Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Allah'ın birliğine inanmanın kolaylığı...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 23615" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">BEŞİNCİ LEM’A</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><span style="color: red">Nasıl ki bir kitap, eğer yazma ve mektub olsa, onun yazmasına bir kalem kâfidir. </span>Eğer basma ve matbu olsa, o kitabın hurufatı <span style="color: black">(harfleri)</span> adedince kalemler, yani demir harfler lâzımdır, tâ o kitap tab’ edilip vücut bulsun. Eğer o kitabın bazı harflerinde gayet ince bir hatla o kitabın ekseri yazılmışsa Sûre-i Yâsin, lâfz-ı Yâsin’de yazıldığı gibi o vakit bütün o demir harflerin küçücükleri, o tek harfe lâzım, tâ tab edilsin.</span></span></span><span style="color: darkred"></span></p><p><span style="color: darkred"></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Aynen öyle de, şu kitab-ı kâinatı, kalem-i kudret-i Samedâniyenin <span style="color: black">(Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Kendisine muhtaç olduğu Allah’ın kudret kalemi)</span>yazması ve Zât-ı Ehadiyetin <span style="color: black">(herbir varlıkta birliği görünen Zât, Allah)</span>mektubu desen, vücub derecesinde bir suhulet ve lüzum derecesinde bir mâkuliyet yoluna gidersin. Eğer tabiata ve esbaba isnat etsen, imtinâ <span style="color: black">(imkansızlık)</span>derecesinde suûbetli <span style="color: black">(zor)</span>ve muhal derecesinde müşkülâtlı ve hiçbir vehim kabul etmeyen hurafatlı şöyle bir yola gidersin ki, tabiat için ya herbir cüz toprakta, herbir katre suda, herbir parça havada milyarlarca madenî matbaalar ve hadsiz mânevî fabrikalar bulunması lâzım tâ ki, hesapsız çiçekli, meyveli masnuâtın teşekkülâtına mazhar olabilsin. Yahut herşeye muhit bir ilim, herşeye muktedir bir kuvvet onlarda kabul etmek lâzım gelir tâ şu masnuâta hakikî masdar olabilsin.</span></span></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Çünkü toprağın ve suyun ve havanın herbir cüz’ü ekser nebâtâta menşe olabilir. Halbuki herbir nebat, meyveli olsa, çiçekli olsa, teşekkülâtı o kadar muntazamdır, o kadar mevzundur, o kadar birbirinden mümtazdır, o kadar keyfiyetçe birbirinden ayrıdır ki, herbirisine, yalnız ona mahsus birer ayrı mânevî fabrika veya ayrı birer matbaa lâzımdır. <span style="color: red">Demek, tabiat mistarlıktan masdarlığa çıksa, herbir şeyde bütün şeylerin makinelerini bulundurmaya mecburdur.</span></span></span></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: red">İşte, bu tabiatperestlik fikrinin esası öyle bir hurafattır ki, hurafeciler dahi ondan utanıyorlar. Kendini âkıl zanneden ehl-i dalâletin nasıl nihayetsiz hezeyanlı bir akılsızlık iltizam ettiklerini gör, ibret al!</span></span></span></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></span></span></p><p><span style="color: darkred"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Elhasıl: Nasıl bir kitabın herbir harfi, kendi nefsini bir harf kadar gösterip ve <span style="color: red">kendi vücuduna tek bir suretle delâlet ediyor;</span> ve kendi kâtibini on kelime ile tarif eder ve çok cihetlerle gösterir. Meselâ, “Benim kâtibimin hüsn-ü hattı var. Kalemi kırmızıdır, şöyledir, böyledir” der. Aynen öyle de, <span style="color: red">şu kitab-ı kebir-i âlemin herbir harfi, kendine cirmi kadar delâlet eder ve kendi sureti kadar gösterir. Fakat Nakkâş-ı Ezelînin esmâsını bir kaside kadar tarif eder ve keyfiyetleri adedince işaret parmaklarıyla o esmâyı gösterir, Müsemmâsına şehadet eder.</span> Demek, hem kendini, hem bütün kâinatı inkâr eden sofestâi gibi bir ahmak, yine <span style="color: red">Sâni-i Zülcelâlin inkârına gitmemek gerektir!</span></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px">22.söz</span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px">İkinci makam</span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px">5.lem'a</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 23615, member: 857"] [SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]BEŞİNCİ LEM’A[/COLOR] [COLOR=darkred][COLOR=red]Nasıl ki bir kitap, eğer yazma ve mektub olsa, onun yazmasına bir kalem kâfidir. [/COLOR]Eğer basma ve matbu olsa, o kitabın hurufatı [COLOR=black](harfleri)[/COLOR] adedince kalemler, yani demir harfler lâzımdır, tâ o kitap tab’ edilip vücut bulsun. Eğer o kitabın bazı harflerinde gayet ince bir hatla o kitabın ekseri yazılmışsa Sûre-i Yâsin, lâfz-ı Yâsin’de yazıldığı gibi o vakit bütün o demir harflerin küçücükleri, o tek harfe lâzım, tâ tab edilsin.[/COLOR][/FONT][/SIZE][COLOR=darkred] [SIZE=3][FONT=Palatino Linotype]Aynen öyle de, şu kitab-ı kâinatı, kalem-i kudret-i Samedâniyenin [COLOR=black](Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Kendisine muhtaç olduğu Allah’ın kudret kalemi)[/COLOR]yazması ve Zât-ı Ehadiyetin [COLOR=black](herbir varlıkta birliği görünen Zât, Allah)[/COLOR]mektubu desen, vücub derecesinde bir suhulet ve lüzum derecesinde bir mâkuliyet yoluna gidersin. Eğer tabiata ve esbaba isnat etsen, imtinâ [COLOR=black](imkansızlık)[/COLOR]derecesinde suûbetli [COLOR=black](zor)[/COLOR]ve muhal derecesinde müşkülâtlı ve hiçbir vehim kabul etmeyen hurafatlı şöyle bir yola gidersin ki, tabiat için ya herbir cüz toprakta, herbir katre suda, herbir parça havada milyarlarca madenî matbaalar ve hadsiz mânevî fabrikalar bulunması lâzım tâ ki, hesapsız çiçekli, meyveli masnuâtın teşekkülâtına mazhar olabilsin. Yahut herşeye muhit bir ilim, herşeye muktedir bir kuvvet onlarda kabul etmek lâzım gelir tâ şu masnuâta hakikî masdar olabilsin. Çünkü toprağın ve suyun ve havanın herbir cüz’ü ekser nebâtâta menşe olabilir. Halbuki herbir nebat, meyveli olsa, çiçekli olsa, teşekkülâtı o kadar muntazamdır, o kadar mevzundur, o kadar birbirinden mümtazdır, o kadar keyfiyetçe birbirinden ayrıdır ki, herbirisine, yalnız ona mahsus birer ayrı mânevî fabrika veya ayrı birer matbaa lâzımdır. [COLOR=red]Demek, tabiat mistarlıktan masdarlığa çıksa, herbir şeyde bütün şeylerin makinelerini bulundurmaya mecburdur.[/COLOR] [COLOR=red]İşte, bu tabiatperestlik fikrinin esası öyle bir hurafattır ki, hurafeciler dahi ondan utanıyorlar. Kendini âkıl zanneden ehl-i dalâletin nasıl nihayetsiz hezeyanlı bir akılsızlık iltizam ettiklerini gör, ibret al![/COLOR] Elhasıl: Nasıl bir kitabın herbir harfi, kendi nefsini bir harf kadar gösterip ve [COLOR=red]kendi vücuduna tek bir suretle delâlet ediyor;[/COLOR] ve kendi kâtibini on kelime ile tarif eder ve çok cihetlerle gösterir. Meselâ, “Benim kâtibimin hüsn-ü hattı var. Kalemi kırmızıdır, şöyledir, böyledir” der. Aynen öyle de, [COLOR=red]şu kitab-ı kebir-i âlemin herbir harfi, kendine cirmi kadar delâlet eder ve kendi sureti kadar gösterir. Fakat Nakkâş-ı Ezelînin esmâsını bir kaside kadar tarif eder ve keyfiyetleri adedince işaret parmaklarıyla o esmâyı gösterir, Müsemmâsına şehadet eder.[/COLOR] Demek, hem kendini, hem bütün kâinatı inkâr eden sofestâi gibi bir ahmak, yine [COLOR=red]Sâni-i Zülcelâlin inkârına gitmemek gerektir![/COLOR][/FONT][/SIZE][/COLOR] [FONT=Palatino Linotype][SIZE=3]22.söz İkinci makam 5.lem'a[/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Allah'ın birliğine inanmanın kolaylığı...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst