Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Aktif bir eylem olarak tevekkül ve teslimiyet-II 29 Ekim 2010 Cuma 07:45 S
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 219742" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Cevap: Aktif bir eylem olarak tevekkül ve teslimiyet-II 29 Ekim 2010 Cuma 0</strong></p><p></p><p>Ben dindar bir Cumhuriyetçiyim</p><p> 29 Ekim 2010 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi...</p><p> </p><p> <strong>Bismillahirrahmanirrahim </strong></p><p> </p><p> Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış, resmen zapta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve lâtif bir vâkıa-i müdafaayı aynen beyan ediyorum. </p><p> </p><p> Orada benden sordular ki: </p><p> </p><p> “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” </p><p> </p><p> Ben de dedim: </p><p> </p><p> <strong><span style="color: #ff0000">Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. </span></strong>Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. </p><p> </p><p> İşitenler benden soruyordular; ben de derdim: </p><p> </p><p> “Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.” </p><p> </p><p> Sonra dediler: </p><p> </p><p> “Sen Selef-i Sâlihîne muhalefet ediyorsun.” </p><p> </p><p> Cevaben diyordum: </p><p> </p><p> <strong><span style="color: #0000ff">“Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (ra), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.” </span></strong></p><p><strong><span style="color: #0000ff"> </span></strong></p><p> İşte, ey müdde-i umûmî ve mahkeme âzâları. Elli seneden beri bende bulunan bir fikrin aksiyle beni itham ediyorsunuz. </p><p> </p><p> <strong><span style="color: #009900">Eğer lâik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik mânâsı, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvâcılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim.</span></strong> On senedir—şimdi yirmi sene oluyorki—hayat-ı siyâsiye ve içtimâiyeden çekilmişim. Hükümet-i cumhuriye ne hal kesb ettiğini bilmiyorum. El’iyâzü billâh, eğer dinsizlik hesabına imanına ve âhiretine çalışanları mes’ul edecek kanunları yapan ve kabul eden bir dehşetli şekle girmişse, bunu size bilâperva ilân ve ihtar ederim ki, bin canım olsa, imana ve âhiretime feda etmeye hazırım. Ne yaparsanız yapınız, benim son sözüm “Hasbünallâhu ve ni’mel-vekîl” olarak, siz beni idam ve ağır ceza ile zulmen mahkûm etmenize mukabil derim: </p><p> </p><p> “Ben Risale-i Nur’un keşf-i kat’îsiyle, idam olmuyorum. Belki terhis edilip nur âlemine ve saadet âlemine gidiyorum. Ve sizi, ey dalâlet hesabına bizi ezen bedbahtlar, idam-ı ebedî ile ve daimî haps-i münferitle mahkûm bildiğimden ve gördüğümden, tamamıyla intikamımı sizden alarak kemâl-i rahat-ı kalble teslim-i ruh etmeye hazırım.” (Târihçe-i Hayat) </p><p> </p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursi </strong></p><p><strong> </strong></p><p><strong> <u>SÖZLÜK:</u></strong></p><p> </p><p> Aşere-i Mübeşşere: Cennetle müjdelenen on sahabî. </p><p> bilaperva: Korkusuzca, çekinmeden. </p><p> cumhuriyetperver: cumhuriyetçi, cumhuriyet taraftarı, cumhurcu. </p><p> El-iyazü billah: Allah'a sığınırız, Allah korusun, Allah saklasın mânâsında duâ. </p><p> hakikat-i adalet: adaletin esası, aslı. </p><p> haps-i münferid: Tek başına hapis; hücre hapsi. </p><p> Hulefâ-i Râşidîn: Doğru yolda olan dört büyük halife. </p><p> hülasa: Birşeyin, bir bâhsin özü; kısaca esâsı. </p><p> hürriyet-i şer’iye: Şeriatla terbiye edilmiş hürriyet. </p><p> inziva: Yalnız başına bir yere çekilip, dünya işleriyle uğraşmamak. </p><p> kemal-i rahat-ı kalb: Tam bir kalb rahatlığı. </p><p> keşf-i katî: Kesin keşif. </p><p> mana-i dindar: Dindar mânâ. </p><p> müdde-i umûmi: Savcı </p><p> reis-i cumhur: cumhurbaşkanı. </p><p> Sahabe-i Kiram: Cömert ve şeref sahibi Sahabeler. </p><p> Selef-i Sâlihîn: Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ilk rehberleri ve ashab ile tabiînin ileri gelenleri ile tebe-i tâbiînden olan Müslümanlar. </p><p> Sıddîk-ı Ekber: En büyük doğrulayıcı; Hz. Ebû Bekir (ra). </p><p> tarihçe-i hayat: hayat tarihçesi. </p><p> vâkıa-i müdafaa: müdafaa olayı.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 219742, member: 1008315"] [b]Cevap: Aktif bir eylem olarak tevekkül ve teslimiyet-II 29 Ekim 2010 Cuma 0[/b] Ben dindar bir Cumhuriyetçiyim 29 Ekim 2010 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... [B]Bismillahirrahmanirrahim [/B] Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış, resmen zapta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve lâtif bir vâkıa-i müdafaayı aynen beyan ediyorum. Orada benden sordular ki: “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” Ben de dedim: [B][COLOR=#ff0000]Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. [/COLOR][/B]Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular; ben de derdim: “Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.” Sonra dediler: “Sen Selef-i Sâlihîne muhalefet ediyorsun.” Cevaben diyordum: [B][COLOR=#0000ff]“Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (ra), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.” [/COLOR][/B] İşte, ey müdde-i umûmî ve mahkeme âzâları. Elli seneden beri bende bulunan bir fikrin aksiyle beni itham ediyorsunuz. [B][COLOR=#009900]Eğer lâik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik mânâsı, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvâcılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim.[/COLOR][/B] On senedir—şimdi yirmi sene oluyorki—hayat-ı siyâsiye ve içtimâiyeden çekilmişim. Hükümet-i cumhuriye ne hal kesb ettiğini bilmiyorum. El’iyâzü billâh, eğer dinsizlik hesabına imanına ve âhiretine çalışanları mes’ul edecek kanunları yapan ve kabul eden bir dehşetli şekle girmişse, bunu size bilâperva ilân ve ihtar ederim ki, bin canım olsa, imana ve âhiretime feda etmeye hazırım. Ne yaparsanız yapınız, benim son sözüm “Hasbünallâhu ve ni’mel-vekîl” olarak, siz beni idam ve ağır ceza ile zulmen mahkûm etmenize mukabil derim: “Ben Risale-i Nur’un keşf-i kat’îsiyle, idam olmuyorum. Belki terhis edilip nur âlemine ve saadet âlemine gidiyorum. Ve sizi, ey dalâlet hesabına bizi ezen bedbahtlar, idam-ı ebedî ile ve daimî haps-i münferitle mahkûm bildiğimden ve gördüğümden, tamamıyla intikamımı sizden alarak kemâl-i rahat-ı kalble teslim-i ruh etmeye hazırım.” (Târihçe-i Hayat) [B]Bediüzzaman Said Nursi [U]SÖZLÜK:[/U][/B] Aşere-i Mübeşşere: Cennetle müjdelenen on sahabî. bilaperva: Korkusuzca, çekinmeden. cumhuriyetperver: cumhuriyetçi, cumhuriyet taraftarı, cumhurcu. El-iyazü billah: Allah'a sığınırız, Allah korusun, Allah saklasın mânâsında duâ. hakikat-i adalet: adaletin esası, aslı. haps-i münferid: Tek başına hapis; hücre hapsi. Hulefâ-i Râşidîn: Doğru yolda olan dört büyük halife. hülasa: Birşeyin, bir bâhsin özü; kısaca esâsı. hürriyet-i şer’iye: Şeriatla terbiye edilmiş hürriyet. inziva: Yalnız başına bir yere çekilip, dünya işleriyle uğraşmamak. kemal-i rahat-ı kalb: Tam bir kalb rahatlığı. keşf-i katî: Kesin keşif. mana-i dindar: Dindar mânâ. müdde-i umûmi: Savcı reis-i cumhur: cumhurbaşkanı. Sahabe-i Kiram: Cömert ve şeref sahibi Sahabeler. Selef-i Sâlihîn: Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ilk rehberleri ve ashab ile tabiînin ileri gelenleri ile tebe-i tâbiînden olan Müslümanlar. Sıddîk-ı Ekber: En büyük doğrulayıcı; Hz. Ebû Bekir (ra). tarihçe-i hayat: hayat tarihçesi. vâkıa-i müdafaa: müdafaa olayı. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Aktif bir eylem olarak tevekkül ve teslimiyet-II 29 Ekim 2010 Cuma 07:45 S
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst