Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Av. Bekir Berk anıldı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 346679" data-attributes="member: 5987"><p><strong><span style="color: #7030A0"><span style="font-family: 'Verdana'">Bekir Berk ağabey... </span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: #0F2AB1"><span style="font-family: 'Verdana'">Hekimoğlu İsmail</span></span></strong></p><p><strong><u><span style="color: #C00000"><span style="font-family: 'Verdana'">Üstad Bediüzzaman, Bekir Berk hakkında şöyle der:</span></span></u></strong><strong><span style="color: #C00000"><span style="font-family: 'Verdana'"> "Seninle üç beraberliğim var. Biri Risale-i Nur talebesi olman, ikincisi Nur'un avukatı olman, üçüncü bir beraberliğimiz daha var, ama onu şimdi söylemeyeceğim." </span></span></strong></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">İstanbul Barosu avukatlarından olan Bekir Berk'e Risale-i Nur davasını savunmak için 1958 yılında teklif götürülür. Ağabeyimize bu teklifi Doktor Tahsin Tola ağabeyimiz yapar. O da teklifi memnuniyetle kabul eder. Böylece 163. maddeden yargılanan Nur talebelerinin iki bine yakın davasının kazanılmasını sağlar.</span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir gün hapiste tutulan Nur talebelerini birlikte ziyarete gittik. Ben de yanındayım... "Arkadaşlar!" dedi, "Biz sizlerin bir an önce hapisten çıkmanız için mi çalışalım, yoksa inandığınız dava için mi müdafaa yapalım?" Oradaki kardeşlerimiz dediler ki: "Biz burada on sene yatsak da razıyız. Siz Risale-i Nur davasının müdafaasına çalışınız." Bekir Berk ağabey hemen ağlamaya başladı. Gözlüğünü çıkardı, gözyaşlarını sildi... </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Erzurum'da Kırkıncı Hoca'nın mahkemesinden çıktık. Hüseyin Abdik'i (rahmetli) Elbistan'da tevkif edip hapse atmışlar. Mahkemeye gidiyoruz yine. Bendeniz yine Bekir Berk'in çantasını taşıyor, şoförlüğünü yapıyordum. Bekir Berk, arka minderde battaniyeye sarılmış uyuyor. Elbistan'a doğru yol alıyoruz. Trafik işaretleri yok, yollar karanlık... Tabii şartlar bizi ürkütüyor amma Bekir Berk ağabey aniden bağırıyor: "Sür!.." </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir tarafta nehir, diğer tarafta dağlar... Taşlı yolda sürüyoruz. Düşündüm ki herhalde bir hendeğe yuvarlanacağız ve bu iş burada bitecek. Bir taraftan acıkmışız... Hele ben açlığa hiç dayanamam. "Bekir ağabey acıktık. Bir yerde yemek yesek." dedim. Bekir ağabey omzuma yumruğuyla vurdu, marş söylemeye başladı: </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">"Biz Kur'an'ın şakirtleri, pür imanlı ve zindeyiz, </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu yoldan dönmeyiz asla, Peygamber'in izindeyiz!" </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir şey söylediğimde hemen omzuma vururdu. Çok hoşuma giderdi. Beni kardeşi gibi gördüğünden samimi davranırdı. Bir petrol istasyonunun ışıkları göründü, orada mola verdik. Bir tarafta Fırat Nehri, öbür tarafta Munzur Dağları; in cin yok. Bekir ağabey arabadan fırladı gitti, istasyonun yanındaki fakir görünümlü evin kapısını yumruklamaya başladı. İçerden, "Kimsiniz?" diye sordular. "Allah'ın kulu olan bir yolcu..." diye cevap verdi. Kapı açıldı. Dedik ki, "Kardeşim, bize biraz yiyecekle su ver." Adam bizi içeriye </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">aldı. Soba yanıyor. Üzerinde bir çaydanlık çay fokur fokur kaynıyor. Evi inceledim. Bu evden daha fakir bir ev olamaz, diye düşündüm. Sobanın isi duvarları kapkara yapmış. Evin küçücük pencereleri tavana yakın... Çay geldi. Demlik yine simsiyah. Çayı kaynatmışlar, zehir gibi olmuş. Ne kadar parça, kuru ekmek varsa getirdi, sofra bezine döktü, "Buyurun." dedi. Yedik, içtik. Benim için bir ziyafet sofrasıydı bu. Bugün o çayın tadı hâlâ aklımdadır... </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bekir ağabey, adamın eline, cebinden çıkardığı parayı sıkıştırmak istedi. Adam almak istemedi. "Olmaz kardeşim" dedi Bekir ağabey, "Kardeşlik bunu gerektirir. Sen bize yemek verdin, biz de sana parasını ödeyeceğiz." Böylece yine yola koyulduk. Bekir ağabey yine bağırıyor: "Sür!.." </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Kıvrım kıvrım kıvrılan yollarda hızla gidiyoruz... </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Daha evvel geçirdiği akciğer rahatsızlığı sebebiyle doktorlar ona kara, hava ve deniz yolculuğunu yasaklamışlardı. Hatta doktoru kendisine demiş ki: "Eğer bu yolculuklara çıkmaya devam edersen, ölürsün!" Bekir Berk ağabey de demiş ki: "Yatağımda rahat ölmektense, mü'minlerin yardımına giderken ölmeyi tercih ederim." </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu sözleri söyleyen muhterem ağabeyimizin yeni bir çift ayakkabısı yoktu. Hey gidi Bekir ağabey... Çok günler geçirdik birlikte. İman onun Leyla'sıydı. Yazı yazarken o eski günlere geri döndüm. Yoruldum, hüzünlendim... </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Üstad Bediüzzaman, Bekir Berk hakkında şöyle der: "Seninle üç beraberliğim var. Biri Risale-i Nur talebesi olman, ikincisi Nur'un avukatı olman, üçüncü bir beraberliğimiz daha var, ama onu şimdi söylemeyeceğim." </span></span></p><p><span style="color: #404040"><span style="font-family: 'Verdana'">Bekir Berk ağabey, şimdi Üstad'ıyla üçüncü beraberliğinde... Yani cennette...</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 346679, member: 5987"] [B][COLOR=#7030A0][FONT="Verdana"]Bekir Berk ağabey... [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"] [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"] [/FONT][/COLOR] [B][COLOR=#0F2AB1][FONT="Verdana"]Hekimoğlu İsmail[/FONT][/COLOR][/B] [B][U][COLOR=#C00000][FONT="Verdana"]Üstad Bediüzzaman, Bekir Berk hakkında şöyle der:[/FONT][/COLOR][/U][/B][B][COLOR=#C00000][FONT="Verdana"] "Seninle üç beraberliğim var. Biri Risale-i Nur talebesi olman, ikincisi Nur'un avukatı olman, üçüncü bir beraberliğimiz daha var, ama onu şimdi söylemeyeceğim." [/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]İstanbul Barosu avukatlarından olan Bekir Berk'e Risale-i Nur davasını savunmak için 1958 yılında teklif götürülür. Ağabeyimize bu teklifi Doktor Tahsin Tola ağabeyimiz yapar. O da teklifi memnuniyetle kabul eder. Böylece 163. maddeden yargılanan Nur talebelerinin iki bine yakın davasının kazanılmasını sağlar.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bir gün hapiste tutulan Nur talebelerini birlikte ziyarete gittik. Ben de yanındayım... "Arkadaşlar!" dedi, "Biz sizlerin bir an önce hapisten çıkmanız için mi çalışalım, yoksa inandığınız dava için mi müdafaa yapalım?" Oradaki kardeşlerimiz dediler ki: "Biz burada on sene yatsak da razıyız. Siz Risale-i Nur davasının müdafaasına çalışınız." Bekir Berk ağabey hemen ağlamaya başladı. Gözlüğünü çıkardı, gözyaşlarını sildi... [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Erzurum'da Kırkıncı Hoca'nın mahkemesinden çıktık. Hüseyin Abdik'i (rahmetli) Elbistan'da tevkif edip hapse atmışlar. Mahkemeye gidiyoruz yine. Bendeniz yine Bekir Berk'in çantasını taşıyor, şoförlüğünü yapıyordum. Bekir Berk, arka minderde battaniyeye sarılmış uyuyor. Elbistan'a doğru yol alıyoruz. Trafik işaretleri yok, yollar karanlık... Tabii şartlar bizi ürkütüyor amma Bekir Berk ağabey aniden bağırıyor: "Sür!.." [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bir tarafta nehir, diğer tarafta dağlar... Taşlı yolda sürüyoruz. Düşündüm ki herhalde bir hendeğe yuvarlanacağız ve bu iş burada bitecek. Bir taraftan acıkmışız... Hele ben açlığa hiç dayanamam. "Bekir ağabey acıktık. Bir yerde yemek yesek." dedim. Bekir ağabey omzuma yumruğuyla vurdu, marş söylemeye başladı: [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]"Biz Kur'an'ın şakirtleri, pür imanlı ve zindeyiz, [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bu yoldan dönmeyiz asla, Peygamber'in izindeyiz!" [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bir şey söylediğimde hemen omzuma vururdu. Çok hoşuma giderdi. Beni kardeşi gibi gördüğünden samimi davranırdı. Bir petrol istasyonunun ışıkları göründü, orada mola verdik. Bir tarafta Fırat Nehri, öbür tarafta Munzur Dağları; in cin yok. Bekir ağabey arabadan fırladı gitti, istasyonun yanındaki fakir görünümlü evin kapısını yumruklamaya başladı. İçerden, "Kimsiniz?" diye sordular. "Allah'ın kulu olan bir yolcu..." diye cevap verdi. Kapı açıldı. Dedik ki, "Kardeşim, bize biraz yiyecekle su ver." Adam bizi içeriye [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]aldı. Soba yanıyor. Üzerinde bir çaydanlık çay fokur fokur kaynıyor. Evi inceledim. Bu evden daha fakir bir ev olamaz, diye düşündüm. Sobanın isi duvarları kapkara yapmış. Evin küçücük pencereleri tavana yakın... Çay geldi. Demlik yine simsiyah. Çayı kaynatmışlar, zehir gibi olmuş. Ne kadar parça, kuru ekmek varsa getirdi, sofra bezine döktü, "Buyurun." dedi. Yedik, içtik. Benim için bir ziyafet sofrasıydı bu. Bugün o çayın tadı hâlâ aklımdadır... [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bekir ağabey, adamın eline, cebinden çıkardığı parayı sıkıştırmak istedi. Adam almak istemedi. "Olmaz kardeşim" dedi Bekir ağabey, "Kardeşlik bunu gerektirir. Sen bize yemek verdin, biz de sana parasını ödeyeceğiz." Böylece yine yola koyulduk. Bekir ağabey yine bağırıyor: "Sür!.." [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Kıvrım kıvrım kıvrılan yollarda hızla gidiyoruz... [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Daha evvel geçirdiği akciğer rahatsızlığı sebebiyle doktorlar ona kara, hava ve deniz yolculuğunu yasaklamışlardı. Hatta doktoru kendisine demiş ki: "Eğer bu yolculuklara çıkmaya devam edersen, ölürsün!" Bekir Berk ağabey de demiş ki: "Yatağımda rahat ölmektense, mü'minlerin yardımına giderken ölmeyi tercih ederim." [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bu sözleri söyleyen muhterem ağabeyimizin yeni bir çift ayakkabısı yoktu. Hey gidi Bekir ağabey... Çok günler geçirdik birlikte. İman onun Leyla'sıydı. Yazı yazarken o eski günlere geri döndüm. Yoruldum, hüzünlendim... [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Üstad Bediüzzaman, Bekir Berk hakkında şöyle der: "Seninle üç beraberliğim var. Biri Risale-i Nur talebesi olman, ikincisi Nur'un avukatı olman, üçüncü bir beraberliğimiz daha var, ama onu şimdi söylemeyeceğim." [/FONT][/COLOR] [COLOR=#404040][FONT="Verdana"]Bekir Berk ağabey, şimdi Üstad'ıyla üçüncü beraberliğinde... Yani cennette...[/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Av. Bekir Berk anıldı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst