Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Akp ve şevki yilmaz oyunu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="HAFIZ" data-source="post: 113552" data-attributes="member: 803"><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Essalamü aleyküm..</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Şevki Yılmaz epey bir zaman siyasetin içinde çok aktif, hareketli ve üslup olarak da farklı bir tipti. Onun siyaset üslubunu hiçbir zaman benimsemiş, önemsemiş biri değildim. Avazı çıktığı kadar, hançeresini yırtarak konuşması, kendini kaybeden bir karakteri benimsemem düşünülmezdi. Bağırarak konuşması, pervasızlığı bir vaiz tipi oluşturması halk üzerinde etkiliydi. Kasetleri elden ele dolaşıyor, o bir siyasetçi tipi yerine tam bir çığırtkan vaiz tipiyle hocalık unvanını edinmişti. Ona kitleler “Şevki Yılmaz Hoca”, “Şevki Hoca” sıfatını yakıştırmıştı. Aşırıcılığı, bazen üslubuyla söylediklerinin nerelere vardığını düşünmeden saçıp savuruyordu. Bu, öyle ki bir tükürük gibi insanın üzerine yapışıyordu. RP’nin kapatılmasında onun aşırı üslubu da bir sebep olarak görülmüştü. Mahkûm olmuş, yurt dışına gitmişti. Gidiş o gidiş fakat farklı bir gidiş. Gelişi de farklı. O “görevli” Şevki Yılmaz gitmiş yerine bir başkası gelmişti. Siyasetin içinde olmadan, ama aktif siyaset yapan biri oluvermişti. Rize’de bir televizyon programında ve katıldığı toplantılarda Erbakan Hoca’ya demediğini bırakmamıştı.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Üsküdar ve Ümraniye bölgesinde şu sıralar yeniden ortaya çıktı. AKP’nin manevi hocası, önderi olarak ev sohbetlerine katılıyor. Kendisini bir bilge yerine konumlandırarak.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Şevki Yılmaz AKP’nin manevi önderi konumunda bir role soyunmuş. Fetva veriyor. İftira ederek, olayları çarpıtarak. Bütün bunlara da dini meşruiyet vererek yapıyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Katıldığı iki ev sohbetinde, ana başlıklarla ileri sürdüğü iddiaları öğrenince insan bir tuhaf oluyor. Bir insan olayları nasıl bu denli çarpıtıyor. Bir de aynı ortamda kendi kendisini tenakuza düşürüyor. Konuşmasının ana başlıkları şöyle:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“D-8 o kadar önemli değildir. Ondan daha önemli olan, ondan daha önce D-4’ler kurulmuştur. D-4’leri kuran liderlerin hepsi idam edilmişlerdir.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Tarihi seyri bilmeyen ev sohbetine katılanları nasıl yanılttığı bu ilk iddiası ile ortada. Söz konusu olay şudur: “Bağdat Paktı (1955-1958), Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve Birleşik Krallık arasında, Sovyetler Birliği'nin Ortadoğu'da nüfuz kurmasını önlemeye yönelik olarak kurulan güvenlik ve savunma örgütüdür. Şubat 1955'te Bağdat Paktı adıyla kuruldu, 1958'de Irak'ın pakttan çekilmesi üzerine ABD'nin de dahil olduğu yeni bir antlaşma yapıldı. Merkezi Ankara’ya alındı adına CENTO dendi. 1979'da önce Pakistanın ardından da İran’ın çekilmesiyle CENTO'nun varlığı sona erdi.” Şevki Yılmaz, burada Bağdat Paktı’nı kuran liderlerin hepsi idam edilmişlerdir diyor. Şah Rıza Pehlevi’yi savunur duruma düşüyor. Amerika’nın kontrolündeki bir oluşu savunuyor, dolayısıyla da D-8’i de küçümsemiş oluyor. Menderes’in idamı özel bir durumdur. Diğer ülke liderlerinden hangileridir biz bilmiyoruz. Bunlar kafa karıştırıcı şeyler.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“Erbakan İsrail ile birçok anlaşma imzalamıştır” diyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Ev sohbetinde bulunanlar şu itirazı dile getiriyorlar. Erbakan kaç defa bunu yalanladı. Bununla ilgili iddialar bir iftira ve yalandan başka bir şey değildir denilince: “Siz benden daha mı iyi biliyorsunuz, ben içindeydim” diyor. Erbakan Hoca hayatta, bu konu çok yazılıp çizildi, defalarca yalanlandı. Bu bayat iftiraların ardı arkası kesilmeyecek tabiî.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“Erbakan zamanında İncirlik hava üssünden Amerikan uçakları tam 7000 sorti yaptı”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Bunları duyunca gülmekten kendimizi alamadık. 11 aylık Erbakan hükümeti sırasında nereye sorti yapıldı? Amerika Irak’ı mı, Suriye’yi mi, Türkiye’yi mi vurdu? Hangi savaştan söz ediyor. Bunları şunun için söylüyor AKP’nin manevi hocası. Irak işgali sırasında Türkiye üzerinden Irak’a yapılan 5000’e yakın olan sortilerin üstünü örtmek, ya da Erbakan Hoca’nın da ne kadar Amerikancı olduğunu ihsas için bunları söylüyor. BOP eş başkanlığı, Yahudi lobilerinden alınan ödüller söylenince iyice köpürüyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“İmam Hatip okullarının kapatılması sırasında Erbakan Hoca’nın ve parti grubunun yeterli direnişi göstermediklerini. Okulların kapatılmasına Tayip Erdoğan’ın İstanbul’dan Ankara’ya geldiğini, eğer bu karara karşı çıkılmaz ise Rize’ye gidemeyeceğini” söylüyor. “Erbakan Hoca’nın Şevki Bey ne söylüyorsa ona uyulmasını istediğini, bunun üzerine ise grubun bu karara direndiğini ifade ediyor.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Şevki Yılmaz burada kendisinin ne kadar önemli bir konumda olduğunu iddia ediyor. Dahası Sayın Erdoğan’ın İstanbul’dan gelerek dahletmesiyle sonucun değiştiğini ifade ediyor. Bunları duyunca gülünür mü ağlanır mı? Daha neler.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Konuşmasına Menderes ve Turgut Özal ile devem edip konuyu Erdoğan’a ve onun büyüklüğüne getiriyor. Burada da söylediklerine dikkat kesilelim.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“Turgut Özal Milli Görüş’çüydü. Erbakan Hoca onunla görüşür ona talimatlar verirdi. Ben bunun şahidiyim. Adapazarı’nda bunu yaptı.” Diyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Sohbette bulunanlardan biri itiraz ediyor. “Hocam diyor biz yıllarcı sizin kasetlerinizi dinledik. Siz Özal için Papaz dediniz. Haham dediniz, faizci dediniz. Bunlar sizden duyunca inanamıyorum.” Sinirleniyor. “Siz bu sohbeti provake etmeye gelmişsiniz. Toplantıyı dağıtmaya gelmişsiniz. Tabii ki o zaman biz öyle söyleyecektik. Biz ona Milli Görüşçü deseydik yapacağı işleri yapamazdı. Burada şunu ihsas ettirmeye çalışıyor Şevki Yılmaz. Erbakan Hoca gizli gizli Erdoğan’la görüşüyor şunu şöyle bunu böyle yapın diye talimatlar veriyor. Ben Erbakan Hoca’ya saldırıyorsam, Bu AKP’nin yapacağı güzel ve iyi işler var. AKP’yi Milli Görüşçü sanmasınlar diye.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“Bu seçimlerde AK Parti güçlü çıkmalı. Oylar bölünmemeli. O zaman Ergenekon çökertilir, Anayasa değiştirilir, Anayasa Mahkemesi düzene girer. Ondan sonra bütün partiler milli olur. Eğer oylar bölünür AK Parti zayıf çıkarsa bu dediklerim gerçekleşmez. Ak Partiye oy vermemek vebal olur.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Ev sohbetine katılan iki kişi itiraz edince öfkesini yenemiyor. Geçmiş döneme ait kimi düşüncelerini tek tek önüne koyunca bu sefer şöyle bir tutum sergiliyor. Ak Parti’nin tek başına anayasayı değiştirecek gücü olduğu zamanları unutuyor. Milleti böyle böyle avutuyor. İyi ki eline bir Ergenekon kozu geçti.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“Ben de Milli görüşçüyüm. Milli Görüş kimsenin tekelinde değildir. Ben hem Erbakan’ı seviyorum, hem Erdoğan’ı seviyorum. Erbakan aracı kendisi için kullandı. Duvara tosladı. Erdoğan aracı yol için kullanıyor yoluna devam ediyor. Müslüman akıllı olmalı. Delikten bir defa geçilir.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Burada da çok bayat bir usüle başvuruyor. Kendisini Milli Görüşçü Erbakan’ı seven biri olarak sunuyor. Diğer taraftan da Erbakan’ı kendince yerden yere vuruyor. Nasıl bir ihanet içinde olduğunu ihsas ettiriyor. Öte yandan nasıl çelişkiler içinde olduğunun farkına bile varamıyor. Bu onun üslubu. Konuşurken neler saçıp savurduğu hala hafızalarda. Gaziantep Belediyesi eski başkanı Celal Doğan için söylediklerinin yenilir yutulur tarafı mı vardı? Bu ve benzeri absürdlüklerinin üstü örtülecek gibi değildi. Milli Görüş’te yer alan en uç adamlarından biriydi. Geldiği gibi gitti. AKP’nin oluşuna dolaylı destek verdi. Bu desteğini sürdürüyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Bir iddiası daha var ki hele, asıl o kabul edilebilir değil.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">“Çiller Hükümeti kurulduğu zaman Mahmut Efendi beni aradı. Ben Erbakan’a ulaşamıyorum. Sen ulaş, Çiller ile hükümet kurmasın. Yılmaz ile kursun.”</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Bu bölüm ne kadar ilginç değil mi. Bir hükümetin kuruluşuna Mahmud Efendi dahil oluyor. Üstelik Mahmud Efendi arzu edecek isteyecek Erbakan Hoca’ya ulaşamayacak. Bunlar doğru şeyler değil. Tipik bir Şevki Yılmaz Üslubu. Konuşurken ki nasıl tükürükler saçarak konuşuyor idiyse tıpkı öyle. Şimdi de söylediklerinin nereye varacağını düşünmeden tarihe ilişkin, siyasal oluşa ilişkin insanları yanıltıyor. Tarih bilgisi de yanlış olarak. Şu Bağdat paktı, CENTO olayındaki somutluklarda olduğu gibi.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Üsküdar ve Ümraniye’de manevi sohbetlerine başlamış. Ümmeti Muhammed’e duyuralım. Ne yapalım AK partiye lojistik destek veriyor, iyi de yakışıyor.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Hele bu zamanda.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Mahmut Mustafaoğlu</span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="HAFIZ, post: 113552, member: 803"] [B][SIZE=4][COLOR=darkgreen]Essalamü aleyküm.. Şevki Yılmaz epey bir zaman siyasetin içinde çok aktif, hareketli ve üslup olarak da farklı bir tipti. Onun siyaset üslubunu hiçbir zaman benimsemiş, önemsemiş biri değildim. Avazı çıktığı kadar, hançeresini yırtarak konuşması, kendini kaybeden bir karakteri benimsemem düşünülmezdi. Bağırarak konuşması, pervasızlığı bir vaiz tipi oluşturması halk üzerinde etkiliydi. Kasetleri elden ele dolaşıyor, o bir siyasetçi tipi yerine tam bir çığırtkan vaiz tipiyle hocalık unvanını edinmişti. Ona kitleler “Şevki Yılmaz Hoca”, “Şevki Hoca” sıfatını yakıştırmıştı. Aşırıcılığı, bazen üslubuyla söylediklerinin nerelere vardığını düşünmeden saçıp savuruyordu. Bu, öyle ki bir tükürük gibi insanın üzerine yapışıyordu. RP’nin kapatılmasında onun aşırı üslubu da bir sebep olarak görülmüştü. Mahkûm olmuş, yurt dışına gitmişti. Gidiş o gidiş fakat farklı bir gidiş. Gelişi de farklı. O “görevli” Şevki Yılmaz gitmiş yerine bir başkası gelmişti. Siyasetin içinde olmadan, ama aktif siyaset yapan biri oluvermişti. Rize’de bir televizyon programında ve katıldığı toplantılarda Erbakan Hoca’ya demediğini bırakmamıştı. Üsküdar ve Ümraniye bölgesinde şu sıralar yeniden ortaya çıktı. AKP’nin manevi hocası, önderi olarak ev sohbetlerine katılıyor. Kendisini bir bilge yerine konumlandırarak. Şevki Yılmaz AKP’nin manevi önderi konumunda bir role soyunmuş. Fetva veriyor. İftira ederek, olayları çarpıtarak. Bütün bunlara da dini meşruiyet vererek yapıyor. Katıldığı iki ev sohbetinde, ana başlıklarla ileri sürdüğü iddiaları öğrenince insan bir tuhaf oluyor. Bir insan olayları nasıl bu denli çarpıtıyor. Bir de aynı ortamda kendi kendisini tenakuza düşürüyor. Konuşmasının ana başlıkları şöyle: “D-8 o kadar önemli değildir. Ondan daha önemli olan, ondan daha önce D-4’ler kurulmuştur. D-4’leri kuran liderlerin hepsi idam edilmişlerdir.” Tarihi seyri bilmeyen ev sohbetine katılanları nasıl yanılttığı bu ilk iddiası ile ortada. Söz konusu olay şudur: “Bağdat Paktı (1955-1958), Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve Birleşik Krallık arasında, Sovyetler Birliği'nin Ortadoğu'da nüfuz kurmasını önlemeye yönelik olarak kurulan güvenlik ve savunma örgütüdür. Şubat 1955'te Bağdat Paktı adıyla kuruldu, 1958'de Irak'ın pakttan çekilmesi üzerine ABD'nin de dahil olduğu yeni bir antlaşma yapıldı. Merkezi Ankara’ya alındı adına CENTO dendi. 1979'da önce Pakistanın ardından da İran’ın çekilmesiyle CENTO'nun varlığı sona erdi.” Şevki Yılmaz, burada Bağdat Paktı’nı kuran liderlerin hepsi idam edilmişlerdir diyor. Şah Rıza Pehlevi’yi savunur duruma düşüyor. Amerika’nın kontrolündeki bir oluşu savunuyor, dolayısıyla da D-8’i de küçümsemiş oluyor. Menderes’in idamı özel bir durumdur. Diğer ülke liderlerinden hangileridir biz bilmiyoruz. Bunlar kafa karıştırıcı şeyler. “Erbakan İsrail ile birçok anlaşma imzalamıştır” diyor. Ev sohbetinde bulunanlar şu itirazı dile getiriyorlar. Erbakan kaç defa bunu yalanladı. Bununla ilgili iddialar bir iftira ve yalandan başka bir şey değildir denilince: “Siz benden daha mı iyi biliyorsunuz, ben içindeydim” diyor. Erbakan Hoca hayatta, bu konu çok yazılıp çizildi, defalarca yalanlandı. Bu bayat iftiraların ardı arkası kesilmeyecek tabiî. “Erbakan zamanında İncirlik hava üssünden Amerikan uçakları tam 7000 sorti yaptı” Bunları duyunca gülmekten kendimizi alamadık. 11 aylık Erbakan hükümeti sırasında nereye sorti yapıldı? Amerika Irak’ı mı, Suriye’yi mi, Türkiye’yi mi vurdu? Hangi savaştan söz ediyor. Bunları şunun için söylüyor AKP’nin manevi hocası. Irak işgali sırasında Türkiye üzerinden Irak’a yapılan 5000’e yakın olan sortilerin üstünü örtmek, ya da Erbakan Hoca’nın da ne kadar Amerikancı olduğunu ihsas için bunları söylüyor. BOP eş başkanlığı, Yahudi lobilerinden alınan ödüller söylenince iyice köpürüyor. “İmam Hatip okullarının kapatılması sırasında Erbakan Hoca’nın ve parti grubunun yeterli direnişi göstermediklerini. Okulların kapatılmasına Tayip Erdoğan’ın İstanbul’dan Ankara’ya geldiğini, eğer bu karara karşı çıkılmaz ise Rize’ye gidemeyeceğini” söylüyor. “Erbakan Hoca’nın Şevki Bey ne söylüyorsa ona uyulmasını istediğini, bunun üzerine ise grubun bu karara direndiğini ifade ediyor.” Şevki Yılmaz burada kendisinin ne kadar önemli bir konumda olduğunu iddia ediyor. Dahası Sayın Erdoğan’ın İstanbul’dan gelerek dahletmesiyle sonucun değiştiğini ifade ediyor. Bunları duyunca gülünür mü ağlanır mı? Daha neler. Konuşmasına Menderes ve Turgut Özal ile devem edip konuyu Erdoğan’a ve onun büyüklüğüne getiriyor. Burada da söylediklerine dikkat kesilelim. “Turgut Özal Milli Görüş’çüydü. Erbakan Hoca onunla görüşür ona talimatlar verirdi. Ben bunun şahidiyim. Adapazarı’nda bunu yaptı.” Diyor. Sohbette bulunanlardan biri itiraz ediyor. “Hocam diyor biz yıllarcı sizin kasetlerinizi dinledik. Siz Özal için Papaz dediniz. Haham dediniz, faizci dediniz. Bunlar sizden duyunca inanamıyorum.” Sinirleniyor. “Siz bu sohbeti provake etmeye gelmişsiniz. Toplantıyı dağıtmaya gelmişsiniz. Tabii ki o zaman biz öyle söyleyecektik. Biz ona Milli Görüşçü deseydik yapacağı işleri yapamazdı. Burada şunu ihsas ettirmeye çalışıyor Şevki Yılmaz. Erbakan Hoca gizli gizli Erdoğan’la görüşüyor şunu şöyle bunu böyle yapın diye talimatlar veriyor. Ben Erbakan Hoca’ya saldırıyorsam, Bu AKP’nin yapacağı güzel ve iyi işler var. AKP’yi Milli Görüşçü sanmasınlar diye. “Bu seçimlerde AK Parti güçlü çıkmalı. Oylar bölünmemeli. O zaman Ergenekon çökertilir, Anayasa değiştirilir, Anayasa Mahkemesi düzene girer. Ondan sonra bütün partiler milli olur. Eğer oylar bölünür AK Parti zayıf çıkarsa bu dediklerim gerçekleşmez. Ak Partiye oy vermemek vebal olur.” Ev sohbetine katılan iki kişi itiraz edince öfkesini yenemiyor. Geçmiş döneme ait kimi düşüncelerini tek tek önüne koyunca bu sefer şöyle bir tutum sergiliyor. Ak Parti’nin tek başına anayasayı değiştirecek gücü olduğu zamanları unutuyor. Milleti böyle böyle avutuyor. İyi ki eline bir Ergenekon kozu geçti. “Ben de Milli görüşçüyüm. Milli Görüş kimsenin tekelinde değildir. Ben hem Erbakan’ı seviyorum, hem Erdoğan’ı seviyorum. Erbakan aracı kendisi için kullandı. Duvara tosladı. Erdoğan aracı yol için kullanıyor yoluna devam ediyor. Müslüman akıllı olmalı. Delikten bir defa geçilir.” Burada da çok bayat bir usüle başvuruyor. Kendisini Milli Görüşçü Erbakan’ı seven biri olarak sunuyor. Diğer taraftan da Erbakan’ı kendince yerden yere vuruyor. Nasıl bir ihanet içinde olduğunu ihsas ettiriyor. Öte yandan nasıl çelişkiler içinde olduğunun farkına bile varamıyor. Bu onun üslubu. Konuşurken neler saçıp savurduğu hala hafızalarda. Gaziantep Belediyesi eski başkanı Celal Doğan için söylediklerinin yenilir yutulur tarafı mı vardı? Bu ve benzeri absürdlüklerinin üstü örtülecek gibi değildi. Milli Görüş’te yer alan en uç adamlarından biriydi. Geldiği gibi gitti. AKP’nin oluşuna dolaylı destek verdi. Bu desteğini sürdürüyor. Bir iddiası daha var ki hele, asıl o kabul edilebilir değil. “Çiller Hükümeti kurulduğu zaman Mahmut Efendi beni aradı. Ben Erbakan’a ulaşamıyorum. Sen ulaş, Çiller ile hükümet kurmasın. Yılmaz ile kursun.” Bu bölüm ne kadar ilginç değil mi. Bir hükümetin kuruluşuna Mahmud Efendi dahil oluyor. Üstelik Mahmud Efendi arzu edecek isteyecek Erbakan Hoca’ya ulaşamayacak. Bunlar doğru şeyler değil. Tipik bir Şevki Yılmaz Üslubu. Konuşurken ki nasıl tükürükler saçarak konuşuyor idiyse tıpkı öyle. Şimdi de söylediklerinin nereye varacağını düşünmeden tarihe ilişkin, siyasal oluşa ilişkin insanları yanıltıyor. Tarih bilgisi de yanlış olarak. Şu Bağdat paktı, CENTO olayındaki somutluklarda olduğu gibi. Üsküdar ve Ümraniye’de manevi sohbetlerine başlamış. Ümmeti Muhammed’e duyuralım. Ne yapalım AK partiye lojistik destek veriyor, iyi de yakışıyor. Hele bu zamanda. Mahmut Mustafaoğlu[/COLOR][/SIZE][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Akp ve şevki yilmaz oyunu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst