Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İmanın Şartları
Allah'a İman
Allahım, Beni Bana Bırakma
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 29571" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">GÜN, nasıl başlarsa öyle gidermiş. Ruhumuzda uyuyan nice güzellikler gizli. Hepsi de uyandırılmayı bekliyor. Bunun için güneşin doğması, saatlerin çalması yetmiyor. Bu güzellikleri uyandırmaya, bazen hiçbir şey yetmiyor. Şükür ki, yarınlara dair emellerimiz yine de bitmiyor, tükenmiyor. Onlar da olmasa ne yapardık, nasıl yaşardık? Allah’tan ki, bu ümit bazen bir söz, bazen de bir dua olup, içimize akıyor, ruhumuzu uyandırıyor. O anlardan birini bugün yaşadım. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred">“Allah’ım, beni bana bırakma </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Adını dilimden uzak tutma,” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Diye diye, güne Allah ile, bu dualı sözle başladım. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">İçimin güneşi doğmuştu artık. Açıldıkça açıldı, ruhu kat kat saran perdeler. Ve ardından Hira’nın sorusu geldi: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Ömür nedir?” diye soruyordu. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Ömür, bu gündür,” dedim. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Hira, bu defa, “gün nedir?” dedi. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Gün mü” dedim, “o, upuzun bir ömürdür.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Bir cümleyle açar mısın?” dedi. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Bir cümleyle,” dedim, “bir gün, Allah için yaşanmışsa eğer, </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">işte o gün, Allah için yaşanmamış bir ömürden bile daha uzundur, daha değerlidir.” </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Hz. Ali’nin sözünü hatırlamanın tam sırası: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Bir insanın öldükten sonra cennete girmesine hayret etmem. Benim asıl hayret ettiğim şey; o insanın dünyadayken de cennet gibi bir hayat yaşamasıdır.” </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Büyük insanın işaret ettiği şey, son derece yüksek bir iman nimetine erişmek olsa gerek. Çünkü, hidayet ruhun cennetidir. Rabbim, hepimize bu güzel iman yolunu ve nimetini nasip eylesin... </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman’ın Mesnevi’sinde geçen bir cümle yıllardır </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">aklımdan çıkmaz: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Ülfet ve âdet ve yeknesaklık perdeleri altında çok harika hakikatler gizleniyor.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Yahya Kemal de aynı dertten mustarip; “ülfet belâlı şey,” diyor şairimiz. Hem de ne belâ... Dünyada da, ahirette de baş belâsı, püsküllü belâ... </span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">ALIŞTIĞIMIZ bir şey olunca yaşamak, hayat denen o büyük mucize, basitleşiyor âdeta. Bir sabun köpüğü gibi sönüyor, elimizden kayıp gidiyor. Nasıl bir şefkatle ve merhametle beslenip büyütüldüğümüz unutulunca böyle oluyor. En büyük nimet bile küçülüyor. Allah akla gelmeyince, her şey O’nun bize bir nimeti, bir ikramıdır diye bakılmayınca, sıradanlaşıyor ne varsa. Bir değil, milyar değil, 100 trilyon hücreden ibaret olan insan vücudundaki, o ilâhi sistemi bir düşünelim. Sadece tek bir insanın vücudunda yürütülen bu faaliyetler bile, akılları durduracak kadar harika değil midir? Yüz trilyon hücremizin diliyle Rabbimize hamd ederiz... </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Evet, hayatı bu kadar hikmetli ve harika bir şekilde yaratan Allah (c.c.), bu hayatın her ânı için her şeyden evvel ismiyle, sıfatıyla anılmaya lâyıktır. Rahmetli Cahit Zarifoğlu bir şiirinde bunu ne güzel ifade eder: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Önce besmele, / en güzel kelime. / Allah’ım, / yol boyunca / bırakma elimi / düşerim sonra. / Allah’ım, / niçin halkettinse beni / kalbime söyle iyice / engellerden arınsın yolum. / Allah’ım, / nasıl pırıl pırılsa / güzelse sevdiğin kulların / öyle güzel kıl beni. / Allah’ım, / O güzeller güzeli / hangi iyilik diledi senden / dilerim ben de öylelerini. / Allah’ım, / Peygamber Efendimiz (s.a.v.) / hangi şerlerden sığındıysa sana / upuzak tut benden de onları. / Allah’ım, / yol boyunca / tarih boyunca / başıboş bırakma bizi.” </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">EĞER bu ince mânâları ve besmelenin esrarını Bediüzzaman’ın eserinden ve özellikle ‘Birinci Söz’den öğrenmese, okumasa ve görmese idik, gerçekten de işte o zaman cahil kalacaktık; gerinin de gerisinde işte o zaman olacaktık. Şükür ki, Rabbimizi bildik, tanıdık ve sevdik. Böyle bir Allah’ın adını anmayı şeref bildik, nimet bildik. Sonsuza kadar Rabbimin her nimeti için elhamdülillah... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Hz. Peygamberin (s.a.v.) her daim, “Hayretimi artır, Yârabbi!” duasına bütün hücre ve zerrelerimle “âmin” diyorum. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Allah’ım, hayretimizle beraber imanımızı da artır. Âmin. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">İMANIN önemine işaret eden tarihî bir öykü ile yazımıza devam edelim: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Fatih Sultan Mehmet, bir gün Kur'an okurken şu âyetin mânâsına takılmış: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara iman(da sebat) edin!” (Nisa,136) </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Fatih: </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Âyet, zaten iman edenlere sesleniyor. Ardından tekrar imanı emretmesi acaba neden?”diye düşünmüş. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Alimlerle sohbeti esnasında konuyu kendileriyle paylaşmış. “Ne düşünüyorsunuz?” diye sırmuş. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Âlimlerin arasından Akşemseddin, “Sultanım,” demiş. “Dışardan gelen seslere kulak verin, cevabınızı alın.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Dışarıdan o sırada mehteranın kös sesleri geliyormuş. Fatih, “Efendim, biraz açar mısınız?” demiş. Bunun üzerine Akşemseddin şöyle izah etmiş: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Sultanım, mehteranın davullarından ‘düm, düm’ sesleri geliyor. ‘Düm’ kelimesi sizin de bildiğiniz gibi Arapça’da ‘devam et’ anlamına geliyor. Âyetin de mânâsı bu olsa gerektir. Bu âyet, ‘Ey iman edenler! Allah’a, Peygambere, Kitaba olan imanınızda her daim devam edin!’ mesajı vermektedir.” </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">İnsanın elbisesi eskidiği gibi, imanı da eskiyebilir. Elbise gibi, imanı da yenilemek gerekir. Öte yandan, âyetin yorumunda şöyle bir incelik de düşünülebilir: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Ey iman edenler! İmanınızı kontrol ediniz. ‘Allah’a inandım’ diyor, ama O’na itaat etmiyorsanız, ‘Peygambere inandım’ diyor, ama onun yolundan gitmiyorsanız, ‘Kitaba inandım’ diyor, ama Kitaba göre yaşamıyorsanız, gelin imanınızı kontrol edin. Belki tam inanmadınız, inandığınızı sandınız. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Zira Allah’a iman, O’na itaati gerektirir. Peygambere iman, O’nu rehber kabul etmeyi icap ettirir. Kitaba iman, Kitaba göre bir hayatı netice vermelidir.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Kışın geleceğine inanan insanlar, yazın sıcak günlerinde, odun ve kömür telâşına başlarlar. Çünkü sıcak günlerden sonra, soğuk günlerin geleceğine tereddütsüz inanmaktadırlar. Benzeri bir şekilde, âhiretin geleceğine inanan biri, elbette ve elbette oraya hazırlık yapar. Orada işine yarayacak şeylerle ömrünü değerlendirir. Demek ki, gerçek anlamda iman etmek ayrı bir olay, kendini “iman etti zannetmek” daha ayrı bir olaydır. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">ALLAH’IM! Sana karşı günah işleyenlere bile ne kadar bağışlayıcı ve lâtifsin. Seni arayana ne kadar yakınsın; sana el açıp yalvarana ne kadar müşfiksin. Ümidi sende olanlara ne kadar iyisin, merhametlisin. Kim, senden yardım istemiş de reddedilmiştir. Kim, sana sığınmış da ihanete uğramıştır. Kim, sana yaklaşmış da sen ondan uzak durmuşsundur. Kim, sana kaçmış, sığınmış da sen onu kapından kovmuşsundur!.. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Rabbim her şey senindir. Yaratan sensin ve hüküm senindir. İsimlerinde gizlenenler ile ve nurunu örten perdeler ile bu huzursuz ruhu, bu ıstıraplı yüreği bağışla. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Allahım, bütün alçaklıklardan korunmak için sana sığınırız; senden başka bütün korkulardan; senden başka bütün yoksulluklardan... </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Allahım, yüzümüzü senden başka kimseye çevirmeyiz, secde ettirmeyiz. Öyleyse ellerimizin de senden başka bir şeye uzanmasını engelle ne olur! </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Senden başka ilâh yoktur. Doğrusu ben de nefsine zulmeden zalimlerdendim. Ama şükürler olsun Allahıma, âlemlerin Rabbine. </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">“Allah’ım, beni bana bırakma </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px">Adını dilimden uzak tutma,” </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 29571, member: 857"] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]GÜN, nasıl başlarsa öyle gidermiş. Ruhumuzda uyuyan nice güzellikler gizli. Hepsi de uyandırılmayı bekliyor. Bunun için güneşin doğması, saatlerin çalması yetmiyor. Bu güzellikleri uyandırmaya, bazen hiçbir şey yetmiyor. Şükür ki, yarınlara dair emellerimiz yine de bitmiyor, tükenmiyor. Onlar da olmasa ne yapardık, nasıl yaşardık? Allah’tan ki, bu ümit bazen bir söz, bazen de bir dua olup, içimize akıyor, ruhumuzu uyandırıyor. O anlardan birini bugün yaşadım. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [SIZE=3][FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred]“Allah’ım, beni bana bırakma [/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Adını dilimden uzak tutma,” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Diye diye, güne Allah ile, bu dualı sözle başladım. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]İçimin güneşi doğmuştu artık. Açıldıkça açıldı, ruhu kat kat saran perdeler. Ve ardından Hira’nın sorusu geldi: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Ömür nedir?” diye soruyordu. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Ömür, bu gündür,” dedim. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Hira, bu defa, “gün nedir?” dedi. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Gün mü” dedim, “o, upuzun bir ömürdür.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Bir cümleyle açar mısın?” dedi. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Bir cümleyle,” dedim, “bir gün, Allah için yaşanmışsa eğer, [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]işte o gün, Allah için yaşanmamış bir ömürden bile daha uzundur, daha değerlidir.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Hz. Ali’nin sözünü hatırlamanın tam sırası: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Bir insanın öldükten sonra cennete girmesine hayret etmem. Benim asıl hayret ettiğim şey; o insanın dünyadayken de cennet gibi bir hayat yaşamasıdır.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Büyük insanın işaret ettiği şey, son derece yüksek bir iman nimetine erişmek olsa gerek. Çünkü, hidayet ruhun cennetidir. Rabbim, hepimize bu güzel iman yolunu ve nimetini nasip eylesin... [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Bediüzzaman’ın Mesnevi’sinde geçen bir cümle yıllardır [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]aklımdan çıkmaz: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Ülfet ve âdet ve yeknesaklık perdeleri altında çok harika hakikatler gizleniyor.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Yahya Kemal de aynı dertten mustarip; “ülfet belâlı şey,” diyor şairimiz. Hem de ne belâ... Dünyada da, ahirette de baş belâsı, püsküllü belâ... [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]ALIŞTIĞIMIZ bir şey olunca yaşamak, hayat denen o büyük mucize, basitleşiyor âdeta. Bir sabun köpüğü gibi sönüyor, elimizden kayıp gidiyor. Nasıl bir şefkatle ve merhametle beslenip büyütüldüğümüz unutulunca böyle oluyor. En büyük nimet bile küçülüyor. Allah akla gelmeyince, her şey O’nun bize bir nimeti, bir ikramıdır diye bakılmayınca, sıradanlaşıyor ne varsa. Bir değil, milyar değil, 100 trilyon hücreden ibaret olan insan vücudundaki, o ilâhi sistemi bir düşünelim. Sadece tek bir insanın vücudunda yürütülen bu faaliyetler bile, akılları durduracak kadar harika değil midir? Yüz trilyon hücremizin diliyle Rabbimize hamd ederiz... [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Evet, hayatı bu kadar hikmetli ve harika bir şekilde yaratan Allah (c.c.), bu hayatın her ânı için her şeyden evvel ismiyle, sıfatıyla anılmaya lâyıktır. Rahmetli Cahit Zarifoğlu bir şiirinde bunu ne güzel ifade eder: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Önce besmele, / en güzel kelime. / Allah’ım, / yol boyunca / bırakma elimi / düşerim sonra. / Allah’ım, / niçin halkettinse beni / kalbime söyle iyice / engellerden arınsın yolum. / Allah’ım, / nasıl pırıl pırılsa / güzelse sevdiğin kulların / öyle güzel kıl beni. / Allah’ım, / O güzeller güzeli / hangi iyilik diledi senden / dilerim ben de öylelerini. / Allah’ım, / Peygamber Efendimiz (s.a.v.) / hangi şerlerden sığındıysa sana / upuzak tut benden de onları. / Allah’ım, / yol boyunca / tarih boyunca / başıboş bırakma bizi.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]EĞER bu ince mânâları ve besmelenin esrarını Bediüzzaman’ın eserinden ve özellikle ‘Birinci Söz’den öğrenmese, okumasa ve görmese idik, gerçekten de işte o zaman cahil kalacaktık; gerinin de gerisinde işte o zaman olacaktık. Şükür ki, Rabbimizi bildik, tanıdık ve sevdik. Böyle bir Allah’ın adını anmayı şeref bildik, nimet bildik. Sonsuza kadar Rabbimin her nimeti için elhamdülillah... [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Hz. Peygamberin (s.a.v.) her daim, “Hayretimi artır, Yârabbi!” duasına bütün hücre ve zerrelerimle “âmin” diyorum. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Allah’ım, hayretimizle beraber imanımızı da artır. Âmin. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]İMANIN önemine işaret eden tarihî bir öykü ile yazımıza devam edelim: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Fatih Sultan Mehmet, bir gün Kur'an okurken şu âyetin mânâsına takılmış: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara iman(da sebat) edin!” (Nisa,136) [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Fatih: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Âyet, zaten iman edenlere sesleniyor. Ardından tekrar imanı emretmesi acaba neden?”diye düşünmüş. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Alimlerle sohbeti esnasında konuyu kendileriyle paylaşmış. “Ne düşünüyorsunuz?” diye sırmuş. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Âlimlerin arasından Akşemseddin, “Sultanım,” demiş. “Dışardan gelen seslere kulak verin, cevabınızı alın.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Dışarıdan o sırada mehteranın kös sesleri geliyormuş. Fatih, “Efendim, biraz açar mısınız?” demiş. Bunun üzerine Akşemseddin şöyle izah etmiş: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Sultanım, mehteranın davullarından ‘düm, düm’ sesleri geliyor. ‘Düm’ kelimesi sizin de bildiğiniz gibi Arapça’da ‘devam et’ anlamına geliyor. Âyetin de mânâsı bu olsa gerektir. Bu âyet, ‘Ey iman edenler! Allah’a, Peygambere, Kitaba olan imanınızda her daim devam edin!’ mesajı vermektedir.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]İnsanın elbisesi eskidiği gibi, imanı da eskiyebilir. Elbise gibi, imanı da yenilemek gerekir. Öte yandan, âyetin yorumunda şöyle bir incelik de düşünülebilir: [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Ey iman edenler! İmanınızı kontrol ediniz. ‘Allah’a inandım’ diyor, ama O’na itaat etmiyorsanız, ‘Peygambere inandım’ diyor, ama onun yolundan gitmiyorsanız, ‘Kitaba inandım’ diyor, ama Kitaba göre yaşamıyorsanız, gelin imanınızı kontrol edin. Belki tam inanmadınız, inandığınızı sandınız. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Zira Allah’a iman, O’na itaati gerektirir. Peygambere iman, O’nu rehber kabul etmeyi icap ettirir. Kitaba iman, Kitaba göre bir hayatı netice vermelidir.” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Kışın geleceğine inanan insanlar, yazın sıcak günlerinde, odun ve kömür telâşına başlarlar. Çünkü sıcak günlerden sonra, soğuk günlerin geleceğine tereddütsüz inanmaktadırlar. Benzeri bir şekilde, âhiretin geleceğine inanan biri, elbette ve elbette oraya hazırlık yapar. Orada işine yarayacak şeylerle ömrünü değerlendirir. Demek ki, gerçek anlamda iman etmek ayrı bir olay, kendini “iman etti zannetmek” daha ayrı bir olaydır. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]ALLAH’IM! Sana karşı günah işleyenlere bile ne kadar bağışlayıcı ve lâtifsin. Seni arayana ne kadar yakınsın; sana el açıp yalvarana ne kadar müşfiksin. Ümidi sende olanlara ne kadar iyisin, merhametlisin. Kim, senden yardım istemiş de reddedilmiştir. Kim, sana sığınmış da ihanete uğramıştır. Kim, sana yaklaşmış da sen ondan uzak durmuşsundur. Kim, sana kaçmış, sığınmış da sen onu kapından kovmuşsundur!.. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Rabbim her şey senindir. Yaratan sensin ve hüküm senindir. İsimlerinde gizlenenler ile ve nurunu örten perdeler ile bu huzursuz ruhu, bu ıstıraplı yüreği bağışla. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Allahım, bütün alçaklıklardan korunmak için sana sığınırız; senden başka bütün korkulardan; senden başka bütün yoksulluklardan... [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Allahım, yüzümüzü senden başka kimseye çevirmeyiz, secde ettirmeyiz. Öyleyse ellerimizin de senden başka bir şeye uzanmasını engelle ne olur! [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Senden başka ilâh yoktur. Doğrusu ben de nefsine zulmeden zalimlerdendim. Ama şükürler olsun Allahıma, âlemlerin Rabbine. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]“Allah’ım, beni bana bırakma [/SIZE][/COLOR][/FONT] [FONT=Book Antiqua][COLOR=darkred][SIZE=3]Adını dilimden uzak tutma,” [/SIZE][/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İmanın Şartları
Allah'a İman
Allahım, Beni Bana Bırakma
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst