İsrailli firmalara verilmesine karşı olduklarını aktardı.
İsrail'in 'Vadedilmiş topraklar' çerçevesinde Nil Nehri ile Fırat Nehri arasındaki topraklarda Büyük İsrail Devletini kurma peşinde olduğuna dikkat çeken Şevket Kazan, "ABD ve İsrail bizim Lozan anlaşmamızı tanımıyor. Bunun da bir sebebi var. Bunun sebebi ise Fırat ile Nil nehirleri arasında Büyük İsrail devletinin kurulmasıdır." iddiasında bulundu.
İsrail'in kuruluşundan bu güne kadar kendisine ait kabul edilen toprakları tecavüzle ele geçirdiği gibi, bugün de yeni oyunlarla Fırat nehrine doğru genişleme çabasında olduğunu vurgulayan Kazan, "İsrail Kuzey Irak'a girmiştir. Kuzey Irakta'ki askerleri İsrail subayları eğitmektedir. Fırat nehrine doğru yavaş yavaş siyasi projeler yapılmaktadır. Hükümette buna kanun yoluyla zemin hazırlamakta. Şu anda 6 maddelik bir kanun var, 4 maddesi görüşüldü ancak tepkiler karşısında salıya kadar ertelendi. Önümüzdeki salı günü bunu engellemek için yeni bir eylemimiz olacak." açıklamasında bulundu.
Çıkarılacak ihaleyle 49 yıllığına yapılan anlaşma gereği mayın temizlemenin yanında bu topraklarda organik tarım yapılacağını anlatan Şevket Kazan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"5 yılda mayınlar temizlenecek, 44 yıl ise organik tarım yapılacak. Mayın temizleme ayrı, organik tarım ayrı işler. Bu nedenle mayın temizleme işinin ayrı yapılması lazım. Ama kanunla birlikte bu işi beraber yürütecekler, çünkü bunu yapabilecek tek İsrail şirketleridir. İsrail önce küçük küçük tarım çiftlikleri kuruyor, ardından ise bu yerin adeta sahibi gibi hareket ediyor. Filistin toprakları ve Golan tepeleri böyle elden gitmiştir. Ayrıca Türkiye'de organik tarımda gelişmiş kendi şirketlerimiz varken, bunu neden İsraillilere veriyoruz."