Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İslamın Şartları
Namaz Kılmak
Ashab-ı Kiram'ın (Sahabelerin) Namazı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 33012" data-attributes="member: 656"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Fudayl bin İyâz -radıyallahü anh- şöyle anlatır: </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Ashab-ı Kiram (Allah onlardan razı olsun), sabaha girdikler zaman saçları dağınık, renkleri sararmış bir şekilde bulunurlardı. Geceyi secde edici, rükû edici olarak geçirirlerdi. Bazen uzun müddet kıyamda kalırlar, bazen de uzun müddet secdeye kapanırlardı. Aziz ve Celil olan Allah'ı andıkları zaman, rüzgarlı bir günde ağaç sallanır gibi sallanırlar; gözlerinden, elbiselerini ıslatıncaya ve yerde abdest suyu ölçüsünde eser bırakıncaya kadar yaş boşanırdı. Sabah olunca yüzlerine yağ sürerler, gözlerine sürme çekerler; halk içinde sanki geceyi hep uykuyla geçirmiş gibi çıkarlardı. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sahabe-i Kiram, namaza durdukları zaman kendilerini Allah korkusu ve azameti kaplardı. Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-, abdest alırken rengi değişirdi. Biri: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"- Niye böyle oluyorsun?" diye sorunca Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">" Azametli, mutlak kudret sahibi, her istediğini derhal yapan bir sultanın huzuruna dikilme zamanı gelmiştir. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">* </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hz. Ali (r.a)'nin savaşta vücuduna saplanan okun namaz kılarken çıkarılması olayı meşhurdur. Nitekim bir keresinde baldırına bir ok saplanmıştı. Çıkarmak için uğraşılmış da çıkarılamamıştı, çok acı veri veriyordu. Hz. Ali'inin namaza durmasına ve okun bu ara da çıkarılmasına karar verildi. Nafile Namaz kılmaya başlayan Hz.Ali secdeye kapanınca, oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar. Namazı bitirince etrafına bakınarak "oku çıkardınız mı?" diye soran Hz. Ali'ye Oradakiler çoktan çıkardık dediler. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahü anh- namazını hûşu ve kalp huzuru ile kılardı. Öyle ki namazda duruşları esnasında adeta bir cansız direk gibiydi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Mücahit -radıyallahü anh-, Hazret-i Ebû Bekir ve Abdullah bin Zübeyr -radıyallahü anhüma-'nın namaz kılışlarını şöyle anlatıyor: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Onlar namaz kılarken, sanki bir direk gibi hareketsiz dururlardı." </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Misver b. Mahreme diyor ki: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Durumu nasıl?" dedim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Gördüğün gibi." diye cevap verdiler. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Namazı hatırlatarak onu uyandırın namazdan daha önemli dahi olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız."dedim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi."dediler. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Ha! Peki kalkayım."dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İslam'da namazı terk edenin durumunu düşündü. Yarasından kan aka aka namazını kıldı. (Teberani, Hayatü's sahabe) </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">* </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hz Osman -radıyallahü anh-, bir suikast sonucu hançerle yaralandıktan sonra , sürekli kan kaybetmeye başladı. Ve komaya girdi. Bu durumda dahi namaz vakti geldiği söylenince kendine gelmiş namazını kılmış ve şöyle demişti: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Namazı terk edenin İslam'da yeri yoktur." </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hz Osman -radıyallahü anh- bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekatta tüm Ku'an'ı kerimi hatmettiği olurdu. Hz. Ali -radıyallahü anh-'ın namaz vakti gelince, vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı. Sebebini soranlara şöyle derdi: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Yerle göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sâbit -radıyallahü anh- diyor ki: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Zübeyr oğlu Abdullah namaz kılarken, sanki ayakta dikili bir ağaç gibi dururdu. Kendini namaza öyle verirdi." </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Başka bir Zât şöyle diyor: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İbn-i Zübeyr secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki, kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki, bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır, butün geceyi secde ile geçirirdi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">İbn-i Zübeyr Hazretleri, yapılan bir saldırıda evde namaz kılıyordu. Atılan şey mescidin kapısına çarptı. Duvardan sıçrayan bir parça da İbn-i Zübeyr -radıyallahü anh- 'ın boğazı ile sakalı arasına çarptı. Buna rağmen o, ne namazını bozdu, ne rükû ve secdesini kısalttı. Bir keresinde namaz kılarken, Haşim isimli oğlu yanında yatıyordu. Tavandan bir yılan atıldı, oğluna sarıldı. Çocuk feryat etmeye başladı. Ev halkı yetiştiler bir gürültü koptu, yılanı öldürdüler. İbn-i Zübeyr namazını sükunetle kılmaya devam etti. Selam verdikten sonra : </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Gürültüye benzer bir şey işittim, neydi o?" buyurdu. Hanımı: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Allah sana acısın! Çocuğun ölüyordu. Senin haberin olmadı mı?" dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Buna karşılık İbn-i Zübeyr Hazretleri şöyle cevap verdi: </span></strong><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"-Allah hayrını versin! Eğer namazda başka bir şeyle ilgilenseydim, namaz nerede kalırdı?"</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">* </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bir sabah erkenden O büyük îmânlı Sahâbînin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar. Mekke dışında Ten'im denilen yere götürdüler. Çünkü bütün mel'anetlerini, orada yapmayı âdet edinmişlerdi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bu iki Allah ve Resûlullah dostu ise, heyecanlı değildiler. Yolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahâbî kucaklaşarak birbirlerine uğradıkları belâya sabretmelerini tavsiye ettiler.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Az sonra bir müşrik bağırdı:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">- Ey Hubeyb! Sen bizim babamızı, Hâris bin Âmir'i öldürdün. Bugün onun intikamını senden alacağız. Ölmeden önce bir isteğin var mı?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Hubeyb bin Adiy gâyet sâkin, şunları söyledi:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">- Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan, yalnız Cenâb-ı Allahtır.. O'na binlerce hamd olsun.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Darağacında namaz</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Müşrikler hayretle tekrar sordular:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">- Ölmeden önce son bir arzun yok mudur?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">- Beni bırakınız iki rekât namaz kılayım...</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">- Kıl orada.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Elleri ve ayakları çözülen Hz. Hubeyb, hemen namaza durup, büyük bir sükûnet içinde huşû' ile iki rekât namaz kıldı. Cenâbı Hakka son duâlarını yaptı.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Toplanan müşrikler, kadınlar, çocuklar heyecanla onu seyrediyorlardı. Namazını bitirdikten sonra</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">- Vallahi eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız, namazı uzatırdım ve daha çok kılardım, dedi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Böylece idam edilirken iki rekât namazı ilk kılan, âdet ve sünnet olmasına sebep olan Hubeyb bin Adiy'dir. Peygamber efendimiz, onun idam edilirken iki rekât namaz kıldığını işitince bu hareketini yerinde ve uygun bulmuştur. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Selam ve dualarla..</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 33012, member: 656"] [B][FONT=Comic Sans MS]Fudayl bin İyâz -radıyallahü anh- şöyle anlatır: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"Ashab-ı Kiram (Allah onlardan razı olsun), sabaha girdikler zaman saçları dağınık, renkleri sararmış bir şekilde bulunurlardı. Geceyi secde edici, rükû edici olarak geçirirlerdi. Bazen uzun müddet kıyamda kalırlar, bazen de uzun müddet secdeye kapanırlardı. Aziz ve Celil olan Allah'ı andıkları zaman, rüzgarlı bir günde ağaç sallanır gibi sallanırlar; gözlerinden, elbiselerini ıslatıncaya ve yerde abdest suyu ölçüsünde eser bırakıncaya kadar yaş boşanırdı. Sabah olunca yüzlerine yağ sürerler, gözlerine sürme çekerler; halk içinde sanki geceyi hep uykuyla geçirmiş gibi çıkarlardı. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Sahabe-i Kiram, namaza durdukları zaman kendilerini Allah korkusu ve azameti kaplardı. Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-, abdest alırken rengi değişirdi. Biri: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"- Niye böyle oluyorsun?" diye sorunca Hazret-i Hasan -radıyallahü anh-: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]" Azametli, mutlak kudret sahibi, her istediğini derhal yapan bir sultanın huzuruna dikilme zamanı gelmiştir. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]* [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hz. Ali (r.a)'nin savaşta vücuduna saplanan okun namaz kılarken çıkarılması olayı meşhurdur. Nitekim bir keresinde baldırına bir ok saplanmıştı. Çıkarmak için uğraşılmış da çıkarılamamıştı, çok acı veri veriyordu. Hz. Ali'inin namaza durmasına ve okun bu ara da çıkarılmasına karar verildi. Nafile Namaz kılmaya başlayan Hz.Ali secdeye kapanınca, oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar. Namazı bitirince etrafına bakınarak "oku çıkardınız mı?" diye soran Hz. Ali'ye Oradakiler çoktan çıkardık dediler. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahü anh- namazını hûşu ve kalp huzuru ile kılardı. Öyle ki namazda duruşları esnasında adeta bir cansız direk gibiydi. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Mücahit -radıyallahü anh-, Hazret-i Ebû Bekir ve Abdullah bin Zübeyr -radıyallahü anhüma-'nın namaz kılışlarını şöyle anlatıyor: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"Onlar namaz kılarken, sanki bir direk gibi hareketsiz dururlardı." [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Misver b. Mahreme diyor ki: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Durumu nasıl?" dedim. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Gördüğün gibi." diye cevap verdiler. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"Namazı hatırlatarak onu uyandırın namazdan daha önemli dahi olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız."dedim. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi."dediler. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Ha! Peki kalkayım."dedi. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İslam'da namazı terk edenin durumunu düşündü. Yarasından kan aka aka namazını kıldı. (Teberani, Hayatü's sahabe) [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]* [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hz Osman -radıyallahü anh-, bir suikast sonucu hançerle yaralandıktan sonra , sürekli kan kaybetmeye başladı. Ve komaya girdi. Bu durumda dahi namaz vakti geldiği söylenince kendine gelmiş namazını kılmış ve şöyle demişti: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Namazı terk edenin İslam'da yeri yoktur." [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hz Osman -radıyallahü anh- bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekatta tüm Ku'an'ı kerimi hatmettiği olurdu. Hz. Ali -radıyallahü anh-'ın namaz vakti gelince, vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı. Sebebini soranlara şöyle derdi: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"Yerle göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Sâbit -radıyallahü anh- diyor ki: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"Zübeyr oğlu Abdullah namaz kılarken, sanki ayakta dikili bir ağaç gibi dururdu. Kendini namaza öyle verirdi." [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Başka bir Zât şöyle diyor: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İbn-i Zübeyr secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki, kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki, bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır, butün geceyi secde ile geçirirdi. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]İbn-i Zübeyr Hazretleri, yapılan bir saldırıda evde namaz kılıyordu. Atılan şey mescidin kapısına çarptı. Duvardan sıçrayan bir parça da İbn-i Zübeyr -radıyallahü anh- 'ın boğazı ile sakalı arasına çarptı. Buna rağmen o, ne namazını bozdu, ne rükû ve secdesini kısalttı. Bir keresinde namaz kılarken, Haşim isimli oğlu yanında yatıyordu. Tavandan bir yılan atıldı, oğluna sarıldı. Çocuk feryat etmeye başladı. Ev halkı yetiştiler bir gürültü koptu, yılanı öldürdüler. İbn-i Zübeyr namazını sükunetle kılmaya devam etti. Selam verdikten sonra : [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Gürültüye benzer bir şey işittim, neydi o?" buyurdu. Hanımı: [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]"-Allah sana acısın! Çocuğun ölüyordu. Senin haberin olmadı mı?" dedi. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Buna karşılık İbn-i Zübeyr Hazretleri şöyle cevap verdi: [/FONT][/B][B][FONT=Comic Sans MS]"-Allah hayrını versin! Eğer namazda başka bir şeyle ilgilenseydim, namaz nerede kalırdı?"[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]* [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Bir sabah erkenden O büyük îmânlı Sahâbînin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar. Mekke dışında Ten'im denilen yere götürdüler. Çünkü bütün mel'anetlerini, orada yapmayı âdet edinmişlerdi.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Bu iki Allah ve Resûlullah dostu ise, heyecanlı değildiler. Yolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahâbî kucaklaşarak birbirlerine uğradıkları belâya sabretmelerini tavsiye ettiler.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Az sonra bir müşrik bağırdı:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]- Ey Hubeyb! Sen bizim babamızı, Hâris bin Âmir'i öldürdün. Bugün onun intikamını senden alacağız. Ölmeden önce bir isteğin var mı?[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Hubeyb bin Adiy gâyet sâkin, şunları söyledi:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]- Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan, yalnız Cenâb-ı Allahtır.. O'na binlerce hamd olsun.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Darağacında namaz[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Müşrikler hayretle tekrar sordular:[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]- Ölmeden önce son bir arzun yok mudur?[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]- Beni bırakınız iki rekât namaz kılayım...[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]- Kıl orada.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Elleri ve ayakları çözülen Hz. Hubeyb, hemen namaza durup, büyük bir sükûnet içinde huşû' ile iki rekât namaz kıldı. Cenâbı Hakka son duâlarını yaptı.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Toplanan müşrikler, kadınlar, çocuklar heyecanla onu seyrediyorlardı. Namazını bitirdikten sonra[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]- Vallahi eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız, namazı uzatırdım ve daha çok kılardım, dedi.[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Böylece idam edilirken iki rekât namazı ilk kılan, âdet ve sünnet olmasına sebep olan Hubeyb bin Adiy'dir. Peygamber efendimiz, onun idam edilirken iki rekât namaz kıldığını işitince bu hareketini yerinde ve uygun bulmuştur. [/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Selam ve dualarla..[/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
İslamın Şartları
Namaz Kılmak
Ashab-ı Kiram'ın (Sahabelerin) Namazı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst