Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Allah rızası(kim bilir...)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Kýrýk Testi" data-source="post: 136738" data-attributes="member: 358"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Aslında tam anlamıyla boş sayılmazdı... Yere yayılmış bir post ve üzerinde namaz kılan biri vardı. Secdeye vardıkça, başını koyduğu yerin üzerine vuran güneş ışığında aksakalı nur gibi aydınlanıyordu... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Namazını bitirdikten sonra, ellerini semaya açıp, uzun uzun dua etti. Sonra da, çok eskimiş olan hırkasının içinde büzülüp, seccade ve yatak olarak kullandığı postun üzerinde öylece kaldı... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Gözlerini yummuş, dudaklarında kıpır kıpır dualarla düşünceye dalmıştı. Yumuk gözlerinden, aksakalına doğru iki sıra halinde inci gibi gözyaşları döküyordu... Düşündüğü elbette Allah’ın rızasıydı... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Yetim büyümüştü... Yetimliğin ne demek olduğunu ve Allah(c.c.)ü telâlanın yetimlerin korunması yolundaki emirlerini düşünüyordu... Hayatı boyunca buna çok dikkat etmişti... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Kapının çalınmasıyla kendine geldi. Dizlerine dayanarak yeniden doğruldu. Kapıya doğru yürüdü. Bastığı zemin topraktı. İçi tertemiz olan bu odada, ne bir kilim, ne de hasır vardı... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Kapının tahta tutamağından kavrayıp, yavaşça açtı. Eşikte, kendisi gibi yaşlı biri duruyordu. Bir süre bakıştılar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">--- Selamünaleyküm, dedi kapıdaki ihtiyar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">--- Aleykümselâm... Buyur ya Allah kulu!.. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">İhtiyar, boynunu büktü: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">--- Buyruk Allah’ındır, dedi. Ben fakir bir kişiyim. Yetim bakıyorum. lütfen bana verebileceğiniz bir şey yok mu? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">lütfen mi?.. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Bu cümleyle sarsıldı. Hava pek sıcak değildi. Hatta mevsim sonbaharın sonu olduğundan biraz soğuk bile sayılırdı. Buna rağmen vücudunu bir ter bastı... Yanakları pembeleşti... Mahcup oldu. Verebilecek neyi vardı ki? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Kapıdaki ihtiyar, karşısındakini anlamadı sanıp, isteğini tekrarladı... İçerdeki ihtiyarın yanağındaki pembelik daha da arttı. Vücudunu basan ter, şimdi yerini garip bir ürpermeye bırakmıştı... Ve dışarıda bekleyen ihtiyar sabırsızlanıyordu... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Eşikten içerde olan ihtiyarın sıkıntısı mahcubiyettendi. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Ne yiyecek, ne giyecek ve hatta ne de başka bir eşyası yoktu. Kapıya kadar gelmiş ve lütfen yetimlere bir şeyler isteyen bu garip adamı eli boş mu gönderecekti?.. bu düşünceyle yeniden titredi... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Adam, “lütfen” demişti. Ne demekti bu? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">--- Biraz bekle ya Allah kulu, dedi. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Sözünü söyler söylemez de, içeri girdi. Evin her yanını araştırdı. Hiçbir şey bulamadı... Aklına, üzerindeki hırka geldi. Ama öylesine eskimiş, öylesine eprimişti ki... Üstelik, adamın sırtındaki hırka bundan daha yeniydi. Ve adam, yetimler için bir şeyler istiyordu... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Yere serili, hem seccade, hem de yatak olarak kullandığı postun üzerine diz çöktü. Yönünü kıbleye verip, Allah’a yöneldi: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">--- Yarabbi!.. Durumum sana ayandır... Kapıma gönderdiğin bu fakir kulun için verebileceğim hiçbir şey yok. Ama ben senin rızanı dilerim... Rahmet ve merhametine sığınıyorum. Şüphesiz ki, sen gören ve işitensin... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Sonra yavaşça yerinden doğruldu. Postunu güzelce katladı. Koltuğunun altına sıkıştırıp, içeriye son defa bir göz attıktan sonra, kapıda bekleyen ihtiyarın yanına geldi. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">İki ihtiyar, bir süre hiç konuşmadan bakıştılar... Sonra da, koltuğunun altındaki postu göğsüne bastıran adam: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">--- Ya Allah kulu, dedi. Sana üzerimden ve evin içinden verebileceğim hiçbir şey yok... Lakin bu kulübe benimdir. Buyur gir içeri... Onu sana veriyor ve helal ediyorum. İster kullan, ister sat... Haydi Allahaısmarladık! </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Diğer ihtiyar, hayretler içerisinde kaldı. Nasıl olurdu? Bunu nasıl kabul edebilirdi?.. Çok yanlış bir yere gelmiş, yanlış iş yapmıştı besbelli... Elinde olmadan, eşiğinde durduğu kapıdan başını içeri uzatıp baktı... Gerçekten de, küçücük pencereyi gölgeleyen çok eski ve yamalı perdeden başka bir şey göremedi... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Birden aklı başına geldi. İhtiyara seslenmek için tekrar sokağa bakınca, onun köşede kaybolduğunu gördü. Seslendi, duyuramadı. Koştu, yetişemedi... Ev sahibi çoktan ortadan kaybolmuş, geriye sadece boş bir ev kalmıştı... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">lütfen, tek barınağı olan bu evi vererek ortadan kaybolan bu mübarek ihtiyarın Muhiddin-i Arabi Hazretleri olabileceğini nereden bilebilirdi?.. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: purple">Mevlam Bizlere de Muhiddin-i Arabi gibi lütfen denilince titreyen gönüller nasip etsin inşallah.</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Kýrýk Testi, post: 136738, member: 358"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple]Aslında tam anlamıyla boş sayılmazdı... Yere yayılmış bir post ve üzerinde namaz kılan biri vardı. Secdeye vardıkça, başını koyduğu yerin üzerine vuran güneş ışığında aksakalı nur gibi aydınlanıyordu... Namazını bitirdikten sonra, ellerini semaya açıp, uzun uzun dua etti. Sonra da, çok eskimiş olan hırkasının içinde büzülüp, seccade ve yatak olarak kullandığı postun üzerinde öylece kaldı... Gözlerini yummuş, dudaklarında kıpır kıpır dualarla düşünceye dalmıştı. Yumuk gözlerinden, aksakalına doğru iki sıra halinde inci gibi gözyaşları döküyordu... Düşündüğü elbette Allah’ın rızasıydı... Yetim büyümüştü... Yetimliğin ne demek olduğunu ve Allah(c.c.)ü telâlanın yetimlerin korunması yolundaki emirlerini düşünüyordu... Hayatı boyunca buna çok dikkat etmişti... Kapının çalınmasıyla kendine geldi. Dizlerine dayanarak yeniden doğruldu. Kapıya doğru yürüdü. Bastığı zemin topraktı. İçi tertemiz olan bu odada, ne bir kilim, ne de hasır vardı... Kapının tahta tutamağından kavrayıp, yavaşça açtı. Eşikte, kendisi gibi yaşlı biri duruyordu. Bir süre bakıştılar. --- Selamünaleyküm, dedi kapıdaki ihtiyar. --- Aleykümselâm... Buyur ya Allah kulu!.. İhtiyar, boynunu büktü: --- Buyruk Allah’ındır, dedi. Ben fakir bir kişiyim. Yetim bakıyorum. lütfen bana verebileceğiniz bir şey yok mu? lütfen mi?.. Bu cümleyle sarsıldı. Hava pek sıcak değildi. Hatta mevsim sonbaharın sonu olduğundan biraz soğuk bile sayılırdı. Buna rağmen vücudunu bir ter bastı... Yanakları pembeleşti... Mahcup oldu. Verebilecek neyi vardı ki? Kapıdaki ihtiyar, karşısındakini anlamadı sanıp, isteğini tekrarladı... İçerdeki ihtiyarın yanağındaki pembelik daha da arttı. Vücudunu basan ter, şimdi yerini garip bir ürpermeye bırakmıştı... Ve dışarıda bekleyen ihtiyar sabırsızlanıyordu... Eşikten içerde olan ihtiyarın sıkıntısı mahcubiyettendi. Ne yiyecek, ne giyecek ve hatta ne de başka bir eşyası yoktu. Kapıya kadar gelmiş ve lütfen yetimlere bir şeyler isteyen bu garip adamı eli boş mu gönderecekti?.. bu düşünceyle yeniden titredi... Adam, “lütfen” demişti. Ne demekti bu? --- Biraz bekle ya Allah kulu, dedi. Sözünü söyler söylemez de, içeri girdi. Evin her yanını araştırdı. Hiçbir şey bulamadı... Aklına, üzerindeki hırka geldi. Ama öylesine eskimiş, öylesine eprimişti ki... Üstelik, adamın sırtındaki hırka bundan daha yeniydi. Ve adam, yetimler için bir şeyler istiyordu... Yere serili, hem seccade, hem de yatak olarak kullandığı postun üzerine diz çöktü. Yönünü kıbleye verip, Allah’a yöneldi: --- Yarabbi!.. Durumum sana ayandır... Kapıma gönderdiğin bu fakir kulun için verebileceğim hiçbir şey yok. Ama ben senin rızanı dilerim... Rahmet ve merhametine sığınıyorum. Şüphesiz ki, sen gören ve işitensin... Sonra yavaşça yerinden doğruldu. Postunu güzelce katladı. Koltuğunun altına sıkıştırıp, içeriye son defa bir göz attıktan sonra, kapıda bekleyen ihtiyarın yanına geldi. İki ihtiyar, bir süre hiç konuşmadan bakıştılar... Sonra da, koltuğunun altındaki postu göğsüne bastıran adam: --- Ya Allah kulu, dedi. Sana üzerimden ve evin içinden verebileceğim hiçbir şey yok... Lakin bu kulübe benimdir. Buyur gir içeri... Onu sana veriyor ve helal ediyorum. İster kullan, ister sat... Haydi Allahaısmarladık! Diğer ihtiyar, hayretler içerisinde kaldı. Nasıl olurdu? Bunu nasıl kabul edebilirdi?.. Çok yanlış bir yere gelmiş, yanlış iş yapmıştı besbelli... Elinde olmadan, eşiğinde durduğu kapıdan başını içeri uzatıp baktı... Gerçekten de, küçücük pencereyi gölgeleyen çok eski ve yamalı perdeden başka bir şey göremedi... Birden aklı başına geldi. İhtiyara seslenmek için tekrar sokağa bakınca, onun köşede kaybolduğunu gördü. Seslendi, duyuramadı. Koştu, yetişemedi... Ev sahibi çoktan ortadan kaybolmuş, geriye sadece boş bir ev kalmıştı... lütfen, tek barınağı olan bu evi vererek ortadan kaybolan bu mübarek ihtiyarın Muhiddin-i Arabi Hazretleri olabileceğini nereden bilebilirdi?.. Mevlam Bizlere de Muhiddin-i Arabi gibi lütfen denilince titreyen gönüller nasip etsin inşallah.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Allah rızası(kim bilir...)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst