Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Modern Tıp ve Sağlık
Allah Ve Resûlü’nün Tavsiye Ettiği Gıdalar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 150785" data-attributes="member: 15165"><p><strong>Sütlü bulamaç</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong>Sütlü bulamaç, arpa veya buğday ununa yağ ve süt karıştırılarak ateş üzerinde yapılan bir nevi çorbadır. Sütlü bulamaç olarak da bilinir (İ. Kayyim s.190-191) . Bazen bu karışıma bal da ilâve edilir. Sütlü bulamaçla alakalı peygamberimizin A.S. muhtelif hadisleri vardır: “Gerçekten sütlü bulamaç hastanın midesini kuvvetlendirip rahatlatır. Bazı üzüntülerini de giderir” (Buhari tıp 7/14) . “Gerçekten sütlü bulamaç, üzüntülü ve kederli kimsenin midesinin kuvvetlendirip rahatlatır. Sizlerden birinin yüzündeki kiri su ile yıkayıp temizlediği gibi, bu sütlü bulamaç da hastanın gönlünden üzüntü ve kederi öylece giderir” (İ. Mâce tıp Hadis 3445). Hz. Âişe (r.a) da: “ Peygamber A.S. aile fertlerinden bir kimse hastalandığı zaman, sütlü bulamaç çanağı ateşin üzerinden inmezdi. Taki hasta iyileşince veya ölünceye kadar” demiştir (İ. Mâce tıp Hadis 3446 ) . Yine Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir: “Bir defasında göğsümde bir sertlik ve başımda bir ağrıdan dolayı, Peygamber A.S. ‘a şikâyette bulundum. O “: ” Ey Âişe! Sana </p><p>sütlü bulamacı tavsiye ederim. Zira sütlü bulamaç bu şikayetlerinizi gidericidir” buyurdu (Müntehabü’t Tıbbı Nebevi 34a) .</p><p></p><p><strong>Sinameki (Cassia acutifolia):</strong></p><p></p><p>Baklagillerden bir bitkidir. Mekke’de yetişen türü meşhur olduğu için Mekke Senâsı anlamına gelen bu kelime, halk dilinde Sinameki olarak kullanılmıştır. En büyük özelliği, müshil olarak kullanılmasıdır. Yan etkisi yok denecek kadar azdır. Yaprakları kurutularak değerlendirilir. Az miktarda alınması halinde mide ve bağırsakları yumuşatır. Fazla miktarda alınırsa ishal eder (Şerhu’l-Erbain s.60; İ. Kayyim s.145) .</p><p></p><p>Peygamber A.S.’ın hanımlarından Ümmü Selem (r.a.), bir defasında kabızlığı gidermek için sütleğen sütü içmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz A.S.: “Sakın bir daha kullanma! Zira sütleğen hararet verici ve zehirleyicidir. Sizlere sinameki, yağ, bal ve kimyonu tavsiye ederim. Çünkü bunlar ölümden başka bir çok hastalık için şifadır” buyurmuştur (Tirmîzî tıp Hadis 2081) . Peygamberimizin A.S. sinamekiyi hurma ile birlikte kullandığı belirtilmektedir (M. Ledüniyye). </p><p></p><p><strong>Mantar:</strong></p><p></p><p>Mantarın hazmı zordur, mideye ağırlık verir, kulunç ağrısı meydana getirir, idrarı zorlaştırır, kirli kan yapar. Ancak, göze sürme çekildiği zaman gözün görme duyusunu kuvvetlendirir. Mantar suyu, normal su ile karıştırılıp başa sürüldüğünde, saç dökülmesine karşı faydalıdır (Şerhu’l-Erbain s. 56; Dımeşkî s. 65; Aynî 8/466) .</p><p></p><p>Mantarla alâkalı olarak peygamber A.S.: “Sizlere yaş mantarın suyunu tavsiye ederim. Zira o, İlâhî bir kudretle kendiliğinden biten bir bitkidir. Suyu ise göz hastalığına karşı şifadır” buyurmuştur (Tirmîzî tıp Hadis 2069) . </p><p></p><p>Mantar suyunun sürme ile macun yapılıp göze sürme çekilmesiyle en iyi göz ilâcının yapılmış olacağı, bununu; göz kapaklarını güçlendireceği, gözün görme gücünü arttıracağı belirtilir (İ. Kayyim s. 410) .</p><p></p><p>Bazı bitkilerin ve gıdaların Kur’an’da ve hadiste tavsiye edilmesinin hikmetleri:</p><p></p><p>Bunun pek çok sebebi olabilir. Evvel emirde insanlığa, hastalıklardan kurtulmak için tedavî yollarını ve şeklini gösteriyor. Cenab-ı Hakk’ın Şâfî ismini gösterecek tıp ve eczacılık ile kimya ve biyoloji gibi ilim sahalarının yoluna işaret ediyor. İnsanları ilme ve araştırmaya sek ediyor. İnsan sağlığının ehemmiyetini nazara veriyor. Bitkilerin meyve, çiçek, yaprak ve köklerinin, insanın çeşitli ihtiyaçlarına cevap vermesi, kâinatla insan arasındaki münasebeti ortaya koyuyor. Bir başka ifade ile, mideyi kim tanzim edip yaratmışsa, ona uygun besinleri de yine O’nun yarattığını belirtiyor. </p><p></p><p><strong>İslâm âleminin ve Osmanlıların bitkilerle tedaviye yaklaşımları:</strong></p><p></p><p>Gerek İslâm âleminde ve gerekse Selçuklular’la Osmanlılar dönemlerinde, bitkilerle tedavi hususu genelde tıp ilmiyle birlikte değerlendirilmiştir. İslâm âleminde özelikle Araplar’da tıbbî bitkilerin hangisinin ve hangisinin zehirsiz olduğunu ayırt etmek için hayvanlardan istifade etmişlerdir. İlk defa tedavi pratiği eczacılıktan ayrılarak ilâçlar bilimi ortaya konmuştur. Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam, Abu Nadir İbni Şumayl ve Abu Zeyd el-Anşari ve İbni el-Sıkkit, bitkierin ismleri, morfolojik yapıları ve kullanım alanları üzerinde durmuşlardır. Yine bu devirde Abu Said el-Aşmai’nin Kitab el Nebat vel Şecer (Bitki ve ağaçların kitabı), benzer konuları ihtiva ediyordu.</p><p></p><p>Dokuzuncu yüzyılda özellikle bitkilerin tıbbi yönleri üzerinde durulmuştur. Ali İbni Rabban el-Tebari’nin Firdevs el-Hikmet (Aklın Cenneti) adlı eseri ve Ebu Hanife el-Dinavari’nin Kitap el-Nebat (Bitkiler Kitabı) adlı eserinde bu konular yer alır.</p><p></p><p>Onuncu yüzyılın başında Türk bilim adamı meşhur İbn-i Sina (980-1037) yüzden fazla ilmî eser bırakmıştır. En büyük eseri 3 ciltlik “Alkanun-fittıb” tır. Onun bu eserinde 900 den fazla tıbbî bitki, hayvani ve inorganik menşeli ilâç yer almaktadır. İbn-i Sina , 7 bölümlük Tabiat Tarihi ve Şifa kitabında bitkilerin farmokolojik yönlerini incelemiştir. O zaman Müslümanlar 1600’den fazla tıbbî bitkiyi bilmekte idiler (Hayati Zade Mustafa Fevzi Efendi -Ölümü 1740-, Bitkilerin tıbda ilaç olarak kullanılmaları, terkipleri, alınma şekilleri ve ölçü sistemi; Tatlı, Â. Genel Biyoloji, 2000, s. 244; Makaklı, B. Şifalı Bitkilerle Tedavi (Tercüme), İstanbul, 1990) .</p><p></p><p>On üçüncü yüzyılda Endülüs’te yetişen İbnü’l Baytar, Basit İlâçlara ve gıdalara İlişkin Bütün Bilgiler (Kitab’ül-Câmi’li Müfredeti’l-Edviye ve’l-Agdiye) adlı kitabında minerallerden, bitkilerden ve hayvanlardan yapılan 1400 ilâcı, Yunan ve İslâm kaynaklarına dayanarak tanıtmıştır. Bunlardan 300 tanesi tamamen kendisine hastır ve ilk defa vermiştir (Tekeli, S. ve ark. Bilim Tarihine Giriş,1999) . </p><p></p><p>Osmanlılar devrinde özellikle tıbbî tedâvî ile ilgili olarak, İshak ibni Murat, Hacı Paşa, İbni Şerif ve Hekim Nidâî ön plâna çıkmaktadır (Tekeli, S. ve ark. Bilim Tarihine Giriş,1999) .</p><p></p><p> </p><p>Yazar: <a href="http://www.hanimlar.com/index.php?yazar=314" target="_blank"><span style="color: #0000ff">Prof. Dr. Adem Tatlı</span></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 150785, member: 15165"] [B]Sütlü bulamaç [/B]Sütlü bulamaç, arpa veya buğday ununa yağ ve süt karıştırılarak ateş üzerinde yapılan bir nevi çorbadır. Sütlü bulamaç olarak da bilinir (İ. Kayyim s.190-191) . Bazen bu karışıma bal da ilâve edilir. Sütlü bulamaçla alakalı peygamberimizin A.S. muhtelif hadisleri vardır: “Gerçekten sütlü bulamaç hastanın midesini kuvvetlendirip rahatlatır. Bazı üzüntülerini de giderir” (Buhari tıp 7/14) . “Gerçekten sütlü bulamaç, üzüntülü ve kederli kimsenin midesinin kuvvetlendirip rahatlatır. Sizlerden birinin yüzündeki kiri su ile yıkayıp temizlediği gibi, bu sütlü bulamaç da hastanın gönlünden üzüntü ve kederi öylece giderir” (İ. Mâce tıp Hadis 3445). Hz. Âişe (r.a) da: “ Peygamber A.S. aile fertlerinden bir kimse hastalandığı zaman, sütlü bulamaç çanağı ateşin üzerinden inmezdi. Taki hasta iyileşince veya ölünceye kadar” demiştir (İ. Mâce tıp Hadis 3446 ) . Yine Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir: “Bir defasında göğsümde bir sertlik ve başımda bir ağrıdan dolayı, Peygamber A.S. ‘a şikâyette bulundum. O “: ” Ey Âişe! Sana sütlü bulamacı tavsiye ederim. Zira sütlü bulamaç bu şikayetlerinizi gidericidir” buyurdu (Müntehabü’t Tıbbı Nebevi 34a) . [B]Sinameki (Cassia acutifolia):[/B] Baklagillerden bir bitkidir. Mekke’de yetişen türü meşhur olduğu için Mekke Senâsı anlamına gelen bu kelime, halk dilinde Sinameki olarak kullanılmıştır. En büyük özelliği, müshil olarak kullanılmasıdır. Yan etkisi yok denecek kadar azdır. Yaprakları kurutularak değerlendirilir. Az miktarda alınması halinde mide ve bağırsakları yumuşatır. Fazla miktarda alınırsa ishal eder (Şerhu’l-Erbain s.60; İ. Kayyim s.145) . Peygamber A.S.’ın hanımlarından Ümmü Selem (r.a.), bir defasında kabızlığı gidermek için sütleğen sütü içmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz A.S.: “Sakın bir daha kullanma! Zira sütleğen hararet verici ve zehirleyicidir. Sizlere sinameki, yağ, bal ve kimyonu tavsiye ederim. Çünkü bunlar ölümden başka bir çok hastalık için şifadır” buyurmuştur (Tirmîzî tıp Hadis 2081) . Peygamberimizin A.S. sinamekiyi hurma ile birlikte kullandığı belirtilmektedir (M. Ledüniyye). [B]Mantar:[/B] Mantarın hazmı zordur, mideye ağırlık verir, kulunç ağrısı meydana getirir, idrarı zorlaştırır, kirli kan yapar. Ancak, göze sürme çekildiği zaman gözün görme duyusunu kuvvetlendirir. Mantar suyu, normal su ile karıştırılıp başa sürüldüğünde, saç dökülmesine karşı faydalıdır (Şerhu’l-Erbain s. 56; Dımeşkî s. 65; Aynî 8/466) . Mantarla alâkalı olarak peygamber A.S.: “Sizlere yaş mantarın suyunu tavsiye ederim. Zira o, İlâhî bir kudretle kendiliğinden biten bir bitkidir. Suyu ise göz hastalığına karşı şifadır” buyurmuştur (Tirmîzî tıp Hadis 2069) . Mantar suyunun sürme ile macun yapılıp göze sürme çekilmesiyle en iyi göz ilâcının yapılmış olacağı, bununu; göz kapaklarını güçlendireceği, gözün görme gücünü arttıracağı belirtilir (İ. Kayyim s. 410) . Bazı bitkilerin ve gıdaların Kur’an’da ve hadiste tavsiye edilmesinin hikmetleri: Bunun pek çok sebebi olabilir. Evvel emirde insanlığa, hastalıklardan kurtulmak için tedavî yollarını ve şeklini gösteriyor. Cenab-ı Hakk’ın Şâfî ismini gösterecek tıp ve eczacılık ile kimya ve biyoloji gibi ilim sahalarının yoluna işaret ediyor. İnsanları ilme ve araştırmaya sek ediyor. İnsan sağlığının ehemmiyetini nazara veriyor. Bitkilerin meyve, çiçek, yaprak ve köklerinin, insanın çeşitli ihtiyaçlarına cevap vermesi, kâinatla insan arasındaki münasebeti ortaya koyuyor. Bir başka ifade ile, mideyi kim tanzim edip yaratmışsa, ona uygun besinleri de yine O’nun yarattığını belirtiyor. [B]İslâm âleminin ve Osmanlıların bitkilerle tedaviye yaklaşımları:[/B] Gerek İslâm âleminde ve gerekse Selçuklular’la Osmanlılar dönemlerinde, bitkilerle tedavi hususu genelde tıp ilmiyle birlikte değerlendirilmiştir. İslâm âleminde özelikle Araplar’da tıbbî bitkilerin hangisinin ve hangisinin zehirsiz olduğunu ayırt etmek için hayvanlardan istifade etmişlerdir. İlk defa tedavi pratiği eczacılıktan ayrılarak ilâçlar bilimi ortaya konmuştur. Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam, Abu Nadir İbni Şumayl ve Abu Zeyd el-Anşari ve İbni el-Sıkkit, bitkierin ismleri, morfolojik yapıları ve kullanım alanları üzerinde durmuşlardır. Yine bu devirde Abu Said el-Aşmai’nin Kitab el Nebat vel Şecer (Bitki ve ağaçların kitabı), benzer konuları ihtiva ediyordu. Dokuzuncu yüzyılda özellikle bitkilerin tıbbi yönleri üzerinde durulmuştur. Ali İbni Rabban el-Tebari’nin Firdevs el-Hikmet (Aklın Cenneti) adlı eseri ve Ebu Hanife el-Dinavari’nin Kitap el-Nebat (Bitkiler Kitabı) adlı eserinde bu konular yer alır. Onuncu yüzyılın başında Türk bilim adamı meşhur İbn-i Sina (980-1037) yüzden fazla ilmî eser bırakmıştır. En büyük eseri 3 ciltlik “Alkanun-fittıb” tır. Onun bu eserinde 900 den fazla tıbbî bitki, hayvani ve inorganik menşeli ilâç yer almaktadır. İbn-i Sina , 7 bölümlük Tabiat Tarihi ve Şifa kitabında bitkilerin farmokolojik yönlerini incelemiştir. O zaman Müslümanlar 1600’den fazla tıbbî bitkiyi bilmekte idiler (Hayati Zade Mustafa Fevzi Efendi -Ölümü 1740-, Bitkilerin tıbda ilaç olarak kullanılmaları, terkipleri, alınma şekilleri ve ölçü sistemi; Tatlı, Â. Genel Biyoloji, 2000, s. 244; Makaklı, B. Şifalı Bitkilerle Tedavi (Tercüme), İstanbul, 1990) . On üçüncü yüzyılda Endülüs’te yetişen İbnü’l Baytar, Basit İlâçlara ve gıdalara İlişkin Bütün Bilgiler (Kitab’ül-Câmi’li Müfredeti’l-Edviye ve’l-Agdiye) adlı kitabında minerallerden, bitkilerden ve hayvanlardan yapılan 1400 ilâcı, Yunan ve İslâm kaynaklarına dayanarak tanıtmıştır. Bunlardan 300 tanesi tamamen kendisine hastır ve ilk defa vermiştir (Tekeli, S. ve ark. Bilim Tarihine Giriş,1999) . Osmanlılar devrinde özellikle tıbbî tedâvî ile ilgili olarak, İshak ibni Murat, Hacı Paşa, İbni Şerif ve Hekim Nidâî ön plâna çıkmaktadır (Tekeli, S. ve ark. Bilim Tarihine Giriş,1999) . Yazar: [URL="http://www.hanimlar.com/index.php?yazar=314"][COLOR=#0000ff]Prof. Dr. Adem Tatlı[/COLOR][/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Modern Tıp ve Sağlık
Allah Ve Resûlü’nün Tavsiye Ettiği Gıdalar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst