Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Allah ve Rasûlü’nün Rızâsı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 532063" data-attributes="member: 1004566"><p>Allah ve Rasûlü’nün Rızâsı</p><p></p><p></p><p></p><p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p><p></p><p>“…Onlar Allahʼtan lûtuf ve rızâ isterler…” (Fetih, 29)</p><p></p><p></p><p></p><p>Rasûlullah (sav) buyurdular:</p><p></p><p>“…Allâh ve Rasûlü’nün rızâsını, yine Allâh ve Rasûlü’ne muhabbet beslemekte arayınız.” (Senderûsî, Keşf-i İlâhî, II, 651; Halebî, Mevsûatü’l-Ehâdis, VI, 492/16010)</p><p></p><p>Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri buyurur:</p><p></p><p>“Kalbimi semâya götürdüler. Bütün melekûtun çevresini dolaşıp geri döndü. Kalbime:</p><p></p><p>«–Oradan ne getirdin?» diye sordum:</p><p></p><p>«–Muhabbet ve rızâ! Zira orada bu ikisinin rağbet gördüğünü müşâhede ettim.» dedi.”</p><p></p><p>Cenâb-ı Hak, velî kullarına zaman zaman birtakım mânevî hâller, kalbî keşifler, sünûhat, zuhûrat ve ilhamlar ihsân edebilir. Bunlar bâzen rüyâda, bâzen uyku ile uyanıklık arasında, bâzen de derin tefekkür ve murâkabe esnâsında gerçekleşir. Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleriʼnin bu beyanları da -Allâhu a‘lem- bu minvaldeki bir müşâhedenin eseridir. Bu nevî ifadeler, şerʼî bir hüküm vasfı taşımasa da, mârifetullah yolunun samimî yolcularına yüksek ufuklar açar.</p><p></p><p>Hakîkaten muhabbet ve rızâ, îman nûrunun tecellîgâhı olan kalbin en mühim iki amelidir. Bu ikisi, müʼminin Hakkʼa giden gönül yolculuğundaki terakkîsinin de en büyük sermayeleridir.</p><p></p><p>Zira îmânın temelinde de muhabbet vardır. Îman, bir bakıma Allâhʼa ve Oʼnun sevdiklerine duyulan sonsuz bir muhabbetle bağlılıktır. Muhabbetin kantarı ise fedakârlıktır. Dolayısıyla, seven, sevgisi ölçüsünde fedakârlık yapmayı, en büyük nîmet, lezzet ve saâdet bilmelidir.</p><p></p><p>Cenâb-ı Hakkʼı gerçekten seven bir kul, Oʼnun kendisi hakkındaki -kahır veya lûtuf- bütün takdîrini de sever. Bu ise rızâ hâlidir. Hattâ Cenâb-ı Hakkʼa muhabbetle dolu olan bir kalp, Oʼnun kendisi hakkındaki takdîrini; kendi niyet, hayal ve arzularından çok daha hayırlı olarak telâkkî eder. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Mart-2015)</p><p></p><p>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</p><p></p><p>ed-Dârr: Zarar verenleri ve zararlı yönleri de olmak üzere her şeyi yaratan, elem verici şeyleri de halk eden demektir.</p><p></p><p>Kısa Günün Kârı</p><p></p><p>Rabbimizin muhabbetine eren bir kimsenin, O’nun rızâsına ve huşû hâline nâil olur.</p><p></p><p></p><p>Lügatçe</p><p></p><p>müşâhede: Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek. Muayene, kontrol.</p><p>sünûhat: Akla gelenler, içe doğanlar.</p><p>zuhûrat: Hesapta olmayan, umulmadık hâdiseler.</p><p>tefekkür: Düşünme, zihin yorma; düşünülme.</p><p>murâkabe: Sözlük manası, kontrol etmek demektir. Istılah manası ise, kulun, bütün hâllerinde, Allah Teâlâ’nın kendini gördüğünü bilmesi ve Onu unutmaması demektir. Bir diğer manası da nefsi kontrol etmek, ondan gâfil olmamaktır.</p><p>mârifetullah: Tasavvufta ulaşılmak istenen makamlardan birinin adı Allah’ı bilmek.</p><p>terakkî: İlerleme yukarı çıkma yükselme, artma çoğalma.</p><p></p><p>"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 532063, member: 1004566"] Allah ve Rasûlü’nün Rızâsı Cenâb-ı Hak buyuruyor: “…Onlar Allahʼtan lûtuf ve rızâ isterler…” (Fetih, 29) Rasûlullah (sav) buyurdular: “…Allâh ve Rasûlü’nün rızâsını, yine Allâh ve Rasûlü’ne muhabbet beslemekte arayınız.” (Senderûsî, Keşf-i İlâhî, II, 651; Halebî, Mevsûatü’l-Ehâdis, VI, 492/16010) Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri buyurur: “Kalbimi semâya götürdüler. Bütün melekûtun çevresini dolaşıp geri döndü. Kalbime: «–Oradan ne getirdin?» diye sordum: «–Muhabbet ve rızâ! Zira orada bu ikisinin rağbet gördüğünü müşâhede ettim.» dedi.” Cenâb-ı Hak, velî kullarına zaman zaman birtakım mânevî hâller, kalbî keşifler, sünûhat, zuhûrat ve ilhamlar ihsân edebilir. Bunlar bâzen rüyâda, bâzen uyku ile uyanıklık arasında, bâzen de derin tefekkür ve murâkabe esnâsında gerçekleşir. Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleriʼnin bu beyanları da -Allâhu a‘lem- bu minvaldeki bir müşâhedenin eseridir. Bu nevî ifadeler, şerʼî bir hüküm vasfı taşımasa da, mârifetullah yolunun samimî yolcularına yüksek ufuklar açar. Hakîkaten muhabbet ve rızâ, îman nûrunun tecellîgâhı olan kalbin en mühim iki amelidir. Bu ikisi, müʼminin Hakkʼa giden gönül yolculuğundaki terakkîsinin de en büyük sermayeleridir. Zira îmânın temelinde de muhabbet vardır. Îman, bir bakıma Allâhʼa ve Oʼnun sevdiklerine duyulan sonsuz bir muhabbetle bağlılıktır. Muhabbetin kantarı ise fedakârlıktır. Dolayısıyla, seven, sevgisi ölçüsünde fedakârlık yapmayı, en büyük nîmet, lezzet ve saâdet bilmelidir. Cenâb-ı Hakkʼı gerçekten seven bir kul, Oʼnun kendisi hakkındaki -kahır veya lûtuf- bütün takdîrini de sever. Bu ise rızâ hâlidir. Hattâ Cenâb-ı Hakkʼa muhabbetle dolu olan bir kalp, Oʼnun kendisi hakkındaki takdîrini; kendi niyet, hayal ve arzularından çok daha hayırlı olarak telâkkî eder. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Mart-2015) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) ed-Dârr: Zarar verenleri ve zararlı yönleri de olmak üzere her şeyi yaratan, elem verici şeyleri de halk eden demektir. Kısa Günün Kârı Rabbimizin muhabbetine eren bir kimsenin, O’nun rızâsına ve huşû hâline nâil olur. Lügatçe müşâhede: Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek. Muayene, kontrol. sünûhat: Akla gelenler, içe doğanlar. zuhûrat: Hesapta olmayan, umulmadık hâdiseler. tefekkür: Düşünme, zihin yorma; düşünülme. murâkabe: Sözlük manası, kontrol etmek demektir. Istılah manası ise, kulun, bütün hâllerinde, Allah Teâlâ’nın kendini gördüğünü bilmesi ve Onu unutmaması demektir. Bir diğer manası da nefsi kontrol etmek, ondan gâfil olmamaktır. mârifetullah: Tasavvufta ulaşılmak istenen makamlardan birinin adı Allah’ı bilmek. terakkî: İlerleme yukarı çıkma yükselme, artma çoğalma. "İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Allah ve Rasûlü’nün Rızâsı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst