Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Âlem-i İslâm, Arabın metanetinden ders almıştır
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Bîçare S.V." data-source="post: 232654" data-attributes="member: 1008987"><p><span style="font-size: 15px"><strong>Âlem-i İslâm, Arabın metanetinden ders almıştır</strong></span> <span style="font-size: 15px"><strong>21.01.2011</strong></span> <span style="font-size: 15px"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=2963" target="_blank"><img src="http://www.yeniasya.com.tr/Uploads/haber/ilave/2011-01-20_153221.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></a></strong></span> <span style="font-size: 15px"><strong>Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>İnşâallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.</strong></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><strong>Ahirette cennet ve cehennemin zarurî vücutları gibi hayır ve hak din istikbalde mutlak galebe edecektir. Tâ ki, nev-i beşerde dahi sair neviler gibi hayır ve fazilet galib-i mutlak olacak. Tâ beşer de sair kâinattaki kardeşlerine müsâvi olabilsin ve sırr-ı hikmet-i ezeliye nev-i beşerde dahi “takarrur etti” denilebilsin. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Elhasıl: Madem mezkûr kat’î hakikatlarla bu kâinatta en müntehap netice ve Halıkın nazarında en ehemmiyetli mahlûk beşerdir. Elbette ve elbette ve hayat-ı bâkiyede cennet ve cehennemi, bilbedahe, beşerdeki şimdiye kadar zâlimane vaziyetler cehennemin vücudunu; ve fıtratındaki küllî istidâdat-ı kemaliyesi ve kâinatı alâkadar eden hakaik-i imaniyesi, cenneti bedahetle istilzam ettiği gibi, her halde iki harb-i umumî ile ettiği ve kâinatı ağlattıran cinayetleri ve yuttuğu zakkum şerleri hazmetmediği için kustuğu ve zeminin bütün yüzünü pislendirdiği vaziyetiyle, beşeriyeti en berbat bir dereceye düşürüp bin senelik terakkiyatını zir ü zeber etmek cinayetini beşer hazmetmeyecek. Her halde çabuk başında bir kıyamet kopmazsa, hakaik-i İslâmiye beşeri esfel-i safilîn derece-i sukutundan kurtarmaya ve rû-yi zemini temizlemeye ve sulh-u umumiyi temin etmeye vesile olmasını Rahman-ı Rahîm’in rahmetinden niyaz ediyoruz ve ümit ediyoruz ve bekliyoruz. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>İkinci kelime ki, müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur: </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hattâ bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lâzım der, “Herkes benim gibi berbattır” diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor. Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o kâtilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz. “Lâ taknatû min rahmetillah / Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz.” (Zümer Sûresi: 39:53) kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız. “Tamamı elde edilemeyen şeyin, tamamı terk edilmez” hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Yeis, ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalâta mâni ve “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muâmele ederim.” (Buharî, Tevhid: 15, 35) hakikatine muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir. Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtâz bir kavmin şe’ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir. </strong></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><strong><strong>LÜGATÇE</strong></strong></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><strong>nev-i beşer: İnsanoğlu.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>hikmet-i ezeliye: Ezelî hikmet.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>istidâdât-ı kemâliye: Mükemmelliğe ait istidatlar.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>istilzam: Lüzumlu kılma, gerektirme.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>esfel-i safilîn: Aşağıların en aşağısı.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>sırr-ı hikmet-i ezeliye: Ezelî hikmetin sırrı.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>yeis: ümitsizlik.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>metanet: Kararlılık, dayanıklılık, sağlamlık.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>tesânüd: Dayanışma, birbirini destekleme.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>müstemleke: Sömürge.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>seretan: Kanser.</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Bîçare S.V., post: 232654, member: 1008987"] [SIZE=4][B]Âlem-i İslâm, Arabın metanetinden ders almıştır[/B][/SIZE] [SIZE=4][B]21.01.2011[/B][/SIZE] [SIZE=4][B][URL="http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=2963"][IMG]http://www.yeniasya.com.tr/Uploads/haber/ilave/2011-01-20_153221.jpg[/IMG][/URL][/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşâallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.[/B][/SIZE] [SIZE=4][/SIZE] [SIZE=4][B]Ahirette cennet ve cehennemin zarurî vücutları gibi hayır ve hak din istikbalde mutlak galebe edecektir. Tâ ki, nev-i beşerde dahi sair neviler gibi hayır ve fazilet galib-i mutlak olacak. Tâ beşer de sair kâinattaki kardeşlerine müsâvi olabilsin ve sırr-ı hikmet-i ezeliye nev-i beşerde dahi “takarrur etti” denilebilsin. Elhasıl: Madem mezkûr kat’î hakikatlarla bu kâinatta en müntehap netice ve Halıkın nazarında en ehemmiyetli mahlûk beşerdir. Elbette ve elbette ve hayat-ı bâkiyede cennet ve cehennemi, bilbedahe, beşerdeki şimdiye kadar zâlimane vaziyetler cehennemin vücudunu; ve fıtratındaki küllî istidâdat-ı kemaliyesi ve kâinatı alâkadar eden hakaik-i imaniyesi, cenneti bedahetle istilzam ettiği gibi, her halde iki harb-i umumî ile ettiği ve kâinatı ağlattıran cinayetleri ve yuttuğu zakkum şerleri hazmetmediği için kustuğu ve zeminin bütün yüzünü pislendirdiği vaziyetiyle, beşeriyeti en berbat bir dereceye düşürüp bin senelik terakkiyatını zir ü zeber etmek cinayetini beşer hazmetmeyecek. Her halde çabuk başında bir kıyamet kopmazsa, hakaik-i İslâmiye beşeri esfel-i safilîn derece-i sukutundan kurtarmaya ve rû-yi zemini temizlemeye ve sulh-u umumiyi temin etmeye vesile olmasını Rahman-ı Rahîm’in rahmetinden niyaz ediyoruz ve ümit ediyoruz ve bekliyoruz. İkinci kelime ki, müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur: Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hattâ bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lâzım der, “Herkes benim gibi berbattır” diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor. Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o kâtilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz. “Lâ taknatû min rahmetillah / Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz.” (Zümer Sûresi: 39:53) kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız. “Tamamı elde edilemeyen şeyin, tamamı terk edilmez” hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah. Yeis, ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalâta mâni ve “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muâmele ederim.” (Buharî, Tevhid: 15, 35) hakikatine muhaliftir; korkak, aşağı ve âcizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslâmiyenin şe’ni değildir. Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtâz bir kavmin şe’ni olamaz. Âlem-i İslâm milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir. [/B][/SIZE][SIZE=4][/SIZE] [SIZE=4][B][B]LÜGATÇE[/B][/B][/SIZE] [SIZE=4][B]nev-i beşer: İnsanoğlu. hikmet-i ezeliye: Ezelî hikmet. istidâdât-ı kemâliye: Mükemmelliğe ait istidatlar. istilzam: Lüzumlu kılma, gerektirme. esfel-i safilîn: Aşağıların en aşağısı. sırr-ı hikmet-i ezeliye: Ezelî hikmetin sırrı. yeis: ümitsizlik. metanet: Kararlılık, dayanıklılık, sağlamlık. tesânüd: Dayanışma, birbirini destekleme. müstemleke: Sömürge. seretan: Kanser.[/B][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Âlem-i İslâm, Arabın metanetinden ders almıştır
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst