Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Ali çakmak ağabey'den hizmet hatiralari-4
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 164966" data-attributes="member: 656"><p><strong><em><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray"><img src="http://www.cevaplar.org/images/yresim/tbn/4400.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></em></strong></p><p> </p><p><strong><em><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray"><img src="http://www.cevaplar.org/images/yresim/tbn/4401.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: purple"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Üstad’ı Son Ziyaret</span></em></strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Son ziyaretimde; 1959 senesi, Üstad Hazretlerinin arabası tamir edilecekti. Bir gün Emirdağ’dan telgraf aldım. Arabaya binmiş Bursa’ya gidecek, araba Bursa’da tamir edilecekti. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">O zaman Hüsnü şofördü, fakat o bizim evin adresini bilmediğinden dolayı Bursa girişinde dört saat bekledim Üstad Hazretlerini. O heyecan da bana yetti. Her araba gördüğümde heyecanlanıyordum. Akşam yaklaştı, yağmur yağıyordu. Akşam yaklaştığı için biliyorum ki Üstad neredeyse akşamı orada geçirir. Bunu bildiğim için bıraktım, eve gittim, akşam ezanından sonra zil çaldı, baktım Ceylan, Fırıncı Ağabey, Birinci Ağabey ve Hüsnü; “Taksi burada Üstad geldi” dediler. “Üstad bu saatte gelmez” dedim. Beni heyecanlandıracaklar güya, öyle bir latifeleri oldu. Hemen içeri girdiler, meğerki Eskişehir’e kadar gelmiş; “Siz arabayı götürün” demiş. Kendisi Eskişehir’de dershanede kalmış. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Ertesi günü arabayı tamirciye verdik. Fırıncı Ağabey’e; “Koltuklardan birisini şimdiden kiralıyorum” dedim. Araba on gün içinde tamir oldu, akşamdan sonra Eskişehir’e vardık. Üstad Hazretleri yukarıda, biz aşağıda geceyi geçirdik. Sabahleyin ezan okunurken ev sahibi geldi; “Camiye mi gidelim? Yoksa burada mı kılalım?” diye sordu. Burada kılalım diyemiyorum, çünkü kalabalık. Sonra karar verildi, camiye gittik. Ben de korkuyorum, Üstad Hazretleri bu kadar kalmaz, hemen gider, ziyaret edemeyeceğim, göremeyeceğim korkusu vardı. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Namazı kıldıktan sonra Hüsnü geldi; “Üstad sizi istiyor” dedi. Hemen gittik, elini öptüm ve niyetim şuydu; her gittiğimde Kütahya-Tavşanlılıyım diyordum. Fakat o günlerde Üstad Hazretlerinin Bursa’ya karşı öyle bir teveccühü vardı ki, “Bursa’yı Emirdağ gibi, Barla gibi, Isparta gibi kabul ediyorum” diyordu. Benim de dedemin babası Tavşanlı’ya Bursa’dan gitmiş. Buna istinaden Bursa’lıyım diyecektim, kararım buydu. Duasına doğrudan müteveccih olmak niyetiyle; girdim elini öptüm, oturdum. Dışarıda da eşyalarını hazırlıyorlardı. Sadece adımı sordu. Hemen ardından; “Ben gidiyorum kardeşim, ziyaretinizi kabul ettim” dedi. Kalktım üç defa elini öptüm ve geri geri çıkarken içimden niye nereli olduğumu sormadı diye düşünüyorum. Tam çıkarken; “Hüsnü, aslen nereliymiş? sor” dedi. O da söyledi ve çıktık, o son görüşmemizdi. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Üstadın eşyaları arabaya taşınıyordu, bütün eşyası iki bohça, bir sepet, bir leğen, bir ibrik… Bütün dünyası bu! Nereye giderse gitsin bu kadardı. Eşyalarını arabaya koydular, sonra ben çıkarken, Üstad Hazretleri de evden çıkıyordu. Bir tarafında Abdülvahid, bir tarafında Zübeyr Ağabey vardı. İlk defa Üstad’ı ayakta gördüm. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Yanımda misafirlerden Muzaffer Erdem diye bir kardeşimiz vardı, havacı başçavuş resmi elbisesi vardı üzerinde. Büyük cesaret, resmi elbise ile Bediüzzaman’ı ziyaret ediyor. Üstad merdivenlerden inerken Muzaffer Ağabey elini öptü ve Üstad ona dedi ki; “Kardaşım, ben elli seneden beri ordu ile alakadarım” dedi. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Eşyaları yerleştirildi, kondu. Üstad arkaya, Zübeyr Ağabey de ön tarafa şoför mahalline oturdu. Karşı tarafta da, Üstad Hazretlerinin burada olduğunu bilen cami cemaatinden 40-50 kişi sokağın başına toplandılar. Fakat sokağın başından cesaret edip de Üstad’ın elini öpmeye gelemiyorlardı. Tam hareket edeceği sırada o kalabalığın içinden çarşaflı bir kadın Üstad’ın olduğu pencereye geldi, cama vurdu, Üstad Hazretleri baktı, kadın; “dua et, dua et” dedi. Üstad Hazretleri Zübeyr Ağabeye “Kadının ismini sor” dedi. İsmini söyledi, sonra araba hareket etti. O son görüşümüz oldu. Oradaki herkes; “Kadın kurtardı, onun duasını aldı” dediler. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: purple"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Üstad’ın Vefat Haberi</span></em></strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">23 Mart 1960’da bir telgraf aldım, Üstad Hazretlerinin vefat ettiğini haber veriyordu. Urfa’da Ramazan’ın 25’i, Mart’ın 23’ü bir Çarşamba günüydü. İnanamadık tabi, hemen başka yerlere telefon açtık, telgraf çektik, kimse inanmıyor. Cuma günü kabre konulacağını haber verdiler. O zamanda çok az sayıda idik, gerçi derslerimiz çok kalabalıktı fakat insanlar dersleri sadece dinliyorlar, hizmete sahip çıkan yoktu. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Sami Pala kardeşimiz ve birkaç kişiyle daha birlikte hemen gitmeye karar verdik. Bir taksi tuttuk, kilometresi 175 kuruştan, Urfa’ya gitmek için gece yola çıktık. Sadece abdest-namaz için arabadan iniyoruz, onun haricinde durmak yok. İkindide Urfa’ya vardık. Antep civarında bir benzinlikten geçerken, Emirdağlılar ile karşılaştık. Onlar da bir otobüsle Urfa’ya gidiyorlardı. </span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Yolda giderken hepimiz perişan durumdayız. Otobüs yolcuları içinde Hamza Emek Ağabey vardı, Üstad’ın hizmetinde bulunmuş, Lahikalarda adı geçen, Emirdağlı, mübarek bir kardeşimiz. “Beni de taksiye alın” dedi. Çünkü onlar otobüsle geliyorlardı, otobüste arıza olunca bizimle gelmek istedi, takside de beş kişiyiz, ancak böyle bir ağabeyin reddedilmesi mümkün değildi. Arabada sıkıştık onu da aldık. Urfa’ya gittik. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: purple"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Üstadın Defni</span></em></strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Yer gök insan, on binlerce insan toplanmış. Cuma gecesi Ramazan’ın 27’sinde kabre kondu. Dergahın kapısını kapatmışlar, kimseyi almıyorlar, içeride cenazenin başında birkaç yüz kişi var. Biz de gittik, içeride Tahsin Tola Ağabey var, Tahsin Ağabeyi de ben tanımıyordum, Hamza Emek tanıyor. Hemen çağırdı; “Biz Bursa’da geldik, bizi içeriye al” dedi. Emniyet müdürünü aldı geldi, rica ettik içeriye girmek için ama, emniyet müdürü; “Kardeşim hanginizi alayım bu kadar kalabalık burası” dedi. Boynumuzu büktük. Gittiler ama, emniyet müdürü sonradan tekrar yanımıza geldi; “Bursa’dan gelenler, gelin içeri” dedi. O yoldaki sıkıntıyı çekmemizin mükafatı böyle oldu. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Gittim, ancak mezarın yanına yaklaşmama imkân yok, çok kalabalık. Yeni tanıştığım bir başçavuş hemen orada beni gördü, çok uzun boyluydu, elini uzattı ve beni mezarın başına çekti. O sırada Üstad mezara konmuştu, biz de toprak attık. Cenab-ı Hakk nasip etti. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Sonra birisi “Bediüzzaman’ın Kur’an muhafızı olduğunun bir alameti” dedi. Çünkü herkesin elinde bir Cevşen ve Kur’an. Binlerce insan okuyor. Biz de okuyoruz. Sonra belediye hoparlöründen anons yapıldı; “Dışarıdan gelen yabancılara iftar verilecek, Ulu Camii avlusuna gelsinler” diye anons yapıldı. Bu bile öyle büyük bir hadise ki, belediye ağzından nur talebeleri davet ediliyor!... O günlerde ne haldeydik. Bu bile bize büyük bir bayram havası yaşatıyordu. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: purple"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Mehmed Kayalar ağabeyin konuşması ve müşahedesi</span></em></strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bir ara Sungur Ağabey ayağa kalktı, konuşma yaptı ve dua etti. “Gidelim kardeşlerim, iftar yaklaşıyor” dedi ama kimse kalkmıyor, bir müddet daha devam etti. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Ben cenazenin ayak ucundaydım, baş tarafında uzun boylu şecaatli birisi ayağa kalktı, tanımıyordum. O kişi konuşmaya başladı. Çok mükemmel bir konuşma yaptı, dua etti, “Gidelim kardeşlerim” dedi ama yine kalkan yok. Asr-ı Saadet’in aynısı, Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam’ın vefat ettiği andaki Hz. Ebubekir radıyallahu anh Efendimizin o ifadelerini aynen kullanarak; “Kardeşlerim eğer Bediüzzaman’a tabi iseniz bilin ki o öldü. Eğer ki Risale-i Nur’a tabi iseniz bilin ki o yaşıyor” dedi. Herkeste bir canlanma oldu. Herkes ağlıyor, fakat gözlerinin içi de gülüyor. Bunu ben bizzat müşahede ettim. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Kalktık yürüyoruz, ön tarafta Sungur Ağabeyler, hemen arkasında ben vardım, giderken dergahtan çıkmak üzereyken o zat –ki Mehmet Kayalar Ağabey imiş- Üstad Hazretleri ona “Şark Fatihi” derdi ve Şarktan gelmek isteyenlere “Gelmeyin, bana bedel Muhammed’i ziyaret edin” derdi. Yürürken arkasına döndü; “Kardeşlerim ne acayiptir ki ölü diriye telkin veriyor” dedi. Kim ölü, kim diri… “Üstad’ımız o meleğin sualine karşılık öyle bir cevap verdi ki ehl-i semavat dinledi” diyor. Herkeste bir rahatlama oldu. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Neticede Ulu Camiye kadar gittik, bulgur pilavı ile ayran ikram edildi. Bir kaşık pilav bir ayran aldım, sonra gece yarısı kendimi otelde buldum. Hastalanmışım, Üstad Hazretlerinin vefat ettiği otele beni götürüp yatırmışlar…</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Cenab-ı Hakk Bursa adına bize cenazesine gitmeyi nasip etti. Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükürler olsun. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Salih Okur</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Kaynak : <a href="http://www.cevaplar.org" target="_blank">Cevaplar.Org</a></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: darkslategray"></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 164966, member: 656"] [B][I][SIZE=2][COLOR=darkslategray][IMG]http://www.cevaplar.org/images/yresim/tbn/4400.jpg[/IMG][/COLOR][/SIZE][/I][/B] [B][I][SIZE=2][COLOR=darkslategray][IMG]http://www.cevaplar.org/images/yresim/tbn/4401.jpg[/IMG][/COLOR][/SIZE][/I][/B] [COLOR=purple][FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Üstad’ı Son Ziyaret[/COLOR][/I][/B][/FONT][/COLOR] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Son ziyaretimde; 1959 senesi, Üstad Hazretlerinin arabası tamir edilecekti. Bir gün Emirdağ’dan telgraf aldım. Arabaya binmiş Bursa’ya gidecek, araba Bursa’da tamir edilecekti. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]O zaman Hüsnü şofördü, fakat o bizim evin adresini bilmediğinden dolayı Bursa girişinde dört saat bekledim Üstad Hazretlerini. O heyecan da bana yetti. Her araba gördüğümde heyecanlanıyordum. Akşam yaklaştı, yağmur yağıyordu. Akşam yaklaştığı için biliyorum ki Üstad neredeyse akşamı orada geçirir. Bunu bildiğim için bıraktım, eve gittim, akşam ezanından sonra zil çaldı, baktım Ceylan, Fırıncı Ağabey, Birinci Ağabey ve Hüsnü; “Taksi burada Üstad geldi” dediler. “Üstad bu saatte gelmez” dedim. Beni heyecanlandıracaklar güya, öyle bir latifeleri oldu. Hemen içeri girdiler, meğerki Eskişehir’e kadar gelmiş; “Siz arabayı götürün” demiş. Kendisi Eskişehir’de dershanede kalmış. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Ertesi günü arabayı tamirciye verdik. Fırıncı Ağabey’e; “Koltuklardan birisini şimdiden kiralıyorum” dedim. Araba on gün içinde tamir oldu, akşamdan sonra Eskişehir’e vardık. Üstad Hazretleri yukarıda, biz aşağıda geceyi geçirdik. Sabahleyin ezan okunurken ev sahibi geldi; “Camiye mi gidelim? Yoksa burada mı kılalım?” diye sordu. Burada kılalım diyemiyorum, çünkü kalabalık. Sonra karar verildi, camiye gittik. Ben de korkuyorum, Üstad Hazretleri bu kadar kalmaz, hemen gider, ziyaret edemeyeceğim, göremeyeceğim korkusu vardı. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Namazı kıldıktan sonra Hüsnü geldi; “Üstad sizi istiyor” dedi. Hemen gittik, elini öptüm ve niyetim şuydu; her gittiğimde Kütahya-Tavşanlılıyım diyordum. Fakat o günlerde Üstad Hazretlerinin Bursa’ya karşı öyle bir teveccühü vardı ki, “Bursa’yı Emirdağ gibi, Barla gibi, Isparta gibi kabul ediyorum” diyordu. Benim de dedemin babası Tavşanlı’ya Bursa’dan gitmiş. Buna istinaden Bursa’lıyım diyecektim, kararım buydu. Duasına doğrudan müteveccih olmak niyetiyle; girdim elini öptüm, oturdum. Dışarıda da eşyalarını hazırlıyorlardı. Sadece adımı sordu. Hemen ardından; “Ben gidiyorum kardeşim, ziyaretinizi kabul ettim” dedi. Kalktım üç defa elini öptüm ve geri geri çıkarken içimden niye nereli olduğumu sormadı diye düşünüyorum. Tam çıkarken; “Hüsnü, aslen nereliymiş? sor” dedi. O da söyledi ve çıktık, o son görüşmemizdi. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Üstadın eşyaları arabaya taşınıyordu, bütün eşyası iki bohça, bir sepet, bir leğen, bir ibrik… Bütün dünyası bu! Nereye giderse gitsin bu kadardı. Eşyalarını arabaya koydular, sonra ben çıkarken, Üstad Hazretleri de evden çıkıyordu. Bir tarafında Abdülvahid, bir tarafında Zübeyr Ağabey vardı. İlk defa Üstad’ı ayakta gördüm. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Yanımda misafirlerden Muzaffer Erdem diye bir kardeşimiz vardı, havacı başçavuş resmi elbisesi vardı üzerinde. Büyük cesaret, resmi elbise ile Bediüzzaman’ı ziyaret ediyor. Üstad merdivenlerden inerken Muzaffer Ağabey elini öptü ve Üstad ona dedi ki; “Kardaşım, ben elli seneden beri ordu ile alakadarım” dedi. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Eşyaları yerleştirildi, kondu. Üstad arkaya, Zübeyr Ağabey de ön tarafa şoför mahalline oturdu. Karşı tarafta da, Üstad Hazretlerinin burada olduğunu bilen cami cemaatinden 40-50 kişi sokağın başına toplandılar. Fakat sokağın başından cesaret edip de Üstad’ın elini öpmeye gelemiyorlardı. Tam hareket edeceği sırada o kalabalığın içinden çarşaflı bir kadın Üstad’ın olduğu pencereye geldi, cama vurdu, Üstad Hazretleri baktı, kadın; “dua et, dua et” dedi. Üstad Hazretleri Zübeyr Ağabeye “Kadının ismini sor” dedi. İsmini söyledi, sonra araba hareket etti. O son görüşümüz oldu. Oradaki herkes; “Kadın kurtardı, onun duasını aldı” dediler. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [COLOR=purple][FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Üstad’ın Vefat Haberi[/COLOR][/I][/B][/FONT][/COLOR] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]23 Mart 1960’da bir telgraf aldım, Üstad Hazretlerinin vefat ettiğini haber veriyordu. Urfa’da Ramazan’ın 25’i, Mart’ın 23’ü bir Çarşamba günüydü. İnanamadık tabi, hemen başka yerlere telefon açtık, telgraf çektik, kimse inanmıyor. Cuma günü kabre konulacağını haber verdiler. O zamanda çok az sayıda idik, gerçi derslerimiz çok kalabalıktı fakat insanlar dersleri sadece dinliyorlar, hizmete sahip çıkan yoktu. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]Sami Pala kardeşimiz ve birkaç kişiyle daha birlikte hemen gitmeye karar verdik. Bir taksi tuttuk, kilometresi 175 kuruştan, Urfa’ya gitmek için gece yola çıktık. Sadece abdest-namaz için arabadan iniyoruz, onun haricinde durmak yok. İkindide Urfa’ya vardık. Antep civarında bir benzinlikten geçerken, Emirdağlılar ile karşılaştık. Onlar da bir otobüsle Urfa’ya gidiyorlardı. [/COLOR][/I][/B] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Yolda giderken hepimiz perişan durumdayız. Otobüs yolcuları içinde Hamza Emek Ağabey vardı, Üstad’ın hizmetinde bulunmuş, Lahikalarda adı geçen, Emirdağlı, mübarek bir kardeşimiz. “Beni de taksiye alın” dedi. Çünkü onlar otobüsle geliyorlardı, otobüste arıza olunca bizimle gelmek istedi, takside de beş kişiyiz, ancak böyle bir ağabeyin reddedilmesi mümkün değildi. Arabada sıkıştık onu da aldık. Urfa’ya gittik. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [COLOR=purple][FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Üstadın Defni[/COLOR][/I][/B][/FONT][/COLOR] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Yer gök insan, on binlerce insan toplanmış. Cuma gecesi Ramazan’ın 27’sinde kabre kondu. Dergahın kapısını kapatmışlar, kimseyi almıyorlar, içeride cenazenin başında birkaç yüz kişi var. Biz de gittik, içeride Tahsin Tola Ağabey var, Tahsin Ağabeyi de ben tanımıyordum, Hamza Emek tanıyor. Hemen çağırdı; “Biz Bursa’da geldik, bizi içeriye al” dedi. Emniyet müdürünü aldı geldi, rica ettik içeriye girmek için ama, emniyet müdürü; “Kardeşim hanginizi alayım bu kadar kalabalık burası” dedi. Boynumuzu büktük. Gittiler ama, emniyet müdürü sonradan tekrar yanımıza geldi; “Bursa’dan gelenler, gelin içeri” dedi. O yoldaki sıkıntıyı çekmemizin mükafatı böyle oldu. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Gittim, ancak mezarın yanına yaklaşmama imkân yok, çok kalabalık. Yeni tanıştığım bir başçavuş hemen orada beni gördü, çok uzun boyluydu, elini uzattı ve beni mezarın başına çekti. O sırada Üstad mezara konmuştu, biz de toprak attık. Cenab-ı Hakk nasip etti. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Sonra birisi “Bediüzzaman’ın Kur’an muhafızı olduğunun bir alameti” dedi. Çünkü herkesin elinde bir Cevşen ve Kur’an. Binlerce insan okuyor. Biz de okuyoruz. Sonra belediye hoparlöründen anons yapıldı; “Dışarıdan gelen yabancılara iftar verilecek, Ulu Camii avlusuna gelsinler” diye anons yapıldı. Bu bile öyle büyük bir hadise ki, belediye ağzından nur talebeleri davet ediliyor!... O günlerde ne haldeydik. Bu bile bize büyük bir bayram havası yaşatıyordu. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [COLOR=purple][FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Mehmed Kayalar ağabeyin konuşması ve müşahedesi[/COLOR][/I][/B][/FONT][/COLOR] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bir ara Sungur Ağabey ayağa kalktı, konuşma yaptı ve dua etti. “Gidelim kardeşlerim, iftar yaklaşıyor” dedi ama kimse kalkmıyor, bir müddet daha devam etti. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Ben cenazenin ayak ucundaydım, baş tarafında uzun boylu şecaatli birisi ayağa kalktı, tanımıyordum. O kişi konuşmaya başladı. Çok mükemmel bir konuşma yaptı, dua etti, “Gidelim kardeşlerim” dedi ama yine kalkan yok. Asr-ı Saadet’in aynısı, Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam’ın vefat ettiği andaki Hz. Ebubekir radıyallahu anh Efendimizin o ifadelerini aynen kullanarak; “Kardeşlerim eğer Bediüzzaman’a tabi iseniz bilin ki o öldü. Eğer ki Risale-i Nur’a tabi iseniz bilin ki o yaşıyor” dedi. Herkeste bir canlanma oldu. Herkes ağlıyor, fakat gözlerinin içi de gülüyor. Bunu ben bizzat müşahede ettim. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Kalktık yürüyoruz, ön tarafta Sungur Ağabeyler, hemen arkasında ben vardım, giderken dergahtan çıkmak üzereyken o zat –ki Mehmet Kayalar Ağabey imiş- Üstad Hazretleri ona “Şark Fatihi” derdi ve Şarktan gelmek isteyenlere “Gelmeyin, bana bedel Muhammed’i ziyaret edin” derdi. Yürürken arkasına döndü; “Kardeşlerim ne acayiptir ki ölü diriye telkin veriyor” dedi. Kim ölü, kim diri… “Üstad’ımız o meleğin sualine karşılık öyle bir cevap verdi ki ehl-i semavat dinledi” diyor. Herkeste bir rahatlama oldu. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Neticede Ulu Camiye kadar gittik, bulgur pilavı ile ayran ikram edildi. Bir kaşık pilav bir ayran aldım, sonra gece yarısı kendimi otelde buldum. Hastalanmışım, Üstad Hazretlerinin vefat ettiği otele beni götürüp yatırmışlar…[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Cenab-ı Hakk Bursa adına bize cenazesine gitmeyi nasip etti. Cenab-ı Hakk’a hadsiz şükürler olsun. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]Salih Okur Kaynak : [URL="http://www.cevaplar.org"]Cevaplar.Org[/URL] [/COLOR][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Ali çakmak ağabey'den hizmet hatiralari-4
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst