Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Aşık olmak günah mıdır?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 244159" data-attributes="member: 1004566"><p><em><strong><span style="color: blue">Aşık olmak günah mıdır? </span></strong></em></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="color: darkblue">Aşık olmak ama siz benim aşk tan kastettiğimi anlamalısınız benim aşktan kastım sadece o duyguyu içinde yaşamak günah mıdır? </span></strong></em></p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">Aşık olmak günah değildir. Bir hadiste, bir kadına aşık olup onu gizleyen ve kimseye söylemeden ölen birinin şehit olacağı ifade edilir.</span> <span style="color: black">Bu nedenle aşık olmak insanın elinde olan bir şey değildir. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Sizin de onu düşünmeniz elinizde olmadan aklınıza gelmesi caizdir. Ancak mukaddes şeyleri feda edecek kadar tapar gibi sevmek doğru değildir. Eğer evlenme imkanınız ve onu dini ölçüler dairesinde istedip almanız mümkünse hemen istetmenizi öneririz. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Eğer bu mümkün değilse demekki hakkınızda hayırlı değilmiş deyip, Allah’tan helal süt emmiş iyi bir eşi nasip etmesini isteyip aramak gerekir. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Hakkımızda neyin hayırlı olduğunu bilemeyiz. Belkide mutlaka olmasını istediğimiz bir şeyin sonradan keşke olmasydı deme ihtimali vardı. Bu nedenle isterken hayırlısını istemek olmazsa sabır ile beklemek en güzelidir.</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">Hz. Meryemin annesi bir erkek evlat istemişti. Allah ona bir kız verdi.</span> <span style="color: black">O çok üzülmüştü. Şimdi o annemize sorsak “sen erkeklerden onlarca ama kızlardan bir tane Meryem hangini istersin”</span> <span style="color: red">elbette tek Meryem’i isteyecektir. Çünkü kızı peygamber annesi oldu.</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">İşte biz de buna göre hareket etmeliyiz. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Biz Allah’ın kullarıyız. O nasıl isterse öyle hareket etmek durumundayız. Nişanlı bile olsa nikahları yoksa kadın ve erkeğin beraber yalnız kalması haramdır. Çünkü nişan nikah değildir. Şahitler yanında nikahlanmalı ki oturup kalkmak helal olsun. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Örneğin senin bir bahçendeki meyveyi birisi senden izin alsa yese ne güzeldir. Senden izin almadan yerse ve ne farkı var derse ne yaparsın?</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">Allah bize izinsiz dolaşmayı yasaklamıştır. İzin almak da nikah kıymakla olur. </span></strong></em></p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="color: blue">Yorum </span></strong></em></p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="color: darkblue">sizce aşk nedir ki bu zamanda aşk mı kaldı? Aşk çok uzaklarda güllerin kokusunda kaldı. O güllerin kokusundan birazcık alana ne mutlu. Bu asırda yalandan başka hiçbir şey kalmadı herkez birşeylerin peşinde koşma telaşında artık... </span></strong></em></p><p> </p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">Aşk, şiddetli sevginin adıdır.</span> <span style="color: black">Tasavvuf dilinde, Allah’a muhabbet anlamında kullanılır. Allah’a muhabbet, velayet yollarının en keskin kuvvetidir, en mühim maye ve iksirdir. (1) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">İnsan, aşkı ya mecazi kullanır, ya da hakîkî. Mecazî aşk, fanilere gönül bağlamaktır.</span> <span style="color: red">Hakiki aşk ise, Allah’ı sevmektir. “Mecaz hakîkate köprüdür”</span> <span style="color: black">fehvasınca, bazan mecazî aşk, hakîkî aşka vesile olur. (2) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Bu konunun en çarpıcı misali, Leyla-Mecnun kıssasıdır denilebilir. Mecnun, Leyla’ya sevgisinden deli-divane olur. Çöllere düşer. Gözleri Leyla’ya benziyor diye, çölde ceylanlarla arkadaş olur. Bir gün bulunduğu yere bir köpek gelir. Kimse ilgilenmezken, Mecnun köpeğe büyük ilgi gösterir. Niye böyle yaptığını sorarlar, “Siz bilmiyorsunuz, bu köpek Leyla’nın diyarından gelmiştir” der. Neticede, Leyla’yla bir araya geldiğinde, hayır, der, Leyla sen değilsin, Leyla başka...</span> <span style="color: red">Böylece Leyla’dan Mevla’yı bulur. Kendisindeki mecazî aşk, gerçek aşka inkılap eder.</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Yunus Emre’ye</span> <span style="color: red">“bana Seni gerek Seni” dedirten de, aynı İlâhi aşktır.</span> <span style="color: black">Yunus Emre ve Mevlâna gibi Hak aşığı olan zatlar, aşktan bahsettiklerinde </span><span style="color: red">“İlahî aşkı”</span> <span style="color: black">kastederler. Bundan sonraki</span> <span style="color: red">“aşk”</span> <span style="color: black">ifadelerine bu noktadan bakmak gerektir. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Her şeyden evvel “aşk” fikrî bir mesele değildir; hâlî ve vicdanîdir. Yani, matematiğin, kimyanın meseleleri gibi, net ifadelerle anlatılması ve anlaşılması mümkün olmayıp, ancak halen ve vicdanen bilinir. Bu noktada aşk, sübjektif bir karakter arz eder. Mevlâna, bunu şöyle dile getirir: Biri</span> <span style="color: red">“Aşıklık nedir?”</span> <span style="color: black">diye sordu.</span> <span style="color: red">“Benim gibi olursan anlarsın”</span> <span style="color: black">dedim. Kalem ki, çarçabuk yazıp gidiyordu. Aşkın tefsîri bahsine gelince, tahammül edemeyerek yarıldı. Akıl, aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı. (3) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Mevlâna’nın verdiği şu misalden hareketle, aşık olmayı manevî bir sarhoşluk olarak anlayabiliriz. “Bir sarhoş meyhaneden çıkıp da yolunu şaşırınca, çocukların maskarası ve eğlencesi olur. O sarhoş, böylece sekr halinde bulunur. Çocuklar ise, onun şarap zevkinden ve sersemlik neşesinden habersiz olarak arkasına takılır. Allah’ın aşkından sarhoş olanlardan başka, bütün halk çocuk mesabesindedir. Heva ve hevesten kurtulmuş olanlardan başkası, büluğa ermiş değildir.” (4)</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">Şu sözler ise, İlahî aşktan nasibini almayan ve dünyanın fani işleri içinde boğulup gidenlerin halini anlatır:</span> <span style="color: black">“O çocuklar bir kamışa binerler ve ‘bu bizim burağımız veya mübarek gidişli düldülümüzdür’ derler. Yüklenmiş oldukları kamışı taşıdıkları halde, cehillerinden böbürlenirler ve kendilerini ata binmiş vehmederler.” (5) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Üstteki ifadelerde olduğu gibi, tasavvuf ehli divanlarında “şarap-meyhane” gibi mazmunlara sıkça yer vermişlerdir. Mânâdan nasibini almayanlar bu ifadeleri zahirine göre değerlendirmişler, o büyük zatları yanlış tanımış ve anlatmışlardır. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker:</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">“Senin içtiğin şarap haramdır. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: red">“Biz helal olan şaraptan başka içmiyoruz. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: red">“Çalış da yokluktan varlığa ulaş. </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: red">“Tanrı şarabıyla sarhoş ol.” (6) </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Nitekim yüce Allah, “Onların Rabbi, onlara tertemiz bir şarab takdim eder” (Dehr suresi,21) buyurmaktadır. Ayette geçen “şarab” kelimesi, şu anda Türkçemizde kullandığımız “içki” anlamında olmayıp, “temiz içecek” mânâsındadır. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Şu muhavere aşıklar arasındaki mertebe farklılığına işarettir: İlahî aşk mensublarından Yahya b. Muaz, Bayezid-i Bistami’ye şöyle der:</span> <span style="color: red">“Muhabbet kadehinden o kadar içtim ki, sonunda mestoldum.”</span> <span style="color: black">Bayezid, şu anlamlı cevabı verir:</span> <span style="color: red">“Muhabbet şarabını kase kase içtim. Lakin ne şarap bitti, ne de benim hararetim geçti.” (7)</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Evet, Hak aşığı olan zat, her şeyi “Mevla’nın diyarından” gelmiş olarak görür. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, Mecnun her vesileyle Leyla’yı hatırladığı gibi; âşık da</span> <span style="color: red">“Her şey bana Seni hatırlatıyor”</span> <span style="color: black">der, varlıklardan Allah’ı bulur, Allah’ta fani olur. Hatta, Hallac-ı Mansur gibiler, kendilerini tamamen yok farz edip “Ene’l-Hak” bile derler. Şüphesiz, böyle aşıkların bu gibi sözleri, şerîatın zahirine aykırıdır. Manen sarhoş iken böyle söylemişlerdir. Mevlâna, böylelerin halini, kıpkızıl hale gelen demirin “ben ateşim” demesine benzetir. ( Ancak, şu mühim hatırlatmayı da yapmadan edemez:</span> <span style="color: red">“Sen, sarhoş olanlardan kılavuzluk arama!” </span><span style="color: black">(9) Yani, böyle zatlar, hidayet üzere olmakla beraber, peşinde gidilecek kimseler değildir. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Mevlâna’nın bu son sözü, bu konudaki ifrat-tefrît görüşleri düzelten istikametli bir ifadedir. Zira, bir kısım insanlar, Hallac-ı Mansur gibileri göklere çıkarıp, onları en üstün mertebelerde sanmakla ifrat ederken; bazıları da onları küfürle itham edip tefrît etmişlerdir. </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Tekrar aşığın dünyasına dönecek olursak...</span> <span style="color: red">Evet, aşık bu dünyada kendini gurbette görür. “Vatan sevgisi imandandır”</span> <span style="color: black">(10) hadisini tasavvufî mânâsıyla değerlendirir. Gerçek vatanı “Bezm-i Elest” olarak kabul eder. Şu dünya zindanındaki günlerini tamamlayıp, İlahî huzura vuslatı en büyük gaye bilir. (11)</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">“Aşık, gamdan da, sürurdan da hâlîdir. Baharsız, hazansız daima yeşil ve tazedir.”</span> <span style="color: black">(12) Onun hali, şu manaları terennüm eder:</span> </strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: red">“Hoştur bana Senden gelen </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: red">“Ya gonca gül, ya da diken </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: red">“Ya hil’atu ya da kefen </span></strong></em></p><p><em><strong><span style="color: red">“Narın da hoş, nurun da hoş.” </span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: black">Aşık, Allah’tan gelen lütfu ve kahrı lütuf olarak görür. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker: “Gerek âlim olsun, gerek cahil olsun, isterse aşağılık biri bulunsun, herkes lütuf ile kahrı fark eder. Lakin, kahırda gizlenmiş lütfu, yahut lütuf içindeki kahrı az kimse bilir.” (13)</span> </strong></em></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="color: blue">Kaynaklar: </span></p><p><span style="color: blue">1. Nursî, Mektubat, s. 450 </span></p><p><span style="color: blue">2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 203 </span></p><p><span style="color: blue">3. Mevlana, I, 137. </span></p><p><span style="color: blue">4. Mevlana, V, 1583-1584. </span></p><p><span style="color: blue">5. Mevlana, V, 1588. </span></p><p><span style="color: blue">6. Mevlana, VI, 54 (İzbudak). </span></p><p><span style="color: blue">7. Tahiru’l-Mevlevi, 1, 72 </span></p><p><span style="color: blue">8. Mevlana, VII, 436. </span></p><p><span style="color: blue">9. Mevlana, VII, 567. </span></p><p><span style="color: blue">10. Aclunî, I, 345. </span></p><p><span style="color: blue">11. Bkz. Mevlana, XI, 995. </span></p><p><span style="color: blue">12. Mevlana, III,, 907. </span></p><p><span style="color: blue">13. Mevlana, IX, 390-391. </span></p><p><span style="color: blue">Selam ve dua ile... </span></p><p><span style="color: blue">Sorularla İslamiyet Editör</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 244159, member: 1004566"] [I][B][COLOR=blue]Aşık olmak günah mıdır? [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=darkblue]Aşık olmak ama siz benim aşk tan kastettiğimi anlamalısınız benim aşktan kastım sadece o duyguyu içinde yaşamak günah mıdır? [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]Aşık olmak günah değildir. Bir hadiste, bir kadına aşık olup onu gizleyen ve kimseye söylemeden ölen birinin şehit olacağı ifade edilir.[/COLOR] [COLOR=black]Bu nedenle aşık olmak insanın elinde olan bir şey değildir. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Sizin de onu düşünmeniz elinizde olmadan aklınıza gelmesi caizdir. Ancak mukaddes şeyleri feda edecek kadar tapar gibi sevmek doğru değildir. Eğer evlenme imkanınız ve onu dini ölçüler dairesinde istedip almanız mümkünse hemen istetmenizi öneririz. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Eğer bu mümkün değilse demekki hakkınızda hayırlı değilmiş deyip, Allah’tan helal süt emmiş iyi bir eşi nasip etmesini isteyip aramak gerekir. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Hakkımızda neyin hayırlı olduğunu bilemeyiz. Belkide mutlaka olmasını istediğimiz bir şeyin sonradan keşke olmasydı deme ihtimali vardı. Bu nedenle isterken hayırlısını istemek olmazsa sabır ile beklemek en güzelidir.[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=red]Hz. Meryemin annesi bir erkek evlat istemişti. Allah ona bir kız verdi.[/COLOR] [COLOR=black]O çok üzülmüştü. Şimdi o annemize sorsak “sen erkeklerden onlarca ama kızlardan bir tane Meryem hangini istersin”[/COLOR] [COLOR=red]elbette tek Meryem’i isteyecektir. Çünkü kızı peygamber annesi oldu.[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=black]İşte biz de buna göre hareket etmeliyiz. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Biz Allah’ın kullarıyız. O nasıl isterse öyle hareket etmek durumundayız. Nişanlı bile olsa nikahları yoksa kadın ve erkeğin beraber yalnız kalması haramdır. Çünkü nişan nikah değildir. Şahitler yanında nikahlanmalı ki oturup kalkmak helal olsun. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Örneğin senin bir bahçendeki meyveyi birisi senden izin alsa yese ne güzeldir. Senden izin almadan yerse ve ne farkı var derse ne yaparsın?[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=red]Allah bize izinsiz dolaşmayı yasaklamıştır. İzin almak da nikah kıymakla olur. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=blue]Yorum [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=darkblue]sizce aşk nedir ki bu zamanda aşk mı kaldı? Aşk çok uzaklarda güllerin kokusunda kaldı. O güllerin kokusundan birazcık alana ne mutlu. Bu asırda yalandan başka hiçbir şey kalmadı herkez birşeylerin peşinde koşma telaşında artık... [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]Aşk, şiddetli sevginin adıdır.[/COLOR] [COLOR=black]Tasavvuf dilinde, Allah’a muhabbet anlamında kullanılır. Allah’a muhabbet, velayet yollarının en keskin kuvvetidir, en mühim maye ve iksirdir. (1) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]İnsan, aşkı ya mecazi kullanır, ya da hakîkî. Mecazî aşk, fanilere gönül bağlamaktır.[/COLOR] [COLOR=red]Hakiki aşk ise, Allah’ı sevmektir. “Mecaz hakîkate köprüdür”[/COLOR] [COLOR=black]fehvasınca, bazan mecazî aşk, hakîkî aşka vesile olur. (2) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Bu konunun en çarpıcı misali, Leyla-Mecnun kıssasıdır denilebilir. Mecnun, Leyla’ya sevgisinden deli-divane olur. Çöllere düşer. Gözleri Leyla’ya benziyor diye, çölde ceylanlarla arkadaş olur. Bir gün bulunduğu yere bir köpek gelir. Kimse ilgilenmezken, Mecnun köpeğe büyük ilgi gösterir. Niye böyle yaptığını sorarlar, “Siz bilmiyorsunuz, bu köpek Leyla’nın diyarından gelmiştir” der. Neticede, Leyla’yla bir araya geldiğinde, hayır, der, Leyla sen değilsin, Leyla başka...[/COLOR] [COLOR=red]Böylece Leyla’dan Mevla’yı bulur. Kendisindeki mecazî aşk, gerçek aşka inkılap eder.[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=black]Yunus Emre’ye[/COLOR] [COLOR=red]“bana Seni gerek Seni” dedirten de, aynı İlâhi aşktır.[/COLOR] [COLOR=black]Yunus Emre ve Mevlâna gibi Hak aşığı olan zatlar, aşktan bahsettiklerinde [/COLOR][COLOR=red]“İlahî aşkı”[/COLOR] [COLOR=black]kastederler. Bundan sonraki[/COLOR] [COLOR=red]“aşk”[/COLOR] [COLOR=black]ifadelerine bu noktadan bakmak gerektir. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Her şeyden evvel “aşk” fikrî bir mesele değildir; hâlî ve vicdanîdir. Yani, matematiğin, kimyanın meseleleri gibi, net ifadelerle anlatılması ve anlaşılması mümkün olmayıp, ancak halen ve vicdanen bilinir. Bu noktada aşk, sübjektif bir karakter arz eder. Mevlâna, bunu şöyle dile getirir: Biri[/COLOR] [COLOR=red]“Aşıklık nedir?”[/COLOR] [COLOR=black]diye sordu.[/COLOR] [COLOR=red]“Benim gibi olursan anlarsın”[/COLOR] [COLOR=black]dedim. Kalem ki, çarçabuk yazıp gidiyordu. Aşkın tefsîri bahsine gelince, tahammül edemeyerek yarıldı. Akıl, aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı. (3) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Mevlâna’nın verdiği şu misalden hareketle, aşık olmayı manevî bir sarhoşluk olarak anlayabiliriz. “Bir sarhoş meyhaneden çıkıp da yolunu şaşırınca, çocukların maskarası ve eğlencesi olur. O sarhoş, böylece sekr halinde bulunur. Çocuklar ise, onun şarap zevkinden ve sersemlik neşesinden habersiz olarak arkasına takılır. Allah’ın aşkından sarhoş olanlardan başka, bütün halk çocuk mesabesindedir. Heva ve hevesten kurtulmuş olanlardan başkası, büluğa ermiş değildir.” (4)[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=red]Şu sözler ise, İlahî aşktan nasibini almayan ve dünyanın fani işleri içinde boğulup gidenlerin halini anlatır:[/COLOR] [COLOR=black]“O çocuklar bir kamışa binerler ve ‘bu bizim burağımız veya mübarek gidişli düldülümüzdür’ derler. Yüklenmiş oldukları kamışı taşıdıkları halde, cehillerinden böbürlenirler ve kendilerini ata binmiş vehmederler.” (5) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Üstteki ifadelerde olduğu gibi, tasavvuf ehli divanlarında “şarap-meyhane” gibi mazmunlara sıkça yer vermişlerdir. Mânâdan nasibini almayanlar bu ifadeleri zahirine göre değerlendirmişler, o büyük zatları yanlış tanımış ve anlatmışlardır. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker:[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Senin içtiğin şarap haramdır. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Biz helal olan şaraptan başka içmiyoruz. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Çalış da yokluktan varlığa ulaş. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Tanrı şarabıyla sarhoş ol.” (6) [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Nitekim yüce Allah, “Onların Rabbi, onlara tertemiz bir şarab takdim eder” (Dehr suresi,21) buyurmaktadır. Ayette geçen “şarab” kelimesi, şu anda Türkçemizde kullandığımız “içki” anlamında olmayıp, “temiz içecek” mânâsındadır. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Şu muhavere aşıklar arasındaki mertebe farklılığına işarettir: İlahî aşk mensublarından Yahya b. Muaz, Bayezid-i Bistami’ye şöyle der:[/COLOR] [COLOR=red]“Muhabbet kadehinden o kadar içtim ki, sonunda mestoldum.”[/COLOR] [COLOR=black]Bayezid, şu anlamlı cevabı verir:[/COLOR] [COLOR=red]“Muhabbet şarabını kase kase içtim. Lakin ne şarap bitti, ne de benim hararetim geçti.” (7)[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=black]Evet, Hak aşığı olan zat, her şeyi “Mevla’nın diyarından” gelmiş olarak görür. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, Mecnun her vesileyle Leyla’yı hatırladığı gibi; âşık da[/COLOR] [COLOR=red]“Her şey bana Seni hatırlatıyor”[/COLOR] [COLOR=black]der, varlıklardan Allah’ı bulur, Allah’ta fani olur. Hatta, Hallac-ı Mansur gibiler, kendilerini tamamen yok farz edip “Ene’l-Hak” bile derler. Şüphesiz, böyle aşıkların bu gibi sözleri, şerîatın zahirine aykırıdır. Manen sarhoş iken böyle söylemişlerdir. Mevlâna, böylelerin halini, kıpkızıl hale gelen demirin “ben ateşim” demesine benzetir. ( Ancak, şu mühim hatırlatmayı da yapmadan edemez:[/COLOR] [COLOR=red]“Sen, sarhoş olanlardan kılavuzluk arama!” [/COLOR][COLOR=black](9) Yani, böyle zatlar, hidayet üzere olmakla beraber, peşinde gidilecek kimseler değildir. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Mevlâna’nın bu son sözü, bu konudaki ifrat-tefrît görüşleri düzelten istikametli bir ifadedir. Zira, bir kısım insanlar, Hallac-ı Mansur gibileri göklere çıkarıp, onları en üstün mertebelerde sanmakla ifrat ederken; bazıları da onları küfürle itham edip tefrît etmişlerdir. [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Tekrar aşığın dünyasına dönecek olursak...[/COLOR] [COLOR=red]Evet, aşık bu dünyada kendini gurbette görür. “Vatan sevgisi imandandır”[/COLOR] [COLOR=black](10) hadisini tasavvufî mânâsıyla değerlendirir. Gerçek vatanı “Bezm-i Elest” olarak kabul eder. Şu dünya zindanındaki günlerini tamamlayıp, İlahî huzura vuslatı en büyük gaye bilir. (11)[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Aşık, gamdan da, sürurdan da hâlîdir. Baharsız, hazansız daima yeşil ve tazedir.”[/COLOR] [COLOR=black](12) Onun hali, şu manaları terennüm eder:[/COLOR] [/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Hoştur bana Senden gelen [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Ya gonca gül, ya da diken [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Ya hil’atu ya da kefen [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=red]“Narın da hoş, nurun da hoş.” [/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=black]Aşık, Allah’tan gelen lütfu ve kahrı lütuf olarak görür. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker: “Gerek âlim olsun, gerek cahil olsun, isterse aşağılık biri bulunsun, herkes lütuf ile kahrı fark eder. Lakin, kahırda gizlenmiş lütfu, yahut lütuf içindeki kahrı az kimse bilir.” (13)[/COLOR] [/B][/I] [COLOR=blue]Kaynaklar: [/COLOR] [COLOR=blue]1. Nursî, Mektubat, s. 450 [/COLOR] [COLOR=blue]2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 203 [/COLOR] [COLOR=blue]3. Mevlana, I, 137. [/COLOR] [COLOR=blue]4. Mevlana, V, 1583-1584. [/COLOR] [COLOR=blue]5. Mevlana, V, 1588. [/COLOR] [COLOR=blue]6. Mevlana, VI, 54 (İzbudak). [/COLOR] [COLOR=blue]7. Tahiru’l-Mevlevi, 1, 72 [/COLOR] [COLOR=blue]8. Mevlana, VII, 436. [/COLOR] [COLOR=blue]9. Mevlana, VII, 567. [/COLOR] [COLOR=blue]10. Aclunî, I, 345. [/COLOR] [COLOR=blue]11. Bkz. Mevlana, XI, 995. [/COLOR] [COLOR=blue]12. Mevlana, III,, 907. [/COLOR] [COLOR=blue]13. Mevlana, IX, 390-391. [/COLOR] [COLOR=blue]Selam ve dua ile... [/COLOR] [COLOR=blue]Sorularla İslamiyet Editör[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Aşık olmak günah mıdır?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst