Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Ammâr bin Yâser
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="OrhanCAN" data-source="post: 193499" data-attributes="member: 1004338"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Mekke sokakları herkesi şok eden bir haberle çalkalanıyordu. Söylendiğine göre, Muhammedü’l-Emin öldürülmüştü. Herkes ne yapacağını nasıl hareket edeceğini şaşırmış ve hayretten, dehşetten donakalmıştı. Yalnız 9-10 yaşlarında bir çocuk, elinde bir kılıcı sürüyerek, o sokaktan bu sokağa koşup duruyordu. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Daha sonra, ‘Allah Rasûlü’nün havarisi’ ünvanını kazanacak olan bu çocuk Zübeyr b. Avvam’dı. Efendimiz’in halası Safiyye’nin oğluydu. Deli gibi koşturuyordu. Kimse ne yapmak istediğini bilmiyordu. Nihayet, sokaklardan birinde karşısına Allah Rasûlü dikiliverdi. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Ona hitaben, “Zübeyr nereye?” dedi. Zübeyr, öldürüldü zannettiği İki Cihan Serverini karşısında bulunca, ne yapacağını şaşırdı. “Seni öldüreni öldürmeye gidiyordum Yâ Rasûlallah!” dedi. Efendimiz, mütebessim bir çehre ile sordu: “Beni öldüreni ne ile öldürecektin?” Tek eliyle kaldıramadığı kılıcını iki eliyle kaldırıp “İşte bu kılıçla, Ey Allah’ın Rasûlü” cevabını verdi. Evet, Zübeyr, daha henüz taşıyamayacağı kadar ağır bir kılıçla sokaklara koşmuştu. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Zira, içinde Allah Rasûlü olmayan bir hayatın onun yanında hiç bir değer ve kıymeti yoktu. Zübeyr, hayatı istihkâr ediyor ve yiğitliğini işte böyle sergiliyordu.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Yemâme’de de hayatın istihkâr edildiği ayrı bir tablo görüyoruz. Bu, ahirete müteveccih bir insanın canlandırdığı muhteşem bir tablodur. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Yemâme harbi cereyan ettiği zaman <strong>Ammar b. Yasir</strong>, iyice yaşlanmıştı. Ama, “Ben yaşlıyım, artık bu işten mûafım” demiyordu.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Yemâme’nin en şiddetli anlarıydı. Sağda solda çözülmeler meydana geldiğinde müslümanlar, birdenbire çok aşina bir ses duydular. Ses, “Ey müslümanlar, Cennet’ten mi kaçıyorsunuz? Bakın ben Ammar b. Yasir’im” diyordu. Sesi duyanlardan bir sahabi diyor ki: “Vallahi, kulağına inen bir kılıç darbesi, kulağını koparmıştı. Kanlar yüzünden aşağıya doğru akarken yaşlı adam, kıpkırmızı sakalıyla haykırıyor, “Cennetten mi kaçıyorsunuz?” diyordu.” Başkası neden kaçarsa kaçsın, ölüm Ammar’dan kaçıyordu. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Herakliyus’un kumandanı, doğru söylüyordu; mağlup olmalarının sebebini anlatırken şöyle demişti o: “Hükümdarım, bunlarla savaşmak mümkün değildir. Çünkü bizim hayata koştuğumuz kadar, bunlar ölüme koşuyor; bizim dünyayı sevdiğimiz kadar, bunlar ahireti seviyorlar.” </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Ammar, Yemâme'de de aradığını bulamamıştı. Rasûl-i Ekrem ona, “Ammar, senin son gıdan süt olacaktır” buyurmuştur. Ammar, bu sütü bana acaba Mûte’de mi, Yemâme’de mi, Yermük’te mi verirler diye harpten harbe koşup durmuştu. Fakat, bunların hiçbirinde ona ölüm nasip olmamıştı. Nihayet Sıffin'e kadar gelmiş, Hz. Ali'nin safında yer almıştı. O gün, yaşı 80’e yaklaşmıştı. Saçlarında siyah kalmamıştı; başı nurdan yumak gibi bembeyazdı. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Akşama kadar savaşmış ve akşama doğru, “İçecek birşey yok mu?” dediğinde, bir bardak süt getirmişlerdi. Sütü görünce, “Bu, Ammar’ın son rızkıdır. Çünkü Efendimiz'den öyle işittim.” dedi. Biraz sonra insanlar güneşin gurûbuyla beraber bir başka güneşin daha gurûb edip gittiğine şahid oldular. Bu güneşin tulûu (doğuşu), Cennet yamaçlarında olacaktı. Ammar korkusuzdu. Zira O, insanın mukadder ecelinden bir saniye önce bile ölmesinin mümkün olmadığını biliyordu. Çünkü, Cenâb-ı Hakk’ın fermân-ı Sübhanîsi şöyleydi:</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">“Allah’ın izni olmadan hiç kimse ölemez. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya sevabını (menfaatini) isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, kendisine ondan veririz. Şükredenleri mükâfatlandıracağız.” (Âli İmran, 3/ 145)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Allah, kişinin ne zaman vefat edeceğini baştan tayin etmiştir. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Verdana'">Herkes, sırası geldiği zaman ölür. Hz. Ömer (ra), o kadar harbe iştirak eder bir şey olmaz da, mescidde namazı kıldırırken sinesinden yediği harçerle vefat eder. Halid b. Velid, ömrünü cephelerde geçirir, vücudunda yara almayan para kadar dahi bir yer kalmaz; ama bir yerde valiyken, döşek üzerinde vefat eder.</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="OrhanCAN, post: 193499, member: 1004338"] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Mekke sokakları herkesi şok eden bir haberle çalkalanıyordu. Söylendiğine göre, Muhammedü’l-Emin öldürülmüştü. Herkes ne yapacağını nasıl hareket edeceğini şaşırmış ve hayretten, dehşetten donakalmıştı. Yalnız 9-10 yaşlarında bir çocuk, elinde bir kılıcı sürüyerek, o sokaktan bu sokağa koşup duruyordu. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Daha sonra, ‘Allah Rasûlü’nün havarisi’ ünvanını kazanacak olan bu çocuk Zübeyr b. Avvam’dı. Efendimiz’in halası Safiyye’nin oğluydu. Deli gibi koşturuyordu. Kimse ne yapmak istediğini bilmiyordu. Nihayet, sokaklardan birinde karşısına Allah Rasûlü dikiliverdi. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Ona hitaben, “Zübeyr nereye?” dedi. Zübeyr, öldürüldü zannettiği İki Cihan Serverini karşısında bulunca, ne yapacağını şaşırdı. “Seni öldüreni öldürmeye gidiyordum Yâ Rasûlallah!” dedi. Efendimiz, mütebessim bir çehre ile sordu: “Beni öldüreni ne ile öldürecektin?” Tek eliyle kaldıramadığı kılıcını iki eliyle kaldırıp “İşte bu kılıçla, Ey Allah’ın Rasûlü” cevabını verdi. Evet, Zübeyr, daha henüz taşıyamayacağı kadar ağır bir kılıçla sokaklara koşmuştu. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Zira, içinde Allah Rasûlü olmayan bir hayatın onun yanında hiç bir değer ve kıymeti yoktu. Zübeyr, hayatı istihkâr ediyor ve yiğitliğini işte böyle sergiliyordu.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Yemâme’de de hayatın istihkâr edildiği ayrı bir tablo görüyoruz. Bu, ahirete müteveccih bir insanın canlandırdığı muhteşem bir tablodur. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Yemâme harbi cereyan ettiği zaman [B]Ammar b. Yasir[/B], iyice yaşlanmıştı. Ama, “Ben yaşlıyım, artık bu işten mûafım” demiyordu.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Yemâme’nin en şiddetli anlarıydı. Sağda solda çözülmeler meydana geldiğinde müslümanlar, birdenbire çok aşina bir ses duydular. Ses, “Ey müslümanlar, Cennet’ten mi kaçıyorsunuz? Bakın ben Ammar b. Yasir’im” diyordu. Sesi duyanlardan bir sahabi diyor ki: “Vallahi, kulağına inen bir kılıç darbesi, kulağını koparmıştı. Kanlar yüzünden aşağıya doğru akarken yaşlı adam, kıpkırmızı sakalıyla haykırıyor, “Cennetten mi kaçıyorsunuz?” diyordu.” Başkası neden kaçarsa kaçsın, ölüm Ammar’dan kaçıyordu. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Herakliyus’un kumandanı, doğru söylüyordu; mağlup olmalarının sebebini anlatırken şöyle demişti o: “Hükümdarım, bunlarla savaşmak mümkün değildir. Çünkü bizim hayata koştuğumuz kadar, bunlar ölüme koşuyor; bizim dünyayı sevdiğimiz kadar, bunlar ahireti seviyorlar.” [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Ammar, Yemâme'de de aradığını bulamamıştı. Rasûl-i Ekrem ona, “Ammar, senin son gıdan süt olacaktır” buyurmuştur. Ammar, bu sütü bana acaba Mûte’de mi, Yemâme’de mi, Yermük’te mi verirler diye harpten harbe koşup durmuştu. Fakat, bunların hiçbirinde ona ölüm nasip olmamıştı. Nihayet Sıffin'e kadar gelmiş, Hz. Ali'nin safında yer almıştı. O gün, yaşı 80’e yaklaşmıştı. Saçlarında siyah kalmamıştı; başı nurdan yumak gibi bembeyazdı. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Akşama kadar savaşmış ve akşama doğru, “İçecek birşey yok mu?” dediğinde, bir bardak süt getirmişlerdi. Sütü görünce, “Bu, Ammar’ın son rızkıdır. Çünkü Efendimiz'den öyle işittim.” dedi. Biraz sonra insanlar güneşin gurûbuyla beraber bir başka güneşin daha gurûb edip gittiğine şahid oldular. Bu güneşin tulûu (doğuşu), Cennet yamaçlarında olacaktı. Ammar korkusuzdu. Zira O, insanın mukadder ecelinden bir saniye önce bile ölmesinin mümkün olmadığını biliyordu. Çünkü, Cenâb-ı Hakk’ın fermân-ı Sübhanîsi şöyleydi:[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]“Allah’ın izni olmadan hiç kimse ölemez. (Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya sevabını (menfaatini) isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, kendisine ondan veririz. Şükredenleri mükâfatlandıracağız.” (Âli İmran, 3/ 145)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Allah, kişinin ne zaman vefat edeceğini baştan tayin etmiştir. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Verdana]Herkes, sırası geldiği zaman ölür. Hz. Ömer (ra), o kadar harbe iştirak eder bir şey olmaz da, mescidde namazı kıldırırken sinesinden yediği harçerle vefat eder. Halid b. Velid, ömrünü cephelerde geçirir, vücudunda yara almayan para kadar dahi bir yer kalmaz; ama bir yerde valiyken, döşek üzerinde vefat eder.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Ammâr bin Yâser
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst