Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
Alçakça ve Vicdansızca Bir Desîse...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 187577" data-attributes="member: 27"><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: Purple">Belâ zihniyet… (1)</span></span></strong></p><p></p><p></p><p>Birileri, bayat isnatlarla yine Bediüzzaman’a dil uzatmış… </p><p></p><p>Ülkemizin, İslâm dünyasının ve topyekûn insanlığın mânevî bunalım ve problemlerine, </p><p>demokratikleşmeden Güneydoğu meselesine,</p><p> din ve fen ilimleri ilişkisinden toplumun ve gençliğin ıslâhına, </p><p>çevre konularından en talî içtimaî meselelere </p><p>Kur’ânî çözümler getiren çağın tefsiri Nur Risâlelerinin mânevî ve fikrî mesajını, </p><p><strong><span style="color: Red">tıpkı inkârcı zihniyet dedeleri gibi hazmedemeyip,</span></strong> </p><p>her dönem ısıtılıp piyasaya sürülen iftiraları tekrarlamış. </p><p>Evvela şeytanları dahi inandıramayacak kocaman yalanlarla <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Bediüzzaman’a ilişme ve ismini çarpıtma</strong></span> cür’etinde bulunmuş. </p><p>Milletin başına belâ olan mâlûm dinden bîbehre fitne odakları hesâbına kalemini fitne ateşine odun yapmış. </p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Yüksünmeden, yalan olduğunu bile bile</span> <span style="color: Red">“iftira kampanyası”</span>na <span style="color: DarkSlateGray">katılmış.</span></strong></p><p> Uydurmalarına, aynen sâkim zihniyet cedleri gibi <span style="color: Red"><strong>“Said Nursî’nin isminin ‘Kürt Said’ olduğu</strong></span> bühtanıyla başlamış. </p><p></p><p></p><p>Gerçek şu ki Osmanlı devletinin coğrafî terkibinde ve resmî devlet salnâmesinde, Osmanlı nüfus kayıtlarında Karadeniz bölgesine örneğin “Lazistan”, Gürcülerin yaşadığı bölgeye “Gürcistan” denildiği gibi, Doğu Anadolu’ya “Kürdistan” denilirdi. </p><p></p><p></p><p>İşte buna izâfeten Bediüzzaman, Osmanlı devletinin son döneminde “Kürdî” lâkabını kullanır. </p><p>Ancak Osmanlı’dan sonra bu “lâkabı” kullanmaz; </p><p><span style="color: DarkSlateGray"><strong>bütün kitaplarını ve mektuplarını bizzat “Said Nursî” diye imzalar.</strong></span> </p><p>Eski yazılarında kullandığı “Kürdî” ve diğer lakapları “Nursî” olarak değiştirir… </p><p></p><p></p><p> </p><p><span style="color: Blue"><strong>“SAİD NURSΔ İSMİNE KASDEN “KÜRDΔ İSNADI… </strong></span></p><p><span style="color: Blue"><strong></strong></span></p><p>Daha hayatta iken tabettirdiği “Tarihçe-i Hayatı”nda da yer alan 1935’teki Eskişehir Mahkemesi Müdafaasında ismi “Said Nursî” iken kendisine kasden “Said-i Kürdî” diyenlerin sinsî desîselerini deşifre eder. </p><p></p><p></p><p><em><span style="color: Blue">“Hakkımda sarf edilen bir tâbirdir ki, ismim Said Nursî iken, her tekrarında ‘Said Kürdî’ ve ‘Bu Kürd’ diye beni öyle yâd ediyorlar. Bununla, hem âhiret kardeşlerimin hâmiyet-i milliyelerine (milliyetçilik hislerine) ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mâhiyetine bütün bütün zıt ve muhalif bir cereyan vermektir”</span></em> açık itirazında bulunur. <strong>(Tarihçe-i Hayat, 200-203) </strong></p><p><strong></strong></p><p></p><p>İsminin “Said Nursî” olduğunu bizzat eserlerinde ifâde eder.<strong> <span style="color: DarkSlateGray"> Osmanlı döneminde doğduğu bölgeye atfen kullanılan “Kürdî” lâkabının ırkî bir anlamın ötesinde, doğduğu bölge adından geldiğini ifâde eder. </span></strong></p><p><strong></strong></p><p></p><p>Osmanlı döneminde yazdığı, sonradan eline geçen makale ve kitaplarını tashihte “Kürdistan” kelimelerinin çoğunun üzerini çizerek kalemiyle “Şarkî Anadolu” diye değiştirir. <strong><span style="color: DarkSlateGray">Hatta Osmanlı’nın son döneminde Şark’taki aşiretlere verdiği “içtimâ-î hayatımıza nâfî (menfaatli) hürriyet ve meşrutiyet dersleri”nde, “Ey Kürtler!” diye başlayan bazı hitaplarını dahi “Ey bu vatan evlâtları” olarak değiştirir.</span></strong> O gün Doğu’daki Kürt aşiretlerine verilen bu derslere bütün vatandaşları muhatap kılar. </p><p></p><p></p><p>Keza yekûnuna yakını beraatla neticelenen, kendisinin ve Nur Talebelerinin yargılandığı mahkemelerde haklarında hazırlanan iddianâmeler, resmî evraklar üzerindeki işlemler hep “Said Nursî” ismiyledir. </p><p></p><p></p><p>Bunun içindir ki altı bin sayfalık Kur’ân tefsiri Risâle-i Nur Külliyatı’nın bütününe ve hatta daha evvel yazdığı “Münâzarât” ve “Sünûhat” gibi “Eski Said Dönemi Eserleri”ne “Said Nursî” imzasını atar; eski mektuplarındaki “Kürdî” kelimesinin yerine “Nursî”yi yazar… </p><p></p><p></p><p> </p><p><strong><span style="color: Blue">ALÇAKÇA VE VİCDANSIZCA BİR DESÎSE… </span></strong></p><p><strong><span style="color: Blue"></span></strong></p><p>Bediüzzaman’ın bu konudaki görüşleri kitaplarında, mektuplarında ve savunmalarında yer almakta. Bütün beyânlarına mukabil sonradan “bu lâkab”ın kullanılmasının iyi niyetle alâkası olmayan kasdî anlamlar taşıdığını belirtir. </p><p></p><p></p><p>Yargılandığı mahkemelerdeki, resmî-gayr-ı resmî beyân ve belgelerdeki, risale ve yazılarındaki “Said Nursî” imzasına rağmen, “Kürdî” isnadının arka plânını deşifre eder. </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">“Said Nursî” ismine karşı “Kürt Said” yakıştırmasının, “Frengilik (Batıcılık) hesâbına sahtekâr bir surette Türkçülüğü kendine perde eden ve hakikaten Türk düşmanı olan hamiyetfuruş (milliyetçilik taslayan) mütecâviz mülhidlerden (dinsizlerden)” geldiğine dikkat çeker. </span></strong><em><span style="color: Blue"></span></em></p><p><em><span style="color: Blue"></span></em></p><p></p><p><strong><span style="color: Purple">Bunu “frenkmeşrep” dediği ecnebi hayranı Batı felsefesiyle dinden kopan ve ırkçılık uğruna birçok mukaddesatı fedâ eden “sahte Türkçüler”in ve “mülhid münâfıkların en son ve alçakça ve vicdansızca aleyhinde istimal ettikleri bir silâh ve vicdansızcasına bir desise” ve propaganda olarak niteler.</span></strong> <strong>(Barla Lâhikası, 149-150; Mektûbat, 407-412; Tarihçe-i Hayat, 200-20; Eski Said Dönemi Eserleri, 185-186) </strong></p><p><strong></strong></p><p></p><p> </p><p><strong><span style="color: Blue">MÜFTERİLERİN YÜZLERİNE ÇARPILACAK… </span></strong></p><p><strong><span style="color: Blue"></span></strong></p><p>Hakikaten, <em><span style="color: Blue">“Bin seneye yakın, Kur’ân’ın bayrağını cihânın cihât-ı sittesinin (altı tarafının) etrafında galibâne gezdiren bu vatan evlâtlarına, İslâmiyet hesabına müftehirâne ve taraftarâne muhabbettarım”</span></em> diyen Bediüzzaman’ı, birçok imzasından bir imzası olan ve kısa bir dönem kullandığı “Kürdî” kelimesiyle iftiraya hedef yapmanın, ilim haysiyetiyle ve iz’ânla bir ilgisi yoktur. </p><p></p><p></p><p>Âyet ve hadisle ırkçılığı reddeden risaleleri bir yana. <em><span style="color: Blue">“İslâmiyet ordularının en kahramanı olan Türklerle meslek-i Kur’âniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası (gereği) olduğundan, bana ‘Kürd’ diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar Türk milletine hizmet ettiğimi, hakîki ve civânmert bin Türk gençlerini işhâd edebilirim (şâhid gösterebilirim)”</span></em> ifâdesine karşı Bediüzzaman’ı “ırkçılık”la ithamın menhus maksadı sırıtmakta. </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: Red">Herkesin bölgesine ve doğduğu yere atfen lâkap kullandığı bir devirde, bir süre istimal ettiği “Kürdî” lakabını dillerine dolayarak Bediüzzaman’ı “ayrılıkçı” gibi gösterme saldırısının, kimi farmason mihraklara, İslâm düşmanı müfsid mihraklara “şirin” gözüküp ecnebî kaynaklı ifsad şebekelerine dalkavukluk amacını taşıdığı ortada… </span></strong></p><p><strong><span style="color: Red"></span></strong></p><p></p><p>Ne var ki tarihe, gerçeklere saygısız sakim çarpıtmalar ve menhus iftiralar artık işe yaramıyor. Çünkü bühtanların bütünü çoktan çürütülmüş ve tek tek ibret-i âlem olarak müfterilerin yüzlerine çarpılmış. Yine de çarpılacak…</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 187577, member: 27"] [B][SIZE=4][COLOR=Purple]Belâ zihniyet… (1)[/COLOR][/SIZE][/B] Birileri, bayat isnatlarla yine Bediüzzaman’a dil uzatmış… Ülkemizin, İslâm dünyasının ve topyekûn insanlığın mânevî bunalım ve problemlerine, demokratikleşmeden Güneydoğu meselesine, din ve fen ilimleri ilişkisinden toplumun ve gençliğin ıslâhına, çevre konularından en talî içtimaî meselelere Kur’ânî çözümler getiren çağın tefsiri Nur Risâlelerinin mânevî ve fikrî mesajını, [B][COLOR=Red]tıpkı inkârcı zihniyet dedeleri gibi hazmedemeyip,[/COLOR][/B] her dönem ısıtılıp piyasaya sürülen iftiraları tekrarlamış. Evvela şeytanları dahi inandıramayacak kocaman yalanlarla [COLOR=DarkSlateGray][B]Bediüzzaman’a ilişme ve ismini çarpıtma[/B][/COLOR] cür’etinde bulunmuş. Milletin başına belâ olan mâlûm dinden bîbehre fitne odakları hesâbına kalemini fitne ateşine odun yapmış. [B][COLOR=DarkSlateGray]Yüksünmeden, yalan olduğunu bile bile[/COLOR] [COLOR=Red]“iftira kampanyası”[/COLOR]na [COLOR=DarkSlateGray]katılmış.[/COLOR][/B] Uydurmalarına, aynen sâkim zihniyet cedleri gibi [COLOR=Red][B]“Said Nursî’nin isminin ‘Kürt Said’ olduğu[/B][/COLOR] bühtanıyla başlamış. Gerçek şu ki Osmanlı devletinin coğrafî terkibinde ve resmî devlet salnâmesinde, Osmanlı nüfus kayıtlarında Karadeniz bölgesine örneğin “Lazistan”, Gürcülerin yaşadığı bölgeye “Gürcistan” denildiği gibi, Doğu Anadolu’ya “Kürdistan” denilirdi. İşte buna izâfeten Bediüzzaman, Osmanlı devletinin son döneminde “Kürdî” lâkabını kullanır. Ancak Osmanlı’dan sonra bu “lâkabı” kullanmaz; [COLOR=DarkSlateGray][B]bütün kitaplarını ve mektuplarını bizzat “Said Nursî” diye imzalar.[/B][/COLOR] Eski yazılarında kullandığı “Kürdî” ve diğer lakapları “Nursî” olarak değiştirir… [COLOR=Blue][B]“SAİD NURSΔ İSMİNE KASDEN “KÜRDΔ İSNADI… [/B][/COLOR] Daha hayatta iken tabettirdiği “Tarihçe-i Hayatı”nda da yer alan 1935’teki Eskişehir Mahkemesi Müdafaasında ismi “Said Nursî” iken kendisine kasden “Said-i Kürdî” diyenlerin sinsî desîselerini deşifre eder. [I][COLOR=Blue]“Hakkımda sarf edilen bir tâbirdir ki, ismim Said Nursî iken, her tekrarında ‘Said Kürdî’ ve ‘Bu Kürd’ diye beni öyle yâd ediyorlar. Bununla, hem âhiret kardeşlerimin hâmiyet-i milliyelerine (milliyetçilik hislerine) ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mâhiyetine bütün bütün zıt ve muhalif bir cereyan vermektir”[/COLOR][/I] açık itirazında bulunur. [B](Tarihçe-i Hayat, 200-203) [/B] İsminin “Said Nursî” olduğunu bizzat eserlerinde ifâde eder.[B] [COLOR=DarkSlateGray] Osmanlı döneminde doğduğu bölgeye atfen kullanılan “Kürdî” lâkabının ırkî bir anlamın ötesinde, doğduğu bölge adından geldiğini ifâde eder. [/COLOR] [/B] Osmanlı döneminde yazdığı, sonradan eline geçen makale ve kitaplarını tashihte “Kürdistan” kelimelerinin çoğunun üzerini çizerek kalemiyle “Şarkî Anadolu” diye değiştirir. [B][COLOR=DarkSlateGray]Hatta Osmanlı’nın son döneminde Şark’taki aşiretlere verdiği “içtimâ-î hayatımıza nâfî (menfaatli) hürriyet ve meşrutiyet dersleri”nde, “Ey Kürtler!” diye başlayan bazı hitaplarını dahi “Ey bu vatan evlâtları” olarak değiştirir.[/COLOR][/B] O gün Doğu’daki Kürt aşiretlerine verilen bu derslere bütün vatandaşları muhatap kılar. Keza yekûnuna yakını beraatla neticelenen, kendisinin ve Nur Talebelerinin yargılandığı mahkemelerde haklarında hazırlanan iddianâmeler, resmî evraklar üzerindeki işlemler hep “Said Nursî” ismiyledir. Bunun içindir ki altı bin sayfalık Kur’ân tefsiri Risâle-i Nur Külliyatı’nın bütününe ve hatta daha evvel yazdığı “Münâzarât” ve “Sünûhat” gibi “Eski Said Dönemi Eserleri”ne “Said Nursî” imzasını atar; eski mektuplarındaki “Kürdî” kelimesinin yerine “Nursî”yi yazar… [B][COLOR=Blue]ALÇAKÇA VE VİCDANSIZCA BİR DESÎSE… [/COLOR][/B] Bediüzzaman’ın bu konudaki görüşleri kitaplarında, mektuplarında ve savunmalarında yer almakta. Bütün beyânlarına mukabil sonradan “bu lâkab”ın kullanılmasının iyi niyetle alâkası olmayan kasdî anlamlar taşıdığını belirtir. Yargılandığı mahkemelerdeki, resmî-gayr-ı resmî beyân ve belgelerdeki, risale ve yazılarındaki “Said Nursî” imzasına rağmen, “Kürdî” isnadının arka plânını deşifre eder. [B][COLOR=DarkSlateGray]“Said Nursî” ismine karşı “Kürt Said” yakıştırmasının, “Frengilik (Batıcılık) hesâbına sahtekâr bir surette Türkçülüğü kendine perde eden ve hakikaten Türk düşmanı olan hamiyetfuruş (milliyetçilik taslayan) mütecâviz mülhidlerden (dinsizlerden)” geldiğine dikkat çeker. [/COLOR][/B][I][COLOR=Blue] [/COLOR][/I] [B][COLOR=Purple]Bunu “frenkmeşrep” dediği ecnebi hayranı Batı felsefesiyle dinden kopan ve ırkçılık uğruna birçok mukaddesatı fedâ eden “sahte Türkçüler”in ve “mülhid münâfıkların en son ve alçakça ve vicdansızca aleyhinde istimal ettikleri bir silâh ve vicdansızcasına bir desise” ve propaganda olarak niteler.[/COLOR][/B] [B](Barla Lâhikası, 149-150; Mektûbat, 407-412; Tarihçe-i Hayat, 200-20; Eski Said Dönemi Eserleri, 185-186) [/B] [B][COLOR=Blue]MÜFTERİLERİN YÜZLERİNE ÇARPILACAK… [/COLOR][/B] Hakikaten, [I][COLOR=Blue]“Bin seneye yakın, Kur’ân’ın bayrağını cihânın cihât-ı sittesinin (altı tarafının) etrafında galibâne gezdiren bu vatan evlâtlarına, İslâmiyet hesabına müftehirâne ve taraftarâne muhabbettarım”[/COLOR][/I] diyen Bediüzzaman’ı, birçok imzasından bir imzası olan ve kısa bir dönem kullandığı “Kürdî” kelimesiyle iftiraya hedef yapmanın, ilim haysiyetiyle ve iz’ânla bir ilgisi yoktur. Âyet ve hadisle ırkçılığı reddeden risaleleri bir yana. [I][COLOR=Blue]“İslâmiyet ordularının en kahramanı olan Türklerle meslek-i Kur’âniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası (gereği) olduğundan, bana ‘Kürd’ diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar Türk milletine hizmet ettiğimi, hakîki ve civânmert bin Türk gençlerini işhâd edebilirim (şâhid gösterebilirim)”[/COLOR][/I] ifâdesine karşı Bediüzzaman’ı “ırkçılık”la ithamın menhus maksadı sırıtmakta. [B][COLOR=Red]Herkesin bölgesine ve doğduğu yere atfen lâkap kullandığı bir devirde, bir süre istimal ettiği “Kürdî” lakabını dillerine dolayarak Bediüzzaman’ı “ayrılıkçı” gibi gösterme saldırısının, kimi farmason mihraklara, İslâm düşmanı müfsid mihraklara “şirin” gözüküp ecnebî kaynaklı ifsad şebekelerine dalkavukluk amacını taşıdığı ortada… [/COLOR][/B] Ne var ki tarihe, gerçeklere saygısız sakim çarpıtmalar ve menhus iftiralar artık işe yaramıyor. Çünkü bühtanların bütünü çoktan çürütülmüş ve tek tek ibret-i âlem olarak müfterilerin yüzlerine çarpılmış. Yine de çarpılacak… [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
Alçakça ve Vicdansızca Bir Desîse...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst