Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Allah Rasûlü’nün Tefekkür Hayâtı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 162121" data-attributes="member: 12884"><p><span style="color: black"><em><span style="font-size: 15px">Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in örnek yaşayışı, Rabbimizin kullarında görmeyi murâd ettiği mânevî tekâmül için tefekkürün ne kadar lüzumlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zîrâ O, geceleri ayakları şişinceye kadar gözyaşları içinde kulluk ve ibâdete devâm etmiş, gözleri uyusa bile kalbi dâimâ uyanık kalmış, Allâh’ın zikrinden, tefekkür ve murâkabesinden bir an bile uzaklaşmamıştır. </span></em></span></p><p><span style="color: black"><em><span style="font-size: 15px">Âişe -radıyallâhu anhâ- vâlidemiz, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kalbî rikkatine ve tefekkür ufkuna dâir bir misâli şöyle nakleder:</span></em></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>“Bir gece Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana:</em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>«–Ey Âişe! İzin verirsen, geceyi Rabbime ibâdet ederek geçireyim.» dedi. Ben de:</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>«–Vallâhi Sen’inle berâber olmayı çok severim, ancak Sen’i sevindiren şeyi daha çok severim.» dedim.</em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>Sonra kalktı, güzelce abdest aldı ve namaza durdu. Ağlıyordu… O kadar ağladı ki; mübârek sakalları, elbisesi, hattâ secde ettiği yer sırılsıklam oldu. </em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>O, bu hâldeyken Bilâl -radıyallâhu anh- ezan okumaya geldi ve Allah Rasûlü’nü perişan bir hâlde buldu. Âlemlerin Efendisi’nin ağladığını görünce, O’nu bu kadar mahzun ve mağmûm eden hâdisenin ne olduğunu merak ederek:</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>«–Yâ Rasûlallâh! Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek bütün günahlarınızı bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu.</em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>Bunun üzerine Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>«–Allâh’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Vallâhi bu gece bana öyle âyetler indirildi ki, onu okuyup da üzerinde tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun!» dedi ve şu âyetleri okudu:</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em><strong>«Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akl-ı selîm sâhipleri için </strong>(Allâh’ın birliğini gösteren)<strong> kesin deliller vardır. </strong></em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken </strong>(her an)<strong> Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler ve: </strong></em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em><strong>Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen’i tesbîh ederiz; bizi cehennem azâbından koru! </strong>(derler)<strong>.»</strong> (Âl-i İmrân, 190-191)<strong>”</strong> (İbn-i Hibbân, II, 386; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, IV, 157)</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>İşte bu âyet-i kerîmeler nâzil olduğu gece Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, güller üzerindeki şebnemleri imrendirecek gözyaşları ile sabaha kadar ağlamıştı. Mü’minlerin, ilâhî kudret ve azamet tecellîlerini tefekkür ile dökecekleri gözyaşları da, Allâh’ın lutfu ile, fânî gecelerin ziyneti, kabir karanlıklarının aydınlığı, cennet bahçelerinin şebnemleri olacaktır.</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, tefekkür husûsundaki fermân-ı ilâhîye, daha risâlet vazîfesine başlamadan önce bile, Hira Mağarası’ndaki inzivâ ve tefekkür hayâtı ile tâbî olmuş durumda idi. O’nun Hira’daki ibâdeti, tefekkür etmek, atası İbrâhim -aleyhisselâm- gibi göklerin ve yerin melekûtundan ibret almak ve Kâbe’yi seyretmek şeklindeydi.</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>O günlerde olduğu gibi Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, daha sonraki hayâtında da dâimâ hüzünlü ve tefekkür hâlinde idi. Konuşması zikir, sükûtu tefekkür idi. Nitekim hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardı: </em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>“Rabbim bana sükûtumun tefekkür olmasını emretti, (ben de size tavsiye ediyorum.)”</em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>“Allâh’ın yarattıkları üzerinde tefekkür edin…” (Deylemî, II, 56; Heysemî, I, 81)</em></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>“Tefekkür gibi ibâdet yoktur.” (Ali el-Müttakî, XVI, 121)</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>Ahmed er-Rifâî -kuddise sirruh- da şöyle buyurur:</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>“Tefekkür, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ilk amelidir. Nitekim bütün farzlardan önce O’nun ibâdeti, Allâh’ın mahlûkâtını ve nîmetlerini tefekkürden ibâretti. Öyleyse siz de tefekküre iyi sarılın ve ibret vesîlesi yapın.”</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>Velhâsıl, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Fahr-i Kâinât Efendimiz’e lâyık olabilmek için hayat ve kâinatta sergilenen derin hikmetlere gönül vererek tefekkür iklîminde yaşamamız îcâb etmektedir.</em></span></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-size: 15px"><em>(alıntı)</em></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 162121, member: 12884"] [COLOR=black][I][SIZE=4]Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in örnek yaşayışı, Rabbimizin kullarında görmeyi murâd ettiği mânevî tekâmül için tefekkürün ne kadar lüzumlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Zîrâ O, geceleri ayakları şişinceye kadar gözyaşları içinde kulluk ve ibâdete devâm etmiş, gözleri uyusa bile kalbi dâimâ uyanık kalmış, Allâh’ın zikrinden, tefekkür ve murâkabesinden bir an bile uzaklaşmamıştır. Âişe -radıyallâhu anhâ- vâlidemiz, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kalbî rikkatine ve tefekkür ufkuna dâir bir misâli şöyle nakleder:[/SIZE][/I] [SIZE=4][I]“Bir gece Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana:[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]«–Ey Âişe! İzin verirsen, geceyi Rabbime ibâdet ederek geçireyim.» dedi. Ben de:[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]«–Vallâhi Sen’inle berâber olmayı çok severim, ancak Sen’i sevindiren şeyi daha çok severim.» dedim.[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]Sonra kalktı, güzelce abdest aldı ve namaza durdu. Ağlıyordu… O kadar ağladı ki; mübârek sakalları, elbisesi, hattâ secde ettiği yer sırılsıklam oldu. [/I][/SIZE] [SIZE=4][I]O, bu hâldeyken Bilâl -radıyallâhu anh- ezan okumaya geldi ve Allah Rasûlü’nü perişan bir hâlde buldu. Âlemlerin Efendisi’nin ağladığını görünce, O’nu bu kadar mahzun ve mağmûm eden hâdisenin ne olduğunu merak ederek:[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]«–Yâ Rasûlallâh! Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek bütün günahlarınızı bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsunuz?» diye sordu.[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]Bunun üzerine Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-:[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]«–Allâh’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Vallâhi bu gece bana öyle âyetler indirildi ki, onu okuyup da üzerinde tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun!» dedi ve şu âyetleri okudu:[/I][/SIZE] [SIZE=4][I][B]«Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akl-ı selîm sâhipleri için [/B](Allâh’ın birliğini gösteren)[B] kesin deliller vardır. [/B][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][B]Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken [/B](her an)[B] Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler ve: [/B][/I][/SIZE] [SIZE=4][I][B]Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen’i tesbîh ederiz; bizi cehennem azâbından koru! [/B](derler)[B].»[/B] (Âl-i İmrân, 190-191)[B]”[/B] (İbn-i Hibbân, II, 386; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, IV, 157)[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]İşte bu âyet-i kerîmeler nâzil olduğu gece Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, güller üzerindeki şebnemleri imrendirecek gözyaşları ile sabaha kadar ağlamıştı. Mü’minlerin, ilâhî kudret ve azamet tecellîlerini tefekkür ile dökecekleri gözyaşları da, Allâh’ın lutfu ile, fânî gecelerin ziyneti, kabir karanlıklarının aydınlığı, cennet bahçelerinin şebnemleri olacaktır.[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, tefekkür husûsundaki fermân-ı ilâhîye, daha risâlet vazîfesine başlamadan önce bile, Hira Mağarası’ndaki inzivâ ve tefekkür hayâtı ile tâbî olmuş durumda idi. O’nun Hira’daki ibâdeti, tefekkür etmek, atası İbrâhim -aleyhisselâm- gibi göklerin ve yerin melekûtundan ibret almak ve Kâbe’yi seyretmek şeklindeydi.[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]O günlerde olduğu gibi Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, daha sonraki hayâtında da dâimâ hüzünlü ve tefekkür hâlinde idi. Konuşması zikir, sükûtu tefekkür idi. Nitekim hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardı: [/I][/SIZE] [SIZE=4][I]“Rabbim bana sükûtumun tefekkür olmasını emretti, (ben de size tavsiye ediyorum.)”[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]“Allâh’ın yarattıkları üzerinde tefekkür edin…” (Deylemî, II, 56; Heysemî, I, 81)[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]“Tefekkür gibi ibâdet yoktur.” (Ali el-Müttakî, XVI, 121)[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]Ahmed er-Rifâî -kuddise sirruh- da şöyle buyurur:[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]“Tefekkür, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ilk amelidir. Nitekim bütün farzlardan önce O’nun ibâdeti, Allâh’ın mahlûkâtını ve nîmetlerini tefekkürden ibâretti. Öyleyse siz de tefekküre iyi sarılın ve ibret vesîlesi yapın.”[/I][/SIZE] [SIZE=4][I]Velhâsıl, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Fahr-i Kâinât Efendimiz’e lâyık olabilmek için hayat ve kâinatta sergilenen derin hikmetlere gönül vererek tefekkür iklîminde yaşamamız îcâb etmektedir.[/I][/SIZE] [SIZE=4][I](alıntı)[/I][/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Allah Rasûlü’nün Tefekkür Hayâtı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst