ALLAH Var Gam Yok (Medrese-i yusufiyeden Satırlar)

DAVAMÞEHADET

Well-known member
Said Şahin - ssahin@dogruhabergazetesi.com


Malumunuz bu satırları Medrese-i Yusufiye’den yazıyorum. Burada oluşumu şahsi olarak değerlendirdiğimde, hakikati söylemek gerekirse, biraz değil, çokca ihtiyacım vardı diyordum iç muhasebemde. Zira hayatın çok hızlı döngüsünde harcadığımız ilmi, fikri, akli, ahlaki sermayenin telafisini, takviyesini ve tedarikini yapmak imkansız derecede zordu dışarıda.

Elhamdulillah, Rabbim tekrar bu fırsatı verdi. (En güzel şekilde istifade ettirsin inş.) Tefekkürün, ilmin, ibadet ve halin ihtisas mektebindeyiz. Bu yüzden geldiğim ilk gece uykusuzluk, yorgunluk ve hastalıktan ayakta duracak halim olmasa da oturarak iki rekat şükür namazı kıldım. Birinci rekatta da sonradan fark ettim ki gayr-i ihtiyari olarak Al-i İmran suresinin 26 / 27. ayetlerini okuyorum:

“De ki: Mülkün mâliki olan ALLAH’ım. Mülkü dilediğine verirsin ve dilediğinden mülkü alırsın. Ve dilediğini azîz kılarsın ve dilediğini zelil edersin. “Hayır” senin elindedir. Muhakkak ki sen her şeye kaadirsin. Geceyi gündüzün içine sokarsın ve gündüzü gecenin içine sokarsın. Canlıyı ölüden çıkarırsın ve ölüyü canlıdan çıkarırsın. Ve dilediğin kimseyi hesapsız rızıklandırırsın.”

Mabeynimizde ve tevhid tarihimizde mücerrebdir ki, zindanlar sabır ve takva ile sultanlaşmanın talim terbiye mekanlarıdır.

ALLAH var, gam yok,

Rabbim riya yazmasın, bunları niye yazıyorum. Mümin kardeşleri sevindirmek, zalimleri kahretmek için. İşimiz ALLAH’ın dinine hizmettir. Dışarıda olsak hizmette koşuştururuz, içeride olsak hizmete hazırlanırız. Hayr(iyilik), ALLAH’ın seçtiğinde deyip, fani bir hayatın dışarısı ile içerisine takmayız, aldırmayız.

Sancılı bir süreçten daha geçiyoruz. Bana göre bunlar yeni bir dönemin doğum sancıları. Öyle inanıyorum ki, bu sancılı sürecin sonunda nur topu gibi hayrlarımız olacak. Geçmişte de sancılı süreçlerin nasıl hayırlar netice verdiğine şahit olduk. Bize düşen sabır ve akl-ı selim ile hareket emek. Uğradığımız zulümleri ve mazlumiyetimizi hukuki, siyasi, sosyal her alana ve görsel, işitsel her araca taşımamız lazım. Fevri tepkisellikten ve duygusallıktan uzak, akıl ve sabırla yol almak, Rabbe teslim olmak gerek.

Dosyalarımız ortada Elhamdulillah başımız dik, yüzümüz aktır. Boynu bükük olarak bizi sorgulayanları ve muhakeme edenleri gördük. Çünkü asıl suçlu onlar ve suçlu olduklarını biliyorlar. Günlük telefon konuşmalarından suç devşirmedikleri için komplolar ve kurgularla suç oluşturmaya çalışıyorlar. Ve o kadar acizleşip, adileşiyorlar ki yaşı elliyi aşkın, ak sakallı, torun sahibi bazı seydaların dosyalarına porno cd’leri koyabiliyorlar karalamak için.

Malesef adalet içinde halen vatandaşına komplo kuran bir zihniyet var. Müslüman vatandaşlarından suçlu üretmek zihniyeti değişmemiş. Geçmişte ağır işkencelerle bu yapılırken, bugün bu komplolarla ve teknik imkanlarla yapılıyor. Devlet artık vatandaşlarına komplolar kurarak onları terörize etmekten vazgeçmeli.

Bu memlekette terör meselesi hakkıyla irdelenirse, yaşanan terörün bir yarısından fazla ağır yükü, devletin sırtında kalır. (Zaten diğer bir yarısı da İmralı’nın başını çektiği yapının sırtındadır.) Bugün devletin az bir kısmını içeri tıktığı generaller, emniyet görevlileri devlet yetkilileri, rektörler, gazeteciler vs. hepsi kısa bir süre önce bu toplumu idare eden devlet idiler.

Kanaatime göre, bugünkü devlet yetkilileri başta Doğu ve Güneydoğu halkı olmak üzere bu milletten özür dilemeli. Şunu açıkca ifade etmeli: “Yakın tarihte devlet gücünü kullanarak size çobanlık eden bir kısım zevat, aslında çoban kılıklı kurtlar imiş. Bu kurtlar, sürünüzü parçaladı, birliğinizi dağıtttı ve toplumu böldü. Devlet olarak bu kurtları çoban suretinde ve yetkisinde gönderdiğimiz için suçluyuz.”

Medyada koparılan fırtına bir kısım kurtlara yine puslu hava oluşturdu. Yasal alanda çalışanlar terörize edilme cürmü işleniyor. Nasıl olsa toplumun hiçbir kesiminden ve yetki sahiplerinden hiçbir tepki yok ya. Biri Hizbullah ile suçlansın hukuku bitti. Ateşten gömlektir o artık. Kimse cesaret edip ona yanaşamaz ve onu savunup hukuksuzluğa tepki gösteremez. ALLAH var, gam yok. Bebelerin gözyaşları, ihtiyar anne-babaların gönül acıları... ALLAH hiçbir şeyi zayi etmez.

Sabır ve akl-ı selim ile hizmete devam duasıyla...

 
Üst