Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Arkadaslar Sualar da bu yaziyormu?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="faris" data-source="post: 218525" data-attributes="member: 1006387"><p>[DIKKAT]<strong>Soru</strong></p><p></p><p> <span style="color: #000099"><strong><em>Üstad'ın aşağıdaki ifadelerine göre her asra bir kitap (Kur’anı tefsir eden) veriliyor. Üstadın kitabı 13. Asrın kitabı olduğuna göre şimdi 14. Asırda olduğumuza göre (1430) bu zamanın kitabı olması gerekmiyor mu? "Kur’an’ın gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!.." cümlesinin sarih bir manası asr-ı saadette vahiy suretiyle Kitab-ı Mübin'in nüzulü olduğu gibi, mana-yı işarîsiyle de, her asırda o Kitab-ı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden ve mu'cize-i maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor...” “Resail-in Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.”</em></strong></span></p><p><span style="color: #000099"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: #000099"><strong><em></em></strong></span><span style="color: #000099"><strong><em>(Birinci Şua) </em></strong></span>[/DIKKAT]</p><p> <p style="text-align: right"></p> <p style="text-align: right"></p><p> </p><p> <strong>Cevap</strong></p><p></p><p>Değerli Kardeşimiz;</p><p> <strong>Hakikatlerin </strong>ihtiyaç noktasından çok aksamları vardır. Bir kısım hakikatler ekmek ve su gibi sürekli lazımdır, eskimez ve ihtiyaçtan düşmez. Bazı hakikatler ise meyve gibidir, tazelendikçe yenilendikçe lezzet verir. </p><p></p><p><strong>Kur'an'ın sabit ve değişmeyen hakikatleri;</strong> ekmek ve su mesabesinde olan imana dair meseleleridir. Bunlar her dönem ve asırda zaruri olan ve ihtiyacı eskimeyen hakikatlerdir. Yalnız bu hakikatlerin ifade ediliş usulü ve şekli, her asra ve döneme göre değişir, imanın umumi ve kavi olduğu dönemlerde tezekkürü kafidir. Ama imanın sarsıldığı ve zaafa uğradığı zamanlarda en kati delil ve bürhanlar ile teyit ve takviye edilmesi gerekir. </p><p></p><p><strong>Mesela;</strong> günümüzde materyalist felsefenin tasallutu ile çoklar imanını kaybediyor ve çok kuvvetli bir tahşidat ve delile ihtiyaç gerekiyor, tezekkür kafi gelmiyor. Bu yüzden Risale-i Nurlar imana dair meselelere, delillerin bütün aksamı ile müthiş bir tahşidat, yani yığınak yapmıştır ki, materyalist felsefenin karşısında iman ehline sığınacak bir kale olsun.</p><p></p><p>Risale-i Nur'daki hakikatler, ekseriyet ile bu zaruri ve eskimeyen hakikatler sınıfına girdiği için, her asır ve döneme hitap edecek bir mahiyettedir, onun için eskimez ve demode olmaz. Risale-i Nur'daki hakikatler, sadece kuru bir ispatçılıktan ibaret değildir, içinde çok iman ve marifet mertebeleri de vardır. Tasavvuftan elde edilen kalbi hakikatlerden tutun, kelam ilminin yetişemediği çok hakikatler, Risale-i Nurlarda mukni, pratik, anlaşılması kolay bir şekle dönüştürülmüştür. </p><p></p><p>Risale-i Nur; Kur'an'ın baki hakikatlerinin baki bir tefsiridir, zannedildiği gibi klasik bir malumat tefsiri değildir, okuyan milyonlarca kişi bunu itiraf ediyor, önyargı ve taassup olmadan bakılırsa bu hakikat gayet iyi anlaşılır kanaatindeyiz.</p><p>Hadis kaynaklarında Mehdi (ra)’in gelme dönemi; on dördüncü asır diye vurgulanıyor. Bu da Miladi olarak on sekizinci asrın sonları, on dokuzuncu asrında başlarına tevafuk ediyor.</p><p></p><p>Nitekim Üstad Hazretleri 1876'da doğmuş ve en dehşetli fitneler de, onun dönemi olan bin dokuz yüzlü yıllarda vuku bulmuştur. Bu olaylar başta <strong>Birinci Dünya Savaşı,</strong> sonra Rusya'da ateizm olan <strong>Komünizm</strong>’in kurulması ve dünyanın yarısını istila etmesi, ardından Anadolu’nun işgal edilmesi ve Osmanlının yıkılması ile yeni bir rejimin gelmesi, ardından müthiş <strong>İkinci Dünya Savaşı</strong> gibi müthiş dehşetli bütün bu olaylar, on dördüncü asırda vuku bulmuştur.</p><p></p><p>Elbette hem insanlığın, hem de İslam aleminin çaresiz ve umutsuz olduğu bu dönemde, iman ve fikir noktasından insanlığa ve İslam alemine nur ve kuvvet olacak Mehdi bu süreçte gelecektir.</p><p></p><p>[BILGI]<strong>"Yâ Risaletü'n-Nur ve Sözler sahibi! Bana bak. Gafil davranma! Bin üç yüz otuz ikide mücahedeye başla. Sözleri korkma yaz, söyle." Filhakika Said (r.a.) Hürriyetten sonra az bir zamanda mücahedesinde tevakkuf etmiş ise, bin üç yüz otuz ikide İşârâtü'l-İ'câz'ı telif ile beraber Eski Said'den sıyrılmak niyet edip yeni Said suretinde bütün kuvvetiyle mücahede-i mâneviyeye başlayıp, iki-üç sene sonra da Dârü'l-Hikmet-i İslâmiyede de bir-iki sene Hazret-i Gavs-ı Geylânî'nin şu vasiyetini ve emrini imtisal ederek envâr-ı Kur'âniyeyi neşretmiş. Lillâhilhamd, şimdiye kadar devam ediyor."</strong></p><p></p><p><strong> "Bu şâyân-ı hayret fıkrada câ-yı dikkat şu nokta var ki, Hazret-i Gavs, doğrudan doğruya altıncı asırdan şu asrımıza bakıyor. O altıncı asrın âhirlerinde Hülagû felâketi gibi feci, dehşetli meşhur fitnenin çok elîm ve feci ve kuburdaki emvatı ağlattıracak derecede dehşetli bir nev'i, şu on dördüncü asırda bulunuyor. Bu iki asır birbirine tevafuk ediyor ki, Hazret-i Şeyh ondan buna bakıyor."</strong>(1)</p><p></p><p><strong>"Yani on dördüncü asr-ı Muhammedîde (a.s.m.) bin üç yüz kırk dokuz (1349) ve Rûmice bin üç yüz kırk yedi (1347)'de Arabî hurufunu terk edip, ecnebi ve acemi hurufuna İslâmlar içinde başlanacak. Hem umum, hem fakir ve zengin, emir ve işçi, çoluk ve çocuk gece dersleri ile o hurufu cebren öğrenecekler."</strong>(2) </p><p>[/BILGI]</p><p></p><p></p><p>Üstad'ın yukarıda verdiğimiz ifadelerinden de anlaşılacağı üzere; on dördüncü asır Mehdi ve Deccalın çıkacağı dehşetli zaman dilimidir. Bu zaman da yukarıda da beyan ettiğimiz gibi; bin dokuz yüzlü yıllardır.</p><p></p><p></p><p></p><p>[NOT](1) bk. <strong><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4215" target="_blank">Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sekizinci Lem'a.</a></strong></p><p>(2) bk. <strong><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4193" target="_blank">a.g.e. On Sekizinci Lem'a.</a></strong>[/NOT]</p><p></p><p></p><p><strong><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4193" target="_blank"></a></strong></p><p><strong><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4193" target="_blank"></a></strong></p><p> <em>Selam ve dua ile...</em></p><p><em>Sorularla Risale Editör</em></p><p><em></em><em>06-Ekim-2009 - 10:11:36</em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="faris, post: 218525, member: 1006387"] [DIKKAT][B]Soru[/B] [COLOR=#000099][B][I]Üstad'ın aşağıdaki ifadelerine göre her asra bir kitap (Kur’anı tefsir eden) veriliyor. Üstadın kitabı 13. Asrın kitabı olduğuna göre şimdi 14. Asırda olduğumuza göre (1430) bu zamanın kitabı olması gerekmiyor mu? "Kur’an’ın gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!.." cümlesinin sarih bir manası asr-ı saadette vahiy suretiyle Kitab-ı Mübin'in nüzulü olduğu gibi, mana-yı işarîsiyle de, her asırda o Kitab-ı Mübin'in mertebe-i arşiyesinden ve mu'cize-i maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor...” “Resail-in Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur'an'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.” [/I][/B][/COLOR][COLOR=#000099][B][I](Birinci Şua) [/I][/B][/COLOR][/DIKKAT] [RIGHT] [/RIGHT] [B]Cevap[/B] Değerli Kardeşimiz; [B]Hakikatlerin [/B]ihtiyaç noktasından çok aksamları vardır. Bir kısım hakikatler ekmek ve su gibi sürekli lazımdır, eskimez ve ihtiyaçtan düşmez. Bazı hakikatler ise meyve gibidir, tazelendikçe yenilendikçe lezzet verir. [B]Kur'an'ın sabit ve değişmeyen hakikatleri;[/B] ekmek ve su mesabesinde olan imana dair meseleleridir. Bunlar her dönem ve asırda zaruri olan ve ihtiyacı eskimeyen hakikatlerdir. Yalnız bu hakikatlerin ifade ediliş usulü ve şekli, her asra ve döneme göre değişir, imanın umumi ve kavi olduğu dönemlerde tezekkürü kafidir. Ama imanın sarsıldığı ve zaafa uğradığı zamanlarda en kati delil ve bürhanlar ile teyit ve takviye edilmesi gerekir. [B]Mesela;[/B] günümüzde materyalist felsefenin tasallutu ile çoklar imanını kaybediyor ve çok kuvvetli bir tahşidat ve delile ihtiyaç gerekiyor, tezekkür kafi gelmiyor. Bu yüzden Risale-i Nurlar imana dair meselelere, delillerin bütün aksamı ile müthiş bir tahşidat, yani yığınak yapmıştır ki, materyalist felsefenin karşısında iman ehline sığınacak bir kale olsun. Risale-i Nur'daki hakikatler, ekseriyet ile bu zaruri ve eskimeyen hakikatler sınıfına girdiği için, her asır ve döneme hitap edecek bir mahiyettedir, onun için eskimez ve demode olmaz. Risale-i Nur'daki hakikatler, sadece kuru bir ispatçılıktan ibaret değildir, içinde çok iman ve marifet mertebeleri de vardır. Tasavvuftan elde edilen kalbi hakikatlerden tutun, kelam ilminin yetişemediği çok hakikatler, Risale-i Nurlarda mukni, pratik, anlaşılması kolay bir şekle dönüştürülmüştür. Risale-i Nur; Kur'an'ın baki hakikatlerinin baki bir tefsiridir, zannedildiği gibi klasik bir malumat tefsiri değildir, okuyan milyonlarca kişi bunu itiraf ediyor, önyargı ve taassup olmadan bakılırsa bu hakikat gayet iyi anlaşılır kanaatindeyiz. Hadis kaynaklarında Mehdi (ra)’in gelme dönemi; on dördüncü asır diye vurgulanıyor. Bu da Miladi olarak on sekizinci asrın sonları, on dokuzuncu asrında başlarına tevafuk ediyor. Nitekim Üstad Hazretleri 1876'da doğmuş ve en dehşetli fitneler de, onun dönemi olan bin dokuz yüzlü yıllarda vuku bulmuştur. Bu olaylar başta [B]Birinci Dünya Savaşı,[/B] sonra Rusya'da ateizm olan [B]Komünizm[/B]’in kurulması ve dünyanın yarısını istila etmesi, ardından Anadolu’nun işgal edilmesi ve Osmanlının yıkılması ile yeni bir rejimin gelmesi, ardından müthiş [B]İkinci Dünya Savaşı[/B] gibi müthiş dehşetli bütün bu olaylar, on dördüncü asırda vuku bulmuştur. Elbette hem insanlığın, hem de İslam aleminin çaresiz ve umutsuz olduğu bu dönemde, iman ve fikir noktasından insanlığa ve İslam alemine nur ve kuvvet olacak Mehdi bu süreçte gelecektir. [BILGI][B]"Yâ Risaletü'n-Nur ve Sözler sahibi! Bana bak. Gafil davranma! Bin üç yüz otuz ikide mücahedeye başla. Sözleri korkma yaz, söyle." Filhakika Said (r.a.) Hürriyetten sonra az bir zamanda mücahedesinde tevakkuf etmiş ise, bin üç yüz otuz ikide İşârâtü'l-İ'câz'ı telif ile beraber Eski Said'den sıyrılmak niyet edip yeni Said suretinde bütün kuvvetiyle mücahede-i mâneviyeye başlayıp, iki-üç sene sonra da Dârü'l-Hikmet-i İslâmiyede de bir-iki sene Hazret-i Gavs-ı Geylânî'nin şu vasiyetini ve emrini imtisal ederek envâr-ı Kur'âniyeyi neşretmiş. Lillâhilhamd, şimdiye kadar devam ediyor."[/B] [B] "Bu şâyân-ı hayret fıkrada câ-yı dikkat şu nokta var ki, Hazret-i Gavs, doğrudan doğruya altıncı asırdan şu asrımıza bakıyor. O altıncı asrın âhirlerinde Hülagû felâketi gibi feci, dehşetli meşhur fitnenin çok elîm ve feci ve kuburdaki emvatı ağlattıracak derecede dehşetli bir nev'i, şu on dördüncü asırda bulunuyor. Bu iki asır birbirine tevafuk ediyor ki, Hazret-i Şeyh ondan buna bakıyor."[/B](1) [B]"Yani on dördüncü asr-ı Muhammedîde (a.s.m.) bin üç yüz kırk dokuz (1349) ve Rûmice bin üç yüz kırk yedi (1347)'de Arabî hurufunu terk edip, ecnebi ve acemi hurufuna İslâmlar içinde başlanacak. Hem umum, hem fakir ve zengin, emir ve işçi, çoluk ve çocuk gece dersleri ile o hurufu cebren öğrenecekler."[/B](2) [/BILGI] Üstad'ın yukarıda verdiğimiz ifadelerinden de anlaşılacağı üzere; on dördüncü asır Mehdi ve Deccalın çıkacağı dehşetli zaman dilimidir. Bu zaman da yukarıda da beyan ettiğimiz gibi; bin dokuz yüzlü yıllardır. [NOT](1) bk. [B][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4215"]Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sekizinci Lem'a.[/URL][/B] (2) bk. [B][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4193"]a.g.e. On Sekizinci Lem'a.[/URL][/B][/NOT] [B][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4193"] [/URL][/B] [I]Selam ve dua ile... Sorularla Risale Editör [/I][I]06-Ekim-2009 - 10:11:36[/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Arkadaslar Sualar da bu yaziyormu?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst