Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Allah'ın rahmetinden yalnızca inkar edenler ümit keser
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 218298" data-attributes="member: 11723"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İnsanlar zorlu olaylarla karşılaştıklarında gösterdikleri tavra göre ikiye ayrılırlar. Bunlardan birinci grup Allah'ın varlığını inkar eden ve dünya hayatının koşuşturması içine dalan insanlardır. Herhangi bir zorluk, sıkıntı, fiziksel ya da manevi baskıyla karşılaştıklarında bir anda saldırganlaşıp, umulmadık isyankar tavırlar gösterirler. Zorluklar iman etmeyenlerin büyük bir ümitsizliğe düşmelerine neden olur. Bu ümitsizlik tüm yaşantılarını engeller, şevk ve heyecanlarını kırar, çok büyük bir yılgınlık meydana getirir. Her zorluğu bir bela olarak görür, bu nedenle de olgun ve dengeli bir tavır gösteremezler. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Allah'ın rahmetinden umut kesen kişiler Allah'a inanmayan, ahiret inancı taşımayan insanlardır. Kendi rahmetinden umut kesenlerin ancak inkar edenler olduğunu Allah ayetinde şu şekilde belirtmektedir: </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı 'yok sayıp inkar edenler'; işte onlar, Benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır. (Ankebut Suresi, 23)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Kuran'da övülen peygamberlerden biri olan Hz. Yakup da kendi oğullarına Allah'a karşı ümitvar olmayı öğütlemiştir. Hz. Yakup oğullarına Allah'ın rahmetinden umut kesenlerin yalnızca inkar edenler olduğunu şöyle hatırlatmaktadır: </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">"Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez". (Yusuf Suresi, 87)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Allah'ın rahmetini umut etmemek, Allah'ın herşeye güç yetiren olduğunun bilincinde olmamak demektir. Ki bu herşeyini Rabbimiz'e borçlu olan insan için son derece büyük bir nankörlüktür. Çünkü insanı yaratan, ona görme, işitme, düşünme yeteneklerini veren, yürümesini, koşmasını, nefes almasını sağlayan, onu güldüren, sağlığını ona veren, rızıklandıran, sevdiği şeyleri ona ikram eden Allah'tır. Bu durumda Allah'ın rahmetini ummamak kişinin bütün bunları görmezlikten gelmesi anlamına gelir. Özellikle de elindeki nimetleri kaybettikten sonra ümitsizliğe kapılmak, Allah'ın beğenmediği bir tavırdır: </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır. (İsra Suresi, 83)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Nimetler içindeyken bu nimetleri kendilerine Allah'ın verdiğini hiç düşünmeyen, şükretmeyen insanlar, nimetler ellerinden alındığında, bir anda büyük bir şaşkınlığa kapılmakta ve bütün umutlarını yitirmektedirler. Nankörlük ve umutsuzluk Kuran'dan uzak kimselerde birarada bulunan kötü ahlak özellikleridir. Başka ayetlerde de bu tür kimselerden şöyle bahsedilmektedir. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine herşeyin kapılarını açtık. Öyle ki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular. (Enam Suresi, 44)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler. (Müminun Suresi, 77)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İnkarcıların bu zayıf ve basit karakterlerinden bir başka ayette de şöyle bahsedilir:</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, ye'se düşen bir umutsuzdur. (Fussilet Suresi, 49)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Allah iman edenlere inkarcıları dost edinmemeyi, onların ahirete hiçbir şekilde inanmadıklarını, ahiretten yana umut kesmiş kimseler olduklarını bildirmektedir. Bu tür kimseler müminlerin muhatap olmaktan özellikle sakındıkları kimselerdir. Çünkü ahiretten umut kesen bir insan her açıdan olumsuz özellikler taşıyan bir insandır. Hiçbir sınır ya da kural tanımaz, her türlü suçu işleyebilecek bir yapıda olur. Nitekim dünya üzerinde cinayetten hırsızlığa kadar her türlü gayrimeşru işin arkasında yer alan, insanlara çekinmeden zulmeden, yolsuzluğu, dolandırıcılığı yaşam tarzı haline getiren kişiler hep ahirete inanmayan, ahiret umudu taşımayan, Allah'tan korkmayan insanlardır. Bu nedenle, müminlerin ahiretten umudunu kesmiş bu tür kişileri dost edinmemeleri ayette şöyle bildirilmektedir:</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 13)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Ümitsizlik, iman etmeyen kişilerin, iman edenlerle arasındaki en belirgin farklardan biridir. İnkarcılar Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla yaşamadıkları için Allah'tan gelen herşeye razı olan bir müminin rahatlığını taşımazlar. Bu yüzden bir an sonrasının dahi endişesi içindedirler. Her olayın kendi aleyhlerinde gelişeceği zannına kapılırlar. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bir an için ümitlenseler de, yaşadıkları olayın herhangi bir aşamasının bekledikleri gibi gelişmediğini gördüklerinde hemen ümitsizliğe kapılırlar. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İmanlı insan için ise bu durum tam tersi şeklindedir. İman, dünyada insanın sahip olabileceği en büyük nimetlerin başında yer alır. Allah’a inanan insan ayetin ifadesiyle "... sapasağlam bir kulpa yapışmıştır...". (Bakara Suresi, 256) Yokken var eden, ölüyken dirilten, hastalandığında şifa veren, yediren, içiren, büyüten, karanlıklar içindeyken aydınlığa çıkaran Allah’tır ve bu yüzden insan iman eder. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İman, kişiyi ümitsizliğe sürüklenmekten, üzüntü, keder, sıkıntı, stres, öfke, gelecek kaygısı, korku ve tedirginlik gibi insana maddi-manevi zarar veren etkenlerden uzak tutar. Bütün bunların aksine son derece neşeli ve huzurlu olmasına neden olur. İmandan başka hiçbir şey insanı kurtuluşa ulaştırmaz. Nitekim imandan başka bir kulba tutunmaya kalkan insan bir türlü huzuru bulamadığını, edindiği amaçlara ulaşsa dahi mutluluğu yakalayamadığını kendisi de görür. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Özellikle hastalandığında ya da yaşlandığında hayatını adadığı şeylerin ya da kişilerin kendisine sadık olmadığını, boşa geçen yılların kendisine bu dünyada da hiçbir yarar getirmediğini düşünüp ruhen çöküntüye uğrar. O güne kadar kendisini ayakta tutan idealleri, beklentileri, dostları, sevdikleri yok olup gitmiştir.</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İman ehli ise dünyaya bağlı olmadığı için bedenen uğradığı değişiklikler, çevresinde ve hayatında yaşadığı kayıplar kendisinde bir üzüntü ya da moral bozukluğuna yol açmaz. Yıllarını Allah yolunda mücadeleye adamış değerli İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi imanın kendisine yettiğini ve kendisine bitmeyen bir ümit kaynağı olduğunu şu şekilde dile getirmiştir: </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">"… İşte bütün ihtiyarlığımdan ve firak (ayrılık) belâlarından gelen teessürâtıma (üzüntülerime), bana nur-u iman tam kâfi geldi; kırılmaz bir rica, kopmaz bir ümit, sönmez bir ziya, bitmez bir teselli verdi. Elbette sizlere ihtiyarlıktan gelen karanlık ve gaflet ve teessürat ve teellümâta (tasalanmalara), iman kâfi ve vâfidir. Asıl en karanlıklı ve en nursuz ve tesellisiz ihtiyarlık ve en elîm ve müthiş firak, ehl-i dalâletin (hak yoldan sapanların) ve ehl-i sefahetin (sefihlerin) ihtiyarlıklarıdır ve firaklarıdır. O rica ve ziya ve teselli veren imanı zevk etmek ve tesirâtını hissetmek için, ihtiyarlığa lâyık ve İslâmiyete muvafık ubudiyetkârâne (kulluğa yakışır bir tarzda) bir tavr-ı şuurdârâne (şuurlu bir tavır) takınmakla olur. Yoksa, gençlere benzemeye çalışmak ve onların sarhoşça gafletlerine başını sokup ihtiyarlığını unutmakla değildir…" </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bir insanın, nimetler içindeyken neşeli ve mutlu olup, nimetler kendisinden alındığında bir anda bütün karakterinin değişmesi, müthiş bir sıkıntı ve kaygıya düşmesi aslında tam anlamıyla bir basitlik, küçüklüktür. Kişinin Allah'a ve ahirete gerçek anlamda bir imanı olmadığının delilidir. Aynı zamanda önemli bir akılsızlık ve kavrayış eksikliğinin de göstergesidir. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Çünkü nimeti veren de alan da Allah'tır. Mümini diğer kişilerden ayıran en önemli özelliklerinden biri de böyle bir durum karşısında göstereceği güzel ahlaktır. Mümin her iki durumda da büyük bir neşe ve teslimiyet içindedir. Müminlerin en temel özellikleri tüm varlıklarıyla tamamen Allah'a teslim olmaları, O'nun kendilerine gönderdiği Kuran'a göre hareket edip düşünmeleri, Kuran’ın dışında hiçbir zihniyet, model ve bakış açısını üzerlerinde barındırmamalarıdır. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İman etmeyenler ise, Kuran’a aykırı bir hayat modelini bütün yönleriyle yaşarlar. Alaycılık, zulüm, endişe, korku, sıkıntı, yalan, ölüm korkusu, dünya hırsları, üzüntü, vs. hep bu modelin içinde yer alan özelliklerdendir. Ümitsizlik de iman etmeyenlerin hemen hemen tamamında rastlanan bir vasıftır. Yaşama amaçlarını ve yaşam biçimlerini sağlam bir zemin üzerine, yani Allah'a iman ve kulluk üzerine kurmadıkları için hayatları, dirayetleri, dayanma güçleri pamuk ipliğine bağlıdır. Her an sarsılmaya, yıkılmaya müsait bir ruh hali içindedirler. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bitip tükenmeyen, sönmeyen, coşkulu bir ümit olması için Allah'a tam bir iman, güven ve sadakat gerekir. Ümidi ancak Allah'la dost olan insan gereği gibi yaşar. Allah'a inanmayan insan gerçek ümidi, yani dünyevi şartlara dayalı olmayan daimi bir ümidi bilmez. Her zaman olumsuz ihtimaller üzerinde düşünür, olayları hep olumsuz yönden değerlendirir. Allah’a güvenip dayanmayan böyle insanların endişelenmek için bitmek tükenmek bilmeyen sebepleri vardır. Herşeyin başıboş tesadüflere bağlı olduğunu zannederler. Böyle bir durumda yalnızca gerçekleşmesi ihtimal dahilinde olan doğal afetler bile tevekkülsüz insanlar için büyük bir sıkıntı kaynağıdır.</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Evrende çok hassas dengelerle birbirine uyum sağlayan birçok ayrıntı vardır. Bu dengelerin birinde meydana gelecek çok küçük oranlardaki bir oynama bile evrende büyük felaketler meydana getirebilir. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Örneğin, şiddetli bir deprem yer kabuğu üzerindeki herşeyi alt üst etmeye yeterlidir. Yer kabuğu alev alev kaynayan, en ağır metallerin bile eriyik halinde bulunduğu, binlerce derece sıcaklıktaki mağma üzerinde adeta bir zar gibi yüzmektedir. Bu zarın her an birkaç yerinden yırtılması ve yeryüzünün kaynayan lavlarla küle dönmesi son derece kolaydır. Yeryüzünün en güvenli sayılan yerleri bile bu tehlikeden uzak değildir. Çünkü yapılan hesapların hiçbiri kesinlik taşımamakta, yalnızca bir tahmin ve varsayım boyutunda kalmaktadır. Bu arada, Dünya müthiş bir süratle uzay boşluğu içinde dönerek gitmektedir, binlerce göktaşı yeryüzünün çok yakınından teğet geçmektedir. Günün birinde büyük bir göktaşının Dünya'ya isabet etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Yalnızca bir kilometre çapındaki bir göktaşı bile Dünya'daki iklim dengelerini alt üst ederek canlı yaşamını tehdit etmeye yeterlidir. Güneş'te meydana gelecek büyük bir patlama sonucunda etrafa yayılacak enerji ve radyasyon da Dünya'daki canlılığa bir anda son verebilir. Üstelik bunlar sadece birkaç örnektir ve bunlar gibi daha binlerce alternatif düşünülebilir. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Tüm bunların farkında olan kişinin eğer Allah’a inancı ve tevekkülü yoksa çok yoğun bir korku ve tedirginlik hisseder. Ancak iman ehli ise evrenin tamamının, kendi bedeni de dahil, Allah'ın kontrolünde olduğunu bilir. Allah'ın aklına ve ilmine tamamen teslimdir. Evrenin hassas dengeler üzerine kurulu olması onun imanını daha da artırmakta, Allah'a olan bağlılığını, hayranlığını güçlendirmektedir. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bediüzzaman Said Nursi bu konuda Müslümanların rahatlığıyla inkarcıların içine düştükleri ümitsizliği samimi üslubuyla şöyle ifade etmektedir: </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">"… İşte, kâinat içinde maddî ve mânevî bütün bu silsileler, imânsız ehl-i dalâlete (doğru ve hak yoldan sapanlara) hücum ediyor, tehdit ediyor, korku veriyor, kuvve-i mâneviyesini (manevi kuvvetini) zîr ü zeber (altüst) ediyor. Ehl-i imana (inananlara) değil tehdit ve korkutmak, belki sevinç ve saadet, ünsiyet (dostluk) ve ümit ve kuvvet veriyor. Çünkü ehl-i iman, iman ile görüyor ki, o hadsiz silsileleri, maddî ve mânevî şimendiferleri, seyyar kâinatları mükemmel intizam ve hikmet dairesinde birer vazifeye sevk eden bir Sâni-i Hakîm onları çalıştırıyor. Zerre miktar vazifelerinde şaşırmıyorlar, birbirine tecavüz edemiyorlar. Ve kâinattaki kemâlât-ı san'ata (mükemmel sanatlara) ve tecelliyat-ı cemâliyeye (güzellik görüntülerine) mazhar olduklarını (kavuştuklarını) görüp kuvve-i mâneviyeyi tamamıyla eline verip, saadet-i ebediyenin bir nümunesini iman gösteriyor…" </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İnkarcıların en fazla ümitsizliğe kapılacakları gün, bütün insanların hesap vermek üzere diriltilecekleri ahiret günü olacaktır. Kıyametin başlamasıyla, zorlu bir günle karşı karşıya kaldıklarını hemen anlayan inkarcılar, hayatları boyunca kaçtıkları gerçekle çok açık bir şekilde karşılaşacaklar, dünyada bulundukları sürece imana hiç yaklaşmadıkları için tarifsiz bir pişmanlığa kapılacaklardır. Allah'ın vaatlerini hatırlayacaklar, kendilerinin cehenneme sokulacaklarını anlayacaklardır. Bu noktada ve bundan sonra yaşayacakları ümitsizlik, ümitsizlik sınırının en sonudur. Nitekim dünyada yaşanan hiçbir pişmanlık, hiçbir ümitsizlik örneği bu derece şiddetli değildir. Allah, ahiretin başlangıcı olan kıyamet gününde inkarcıların yaşayacakları yıkımı şu şekilde ifade etmektedir: </span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar. (Rum Suresi, 12)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Kuran'a davet edildikleri halde kendi istekleriyle inkarda direten kişilerin cehennem azaplarının çok şiddetli olacağı ve bu azabın hafifletilmeyeceği de ayetlerden anlaşılmaktadır. Zuhruf Suresi'nde şöyle buyrulmaktadır:</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orda onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir. Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir. (Zuhruf Suresi, 75-76)</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 218298, member: 11723"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İnsanlar zorlu olaylarla karşılaştıklarında gösterdikleri tavra göre ikiye ayrılırlar. Bunlardan birinci grup Allah'ın varlığını inkar eden ve dünya hayatının koşuşturması içine dalan insanlardır. Herhangi bir zorluk, sıkıntı, fiziksel ya da manevi baskıyla karşılaştıklarında bir anda saldırganlaşıp, umulmadık isyankar tavırlar gösterirler. Zorluklar iman etmeyenlerin büyük bir ümitsizliğe düşmelerine neden olur. Bu ümitsizlik tüm yaşantılarını engeller, şevk ve heyecanlarını kırar, çok büyük bir yılgınlık meydana getirir. Her zorluğu bir bela olarak görür, bu nedenle de olgun ve dengeli bir tavır gösteremezler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [LEFT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Allah'ın rahmetinden umut kesen kişiler Allah'a inanmayan, ahiret inancı taşımayan insanlardır. Kendi rahmetinden umut kesenlerin ancak inkar edenler olduğunu Allah ayetinde şu şekilde belirtmektedir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı 'yok sayıp inkar edenler'; işte onlar, Benim rahmetimden umut kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır. (Ankebut Suresi, 23) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Kuran'da övülen peygamberlerden biri olan Hz. Yakup da kendi oğullarına Allah'a karşı ümitvar olmayı öğütlemiştir. Hz. Yakup oğullarına Allah'ın rahmetinden umut kesenlerin yalnızca inkar edenler olduğunu şöyle hatırlatmaktadır: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]"Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez". (Yusuf Suresi, 87) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Allah'ın rahmetini umut etmemek, Allah'ın herşeye güç yetiren olduğunun bilincinde olmamak demektir. Ki bu herşeyini Rabbimiz'e borçlu olan insan için son derece büyük bir nankörlüktür. Çünkü insanı yaratan, ona görme, işitme, düşünme yeteneklerini veren, yürümesini, koşmasını, nefes almasını sağlayan, onu güldüren, sağlığını ona veren, rızıklandıran, sevdiği şeyleri ona ikram eden Allah'tır. Bu durumda Allah'ın rahmetini ummamak kişinin bütün bunları görmezlikten gelmesi anlamına gelir. Özellikle de elindeki nimetleri kaybettikten sonra ümitsizliğe kapılmak, Allah'ın beğenmediği bir tavırdır: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır. (İsra Suresi, 83) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Nimetler içindeyken bu nimetleri kendilerine Allah'ın verdiğini hiç düşünmeyen, şükretmeyen insanlar, nimetler ellerinden alındığında, bir anda büyük bir şaşkınlığa kapılmakta ve bütün umutlarını yitirmektedirler. Nankörlük ve umutsuzluk Kuran'dan uzak kimselerde birarada bulunan kötü ahlak özellikleridir. Başka ayetlerde de bu tür kimselerden şöyle bahsedilmektedir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine herşeyin kapılarını açtık. Öyle ki kendilerine verilen şeylerle 'sevince kapılıp şımarınca', onları apansız yakalayıverdik. Artık onlar umutları suya düşenler oldular. (Enam Suresi, 44) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler. (Müminun Suresi, 77) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İnkarcıların bu zayıf ve basit karakterlerinden bir başka ayette de şöyle bahsedilir: İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, ye'se düşen bir umutsuzdur. (Fussilet Suresi, 49) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Allah iman edenlere inkarcıları dost edinmemeyi, onların ahirete hiçbir şekilde inanmadıklarını, ahiretten yana umut kesmiş kimseler olduklarını bildirmektedir. Bu tür kimseler müminlerin muhatap olmaktan özellikle sakındıkları kimselerdir. Çünkü ahiretten umut kesen bir insan her açıdan olumsuz özellikler taşıyan bir insandır. Hiçbir sınır ya da kural tanımaz, her türlü suçu işleyebilecek bir yapıda olur. Nitekim dünya üzerinde cinayetten hırsızlığa kadar her türlü gayrimeşru işin arkasında yer alan, insanlara çekinmeden zulmeden, yolsuzluğu, dolandırıcılığı yaşam tarzı haline getiren kişiler hep ahirete inanmayan, ahiret umudu taşımayan, Allah'tan korkmayan insanlardır. Bu nedenle, müminlerin ahiretten umudunu kesmiş bu tür kişileri dost edinmemeleri ayette şöyle bildirilmektedir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 13) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Ümitsizlik, iman etmeyen kişilerin, iman edenlerle arasındaki en belirgin farklardan biridir. İnkarcılar Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla yaşamadıkları için Allah'tan gelen herşeye razı olan bir müminin rahatlığını taşımazlar. Bu yüzden bir an sonrasının dahi endişesi içindedirler. Her olayın kendi aleyhlerinde gelişeceği zannına kapılırlar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Bir an için ümitlenseler de, yaşadıkları olayın herhangi bir aşamasının bekledikleri gibi gelişmediğini gördüklerinde hemen ümitsizliğe kapılırlar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İmanlı insan için ise bu durum tam tersi şeklindedir. İman, dünyada insanın sahip olabileceği en büyük nimetlerin başında yer alır. Allah’a inanan insan ayetin ifadesiyle "... sapasağlam bir kulpa yapışmıştır...". (Bakara Suresi, 256) Yokken var eden, ölüyken dirilten, hastalandığında şifa veren, yediren, içiren, büyüten, karanlıklar içindeyken aydınlığa çıkaran Allah’tır ve bu yüzden insan iman eder. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İman, kişiyi ümitsizliğe sürüklenmekten, üzüntü, keder, sıkıntı, stres, öfke, gelecek kaygısı, korku ve tedirginlik gibi insana maddi-manevi zarar veren etkenlerden uzak tutar. Bütün bunların aksine son derece neşeli ve huzurlu olmasına neden olur. İmandan başka hiçbir şey insanı kurtuluşa ulaştırmaz. Nitekim imandan başka bir kulba tutunmaya kalkan insan bir türlü huzuru bulamadığını, edindiği amaçlara ulaşsa dahi mutluluğu yakalayamadığını kendisi de görür. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Özellikle hastalandığında ya da yaşlandığında hayatını adadığı şeylerin ya da kişilerin kendisine sadık olmadığını, boşa geçen yılların kendisine bu dünyada da hiçbir yarar getirmediğini düşünüp ruhen çöküntüye uğrar. O güne kadar kendisini ayakta tutan idealleri, beklentileri, dostları, sevdikleri yok olup gitmiştir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İman ehli ise dünyaya bağlı olmadığı için bedenen uğradığı değişiklikler, çevresinde ve hayatında yaşadığı kayıplar kendisinde bir üzüntü ya da moral bozukluğuna yol açmaz. Yıllarını Allah yolunda mücadeleye adamış değerli İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi imanın kendisine yettiğini ve kendisine bitmeyen bir ümit kaynağı olduğunu şu şekilde dile getirmiştir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]"… İşte bütün ihtiyarlığımdan ve firak (ayrılık) belâlarından gelen teessürâtıma (üzüntülerime), bana nur-u iman tam kâfi geldi; kırılmaz bir rica, kopmaz bir ümit, sönmez bir ziya, bitmez bir teselli verdi. Elbette sizlere ihtiyarlıktan gelen karanlık ve gaflet ve teessürat ve teellümâta (tasalanmalara), iman kâfi ve vâfidir. Asıl en karanlıklı ve en nursuz ve tesellisiz ihtiyarlık ve en elîm ve müthiş firak, ehl-i dalâletin (hak yoldan sapanların) ve ehl-i sefahetin (sefihlerin) ihtiyarlıklarıdır ve firaklarıdır. O rica ve ziya ve teselli veren imanı zevk etmek ve tesirâtını hissetmek için, ihtiyarlığa lâyık ve İslâmiyete muvafık ubudiyetkârâne (kulluğa yakışır bir tarzda) bir tavr-ı şuurdârâne (şuurlu bir tavır) takınmakla olur. Yoksa, gençlere benzemeye çalışmak ve onların sarhoşça gafletlerine başını sokup ihtiyarlığını unutmakla değildir…" [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Bir insanın, nimetler içindeyken neşeli ve mutlu olup, nimetler kendisinden alındığında bir anda bütün karakterinin değişmesi, müthiş bir sıkıntı ve kaygıya düşmesi aslında tam anlamıyla bir basitlik, küçüklüktür. Kişinin Allah'a ve ahirete gerçek anlamda bir imanı olmadığının delilidir. Aynı zamanda önemli bir akılsızlık ve kavrayış eksikliğinin de göstergesidir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Çünkü nimeti veren de alan da Allah'tır. Mümini diğer kişilerden ayıran en önemli özelliklerinden biri de böyle bir durum karşısında göstereceği güzel ahlaktır. Mümin her iki durumda da büyük bir neşe ve teslimiyet içindedir. Müminlerin en temel özellikleri tüm varlıklarıyla tamamen Allah'a teslim olmaları, O'nun kendilerine gönderdiği Kuran'a göre hareket edip düşünmeleri, Kuran’ın dışında hiçbir zihniyet, model ve bakış açısını üzerlerinde barındırmamalarıdır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İman etmeyenler ise, Kuran’a aykırı bir hayat modelini bütün yönleriyle yaşarlar. Alaycılık, zulüm, endişe, korku, sıkıntı, yalan, ölüm korkusu, dünya hırsları, üzüntü, vs. hep bu modelin içinde yer alan özelliklerdendir. Ümitsizlik de iman etmeyenlerin hemen hemen tamamında rastlanan bir vasıftır. Yaşama amaçlarını ve yaşam biçimlerini sağlam bir zemin üzerine, yani Allah'a iman ve kulluk üzerine kurmadıkları için hayatları, dirayetleri, dayanma güçleri pamuk ipliğine bağlıdır. Her an sarsılmaya, yıkılmaya müsait bir ruh hali içindedirler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Bitip tükenmeyen, sönmeyen, coşkulu bir ümit olması için Allah'a tam bir iman, güven ve sadakat gerekir. Ümidi ancak Allah'la dost olan insan gereği gibi yaşar. Allah'a inanmayan insan gerçek ümidi, yani dünyevi şartlara dayalı olmayan daimi bir ümidi bilmez. Her zaman olumsuz ihtimaller üzerinde düşünür, olayları hep olumsuz yönden değerlendirir. Allah’a güvenip dayanmayan böyle insanların endişelenmek için bitmek tükenmek bilmeyen sebepleri vardır. Herşeyin başıboş tesadüflere bağlı olduğunu zannederler. Böyle bir durumda yalnızca gerçekleşmesi ihtimal dahilinde olan doğal afetler bile tevekkülsüz insanlar için büyük bir sıkıntı kaynağıdır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Evrende çok hassas dengelerle birbirine uyum sağlayan birçok ayrıntı vardır. Bu dengelerin birinde meydana gelecek çok küçük oranlardaki bir oynama bile evrende büyük felaketler meydana getirebilir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Örneğin, şiddetli bir deprem yer kabuğu üzerindeki herşeyi alt üst etmeye yeterlidir. Yer kabuğu alev alev kaynayan, en ağır metallerin bile eriyik halinde bulunduğu, binlerce derece sıcaklıktaki mağma üzerinde adeta bir zar gibi yüzmektedir. Bu zarın her an birkaç yerinden yırtılması ve yeryüzünün kaynayan lavlarla küle dönmesi son derece kolaydır. Yeryüzünün en güvenli sayılan yerleri bile bu tehlikeden uzak değildir. Çünkü yapılan hesapların hiçbiri kesinlik taşımamakta, yalnızca bir tahmin ve varsayım boyutunda kalmaktadır. Bu arada, Dünya müthiş bir süratle uzay boşluğu içinde dönerek gitmektedir, binlerce göktaşı yeryüzünün çok yakınından teğet geçmektedir. Günün birinde büyük bir göktaşının Dünya'ya isabet etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Yalnızca bir kilometre çapındaki bir göktaşı bile Dünya'daki iklim dengelerini alt üst ederek canlı yaşamını tehdit etmeye yeterlidir. Güneş'te meydana gelecek büyük bir patlama sonucunda etrafa yayılacak enerji ve radyasyon da Dünya'daki canlılığa bir anda son verebilir. Üstelik bunlar sadece birkaç örnektir ve bunlar gibi daha binlerce alternatif düşünülebilir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Tüm bunların farkında olan kişinin eğer Allah’a inancı ve tevekkülü yoksa çok yoğun bir korku ve tedirginlik hisseder. Ancak iman ehli ise evrenin tamamının, kendi bedeni de dahil, Allah'ın kontrolünde olduğunu bilir. Allah'ın aklına ve ilmine tamamen teslimdir. Evrenin hassas dengeler üzerine kurulu olması onun imanını daha da artırmakta, Allah'a olan bağlılığını, hayranlığını güçlendirmektedir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Bediüzzaman Said Nursi bu konuda Müslümanların rahatlığıyla inkarcıların içine düştükleri ümitsizliği samimi üslubuyla şöyle ifade etmektedir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]"… İşte, kâinat içinde maddî ve mânevî bütün bu silsileler, imânsız ehl-i dalâlete (doğru ve hak yoldan sapanlara) hücum ediyor, tehdit ediyor, korku veriyor, kuvve-i mâneviyesini (manevi kuvvetini) zîr ü zeber (altüst) ediyor. Ehl-i imana (inananlara) değil tehdit ve korkutmak, belki sevinç ve saadet, ünsiyet (dostluk) ve ümit ve kuvvet veriyor. Çünkü ehl-i iman, iman ile görüyor ki, o hadsiz silsileleri, maddî ve mânevî şimendiferleri, seyyar kâinatları mükemmel intizam ve hikmet dairesinde birer vazifeye sevk eden bir Sâni-i Hakîm onları çalıştırıyor. Zerre miktar vazifelerinde şaşırmıyorlar, birbirine tecavüz edemiyorlar. Ve kâinattaki kemâlât-ı san'ata (mükemmel sanatlara) ve tecelliyat-ı cemâliyeye (güzellik görüntülerine) mazhar olduklarını (kavuştuklarını) görüp kuvve-i mâneviyeyi tamamıyla eline verip, saadet-i ebediyenin bir nümunesini iman gösteriyor…" [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]İnkarcıların en fazla ümitsizliğe kapılacakları gün, bütün insanların hesap vermek üzere diriltilecekleri ahiret günü olacaktır. Kıyametin başlamasıyla, zorlu bir günle karşı karşıya kaldıklarını hemen anlayan inkarcılar, hayatları boyunca kaçtıkları gerçekle çok açık bir şekilde karşılaşacaklar, dünyada bulundukları sürece imana hiç yaklaşmadıkları için tarifsiz bir pişmanlığa kapılacaklardır. Allah'ın vaatlerini hatırlayacaklar, kendilerinin cehenneme sokulacaklarını anlayacaklardır. Bu noktada ve bundan sonra yaşayacakları ümitsizlik, ümitsizlik sınırının en sonudur. Nitekim dünyada yaşanan hiçbir pişmanlık, hiçbir ümitsizlik örneği bu derece şiddetli değildir. Allah, ahiretin başlangıcı olan kıyamet gününde inkarcıların yaşayacakları yıkımı şu şekilde ifade etmektedir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar. (Rum Suresi, 12) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Kuran'a davet edildikleri halde kendi istekleriyle inkarda direten kişilerin cehennem azaplarının çok şiddetli olacağı ve bu azabın hafifletilmeyeceği de ayetlerden anlaşılmaktadır. Zuhruf Suresi'nde şöyle buyrulmaktadır: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen]Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orda onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir. Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir. (Zuhruf Suresi, 75-76) [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Allah'ın rahmetinden yalnızca inkar edenler ümit keser
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst