Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Allah'tanbaşkasına kul olmamak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 355558" data-attributes="member: 1004566"><p><em><strong><span style="color: red">HARAMA YAKLAŞMAMAK VE ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN SAKINMAK:</span> </strong></em></p><p><em><strong></strong></em></p><p><em><strong></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Allah tarafından kesin bir emirle yapılması yasaklanmış olan şeylere haram denir iki bu kesin emre karşı gelenler dünya ve ahirette ilahî azapla karşılaşırlar. Allah Teala ve onun Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed tarafından haram kılınan işleri yapmamak İslâm Ahlâkının temelidir. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">İslâm Dininde haram ve helâl olan her şey Kur'anda ve Hadis-i Şeriflerde uzun uzun anlatılmıştır. Ulu Yaratıcımız şöyle buyurmaktadır; "O, size kendisine kati surette muzdar ve muhtaç bulunduklarınız ,müstesna olmak üzere neleri haram kıldığını ayrı ayrı bildirmişken üzerlerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemenizde ne oluyor ya! Muhakkak ki bir çokları ilim (ifade edebilecek deliller) ile (hiçbir münasebeti) olmayacak neva (ve heves) leriyle (halkı) herhalde saptıracaklardır. Şüphesiz ki Rabbin haddi aşanları en çok bilenin ta kendisidir" (El-Enam S:A 119). </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Görüldüğü üzere nelerin haram ve helâl olduğunu anlayabilmek için Allah'ın kitabına ve peygamberimizin sünnetine itibar etmek gerekmektedir. Hiçbir insan kendiliğinden, bir şeyin helâl veya haram olduğu konusunda bir değer hükmü ortaya koyamaz. İslam Dini insanların yemek, içmek, giyinmek gibi hayatta muhtaç oldukları alışveriş ve benzeri âdet ve gelenekler hakkında güzel bazı kurallar ortaya koymuş, bozuk ve zararlı gördüğü şeyleri yasaklamış mutlak faydalı olanları ise emretmiş ve faydasızları da beğenmemiştir. Dinimizin haram kılmadığı konularda dilediğimiz şekilde yiyip içebileceğimiz gibi dilediğimiz şekilde de hareket edebileceğiz. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Allah'ın izni olmadan, kulları kendi kafalarına göre helâl ve haram hükümleri ortaya koyamazlar. Yüce Allah şöyle buyuruyor; "Dillerinizin yalan yere vasıflandım geldiği şeyler için, şu helâldir, bu haramdır demeyin. Çünkü (Bu suretle) Allah'a karşı yalan düzmüş olursunuz. Allah'a yalan düzenler ise, şüphe yoktur ki felah bulmazlar" (En-Nahi S:A: 116). </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Helâli haram, haramı helâl kılmaya kalkışmak Allah'a ortak koşmakla eş tutulmuştur. Yüce Yaratıcımızın haram kıldığı bir şeyde, insanlar için sayısız zararlar olduğu gibi, helâl kıldığı bir şeyde de sayısız faydalar bulunmaktadır. Allah temiz ve faydalı olan her şeyi bizler için hela kılmıştır. Bir şey haram kılınırken c harama ileten bütün vasıtalar da haram kılınmıştır. Haramı iyi ve güze göstermek için çeşitli yollara başvurmak, olmadık mazeretler ve gerekçeler bulmak, hile yapmak ta yasaktır Kişinin iyi niyetli olması, haramın helal sayılabilmesi için yeterli değildir. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Nelerin helâl ve haram olduğu hususlarında dinimiz inananları karanlıkta ve bilgisizlikte bırakmamıştır. Helâl ve haram uzun uzun ve açıkça anlatılmıştır. Helâl olan bir şey yapmakta hiçbir sakınca yoktur. Fa kat haram olduğunda apaçık olan bir şeyi yapmak için ruhsat verilmemiş tir. Açık helâl ile açık haram arasında bir saha vardır ki o da helâl veya haram olduğu birçok insanlar tarafın dan anlaşılamayan veya karıştırılan şüpheli sahadır. İslâm müslümanların bu gibi şüpheli şeylere düşmekten sakınmasını, Allah'a yaklaşma kabul etmiştir. Müslüman böylece açık bir harama sürüklenmekten kendini korumuş olur. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır; "Helâl açıktır, haram da açıktır. Bunların arasında da şüpheli şeyler vardır. İnsanların bir çoğu bunların helâl veya haram olduğunu bilmezler. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Dinini ve ırzını korumak niyetiyle bunları kim terkederse, selamete ermiş olur. Herhangi bir kısmını yapan da, harama girme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu, tıpkı yasak bölge Kenarında sürüsünü otlatan insanın, net an yasak bölgeye girme tehlikesiyle karşı karşıya oluşu gibidir. Her hükümdarın bir yasak bölgesi verdir. Allah'ın da yasak bölgesi haramlarıdır." </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Dinimizde bir şeyin haram olması konusunda hiçbir şahsa üstünlük tanınmamıştır. Peygamberimiz buyuruyor ki; "Allah'a yemin ederim ki hırsızlığı yapan, Muhammed'in (S.A.V.) kızı Fatıma da olsa idi elini keserdim." Dinimizin neleri haram veya helâl kıldığını ana kaynaklara inerek öğrenmemiz gerekir. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Bir millet kültürü, tarihi, dili, dini, vatanı, gelenek ve göreneklerine bağlılığı ile milletler topluluğu içinde yerini alır ve yaşama hakkı elde eder. Bu özellikler kitleleri ve toplulukları basit bir grup olmaktan çıkarır, onları millet yapar, devlet yapar. Vatanına, diline, dinine, tarihine, kültürüne, örf ve adetlerine sahip olmayan milletler ve toplumlar yok olup gitmeye mahkum olurlar. Böyle toplumlar aşağılık kompleksine kapılırlar ve başkalarının oyuncağı, âleti olmaktan kurtulamazlar. Şuursuz bir yaşayış bu toplumların önemli bir özelliği olur. Büyük ve önemli davalara, kutsal ideal ve ülkülere, maddî ve manevî yönden büyük millet olma gayesine bu toplumlarda rastlamak söz konusu olamaz. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Dinî ve millî geleneklerine bağlı olmayan topluluklarda, kişilik sahibi insanları bulmak, ne yaptığını ve ne yapacağını bilen gençler yetiştirmek mümkün değildir. Kişiler taklitçi, gününü gün etme arzusu içindedirler. Ruhlarında büyük ülkülerden iz bulunmaz. Aklın, ilmin ve sağlam iradenin yerini hissîlik, bilgisizlik ve adî istekler alır. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Bir milleti yıkmanın, tarih sahnesinden silmenin değişik usulleri vardır. Bir milleti çökertmek isteyen iç ve dış düşmanlar her şeyden önce, o milletin dinine, diline, tarihine, kültürüne ve geleneklerine el atarak, bu kutsal kurum ve duyguları tahribe çalışırlar. Bunların yerine kendi dillerini, kültür ve geleneklerini, yaşayışlarını yerleştirmeye gayret ederler. Tıpkı bugünkü Türkiye'mizde olduğu gibi. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Büyük Türk Milleti ve onun fertleri yurduna, dinine, ahlâk ve adabına bağlılığı ile şöhret kazanmıştır. Kendini bilen bir Müslüman Türk için, sadece karnını doyurduğu yer vatan değildir. Bir yerin vatan olabilmesi için orada bayrağının dalgalanmasını, dinî ve millî geleneklerinin yaşanmasını ister. , </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue"></span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Dinimize, milliyetimize uygun olan gelenek ve göreneklerimizi devam ettirmek, örf ve adetlerimizi yaşatmak ve başkalarına emretmek dini bir görevdir</span></strong></em> </p><p></p><p></p><p>Alıntı</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 355558, member: 1004566"] [I][B][COLOR=red]HARAMA YAKLAŞMAMAK VE ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN SAKINMAK:[/COLOR] [COLOR=darkblue]Allah tarafından kesin bir emirle yapılması yasaklanmış olan şeylere haram denir iki bu kesin emre karşı gelenler dünya ve ahirette ilahî azapla karşılaşırlar. Allah Teala ve onun Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed tarafından haram kılınan işleri yapmamak İslâm Ahlâkının temelidir. İslâm Dininde haram ve helâl olan her şey Kur'anda ve Hadis-i Şeriflerde uzun uzun anlatılmıştır. Ulu Yaratıcımız şöyle buyurmaktadır; "O, size kendisine kati surette muzdar ve muhtaç bulunduklarınız ,müstesna olmak üzere neleri haram kıldığını ayrı ayrı bildirmişken üzerlerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemenizde ne oluyor ya! Muhakkak ki bir çokları ilim (ifade edebilecek deliller) ile (hiçbir münasebeti) olmayacak neva (ve heves) leriyle (halkı) herhalde saptıracaklardır. Şüphesiz ki Rabbin haddi aşanları en çok bilenin ta kendisidir" (El-Enam S:A 119). Görüldüğü üzere nelerin haram ve helâl olduğunu anlayabilmek için Allah'ın kitabına ve peygamberimizin sünnetine itibar etmek gerekmektedir. Hiçbir insan kendiliğinden, bir şeyin helâl veya haram olduğu konusunda bir değer hükmü ortaya koyamaz. İslam Dini insanların yemek, içmek, giyinmek gibi hayatta muhtaç oldukları alışveriş ve benzeri âdet ve gelenekler hakkında güzel bazı kurallar ortaya koymuş, bozuk ve zararlı gördüğü şeyleri yasaklamış mutlak faydalı olanları ise emretmiş ve faydasızları da beğenmemiştir. Dinimizin haram kılmadığı konularda dilediğimiz şekilde yiyip içebileceğimiz gibi dilediğimiz şekilde de hareket edebileceğiz. Allah'ın izni olmadan, kulları kendi kafalarına göre helâl ve haram hükümleri ortaya koyamazlar. Yüce Allah şöyle buyuruyor; "Dillerinizin yalan yere vasıflandım geldiği şeyler için, şu helâldir, bu haramdır demeyin. Çünkü (Bu suretle) Allah'a karşı yalan düzmüş olursunuz. Allah'a yalan düzenler ise, şüphe yoktur ki felah bulmazlar" (En-Nahi S:A: 116). Helâli haram, haramı helâl kılmaya kalkışmak Allah'a ortak koşmakla eş tutulmuştur. Yüce Yaratıcımızın haram kıldığı bir şeyde, insanlar için sayısız zararlar olduğu gibi, helâl kıldığı bir şeyde de sayısız faydalar bulunmaktadır. Allah temiz ve faydalı olan her şeyi bizler için hela kılmıştır. Bir şey haram kılınırken c harama ileten bütün vasıtalar da haram kılınmıştır. Haramı iyi ve güze göstermek için çeşitli yollara başvurmak, olmadık mazeretler ve gerekçeler bulmak, hile yapmak ta yasaktır Kişinin iyi niyetli olması, haramın helal sayılabilmesi için yeterli değildir. Nelerin helâl ve haram olduğu hususlarında dinimiz inananları karanlıkta ve bilgisizlikte bırakmamıştır. Helâl ve haram uzun uzun ve açıkça anlatılmıştır. Helâl olan bir şey yapmakta hiçbir sakınca yoktur. Fa kat haram olduğunda apaçık olan bir şeyi yapmak için ruhsat verilmemiş tir. Açık helâl ile açık haram arasında bir saha vardır ki o da helâl veya haram olduğu birçok insanlar tarafın dan anlaşılamayan veya karıştırılan şüpheli sahadır. İslâm müslümanların bu gibi şüpheli şeylere düşmekten sakınmasını, Allah'a yaklaşma kabul etmiştir. Müslüman böylece açık bir harama sürüklenmekten kendini korumuş olur. Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır; "Helâl açıktır, haram da açıktır. Bunların arasında da şüpheli şeyler vardır. İnsanların bir çoğu bunların helâl veya haram olduğunu bilmezler. Dinini ve ırzını korumak niyetiyle bunları kim terkederse, selamete ermiş olur. Herhangi bir kısmını yapan da, harama girme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu, tıpkı yasak bölge Kenarında sürüsünü otlatan insanın, net an yasak bölgeye girme tehlikesiyle karşı karşıya oluşu gibidir. Her hükümdarın bir yasak bölgesi verdir. Allah'ın da yasak bölgesi haramlarıdır." Dinimizde bir şeyin haram olması konusunda hiçbir şahsa üstünlük tanınmamıştır. Peygamberimiz buyuruyor ki; "Allah'a yemin ederim ki hırsızlığı yapan, Muhammed'in (S.A.V.) kızı Fatıma da olsa idi elini keserdim." Dinimizin neleri haram veya helâl kıldığını ana kaynaklara inerek öğrenmemiz gerekir. Bir millet kültürü, tarihi, dili, dini, vatanı, gelenek ve göreneklerine bağlılığı ile milletler topluluğu içinde yerini alır ve yaşama hakkı elde eder. Bu özellikler kitleleri ve toplulukları basit bir grup olmaktan çıkarır, onları millet yapar, devlet yapar. Vatanına, diline, dinine, tarihine, kültürüne, örf ve adetlerine sahip olmayan milletler ve toplumlar yok olup gitmeye mahkum olurlar. Böyle toplumlar aşağılık kompleksine kapılırlar ve başkalarının oyuncağı, âleti olmaktan kurtulamazlar. Şuursuz bir yaşayış bu toplumların önemli bir özelliği olur. Büyük ve önemli davalara, kutsal ideal ve ülkülere, maddî ve manevî yönden büyük millet olma gayesine bu toplumlarda rastlamak söz konusu olamaz. Dinî ve millî geleneklerine bağlı olmayan topluluklarda, kişilik sahibi insanları bulmak, ne yaptığını ve ne yapacağını bilen gençler yetiştirmek mümkün değildir. Kişiler taklitçi, gününü gün etme arzusu içindedirler. Ruhlarında büyük ülkülerden iz bulunmaz. Aklın, ilmin ve sağlam iradenin yerini hissîlik, bilgisizlik ve adî istekler alır. Bir milleti yıkmanın, tarih sahnesinden silmenin değişik usulleri vardır. Bir milleti çökertmek isteyen iç ve dış düşmanlar her şeyden önce, o milletin dinine, diline, tarihine, kültürüne ve geleneklerine el atarak, bu kutsal kurum ve duyguları tahribe çalışırlar. Bunların yerine kendi dillerini, kültür ve geleneklerini, yaşayışlarını yerleştirmeye gayret ederler. Tıpkı bugünkü Türkiye'mizde olduğu gibi. Büyük Türk Milleti ve onun fertleri yurduna, dinine, ahlâk ve adabına bağlılığı ile şöhret kazanmıştır. Kendini bilen bir Müslüman Türk için, sadece karnını doyurduğu yer vatan değildir. Bir yerin vatan olabilmesi için orada bayrağının dalgalanmasını, dinî ve millî geleneklerinin yaşanmasını ister. , Dinimize, milliyetimize uygun olan gelenek ve göreneklerimizi devam ettirmek, örf ve adetlerimizi yaşatmak ve başkalarına emretmek dini bir görevdir[/COLOR][/B][/I] Alıntı [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Allah'tanbaşkasına kul olmamak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst