Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Alçak gönüllü olma
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 193772" data-attributes="member: 5987"><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black">Soru</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black">Vakar Vakarlı olma/Tevazu Mütevazi olma kavramlarını açıklar mısınız? Efendimiz s.a.v. hayatından örnekler verir misiniz? Günümüzde temsil ve tebliğle görevli hizmet insanlarında vakar/tevazu eksikliği mi var. Varsa eksikliğin sebebi nedir? Vakarlı/mütevazi olmak için bir müslüman olarak ne yapmalı nasıl davranmalıyız?</span></span></p><p></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Cevabımız</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Değerli Kardeşimiz;</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Vakar: ağırbaşlılık demektir. Vakar, kişinin bulunduğu makamına uygun bir ciddiyet göstermesi, hafif meşrep olmaması,a ğırbaşlı olma, temkinli davranma, mevki ve kişiliğin gereğini hakkı ile koruma gibi manlara gelir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Halk arasında ağırbaşlılık olarak bilinen vakar, sahibine hürmet duyguları kazandıran bir fazilettir. Vakarın kibre kaçmaması, hatta vakarlı birinin aynı zamanda mütevazi (alçak gönüllü) de olması gerekir. Bu iki huy birlikte bulunduğu zaman tam bir fazilet olur. "Rahmân'ın öyle kulları vardır ki, onlar, yeryüzünde sükunetle (vakarla) yürürler" (Furkan, 25/63) âyeti ve Rasûlüllah (s.a.s)'in, cemaatle namaza başlanmış bile olsa, camiye gelenlerin koşarak acele etmemesini, vakar ve sükuneti elden bırakmamasını tavsiye eden hadisi (Buharî, Ezan, 21) her Müslümanda bulunması gereken vakarı ifade etmektedir. Peygamberimiz daima, hürmet duygularını davet eden bir vakar ve aynı zamanda sevgiyi celbeden bir tevazu halinde bulunurdu.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Vasıflar, hasletler, tutum ve davranışlar, yerlerine göre iyi veya kötü ahlakı temsil ederler. İş yerinde bir memurun ağırbaşlılığı, akıllıca bir vakar sayılır, fakat aynı tavrı ailesi içinde gösterirse ahmakçasına bir kibir-gurur sayılır. Masası başında bir yetkilinin gösterdiği vakar ve o vakardan kaynaklanan güven duygusu övgüye değer iken, aynı tavrı evinde sergilediğinde şımarık bir pozisyona girer. Keza, bir yetkilinin çoluk çocuğu arasında gösterdiği tevazu takdire şayan bir erdemlik olduğu halde, aynı tavrını makamında göstermesi, tevazudan çok bir zillet ve pintilik ifadesi olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Bunun gibi tevazu ile zillet/alçaklık da zahiren birbirine benzer, fakat gerçekte çok farklıdırlar. Bunlar da yerine göre farklı olarak değerlendirilir. Örneğin, masası başında olan bir amirin, bir memurun gelen herkesin önünde kalkması, tevazu değil zillettir. Aynı tavrı evinde göstermesi tevazudur. Bunları fark etmek, farklı görmek önemli bir husustur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Diğer önemli bir sorun, tahdis-i nimet ile kibir unsuru arasında söz konusudur. Tahdis-i nimet/Allah’ın nimetini seslendirmek, Allah’ın bir emridir(Duha, 93/11). Kibirlenmemek de Allah’ın emridir. Kibirlenenler kötülenmiştir(Mümin, 40/56).</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Öyleyse, hem Allah’ın nimetini üzerinde göstermek, onu seslendirmek, hem de kibirlenmemek için şu yolu takip etmelidir. Kendisinde bulunan güzellikleri -bir şükran vesilesi olarak- itiraf etmek, fakat onun Allah’ın vergisi olduğuna iman etmektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Yapılan bir işe, söylenen bir söze, gösterilen bir davranışa eksi veya artı bir değer katan, kişinin içindeki niyetidir. “Müminin niyeti amelinden/yaptığı işten daha hayırlıdır” (Mecmau’z-Zevaid, 1/61) manasına gelen hadiste vurgulanan husus, gerçekten dikkate değerdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Hz. Peygamber(a.s.m)’in vakar ve tevazuunu gösteren bir iki misali aşağıda sunmuş bulunuyoruz:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">“ Efendimizin heybetinden titremeye başlayan bir adama: “Kendine gel! Ben bir hükümdar değilim, bilakis, Kureyş kabilesinden kurutulmuş et / kuru ekmek yiyen bir kadının çocuğuyum” diye buyurdu. (İhya, 2/382).</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Bu olayda hem vakar hem de tevazu vardır. Adamın titremesi Hz. Peygamber(a.s.m)’in mehabetinden, vakar, ağırbaşlılık ve ciddiyetinden kaynaklanıyordu. “Kuru ekmek yiyen bir kadının çocuğuyum” demesi ise onun eşsiz tevazuunun belgesidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Hz. Ömer anlatıyor: Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Sakın beni -Hıristiyanların İsa’yı aşırı övdükleri gibi- aşırı övmeyin. Ben ancak Allah’ın kuluyum. Onun için bana ‘Allah’ın kulu ve Resulü’ deyin”( Tirmizi, Şemail, 293)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Hz. Enes anlatıyor: Bir kadın “Ey Allah’ın Resulü! Bir ihtiyacım var, seninle görüşmem gerekir” dedi. Efendimiz: “Medine’nin hangi yolunda/hangi semtinde, neresinde görüşmek istiyorsan oraya geleyim” buyurdu(Tirmizi, Şemail, 294)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Selam ve dua ile...</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkRed">Sorularla İslamiyet Editör</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 193772, member: 5987"] [SIZE="2"][COLOR="Black"]Soru Vakar Vakarlı olma/Tevazu Mütevazi olma kavramlarını açıklar mısınız? Efendimiz s.a.v. hayatından örnekler verir misiniz? Günümüzde temsil ve tebliğle görevli hizmet insanlarında vakar/tevazu eksikliği mi var. Varsa eksikliğin sebebi nedir? Vakarlı/mütevazi olmak için bir müslüman olarak ne yapmalı nasıl davranmalıyız?[/COLOR][/SIZE] [SIZE="3"][COLOR="DarkRed"]Cevabımız Değerli Kardeşimiz; Vakar: ağırbaşlılık demektir. Vakar, kişinin bulunduğu makamına uygun bir ciddiyet göstermesi, hafif meşrep olmaması,a ğırbaşlı olma, temkinli davranma, mevki ve kişiliğin gereğini hakkı ile koruma gibi manlara gelir. Halk arasında ağırbaşlılık olarak bilinen vakar, sahibine hürmet duyguları kazandıran bir fazilettir. Vakarın kibre kaçmaması, hatta vakarlı birinin aynı zamanda mütevazi (alçak gönüllü) de olması gerekir. Bu iki huy birlikte bulunduğu zaman tam bir fazilet olur. "Rahmân'ın öyle kulları vardır ki, onlar, yeryüzünde sükunetle (vakarla) yürürler" (Furkan, 25/63) âyeti ve Rasûlüllah (s.a.s)'in, cemaatle namaza başlanmış bile olsa, camiye gelenlerin koşarak acele etmemesini, vakar ve sükuneti elden bırakmamasını tavsiye eden hadisi (Buharî, Ezan, 21) her Müslümanda bulunması gereken vakarı ifade etmektedir. Peygamberimiz daima, hürmet duygularını davet eden bir vakar ve aynı zamanda sevgiyi celbeden bir tevazu halinde bulunurdu. Vasıflar, hasletler, tutum ve davranışlar, yerlerine göre iyi veya kötü ahlakı temsil ederler. İş yerinde bir memurun ağırbaşlılığı, akıllıca bir vakar sayılır, fakat aynı tavrı ailesi içinde gösterirse ahmakçasına bir kibir-gurur sayılır. Masası başında bir yetkilinin gösterdiği vakar ve o vakardan kaynaklanan güven duygusu övgüye değer iken, aynı tavrı evinde sergilediğinde şımarık bir pozisyona girer. Keza, bir yetkilinin çoluk çocuğu arasında gösterdiği tevazu takdire şayan bir erdemlik olduğu halde, aynı tavrını makamında göstermesi, tevazudan çok bir zillet ve pintilik ifadesi olur. Bunun gibi tevazu ile zillet/alçaklık da zahiren birbirine benzer, fakat gerçekte çok farklıdırlar. Bunlar da yerine göre farklı olarak değerlendirilir. Örneğin, masası başında olan bir amirin, bir memurun gelen herkesin önünde kalkması, tevazu değil zillettir. Aynı tavrı evinde göstermesi tevazudur. Bunları fark etmek, farklı görmek önemli bir husustur. Diğer önemli bir sorun, tahdis-i nimet ile kibir unsuru arasında söz konusudur. Tahdis-i nimet/Allah’ın nimetini seslendirmek, Allah’ın bir emridir(Duha, 93/11). Kibirlenmemek de Allah’ın emridir. Kibirlenenler kötülenmiştir(Mümin, 40/56). Öyleyse, hem Allah’ın nimetini üzerinde göstermek, onu seslendirmek, hem de kibirlenmemek için şu yolu takip etmelidir. Kendisinde bulunan güzellikleri -bir şükran vesilesi olarak- itiraf etmek, fakat onun Allah’ın vergisi olduğuna iman etmektir. Yapılan bir işe, söylenen bir söze, gösterilen bir davranışa eksi veya artı bir değer katan, kişinin içindeki niyetidir. “Müminin niyeti amelinden/yaptığı işten daha hayırlıdır” (Mecmau’z-Zevaid, 1/61) manasına gelen hadiste vurgulanan husus, gerçekten dikkate değerdir. Hz. Peygamber(a.s.m)’in vakar ve tevazuunu gösteren bir iki misali aşağıda sunmuş bulunuyoruz: “ Efendimizin heybetinden titremeye başlayan bir adama: “Kendine gel! Ben bir hükümdar değilim, bilakis, Kureyş kabilesinden kurutulmuş et / kuru ekmek yiyen bir kadının çocuğuyum” diye buyurdu. (İhya, 2/382). Bu olayda hem vakar hem de tevazu vardır. Adamın titremesi Hz. Peygamber(a.s.m)’in mehabetinden, vakar, ağırbaşlılık ve ciddiyetinden kaynaklanıyordu. “Kuru ekmek yiyen bir kadının çocuğuyum” demesi ise onun eşsiz tevazuunun belgesidir. Hz. Ömer anlatıyor: Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Sakın beni -Hıristiyanların İsa’yı aşırı övdükleri gibi- aşırı övmeyin. Ben ancak Allah’ın kuluyum. Onun için bana ‘Allah’ın kulu ve Resulü’ deyin”( Tirmizi, Şemail, 293) Hz. Enes anlatıyor: Bir kadın “Ey Allah’ın Resulü! Bir ihtiyacım var, seninle görüşmem gerekir” dedi. Efendimiz: “Medine’nin hangi yolunda/hangi semtinde, neresinde görüşmek istiyorsan oraya geleyim” buyurdu(Tirmizi, Şemail, 294) Selam ve dua ile... Sorularla İslamiyet Editör[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi
Alçak gönüllü olma
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst