Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Âlemler O'na Hayran...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Turab3" data-source="post: 201319" data-attributes="member: 1005848"><p><strong><span style="color: magenta">Âlemler O'na Hayran</span></strong></p><p></p><p><span style="font-size: 10px">Dilaver SELVİ • </span></p><p></p><p></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Yaratılmışlar içinde Allah’ın habibi Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz gibi sevilen, özlenen, hürmet gören, hasretiyle gönülleri yakan başka kim olabilir? O sevgiden, sevgi de O’ndan hâsıl olmuştur.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Cenab-ı Hakk’ın varlık âlemindeki ilk tecellisine habibi Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz mazhar olmuştur. Yüce Allah ilk olarak habibinin nurunu ve ruhunu yaratmıştır. Bunu bir önceki yazımızda dile getirmiştik. Bu yazımızda O’nun başka bir özelliğine, emsalsizliğine dikkat çekmek istiyoruz. Cenab-ı Hak kainatta O’nun bir dengini ve benzerini yaratmamıştır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"><span style="color: black">Âlemlerin Rabbi onun hakkında <span style="color: olive">şöyle</span> buyurmuştur:</span> “Rasulüm, biz seni, bütün âlemlere sadece rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">O, yaratıldığı günden itibaren âlemlere rahmet olmaya başlamış ve bu sıfat ondan hiçbir zaman alınmamıştır. O’nun rahmet oluşu dünyada olduğu gibi ahirette de devam edecektir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">O’nun hürmetine</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Efendimiz’in Allah katındaki derecesine ilk olarak Hz. Adem a.s. şahit olmuştur. Hz. Adem, yaratılıp cennete yerleşince Arş’ta ve cennetin her kapısında “Lâ ilâhe illallah, Muhammedü’r-Rasulullah” ibaresinin yazılı olduğunu gördü. İsmi Rabbi ile birlikte zikredilen o habibe hayran oldu, bu hale de hayret etti. Dünyaya gönderilince de, “Ya Rab, beni Muhammed’in hürmetine affet” diyerek onun ismini vesile edip affını istedi ve affedildi.1</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">Yüce Allah, habibini Hz. Davud a.s.’a da şöyle tanıtmıştır</span>: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Muhammed’i kendim için yarattım. Adem’i Muhammed için yarattım. Diğer bütün varlıkları da Adem’in oğulları için yarattım. Onlardan kim kendisi için yarattığım şeyle (gönülden) meşgul olursa, onu kendimden mahrum bırakırım. Kim de benimle meşgul olursa, kendisi için yarattığım varlıkları onun hizmetine veririm.”2</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. İbrahim a.s., neslinden gelecek olan Hz. Rasulullah s.a.v. için hep şu duayı yapıyordu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“<span style="color: olive">Rabbim, zürriyetimden onlara senin ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, kendilerini temizleyecek bir peygamber gönder.” (Bakara, 129)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. İbrahim’in zürriyetinden gelmesini istediği peygamber, Efendimiz s.a.v. idi. Bunun için O’na “<span style="color: olive">Bize kendinizden ve peygamberliğinizin başlangıcından bahseder misiniz?”</span> diye sorulunca şu cevabı vermiştir:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Adem daha yaratılış çamuru içinde yoğrulurken, ben Ümmü’l-Kitap’ta ‘peygamberlerin sonuncusu’ olarak yazılmıştım (ve Melekût Âlemi’nde ilan edilip tanıtılmıştım). </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ben babam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem Âmine’nin rüyasıyım. Annem bana hamile iken kendisinden bir nur çıkıp Şam’ın köşklerini aydınlatmıştı.”3</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Yüce Allah, önceki bütün peygamberlere habibi Hz. Peygamber Efendimiz’i tanıttığı gibi ümmetini de tanıtmıştır. (Fetih, 29) </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Musa a.s. Tevrat’ta Hz. Rasulullah s.a.v.’in ve ümmetinin sıfatlarını görünce hayran olmuş ve “Ya Rabbi, beni de habibin Ahmed’e ümmet eyle..” diye dua etmiştir.4 </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Süleyman a.s.’ın yüzüğünde, kendisine vahiyle bildirilen şu cümle yazılı idi: <span style="color: olive">“Enallâhu lâ ilâhe illâ ene. Muhammedün abdî ve rasûlî: Ben, kendisinden başka ilah olmayan Allah’ım. Muhammed benim kulum ve rasulümdür.”5 Hz. İsa a.s. da, ümmetine kendisinden sonra gelecek Ahmed ismindeki son peygamberi müjdeleyip duruyordu. (Saf</span><span style="color: olive">, 6)</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rasulullah s.a.v. Efendimiz, peygamberler vasıtasıyla önceki ümmetlere tanıtılmış, hepsi onu kendi çocuklarını tanırcasına tanımışlardı. (Bakara, 146). Ayette belirtildiği gibi, savaşta başı sıkışan Ehl-i kitap (yahudi ve hıristiyanlar) onun ismini zikrederek Allah’tan yardım istiyorlardı ve yardım da görüyorlardı. Ancak Rasulullah s.a.v. Efendimiz saadetli vücuduyla âlemi şereflendirip peygamberliğini ilan edince, yahudiler, beklenen peygamber Araplardan çıktı, bizden gelmedi diye haset ve inatla onu inkâr ettiler.6</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">Ashabın aşkı</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bütün Sahabe-i Kiram r.a., Hz. Rasulullah’ı sevmede eşsiz birer örnektiler. Onlar içlerinde gizledikleri ve halleriyle ispat ettikleri bu sevgilerini bazen edep içinde şu cümlelerle açığa vururlardı:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Canım sana kurban olsun, anam babam sana feda olsun ya Rasulallah!”</span> Allah için her şeylerini feda edecekleri o sevgili de onlara sevgideki gayeyi şöyle belirtmişti: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Bir mümin bütün hevâsıyla (duygu ve düşünceleriyle) benim getirdiğime tâbi oluncaya kadar kâmil mümin olmaz.”7 </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Ali r.a.’a, “Allah Rasulü’nü ne kadar seviyordunuz?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir: “Rasulullah s.a.v. bizlere mallarımızdan, çocuklarımızdan, anne ve babamızdan, susuzken ele geçirdiğimiz soğuk sudan daha sevgili idi.”8</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">Abdullah b. Hişam r.a. anlatıyor:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bir gün Allah Rasulü s.a.v. ile beraberdik. O sırada Peygamberimiz, Ömer’in elinden tutuyordu. Ömer, Allah Rasulü’ne: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Ben sizi kendim hariç, her şeyden çok seviyorum, dedi. Rasulullah s.a.v. Efendimiz: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Beni kendinden de fazla sevmedikçe bu iş tamam olmaz, buyurdu. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ömer sustu, gönlünü yokladı, niyetine baktı, aslında Allah Rasulü’nü her şeyden çok sevdiğini anladı ve samimi olarak: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Sizi kendimden de çok seviyorum, diye itiraf etti. Rasul-i Kibriya Efendimiz: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">- İşte şimdi oldu, buyurdu.9</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">On yaşından beri hayatını Allah Rasulü’nün hizmetinde geçirmiş olan Enes b. Malik r.a.: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Sevgili peygamberimi görmediğim gece olmuyor.” der, ardından hüngür hüngür ağlardı.10</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Ömer r.a. bir gece dışarı çıkmıştı. Işığı yanan bir ev gördü. İçerinden yaşlı bir kadının sesi geliyordu. Kadın bir yandan elindeki yünü eğiriyor bir yandan söylüyordu:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Efendim Muhammed’e en hayırlı insanların salâtı olsun. Ona en hayırlı en temiz kullar salât etsin. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ey Muhammed! Sen geceleri ibadetle geçirir, seherlerde hep gözyaşı dökerdin. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Ah bilsem şu ölüm bana ne türlü gelecek. Acaba ahirette onunla birlikte olacak mıyım?”</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bunları işiten Hz. Ömer r.a. oturup ağlamaya başladı.11</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Abdullah b. Zeyd el-Ensarî r.a., Hz. Rasulullah s.a.v. vefat ettiği zaman bahçesinde çalışıyordu. Oğlu gelerek vefat haberini söyleyince ellerini açıp: “Allahım benim gözlerimi al da O’ndan sonra hiç kimseyi görmeyeyim.” diye dua etti. O an gözleri kapanıp görmez oldu. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Abdullah b. Zeyd’in sevgisi öyleydi ki, Rasulullah s.a.v.’in huzurundan ayrılıp evine gittiği zaman evde duramaz, geri gelip mübarek cemalini seyrederdi.12</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Sevban r.a., bir gün mahzun ve boynu bükük bir vaziyette Allah Rasulü’nün huzuruna girdi. Rasul-i Kibriya Efendimiz s.a.v., “Neyin var senin?” diye sordu. Sevban r.a.:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Ey Allah’ın Rasulü! Ben sizi kendimden, çocuklarımdan, ailemden ve malımdan çok seviyorum. Evimde otururken sizi hatırlıyorum, duramıyorum, hasretinizden ölecek gibi oluyorum. Derhal koşup sizi görmeye geliyorum.” dedi ve ağladı. Rasulullah s.a.v. Efendimiz niçin ağladığını sordu. Sevban r.a. şöyle dedi:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Sizin ve benim vefat edeceğimizi düşündüm. Siz ahirette peygamberler ile yüksek makamlarda bulunursunuz. Ben cennete girsem bile aşağı makamlarda bulunurum, sizi göremem. Bunun için ağlıyorum.”</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">Efendimiz s.a.v. sükût etti. Biraz sonra, Cebrail a.s. şu ayeti indirdi:</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">“Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, işte onlar ahirette Allah’ın kendilerine özel ihsanlarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaktır. Onlar ne güzel arkadaştır! Bu Allah’tan bir ihsandır. Her şeyi bilici olarak Allah kâfidir.” (Nisa, 70) </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span>Rasulullah s.a.v. Efendimiz ona, “Müjde sana, sevin.” buyurdu.13</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hurma kütüğü de O’na meftun</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Rasulullah s.a.v. Efendimiz, önceleri Mescid-i Nebevî’de hutbe okurken, mescidin içinde minber yerine bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. Daha sonra bir minber yapıldı. Rasulullah s.a.v. Efendimiz kütüğü bırakıp minbere çıktı. O anda kütük inlemeye başladı. Öyle ki mescitte olan herkes kütüğün iniltisini işitti. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Âlemlere rahmet Efendimiz minberden inip hurma kütüğünün yanına geldi, elini üzerine koydu, onu kucakladı. Hurma kütüğü sakinleşti, sustu. Rasulullah s.a.v. Efendimiz:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Allah’a yemin olsun, eğer gelip onu kucaklamasaydım benden ayrılmaya dayanamaz, kıyamete kadar inlerdi.” buyurdu. Daha sonra emretti, hurma kütüğü oradan çıkarılıp minberin altına gömüldü.14</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hasan Basrî rh.a., bu olayı anlatınca ağlar ve şöyle derdi:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Ey Allah’ın kulları! Bir kütük bile Hz. Peygamber’in Allah katındaki kıymetini bildiği için onun hasret ve şevkinden böyle inledi. Siz O’na kavuşma arzusu ile daha çok yanıp tutuşmalısınız.”15</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Uhud dağının Hz. Peygamber s.a.v.’e olan aşkını da burada hatırlatalım. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bir seferden dönerken Medine ve Uhud’u karşısında görünce şöyle buyurmuştur:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“<span style="color: olive">Burası Medine’dir. Şu da Uhud dağıdır. Uhud bizi sever biz de Uhud’u severiz.”16</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: magenta">Sonrakilerin özlemi</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Tabiûn’dan Halid b. Ma’dan rh.a’in kızı şöyle anlatır: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Babam yatağına yattığı zaman Rasulullah s.a.v. Efendimiz’e olan şevkiyle onu hatırlar, Muhacir ve Ensar’ı zikreder ve şöyle derdi:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">‘Onlar benim aslım ve her şeyim. Kalbim onları özlüyor. Onlara kavuşma şevkim çoğaldı. Ya Rabbi canımı tezden al da beni sana ve onlara kavuştur.’ Uykusu gelene kadar böyle inlerdi.”17</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a., Ravza-i Mutahhara’yı ziyaret ederken yaptığı münacatta Efendimiz’e olan muhabbetini şöyle dile getirmiştir: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Duyduğum zaman ancak senden hoş sözleri duyuyorum, baktığım zaman da ancak seni görüyorum.”</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">İmam Malik rh.a’in yanında Rasulullah s.a.v. Efendimiz anılınca ağlar ve inlerdi. Onun bu hali meclisinde bulunanlara ağır gelirdi. Bir gün durumu kendisine açtılar. Şöyle dedi:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Eğer siz benim gördüklerimi görseydiniz bendeki bu hali yadırgamazdınız. Ben Muhammed b. Münkedir’i gördüm. Ona ne zaman bir hadis sorulsa Allah Rasulü’nün aşkıyla ağlamaya başlardı. Öyle ağlardı ki biz kendisine acırdık.”18</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hz. Ebu Bekir r.a.’ın torunlarından Abdurrahman b. Kasım rh.a., her ne zaman Rasulullah s.a.v. Efendimiz’i zikretse, kanı çekilmiş gibi olur, rengi değişirdi. Dili kurur, konuşmakta zorlanırdı.19</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">İmam Rabbanî k.s.’nin oğlu Muhammed Masum k.s. der ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Hac ibadetimi tamamlamıştım; bana bir melek geldi, elinde bir yazı vardı, yazıda şöyle deniliyordu: ‘Bu hac ibadeti Âlemlerin Rabbi tarafından kabul edildi.’</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Daha sonra Medine-i Münevvere’ye geldim. Fahr-i Kâinat s.a.v. Efendimiz’in nurlu kabrinin yanında durdum. Âlemlerin Efendisi pak hücresinden çıkıp bana yöneldi. Ellerine sarılıp öptüm. Orada zat-ı âlisiyle özel bir buluşmamız oldu. O anda, yeryüzünden Arş-ı Alâ’ya kadar her şeyin iç yüzü bana göründü. Anladım ki bütün varlıklar Muhammed Mustafa s.a.v. Efendimiz’den istifade etmektedir. O, mahbubiyet makamı için gerekli olan bütün kemali kendinde toplamıştır ve bütün sevenlere tek tek feyz vermektedir.”20</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Seyyid Ahmed Rufaî k.s., hacdan sonra âlemlere rahmet Rasulullah Efendimiz’i ziyaret için geldi. Saaddetli kabrine yöneldi, önünde durdu, başını eğerek:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Es-Selamu aleyke ey ceddim, efendim.” dedi. Rasul-i Kibriya s.a.v. selama karşılık verip:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">“Ve aleyke’s-selam evladım.” buyurdu. Bunu o anda mescidde bulunan herkes işitti. Sonra Rasulullah s.a.v., Seyyid Ahmed Rufaî’ye gözüktü. Seyyid Ahmed Rufaî, uzunca bir müddet ağlayıp inledi. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’i övdü, sonra şu beyitlerle hasretini dile getirdi:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Uzaktayken sana ruhumu gönderir dururdum, </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Benim yerime senin ayağının toprağını öpsün diye.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">O hayalimi süsleyen devlet şimdi önümde hazırdır,</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive">Ey sevgili, uzat elini de dudaklarım öpüp nasibini alsın.</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="color: olive"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">O anda Rasul-i Kibriya s.a.v., kabr-i şerifinden nurlu elini uzattı. Seyyid Ahmed Rufaî k.s. tam bir edep, hasret ve hürmet içinde o saadetli eli öptü. Orada bulunan arif ve âlimlerden pek çok kimse de bu keramete şahit oldular.21</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bu ümmetin içinde Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in her cinsten ve her yaştan aşıkları vardır. Aslında her gönül ondan ilâhi aşkı öğrenmek için yaratılmıştır. O, insanlığa Allah için sevmeyi ve sevilmeyi öğretmiştir. Ondan sevgi dersi almayanların sevgisi yalandır. Ölmeden önce tevbe edip bizim için yaratılmış o rahmetten payımızı almaya çalışalım. Bu sevginin ve edebin sonu onunla ebedi âlemde ebediyen komşu olmaktır. Bunun için ne yapılsa değer.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>1Hâkim, Müstedrek, 2/615; Beyhaki, Delâilü’n-Nübüvve, 5/488, 499; Taberânî, es-Sağîr, 2/82-83.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>2 Mekkî, Kûtu’l-Kulûb (Kalplerin Azığı), 3/131.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>3 Ahmed, Müsned, 4/128; Hâkim, Müstedrek, 2/600; Kastalânî, el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 1/67; ed-Dürrü’l-Mensur, 1/334; Hasâisü’l-Kübrâ, 1/16; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 1/80; Heysemî, ez-Zevâid, 2/220.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>4 Süyûtî, el-Hasâisü’l-Kübrâ, 1/21, 22; ed-Dürrü’l-Mensûr, 3/553; Ebû Nuaym, Hilye, 3/375-376; Heysemî, Takribü’l-Buğye, 3/7.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>5 el-Hasâisü’l-Kübrâ, 1/14; Heysemî, ez-Zevâid, 5/152.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>6 Taberî, Câmiü’l-Beyân, 1/577-581; ed-Dürrü’l-Mensûr, 1/215-217; Mazharî, Tefsirü’l-Mazharî, 1/107.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>7 Beğavî, Şerhü’s-Sünne, 1/213; el-Envâr, 2/771; İbn Receb, Câmiu’l-İlim, 2/269.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>8 el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 2/471.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>9 Buharî, Eyman, 3; Ahmed, Müsned, 5/293.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>10 İbn Sa’d, Tabakât, 4/168; 7/ 20.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>11 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 497-498.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>12 el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 2/472; el-Ezdî, Tefsiru Makâtil bin Süleyman, 1/240.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>13 Said b. Mansur, Sünen, nr. 661; ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/588-589; Taberânî, el-Kebir, nr. 12559; Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, 7/7.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>14 Buharî, Menâkıb, 25; Tirmizî, Menakıb, 6; İbnu Mace, İkâme, 199; Ahmed, Müsned, 3/300; 5/137; Ebû Ya’lâ, Müsned, nr. 2756, Dârimî, Mukadimme, 6.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>15 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 370-371.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>16 Buharî, İtisam, 16; Cihad, 71; Müslim, Hac, 472; İbnu Mace, Menâsik, 104.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>17 Ebu Nuaym, Hilye, 5/210; Kâdî İyaz, Şifâ, s. 496.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>18 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 521.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>19 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 522.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>20 Hânî, el-Hadâikü’l-Verdiyye, s. 572-573.</em></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><em>21 Samarrâî, Seyyid Ahmed Rüfâî, s. 61. Biraz kısa bir rivayet için bk. Nebhânî, Câmiu Kerâmâti’l-Evliyâ, 1/441; Münâvî, el-Kevâkibü’d-Dürriye, 2/220.</em> </span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Turab3, post: 201319, member: 1005848"] [B][COLOR=magenta]Âlemler O'na Hayran[/COLOR][/B] [SIZE=2]Dilaver SELVİ • [/SIZE] [B][FONT=Century Gothic][COLOR=olive]Yaratılmışlar içinde Allah’ın habibi Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz gibi sevilen, özlenen, hürmet gören, hasretiyle gönülleri yakan başka kim olabilir? O sevgiden, sevgi de O’ndan hâsıl olmuştur.[/COLOR] Cenab-ı Hakk’ın varlık âlemindeki ilk tecellisine habibi Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz mazhar olmuştur. Yüce Allah ilk olarak habibinin nurunu ve ruhunu yaratmıştır. Bunu bir önceki yazımızda dile getirmiştik. Bu yazımızda O’nun başka bir özelliğine, emsalsizliğine dikkat çekmek istiyoruz. Cenab-ı Hak kainatta O’nun bir dengini ve benzerini yaratmamıştır. [COLOR=olive][COLOR=black]Âlemlerin Rabbi onun hakkında [COLOR=olive]şöyle[/COLOR] buyurmuştur:[/COLOR] “Rasulüm, biz seni, bütün âlemlere sadece rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107) [/COLOR] O, yaratıldığı günden itibaren âlemlere rahmet olmaya başlamış ve bu sıfat ondan hiçbir zaman alınmamıştır. O’nun rahmet oluşu dünyada olduğu gibi ahirette de devam edecektir. [COLOR=magenta]O’nun hürmetine[/COLOR] Efendimiz’in Allah katındaki derecesine ilk olarak Hz. Adem a.s. şahit olmuştur. Hz. Adem, yaratılıp cennete yerleşince Arş’ta ve cennetin her kapısında “Lâ ilâhe illallah, Muhammedü’r-Rasulullah” ibaresinin yazılı olduğunu gördü. İsmi Rabbi ile birlikte zikredilen o habibe hayran oldu, bu hale de hayret etti. Dünyaya gönderilince de, “Ya Rab, beni Muhammed’in hürmetine affet” diyerek onun ismini vesile edip affını istedi ve affedildi.1 [COLOR=magenta]Yüce Allah, habibini Hz. Davud a.s.’a da şöyle tanıtmıştır[/COLOR]: [COLOR=olive]“Muhammed’i kendim için yarattım. Adem’i Muhammed için yarattım. Diğer bütün varlıkları da Adem’in oğulları için yarattım. Onlardan kim kendisi için yarattığım şeyle (gönülden) meşgul olursa, onu kendimden mahrum bırakırım. Kim de benimle meşgul olursa, kendisi için yarattığım varlıkları onun hizmetine veririm.”2 [/COLOR] Hz. İbrahim a.s., neslinden gelecek olan Hz. Rasulullah s.a.v. için hep şu duayı yapıyordu: “[COLOR=olive]Rabbim, zürriyetimden onlara senin ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, kendilerini temizleyecek bir peygamber gönder.” (Bakara, 129) [/COLOR] Hz. İbrahim’in zürriyetinden gelmesini istediği peygamber, Efendimiz s.a.v. idi. Bunun için O’na “[COLOR=olive]Bize kendinizden ve peygamberliğinizin başlangıcından bahseder misiniz?”[/COLOR] diye sorulunca şu cevabı vermiştir: “Adem daha yaratılış çamuru içinde yoğrulurken, ben Ümmü’l-Kitap’ta ‘peygamberlerin sonuncusu’ olarak yazılmıştım (ve Melekût Âlemi’nde ilan edilip tanıtılmıştım). Ben babam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem Âmine’nin rüyasıyım. Annem bana hamile iken kendisinden bir nur çıkıp Şam’ın köşklerini aydınlatmıştı.”3 [COLOR=olive]Yüce Allah, önceki bütün peygamberlere habibi Hz. Peygamber Efendimiz’i tanıttığı gibi ümmetini de tanıtmıştır. (Fetih, 29) [/COLOR] Hz. Musa a.s. Tevrat’ta Hz. Rasulullah s.a.v.’in ve ümmetinin sıfatlarını görünce hayran olmuş ve “Ya Rabbi, beni de habibin Ahmed’e ümmet eyle..” diye dua etmiştir.4 Hz. Süleyman a.s.’ın yüzüğünde, kendisine vahiyle bildirilen şu cümle yazılı idi: [COLOR=olive]“Enallâhu lâ ilâhe illâ ene. Muhammedün abdî ve rasûlî: Ben, kendisinden başka ilah olmayan Allah’ım. Muhammed benim kulum ve rasulümdür.”5 Hz. İsa a.s. da, ümmetine kendisinden sonra gelecek Ahmed ismindeki son peygamberi müjdeleyip duruyordu. (Saf[/COLOR][COLOR=olive], 6)[/COLOR] Rasulullah s.a.v. Efendimiz, peygamberler vasıtasıyla önceki ümmetlere tanıtılmış, hepsi onu kendi çocuklarını tanırcasına tanımışlardı. (Bakara, 146). Ayette belirtildiği gibi, savaşta başı sıkışan Ehl-i kitap (yahudi ve hıristiyanlar) onun ismini zikrederek Allah’tan yardım istiyorlardı ve yardım da görüyorlardı. Ancak Rasulullah s.a.v. Efendimiz saadetli vücuduyla âlemi şereflendirip peygamberliğini ilan edince, yahudiler, beklenen peygamber Araplardan çıktı, bizden gelmedi diye haset ve inatla onu inkâr ettiler.6 [COLOR=magenta]Ashabın aşkı[/COLOR] Bütün Sahabe-i Kiram r.a., Hz. Rasulullah’ı sevmede eşsiz birer örnektiler. Onlar içlerinde gizledikleri ve halleriyle ispat ettikleri bu sevgilerini bazen edep içinde şu cümlelerle açığa vururlardı: [COLOR=olive]“Canım sana kurban olsun, anam babam sana feda olsun ya Rasulallah!”[/COLOR] Allah için her şeylerini feda edecekleri o sevgili de onlara sevgideki gayeyi şöyle belirtmişti: [COLOR=olive]“Bir mümin bütün hevâsıyla (duygu ve düşünceleriyle) benim getirdiğime tâbi oluncaya kadar kâmil mümin olmaz.”7 [/COLOR] Hz. Ali r.a.’a, “Allah Rasulü’nü ne kadar seviyordunuz?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir: “Rasulullah s.a.v. bizlere mallarımızdan, çocuklarımızdan, anne ve babamızdan, susuzken ele geçirdiğimiz soğuk sudan daha sevgili idi.”8 [COLOR=magenta]Abdullah b. Hişam r.a. anlatıyor:[/COLOR] Bir gün Allah Rasulü s.a.v. ile beraberdik. O sırada Peygamberimiz, Ömer’in elinden tutuyordu. Ömer, Allah Rasulü’ne: - Ben sizi kendim hariç, her şeyden çok seviyorum, dedi. Rasulullah s.a.v. Efendimiz: - Beni kendinden de fazla sevmedikçe bu iş tamam olmaz, buyurdu. Ömer sustu, gönlünü yokladı, niyetine baktı, aslında Allah Rasulü’nü her şeyden çok sevdiğini anladı ve samimi olarak: - Sizi kendimden de çok seviyorum, diye itiraf etti. Rasul-i Kibriya Efendimiz: - İşte şimdi oldu, buyurdu.9 On yaşından beri hayatını Allah Rasulü’nün hizmetinde geçirmiş olan Enes b. Malik r.a.: “Sevgili peygamberimi görmediğim gece olmuyor.” der, ardından hüngür hüngür ağlardı.10 Hz. Ömer r.a. bir gece dışarı çıkmıştı. Işığı yanan bir ev gördü. İçerinden yaşlı bir kadının sesi geliyordu. Kadın bir yandan elindeki yünü eğiriyor bir yandan söylüyordu: “Efendim Muhammed’e en hayırlı insanların salâtı olsun. Ona en hayırlı en temiz kullar salât etsin. Ey Muhammed! Sen geceleri ibadetle geçirir, seherlerde hep gözyaşı dökerdin. Ah bilsem şu ölüm bana ne türlü gelecek. Acaba ahirette onunla birlikte olacak mıyım?” Bunları işiten Hz. Ömer r.a. oturup ağlamaya başladı.11 Abdullah b. Zeyd el-Ensarî r.a., Hz. Rasulullah s.a.v. vefat ettiği zaman bahçesinde çalışıyordu. Oğlu gelerek vefat haberini söyleyince ellerini açıp: “Allahım benim gözlerimi al da O’ndan sonra hiç kimseyi görmeyeyim.” diye dua etti. O an gözleri kapanıp görmez oldu. Abdullah b. Zeyd’in sevgisi öyleydi ki, Rasulullah s.a.v.’in huzurundan ayrılıp evine gittiği zaman evde duramaz, geri gelip mübarek cemalini seyrederdi.12 Sevban r.a., bir gün mahzun ve boynu bükük bir vaziyette Allah Rasulü’nün huzuruna girdi. Rasul-i Kibriya Efendimiz s.a.v., “Neyin var senin?” diye sordu. Sevban r.a.: “Ey Allah’ın Rasulü! Ben sizi kendimden, çocuklarımdan, ailemden ve malımdan çok seviyorum. Evimde otururken sizi hatırlıyorum, duramıyorum, hasretinizden ölecek gibi oluyorum. Derhal koşup sizi görmeye geliyorum.” dedi ve ağladı. Rasulullah s.a.v. Efendimiz niçin ağladığını sordu. Sevban r.a. şöyle dedi: “Sizin ve benim vefat edeceğimizi düşündüm. Siz ahirette peygamberler ile yüksek makamlarda bulunursunuz. Ben cennete girsem bile aşağı makamlarda bulunurum, sizi göremem. Bunun için ağlıyorum.” [COLOR=magenta]Efendimiz s.a.v. sükût etti. Biraz sonra, Cebrail a.s. şu ayeti indirdi:[/COLOR] [COLOR=olive]“Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, işte onlar ahirette Allah’ın kendilerine özel ihsanlarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaktır. Onlar ne güzel arkadaştır! Bu Allah’tan bir ihsandır. Her şeyi bilici olarak Allah kâfidir.” (Nisa, 70) [/COLOR]Rasulullah s.a.v. Efendimiz ona, “Müjde sana, sevin.” buyurdu.13 Hurma kütüğü de O’na meftun Rasulullah s.a.v. Efendimiz, önceleri Mescid-i Nebevî’de hutbe okurken, mescidin içinde minber yerine bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. Daha sonra bir minber yapıldı. Rasulullah s.a.v. Efendimiz kütüğü bırakıp minbere çıktı. O anda kütük inlemeye başladı. Öyle ki mescitte olan herkes kütüğün iniltisini işitti. Âlemlere rahmet Efendimiz minberden inip hurma kütüğünün yanına geldi, elini üzerine koydu, onu kucakladı. Hurma kütüğü sakinleşti, sustu. Rasulullah s.a.v. Efendimiz: “Allah’a yemin olsun, eğer gelip onu kucaklamasaydım benden ayrılmaya dayanamaz, kıyamete kadar inlerdi.” buyurdu. Daha sonra emretti, hurma kütüğü oradan çıkarılıp minberin altına gömüldü.14 Hasan Basrî rh.a., bu olayı anlatınca ağlar ve şöyle derdi: “Ey Allah’ın kulları! Bir kütük bile Hz. Peygamber’in Allah katındaki kıymetini bildiği için onun hasret ve şevkinden böyle inledi. Siz O’na kavuşma arzusu ile daha çok yanıp tutuşmalısınız.”15 Uhud dağının Hz. Peygamber s.a.v.’e olan aşkını da burada hatırlatalım. Rasulullah s.a.v. Efendimiz bir seferden dönerken Medine ve Uhud’u karşısında görünce şöyle buyurmuştur: “[COLOR=olive]Burası Medine’dir. Şu da Uhud dağıdır. Uhud bizi sever biz de Uhud’u severiz.”16 [/COLOR] [COLOR=magenta]Sonrakilerin özlemi[/COLOR] Tabiûn’dan Halid b. Ma’dan rh.a’in kızı şöyle anlatır: “Babam yatağına yattığı zaman Rasulullah s.a.v. Efendimiz’e olan şevkiyle onu hatırlar, Muhacir ve Ensar’ı zikreder ve şöyle derdi: ‘Onlar benim aslım ve her şeyim. Kalbim onları özlüyor. Onlara kavuşma şevkim çoğaldı. Ya Rabbi canımı tezden al da beni sana ve onlara kavuştur.’ Uykusu gelene kadar böyle inlerdi.”17 İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a., Ravza-i Mutahhara’yı ziyaret ederken yaptığı münacatta Efendimiz’e olan muhabbetini şöyle dile getirmiştir: “Duyduğum zaman ancak senden hoş sözleri duyuyorum, baktığım zaman da ancak seni görüyorum.” İmam Malik rh.a’in yanında Rasulullah s.a.v. Efendimiz anılınca ağlar ve inlerdi. Onun bu hali meclisinde bulunanlara ağır gelirdi. Bir gün durumu kendisine açtılar. Şöyle dedi: “Eğer siz benim gördüklerimi görseydiniz bendeki bu hali yadırgamazdınız. Ben Muhammed b. Münkedir’i gördüm. Ona ne zaman bir hadis sorulsa Allah Rasulü’nün aşkıyla ağlamaya başlardı. Öyle ağlardı ki biz kendisine acırdık.”18 Hz. Ebu Bekir r.a.’ın torunlarından Abdurrahman b. Kasım rh.a., her ne zaman Rasulullah s.a.v. Efendimiz’i zikretse, kanı çekilmiş gibi olur, rengi değişirdi. Dili kurur, konuşmakta zorlanırdı.19 İmam Rabbanî k.s.’nin oğlu Muhammed Masum k.s. der ki: “Hac ibadetimi tamamlamıştım; bana bir melek geldi, elinde bir yazı vardı, yazıda şöyle deniliyordu: ‘Bu hac ibadeti Âlemlerin Rabbi tarafından kabul edildi.’ Daha sonra Medine-i Münevvere’ye geldim. Fahr-i Kâinat s.a.v. Efendimiz’in nurlu kabrinin yanında durdum. Âlemlerin Efendisi pak hücresinden çıkıp bana yöneldi. Ellerine sarılıp öptüm. Orada zat-ı âlisiyle özel bir buluşmamız oldu. O anda, yeryüzünden Arş-ı Alâ’ya kadar her şeyin iç yüzü bana göründü. Anladım ki bütün varlıklar Muhammed Mustafa s.a.v. Efendimiz’den istifade etmektedir. O, mahbubiyet makamı için gerekli olan bütün kemali kendinde toplamıştır ve bütün sevenlere tek tek feyz vermektedir.”20 Seyyid Ahmed Rufaî k.s., hacdan sonra âlemlere rahmet Rasulullah Efendimiz’i ziyaret için geldi. Saaddetli kabrine yöneldi, önünde durdu, başını eğerek: “Es-Selamu aleyke ey ceddim, efendim.” dedi. Rasul-i Kibriya s.a.v. selama karşılık verip: “Ve aleyke’s-selam evladım.” buyurdu. Bunu o anda mescidde bulunan herkes işitti. Sonra Rasulullah s.a.v., Seyyid Ahmed Rufaî’ye gözüktü. Seyyid Ahmed Rufaî, uzunca bir müddet ağlayıp inledi. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’i övdü, sonra şu beyitlerle hasretini dile getirdi: Uzaktayken sana ruhumu gönderir dururdum, Benim yerime senin ayağının toprağını öpsün diye. O hayalimi süsleyen devlet şimdi önümde hazırdır, [COLOR=olive]Ey sevgili, uzat elini de dudaklarım öpüp nasibini alsın. [/COLOR] O anda Rasul-i Kibriya s.a.v., kabr-i şerifinden nurlu elini uzattı. Seyyid Ahmed Rufaî k.s. tam bir edep, hasret ve hürmet içinde o saadetli eli öptü. Orada bulunan arif ve âlimlerden pek çok kimse de bu keramete şahit oldular.21 Bu ümmetin içinde Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in her cinsten ve her yaştan aşıkları vardır. Aslında her gönül ondan ilâhi aşkı öğrenmek için yaratılmıştır. O, insanlığa Allah için sevmeyi ve sevilmeyi öğretmiştir. Ondan sevgi dersi almayanların sevgisi yalandır. Ölmeden önce tevbe edip bizim için yaratılmış o rahmetten payımızı almaya çalışalım. Bu sevginin ve edebin sonu onunla ebedi âlemde ebediyen komşu olmaktır. Bunun için ne yapılsa değer. [I]1Hâkim, Müstedrek, 2/615; Beyhaki, Delâilü’n-Nübüvve, 5/488, 499; Taberânî, es-Sağîr, 2/82-83.[/I] [I]2 Mekkî, Kûtu’l-Kulûb (Kalplerin Azığı), 3/131.[/I] [I]3 Ahmed, Müsned, 4/128; Hâkim, Müstedrek, 2/600; Kastalânî, el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 1/67; ed-Dürrü’l-Mensur, 1/334; Hasâisü’l-Kübrâ, 1/16; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 1/80; Heysemî, ez-Zevâid, 2/220.[/I] [I]4 Süyûtî, el-Hasâisü’l-Kübrâ, 1/21, 22; ed-Dürrü’l-Mensûr, 3/553; Ebû Nuaym, Hilye, 3/375-376; Heysemî, Takribü’l-Buğye, 3/7.[/I] [I]5 el-Hasâisü’l-Kübrâ, 1/14; Heysemî, ez-Zevâid, 5/152.[/I] [I]6 Taberî, Câmiü’l-Beyân, 1/577-581; ed-Dürrü’l-Mensûr, 1/215-217; Mazharî, Tefsirü’l-Mazharî, 1/107.[/I] [I]7 Beğavî, Şerhü’s-Sünne, 1/213; el-Envâr, 2/771; İbn Receb, Câmiu’l-İlim, 2/269.[/I] [I]8 el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 2/471.[/I] [I]9 Buharî, Eyman, 3; Ahmed, Müsned, 5/293.[/I] [I]10 İbn Sa’d, Tabakât, 4/168; 7/ 20.[/I] [I]11 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 497-498.[/I] [I]12 el-Mevâhibü’l-Ledünniye, 2/472; el-Ezdî, Tefsiru Makâtil bin Süleyman, 1/240.[/I] [I]13 Said b. Mansur, Sünen, nr. 661; ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/588-589; Taberânî, el-Kebir, nr. 12559; Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, 7/7.[/I] [I]14 Buharî, Menâkıb, 25; Tirmizî, Menakıb, 6; İbnu Mace, İkâme, 199; Ahmed, Müsned, 3/300; 5/137; Ebû Ya’lâ, Müsned, nr. 2756, Dârimî, Mukadimme, 6.[/I] [I]15 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 370-371.[/I] [I]16 Buharî, İtisam, 16; Cihad, 71; Müslim, Hac, 472; İbnu Mace, Menâsik, 104.[/I] [I]17 Ebu Nuaym, Hilye, 5/210; Kâdî İyaz, Şifâ, s. 496.[/I] [I]18 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 521.[/I] [I]19 Kâdî İyaz, Şifâ, s. 522.[/I] [I]20 Hânî, el-Hadâikü’l-Verdiyye, s. 572-573.[/I] [I]21 Samarrâî, Seyyid Ahmed Rüfâî, s. 61. Biraz kısa bir rivayet için bk. Nebhânî, Câmiu Kerâmâti’l-Evliyâ, 1/441; Münâvî, el-Kevâkibü’d-Dürriye, 2/220.[/I] [/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Âlemler O'na Hayran...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst