Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Aşk'tan Gına GeLdi..!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="_bamteli_" data-source="post: 147338" data-attributes="member: 15023"><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">HER ŞEYİN maddeye indirgendiği günümüz kapitalist düzeni içinde aşklar da maddeye esir oldu gitti. Giden bir çok şey gibi aşkta değerini yitirdi. Sevgi ve aşk sözcüklerinin fütursuzca her yana savrulduğu bir diyar oldu buraları. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">Sevgi, Yaratıcı’nın insanının içine yerleştirmiş olduğu kutsal duygulardan biriydi belki.. Aşk ise, namına destanlar yazdırtacak kadar özeldi. Kays’ı mecnun eden, Ferhat’a dağlar deldiren özel bir kudretti. Halil Cibra’nın dediği gibi, aşk insanı geliştiren fakat budaya budaya ıstırap verendi. Aşk, fedakarlığın ta kendisiydi.. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">Her şeyi bilmenin ve öğrenmenin mubah olduğu günümüz coğrafyasında kimin kime aşık olduğunuz bilmek bir meziyet telakki edilir oldu. Lakin gelin görün ki, bu meziyet zannedilen uygulama nice sevgi ve aşk yozlaşmasının başlangıcını oluşturdu.. Şimdilerde herkesin bir birine söylediği yada yazarak gönderdiği “Seni çok seviyorum”ların hangisi gerçek hangisi sahteydi? Seviyorum’dan önce getirilen çok kelimesinin arasında abartılarak koyulan “o” harfleri gerçekten de muhatabına duyduğu sevginin ne kadar çok olduğunu anlatmaya kafi miydi? </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">Kapitalist düzen içinde materyalistleşen herkes sadece “seni seviyorum”lar yada uzayıp giden “çoo...ok”lar ile tatmin olamazdı artık. Sevgiyi ve aşkı somutlaştırmak lazımdı. Elle tutulur, gözle görülür, koklanılır bir şeyler. Yeni icatlar , yeni buluşlar... Sevgiyi maddeye indirgeme sancıları. Önceleri toplumun kültürel şartlarına uygun olarak başlayan sevdiğine gül verme alışkanlığı tasavvufla da ilintiliydi ve belki bir ölçüye kadar kabul edilebilirdi. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">Aradan geçen zaman içinde, akan sular ticari kaygı ve para kazanma hırsının lehine işledi. Küreselleşmenin de desteklediği bu güç, gülleri yetersiz kıldı sevgi için. Ne de olsa seven insan, sonuna kadar sevmeliydi. Sevgisini tüketmemek için illaki başka bir şeyleri tüketmeliydi.. Sevgisini, aşkını illaki maddeleştirmeli, hediyeleşmeliydi. Hem sadece doğum günleri, bayramlar vd. gibi ritualler de yeterli değildi hediyeleşmeye. Yeni günler, yeni tarihler icat edilmeliydi. Üstelik artık, özel gün icat etmek için illaki bir tarihçe de gerekmiyordu. Dileyen dilediği günü, medyanın da gücünü kullanarak, “ulusal gün” ilan edebiliyordu. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">İşte böylesine süreçlerden sonra, “Anneler Günü” , “Babalar Günü” , “Sevgililer Günü” , “Matematik Günü” .... o günü, bu günü aldı başını yürüdü... Hatta Dünyadaki kadınların sorunlarını masaya yatırmak ve makul çözümler bulabilmek için belirlenen 8 Mart Dünya Kadınlar günü dahi materyalist bir zihniyet neticesinde , bayların bayanlara hediye almakla yükümlendirildikleri ulusal hediyeleşme ve bayramlaşma gününe döndü. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"><span style="color: #FFBA00">Önceleri, yarin bir kaşına, düşen bir mendiline vurulan yürekler, şimdilerin et pazarında aşkı arıyorlar. Çoğu zaman aşkı bulduklarını zannediyor fakat, her zaman yanılıyorlar. Bilmiyorlar ki aşk, çoktan toplayıp pılısını pırtısını ninelerimizin sümbül kokan sandıklarına çekildi gitti. Zira her şeyin meydanlar da yaşandığı, her türlü yılışıklığın sevgi diye yayınladığı, mahremsiz, gizemsiz bir ortamda daha fazla duramazdı..</span> </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">Alan hoşnut, veren razısıysa “aşk” deniyor bu ilişkinin adına. İlişkilerin böylesine çürüdüğü, günümüz trendi olan “aşk”ın ticari kaygı yada pazarlama için olur olmaz her yanda kullanılması. Muhakkak her şeyin içine topluma yutturmak için aşkın sokulması. Destanlar yazdıracak temiz aşkların yaşanmadığı bu coğrafyada öksüz bırakılan bir yetim misali aşkın her yerde atalanması, içimi bunalttı artık. </span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262"></span></span></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #626262">Sevgilerin alış verişsiz yaşandığı, aşkın kutsiyetine dokunulmayan ütopyaları düşlüyorum ben. Eğer aşk, seyrettiklerimiz ya da gözlemlediklerimizse.. Sizi bilemem ama, zamanımızın bu içi kof, kendisi bomboş aşklarından bana gına geldi artık.</span></span> </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #E36C09"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: #939393">Öznur Çolakoğlu Cam</span></span></strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="_bamteli_, post: 147338, member: 15023"] [COLOR=#000000][COLOR=#E36C09][FONT=Arial][B][FONT=comic sans ms][COLOR=#626262]HER ŞEYİN maddeye indirgendiği günümüz kapitalist düzeni içinde aşklar da maddeye esir oldu gitti. Giden bir çok şey gibi aşkta değerini yitirdi. Sevgi ve aşk sözcüklerinin fütursuzca her yana savrulduğu bir diyar oldu buraları. Sevgi, Yaratıcı’nın insanının içine yerleştirmiş olduğu kutsal duygulardan biriydi belki.. Aşk ise, namına destanlar yazdırtacak kadar özeldi. Kays’ı mecnun eden, Ferhat’a dağlar deldiren özel bir kudretti. Halil Cibra’nın dediği gibi, aşk insanı geliştiren fakat budaya budaya ıstırap verendi. Aşk, fedakarlığın ta kendisiydi.. Her şeyi bilmenin ve öğrenmenin mubah olduğu günümüz coğrafyasında kimin kime aşık olduğunuz bilmek bir meziyet telakki edilir oldu. Lakin gelin görün ki, bu meziyet zannedilen uygulama nice sevgi ve aşk yozlaşmasının başlangıcını oluşturdu.. Şimdilerde herkesin bir birine söylediği yada yazarak gönderdiği “Seni çok seviyorum”ların hangisi gerçek hangisi sahteydi? Seviyorum’dan önce getirilen çok kelimesinin arasında abartılarak koyulan “o” harfleri gerçekten de muhatabına duyduğu sevginin ne kadar çok olduğunu anlatmaya kafi miydi? Kapitalist düzen içinde materyalistleşen herkes sadece “seni seviyorum”lar yada uzayıp giden “çoo...ok”lar ile tatmin olamazdı artık. Sevgiyi ve aşkı somutlaştırmak lazımdı. Elle tutulur, gözle görülür, koklanılır bir şeyler. Yeni icatlar , yeni buluşlar... Sevgiyi maddeye indirgeme sancıları. Önceleri toplumun kültürel şartlarına uygun olarak başlayan sevdiğine gül verme alışkanlığı tasavvufla da ilintiliydi ve belki bir ölçüye kadar kabul edilebilirdi. Aradan geçen zaman içinde, akan sular ticari kaygı ve para kazanma hırsının lehine işledi. Küreselleşmenin de desteklediği bu güç, gülleri yetersiz kıldı sevgi için. Ne de olsa seven insan, sonuna kadar sevmeliydi. Sevgisini tüketmemek için illaki başka bir şeyleri tüketmeliydi.. Sevgisini, aşkını illaki maddeleştirmeli, hediyeleşmeliydi. Hem sadece doğum günleri, bayramlar vd. gibi ritualler de yeterli değildi hediyeleşmeye. Yeni günler, yeni tarihler icat edilmeliydi. Üstelik artık, özel gün icat etmek için illaki bir tarihçe de gerekmiyordu. Dileyen dilediği günü, medyanın da gücünü kullanarak, “ulusal gün” ilan edebiliyordu. İşte böylesine süreçlerden sonra, “Anneler Günü” , “Babalar Günü” , “Sevgililer Günü” , “Matematik Günü” .... o günü, bu günü aldı başını yürüdü... Hatta Dünyadaki kadınların sorunlarını masaya yatırmak ve makul çözümler bulabilmek için belirlenen 8 Mart Dünya Kadınlar günü dahi materyalist bir zihniyet neticesinde , bayların bayanlara hediye almakla yükümlendirildikleri ulusal hediyeleşme ve bayramlaşma gününe döndü. [COLOR=#FFBA00]Önceleri, yarin bir kaşına, düşen bir mendiline vurulan yürekler, şimdilerin et pazarında aşkı arıyorlar. Çoğu zaman aşkı bulduklarını zannediyor fakat, her zaman yanılıyorlar. Bilmiyorlar ki aşk, çoktan toplayıp pılısını pırtısını ninelerimizin sümbül kokan sandıklarına çekildi gitti. Zira her şeyin meydanlar da yaşandığı, her türlü yılışıklığın sevgi diye yayınladığı, mahremsiz, gizemsiz bir ortamda daha fazla duramazdı..[/COLOR] Alan hoşnut, veren razısıysa “aşk” deniyor bu ilişkinin adına. İlişkilerin böylesine çürüdüğü, günümüz trendi olan “aşk”ın ticari kaygı yada pazarlama için olur olmaz her yanda kullanılması. Muhakkak her şeyin içine topluma yutturmak için aşkın sokulması. Destanlar yazdıracak temiz aşkların yaşanmadığı bu coğrafyada öksüz bırakılan bir yetim misali aşkın her yerde atalanması, içimi bunalttı artık. Sevgilerin alış verişsiz yaşandığı, aşkın kutsiyetine dokunulmayan ütopyaları düşlüyorum ben. Eğer aşk, seyrettiklerimiz ya da gözlemlediklerimizse.. Sizi bilemem ama, zamanımızın bu içi kof, kendisi bomboş aşklarından bana gına geldi artık.[/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms][COLOR=#939393]Öznur Çolakoğlu Cam[/COLOR][/FONT][/B][/FONT][/COLOR][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Aşk'tan Gına GeLdi..!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst