Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Asrın Tesbitleri: Said Nursi'nin Alarmını Verdiği Domuz Gribi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 126988" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="color: Blue"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">SAİD NURSî’NİN ALARMINI VERDİĞİ DOMUZ GRİBİ!</span></span></strong></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="color: Blue"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"> DÜNYEVÎ HAYATIMIZI TEHDİT EDEN MADDÎ SALGINLARA KARŞI TEDBİR ALMAKLA BİRLİKTE; ASIL VE ÖNCELİKLİ OLARAK, EBEDÎ HAYATIMIZI TEHDİT EDEN KÜRESEL MANEVÎ SALGINA KARŞI TEDBİR ALMALI DEĞİL MİYİZ? </span></span></strong></span></p><p></p><p><span style="color: Red"><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Yıl 1918. </span></span></strong></u></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bu tarih, dünyada dehşetli salgın hastalıkların baş gösterdiği bir dönemdir. Azımsanmayacak bir nüfus, <strong>İspanyol gribi</strong> ve sıtmanın pençesinde kıvranmaktadır. <strong>Rusya’da 5 milyon</strong> sıtmalı vardır ve daha sonra bunların <strong>60 bini ölecektir.</strong> <strong><u><span style="color: Indigo">İspanyol gribi ise, 18 ay içinde 50 ila 100 milyon insanın ölümüne sebep olacak</span></u></strong>—sadece <strong>Çin’de</strong> 40 milyon, <strong>Hindistan’da</strong> 17 milyon insan bu gripten ölmüştür—ve <strong>“insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın” </strong>olarak kayıtlara geçecektir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Evet, o yıllarda gerçekten büyük bir felâket yaşanmakta ve salgını duyan toplumlar dehşete kapılmaktadır. <strong>Şüphesiz Osmanlı’nın başşehri İstanbul’da da bu salgınlar konuşulmaktadır... </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">*** </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">O yıllarda Bediüzzaman, I. Dünya Savaşında esir düşerek yaklaşık iki buçuk yıl kaldığı Rusya’dan firar ederek İstanbul’a gelmiştir. <strong>Ve o da bu salgınlardan söz etmektedir. Fakat onun bahsedişi farklıdır: </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">* “... <strong>İstanbul siyaseti İspanyol hastalığı gibi bir hastalıktır.</strong> Fikri hezeyanlaştırır (saçmalar hâle getirir).” [Eski Said Dönemi Eserleri, Sünûhat, s. 496, (Aynı eserin 685. sayfasında ‘İspanyol nezlesi’ diye söz eder.)] </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">* <strong>“Maddiyyunluk (materyalizm), mânevî tâundur</strong> (salgındır) ki, beşere <strong>şu müthiş sıtmayı</strong> tutturdu, gazab-ı İlâhîye çarptırdı. Telkin ve tenkit kabiliyeti tevessü ettikçe, o tâun da tevessü eder.” (Hakikat Çekirdekleri, No: 108 ) </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Görüldüğü gibi Bediüzzaman da, sıtma ve İspanyol gribi gibi hastalıklardan söz eder ama onun bahsedişi çok farklıdır. Özellikle “Maddiyyunluk (materyalizm), mânevî tâundur (salgındır)” sözü, oldukça dikkat çekicidir. O, bu mânevî salgına, daha sonraki yıllarda şu satırlarla da dikkat çekecektir: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">“Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor.” </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İşte, büyük bir salgın gibi yeryüzüne dağılan bu hastalık, maddiyyunluktur, yani materyalizmdir, her şeyi maddede aramaktır, Allah’ı inkâr fitnesidir.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Ve Bediüzzaman’a göre asıl endişe edilmesi gereken salgın da budur. </strong>Nitekim takip eden yıllarda, bu manevî salgına karşı manevî bir reçete olarak telif etmeye başladığı Risâle-i Nur eserlerinden Hastalar Risâlesi’nde şöyle der: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">“Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryad et.” </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">*** </span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: Blue">Peki niçin manevî salgın daha dehşetlidir? </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman; vücudunun her tarafını saran maddî bir hastalığın pençesinde kıvranmasına rağmen Rabbine sabır içerisinde şükreden, ancak hastalığı ibadetine mani olmaya başladığında Rabbinden şifa isteyen Hz. Eyyub’un (as) kıssasını zikrettiği Lem’alar isimli eserinin 2. Lem’a’sında şöyle der: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>“Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyevîyesini tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyubiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.”</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bütün peygamberlerin olduğu gibi, bir peygamber varisi olan Bediüzzaman’ın bakış açısı da imanla şekilleniyordu. Dolayısıyla onun önceliği, fani dünya değil, ebedî ahiret hayatı idi. Onun bu bakış açısını, İkinci Dünya Savaşı yıllarında da görmek mümkün. O yıllarda insanlık büyük bir harbin içinde olmasına rağmen <strong>Bediüzzaman, çevresindeki kişilere savaş hakkında hiçbir şey sormaz, radyo dinlemez, gazete okumaz.</strong> Hatta onun bu hayret verici tutumu karşısında talebeleri şöyle sormaktan kendilerini alamazlar: <strong>“Acaba bundan (dünya savaşından) daha büyük bir hadise mi var?” </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman’ın cevabı manidardır: </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">“Evet, bu Cihan Harbinden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme dâvâsından daha ehemmiyetli bir dâvâ, <strong>herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dâvâ açılmış ki, </strong>her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek dâvâyı kazanmak için bilâtereddüt sarf edecek. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">“İşte, o dâvâ ise, yüz bin meşâhir-i insaniyenin ve hadsiz nev-î beşerin yıldızları ve mürşidlerinin müttefikan, Kâinat Sahibinin ve Mutasarrıfının binler vaad ve ahdlerine istinaden haber verdikleri ve bir kısmı gözleriyle gördükleri şu ki: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>“Herkesin, iman mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış.</strong> Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, <strong>‘maddiyyunluk tâunuyla’</strong> çoklar o dâvâsını kaybediyor.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İşte asıl endişe edilmesi gereken salgın budur. “Maddiyyunluk taunudur”, yani materyalizm salgınıdır. Ve Bediüzzaman, eserlerinde hep bunun alarmını vermiş, hep bunun çarelerine dikkat çekmiştir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="color: Indigo"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">(Yaratılış gerçeğini reddeden ve her şeyin kendi kendine meydana geldiğini vehmeden evrimci tabiatperest anlayışın, bugün hâlâ, soru kitapçıklarında yaratılış gerçeğini ortaya koyan soru metinlerine bile tahammül edemeyecek kadar azgınlaşarak zaman zaman kendini gösterdiği düşünüldüğünde, Bediüzzaman’ın daha o yıllarda <strong>“materyalizm salgını”</strong>na dikkat çekerek Risâle-i Nur’da imanî reçeteler sunmasının ne kadar yerinde ve isabetli olduğu anlaşılır.) </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">*** </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Avrupa’da doğan ve git gide dünyayı saran bu “materyalizm salgını”yla ilgili olarak enteresan bir tesbit daha yapar Bediüzzaman: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: DarkGreen">“Acaba firengistanın (Avrupa’nın) bu kadar harika terakkiyât-ı medeniyetiyle (medeniyetteki ilerlemeleriyle) ve kemâlât-ı fenniyesiyle (fenni gelişmeleriyle) ve insaniyetperverâne ulûmuyla ileri gittiği halde, o terakkiyat ve kemâlâta ve o ulûma bütün bütün zıt olan maddiyyunluk ve tabiiyyunluk (tabiatçılık) zulümâtında <strong>hınzırcasına (domuzcasına) saplanmalarında, hınzır etinin yemesinin medhali yok mudur? Soruyorum.</strong>”</span> (9. Lem’a, Haşiye) </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Enteresan bir soruydu bu? </span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Delilini de zikrediyordu tabiî: </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen">“İnsan, beslendiği şeyle mizâcı müteessir olduğuna (etkilendiğine) delil, ‘kırk günde hergün et yiyen kasâvet-i kalbiyeye (kalp katılığı, merhametsizliğe) dûçâr olduğu’ darbımesel (atasözü) hükmüne geçmesidir.” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Evet, yediğimize içtiğimize dikkat! </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman, maddî hastalıklardan daha tehlikeli gördüğü dehşetli materyalizm salgınına kapılmayı, <strong>“domuzcasına bir saplantı”</strong> olarak nitelendiriyordu. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Biz de buradan mülhem, küresel ölçekte insanlığı tehdit eden asıl domuz gribi, <strong>‘domuzcasına saplanılan materyalizm’</strong>dir desek abartmış olmayız her halde. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Öyleyse, dünyevî hayatımızı tehdit eden maddî salgınlara karşı tedbir almakla birlikte; asıl ve öncelikli olarak, ebedî hayatımızı tehdit eden bu küresel manevî salgına karşı tedbir almalı değil miyiz? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Çare ortada: </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong> Küresel salgının küresel reçetesi, Risâle-i Nur eserleri.</strong> </span></span></span></p><p> </p><p><strong><u><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">İsmail TEZER</span></span></span></u></strong></p><p><strong><u><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">15.05.2009</span></span></span></u></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong><u><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">Elif/Yeniasya</span></span></u></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 126988, member: 27"] [CENTER][COLOR=Blue][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]SAİD NURSî’NİN ALARMINI VERDİĞİ DOMUZ GRİBİ![/SIZE][/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=Blue][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2] DÜNYEVÎ HAYATIMIZI TEHDİT EDEN MADDÎ SALGINLARA KARŞI TEDBİR ALMAKLA BİRLİKTE; ASIL VE ÖNCELİKLİ OLARAK, EBEDÎ HAYATIMIZI TEHDİT EDEN KÜRESEL MANEVÎ SALGINA KARŞI TEDBİR ALMALI DEĞİL MİYİZ? [/SIZE][/FONT][/B][/COLOR][/CENTER] [COLOR=Red][U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Yıl 1918. [/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bu tarih, dünyada dehşetli salgın hastalıkların baş gösterdiği bir dönemdir. Azımsanmayacak bir nüfus, [B]İspanyol gribi[/B] ve sıtmanın pençesinde kıvranmaktadır. [B]Rusya’da 5 milyon[/B] sıtmalı vardır ve daha sonra bunların [B]60 bini ölecektir.[/B] [B][U][COLOR=Indigo]İspanyol gribi ise, 18 ay içinde 50 ila 100 milyon insanın ölümüne sebep olacak[/COLOR][/U][/B]—sadece [B]Çin’de[/B] 40 milyon, [B]Hindistan’da[/B] 17 milyon insan bu gripten ölmüştür—ve [B]“insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın” [/B]olarak kayıtlara geçecektir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Evet, o yıllarda gerçekten büyük bir felâket yaşanmakta ve salgını duyan toplumlar dehşete kapılmaktadır. [B]Şüphesiz Osmanlı’nın başşehri İstanbul’da da bu salgınlar konuşulmaktadır... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]*** [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]O yıllarda Bediüzzaman, I. Dünya Savaşında esir düşerek yaklaşık iki buçuk yıl kaldığı Rusya’dan firar ederek İstanbul’a gelmiştir. [B]Ve o da bu salgınlardan söz etmektedir. Fakat onun bahsedişi farklıdır: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]* “... [B]İstanbul siyaseti İspanyol hastalığı gibi bir hastalıktır.[/B] Fikri hezeyanlaştırır (saçmalar hâle getirir).” [Eski Said Dönemi Eserleri, Sünûhat, s. 496, (Aynı eserin 685. sayfasında ‘İspanyol nezlesi’ diye söz eder.)] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]* [B]“Maddiyyunluk (materyalizm), mânevî tâundur[/B] (salgındır) ki, beşere [B]şu müthiş sıtmayı[/B] tutturdu, gazab-ı İlâhîye çarptırdı. Telkin ve tenkit kabiliyeti tevessü ettikçe, o tâun da tevessü eder.” (Hakikat Çekirdekleri, No: 108 ) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Görüldüğü gibi Bediüzzaman da, sıtma ve İspanyol gribi gibi hastalıklardan söz eder ama onun bahsedişi çok farklıdır. Özellikle “Maddiyyunluk (materyalizm), mânevî tâundur (salgındır)” sözü, oldukça dikkat çekicidir. O, bu mânevî salgına, daha sonraki yıllarda şu satırlarla da dikkat çekecektir: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]“Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]İşte, büyük bir salgın gibi yeryüzüne dağılan bu hastalık, maddiyyunluktur, yani materyalizmdir, her şeyi maddede aramaktır, Allah’ı inkâr fitnesidir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Ve Bediüzzaman’a göre asıl endişe edilmesi gereken salgın da budur. [/B]Nitekim takip eden yıllarda, bu manevî salgına karşı manevî bir reçete olarak telif etmeye başladığı Risâle-i Nur eserlerinden Hastalar Risâlesi’nde şöyle der: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]“Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryad et.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]*** [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=Blue]Peki niçin manevî salgın daha dehşetlidir? [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bediüzzaman; vücudunun her tarafını saran maddî bir hastalığın pençesinde kıvranmasına rağmen Rabbine sabır içerisinde şükreden, ancak hastalığı ibadetine mani olmaya başladığında Rabbinden şifa isteyen Hz. Eyyub’un (as) kıssasını zikrettiği Lem’alar isimli eserinin 2. Lem’a’sında şöyle der: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]“Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyevîyesini tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyubiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bütün peygamberlerin olduğu gibi, bir peygamber varisi olan Bediüzzaman’ın bakış açısı da imanla şekilleniyordu. Dolayısıyla onun önceliği, fani dünya değil, ebedî ahiret hayatı idi. Onun bu bakış açısını, İkinci Dünya Savaşı yıllarında da görmek mümkün. O yıllarda insanlık büyük bir harbin içinde olmasına rağmen [B]Bediüzzaman, çevresindeki kişilere savaş hakkında hiçbir şey sormaz, radyo dinlemez, gazete okumaz.[/B] Hatta onun bu hayret verici tutumu karşısında talebeleri şöyle sormaktan kendilerini alamazlar: [B]“Acaba bundan (dünya savaşından) daha büyük bir hadise mi var?” [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] Bediüzzaman’ın cevabı manidardır: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]“Evet, bu Cihan Harbinden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme dâvâsından daha ehemmiyetli bir dâvâ, [B]herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dâvâ açılmış ki, [/B]her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek dâvâyı kazanmak için bilâtereddüt sarf edecek. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]“İşte, o dâvâ ise, yüz bin meşâhir-i insaniyenin ve hadsiz nev-î beşerin yıldızları ve mürşidlerinin müttefikan, Kâinat Sahibinin ve Mutasarrıfının binler vaad ve ahdlerine istinaden haber verdikleri ve bir kısmı gözleriyle gördükleri şu ki: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]“Herkesin, iman mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış.[/B] Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, [B]‘maddiyyunluk tâunuyla’[/B] çoklar o dâvâsını kaybediyor.” [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]İşte asıl endişe edilmesi gereken salgın budur. “Maddiyyunluk taunudur”, yani materyalizm salgınıdır. Ve Bediüzzaman, eserlerinde hep bunun alarmını vermiş, hep bunun çarelerine dikkat çekmiştir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=Indigo][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3](Yaratılış gerçeğini reddeden ve her şeyin kendi kendine meydana geldiğini vehmeden evrimci tabiatperest anlayışın, bugün hâlâ, soru kitapçıklarında yaratılış gerçeğini ortaya koyan soru metinlerine bile tahammül edemeyecek kadar azgınlaşarak zaman zaman kendini gösterdiği düşünüldüğünde, Bediüzzaman’ın daha o yıllarda [B]“materyalizm salgını”[/B]na dikkat çekerek Risâle-i Nur’da imanî reçeteler sunmasının ne kadar yerinde ve isabetli olduğu anlaşılır.) [/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]*** [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Avrupa’da doğan ve git gide dünyayı saran bu “materyalizm salgını”yla ilgili olarak enteresan bir tesbit daha yapar Bediüzzaman: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=DarkGreen]“Acaba firengistanın (Avrupa’nın) bu kadar harika terakkiyât-ı medeniyetiyle (medeniyetteki ilerlemeleriyle) ve kemâlât-ı fenniyesiyle (fenni gelişmeleriyle) ve insaniyetperverâne ulûmuyla ileri gittiği halde, o terakkiyat ve kemâlâta ve o ulûma bütün bütün zıt olan maddiyyunluk ve tabiiyyunluk (tabiatçılık) zulümâtında [B]hınzırcasına (domuzcasına) saplanmalarında, hınzır etinin yemesinin medhali yok mudur? Soruyorum.[/B]”[/COLOR] (9. Lem’a, Haşiye) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Enteresan bir soruydu bu? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Delilini de zikrediyordu tabiî: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen]“İnsan, beslendiği şeyle mizâcı müteessir olduğuna (etkilendiğine) delil, ‘kırk günde hergün et yiyen kasâvet-i kalbiyeye (kalp katılığı, merhametsizliğe) dûçâr olduğu’ darbımesel (atasözü) hükmüne geçmesidir.” [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Evet, yediğimize içtiğimize dikkat! [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bediüzzaman, maddî hastalıklardan daha tehlikeli gördüğü dehşetli materyalizm salgınına kapılmayı, [B]“domuzcasına bir saplantı”[/B] olarak nitelendiriyordu. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Biz de buradan mülhem, küresel ölçekte insanlığı tehdit eden asıl domuz gribi, [B]‘domuzcasına saplanılan materyalizm’[/B]dir desek abartmış olmayız her halde. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Öyleyse, dünyevî hayatımızı tehdit eden maddî salgınlara karşı tedbir almakla birlikte; asıl ve öncelikli olarak, ebedî hayatımızı tehdit eden bu küresel manevî salgına karşı tedbir almalı değil miyiz? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Çare ortada: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B] Küresel salgının küresel reçetesi, Risâle-i Nur eserleri.[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][U][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]İsmail TEZER[/COLOR][/SIZE][/FONT][/U][/B] [B][U][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]15.05.2009[/COLOR][/SIZE][/FONT][/U][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B][U][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]Elif/Yeniasya[/COLOR][/SIZE][/U][/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Asrın Tesbitleri: Said Nursi'nin Alarmını Verdiği Domuz Gribi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst