Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Ayakkabılarla camiye, başörtüsüyle GATA’ya mı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 180314" data-attributes="member: 8679"><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Kıyaslanması akla ziyan olan şeyleri izah sadedinde, eskilerimiz, “Kıyas-ı maal farık” (benzemezlerin karşılaştırılması) tabirini kullanırlardı.</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">CHP’nin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın da bunu yapmış geçenlerde... </span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">“Cami’ye ayakkabı ile giriliyor mu ki, GATA’ya türbanla girilsin” diyerek benzemezleri mukayese etmiş...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Bu bir çaresizlik aslında; izah edilmesi mümkün olmayan bir konuyu bin dereden su getirerek izah etmeye çalışma çaresizliği...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Genelkurmay Başkanı’nın bile “izah edilemez” bulduğu bir meseleyi, hiç üstüne vazife olmayan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “izah”a kalkışması ise, ayrıca düşündürücüdür. </span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Bir genelleme yapmak istemem: Yine de CHP üst yönetiminin dini konulara yaklaşımının öteden beri “arızalı” olduğunu belirtmekte fayda var...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Hatırlayacaksınız: Bundan bir süre önce, CHP’nin üst yöneticilerinden Önder Sav, hacca gitmek istediğini söyleyen bir vatandaşa, “Boş ver, Araplara para kaptırma” demişti...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Camiye ayakkabı ile girmek pek çoğumuzun aklına gelmez, sadece CHP’lilerin aklına gelir...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Böyle abuk-sabuk karşılaştırmaları da sadece onlar yaparlar...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Zaten geçmişlerinde de böyle bir teklif var...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">1928 yılında bazı İlâhiyat Fakültesi hocalarına (o tarihte henüz açık olan fakülte, 932’de kapatılmıştır) hazırlatılan “Islahat lâyihası *” (bir anlamda “Dinde Reform” projesi) başlıklı taslakta camilere ayakkabılarla girilmesi öneriliyor...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Daha önce de yazdığımı hatırladığım “Dinde Reform Projesi”nin önce giriş bölümüne bakalım...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">“Din içtimaî (sosyal) bir müessesedir. Diğer içtimaî müesseseler gibi hayatın zaruretlerine (gereksinimlerine) katlanmak, tekâmülün (gelişmenin) seyrini kovalamak mecburiyetindedir.” (Yani din de zamanın şartlarına uydurulmalıdır)... </span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">“Dini hayat da ahlâkî ve iktisadî hayat gibi ancak ilmî düşünceler ve ilmî usullerle ahenkli bir surette özel ve şahsî feyzini verebilir.” (Yani din inkılâbın emrine girmelidir)...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Gerisi daha acıtıcı ve incitici...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">“Mâbedlerimiz temiz, muntazam, ziyaret ve oturmaya uygun bir hale getirilmelidir. Mâbedlerde sıralar, elbiselikler tesis edilmeli ve temiz ayakkabılarla mâbedlere girilmesi tercih edilmelidir (kiliselerde olduğu gibi, camiye ayakkabılarla girmek tavsiye ediliyor)... Bu dini ıslâhatın (dinde reformun) ibadete ait olan sıhhî (sağlık) şartıdır.”</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">“İbadet lisanı Türkçe olmalıdır. Ayetlerin, duaların, hutbelerin Türkçe şekilleri kullanılmalıdır.”</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">“Mâbedlere mûsîki âletlerinin kabulü dahi lâzım gelir. Mâbedlere ilâhî mahiyetinde asrî ve enstrümantal mûsîkiye ihtiyaç vardır (Bu da kiliselerdeki gibi)...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Aynı çalışmada Cuma hutbelerinin imamlar tarafından değil, filozoflar tarafından okunması önerilmiş, filozofların “frak” giymesi de şart koşulmuştur.</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Bir yandan “dinde reform” hazırlıkları yürütülürken, buna zemin olmak üzere, 1921 Anayasasında yer alan “Devletin dini, Din-î İslâmdır” hükmü kaldırılıyor (10 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı kanunla yapılan değişiklik)...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Ve 1932’de Ezan-ı Muhammedî, 1400 yıla yakın bir zaman okuna geldiği biçimden çıkarılıyor. Ezan-ı Muhammedi’nin yerini, “Tanrı uludur” çığlıkları alıyor...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Böylece, yıllar yılı (az-buz da değil, tam 18 yıl) yürekleri yalım yalım yakan derin bir ezan hasreti başlıyor.</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Hasret 16 Haziran 1950 tarihine kadar sürecek, ancak o tarihte milletimiz yeniden ezanla buluşacak, gözyaşları arasında hasretini dindirecektir. </span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Anlaşılan bazılarının kafası 30’lu yıllarda kalmış. O yıllardan çil çil kubbe serpilen yıllara gelmeyi bir türlü içlerine sindirememişler...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">İçlerine sindiremedikleri şundan da belli ki, ne zaman milletin inançları söz konusu olsa, oy kaygısını dahi unutarak, hemen gard vaziyeti alıyorlar...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">İnançların karşısına geçiyorlar...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">Millet ekseriyetine ters düşme pahasına, “Kıyas-ı maal farık” türünden kıyaslamalar yapıyorlar...</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen">• Meraklıları için not: Bu çalışma geniş biçimde O. Nuri Ergin’in “Türkiye Maarif Tarihi” isimli eserinin beşinci cildinde (sayfa: 1639-40-41) yer alıyor.</span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkgreen"></span></span></em></strong></p><p> </p><p><strong>Yavuz Bahadıroğlu</strong> - Vakit</p><p>09/02/2010</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 180314, member: 8679"] [B][I][FONT=Comic Sans MS][COLOR=darkgreen]Kıyaslanması akla ziyan olan şeyleri izah sadedinde, eskilerimiz, “Kıyas-ı maal farık” (benzemezlerin karşılaştırılması) tabirini kullanırlardı. CHP’nin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın da bunu yapmış geçenlerde... “Cami’ye ayakkabı ile giriliyor mu ki, GATA’ya türbanla girilsin” diyerek benzemezleri mukayese etmiş... Bu bir çaresizlik aslında; izah edilmesi mümkün olmayan bir konuyu bin dereden su getirerek izah etmeye çalışma çaresizliği... Genelkurmay Başkanı’nın bile “izah edilemez” bulduğu bir meseleyi, hiç üstüne vazife olmayan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın “izah”a kalkışması ise, ayrıca düşündürücüdür. Bir genelleme yapmak istemem: Yine de CHP üst yönetiminin dini konulara yaklaşımının öteden beri “arızalı” olduğunu belirtmekte fayda var... Hatırlayacaksınız: Bundan bir süre önce, CHP’nin üst yöneticilerinden Önder Sav, hacca gitmek istediğini söyleyen bir vatandaşa, “Boş ver, Araplara para kaptırma” demişti... Camiye ayakkabı ile girmek pek çoğumuzun aklına gelmez, sadece CHP’lilerin aklına gelir... Böyle abuk-sabuk karşılaştırmaları da sadece onlar yaparlar... Zaten geçmişlerinde de böyle bir teklif var... 1928 yılında bazı İlâhiyat Fakültesi hocalarına (o tarihte henüz açık olan fakülte, 932’de kapatılmıştır) hazırlatılan “Islahat lâyihası *” (bir anlamda “Dinde Reform” projesi) başlıklı taslakta camilere ayakkabılarla girilmesi öneriliyor... Daha önce de yazdığımı hatırladığım “Dinde Reform Projesi”nin önce giriş bölümüne bakalım... “Din içtimaî (sosyal) bir müessesedir. Diğer içtimaî müesseseler gibi hayatın zaruretlerine (gereksinimlerine) katlanmak, tekâmülün (gelişmenin) seyrini kovalamak mecburiyetindedir.” (Yani din de zamanın şartlarına uydurulmalıdır)... “Dini hayat da ahlâkî ve iktisadî hayat gibi ancak ilmî düşünceler ve ilmî usullerle ahenkli bir surette özel ve şahsî feyzini verebilir.” (Yani din inkılâbın emrine girmelidir)... Gerisi daha acıtıcı ve incitici... “Mâbedlerimiz temiz, muntazam, ziyaret ve oturmaya uygun bir hale getirilmelidir. Mâbedlerde sıralar, elbiselikler tesis edilmeli ve temiz ayakkabılarla mâbedlere girilmesi tercih edilmelidir (kiliselerde olduğu gibi, camiye ayakkabılarla girmek tavsiye ediliyor)... Bu dini ıslâhatın (dinde reformun) ibadete ait olan sıhhî (sağlık) şartıdır.” “İbadet lisanı Türkçe olmalıdır. Ayetlerin, duaların, hutbelerin Türkçe şekilleri kullanılmalıdır.” “Mâbedlere mûsîki âletlerinin kabulü dahi lâzım gelir. Mâbedlere ilâhî mahiyetinde asrî ve enstrümantal mûsîkiye ihtiyaç vardır (Bu da kiliselerdeki gibi)... Aynı çalışmada Cuma hutbelerinin imamlar tarafından değil, filozoflar tarafından okunması önerilmiş, filozofların “frak” giymesi de şart koşulmuştur. Bir yandan “dinde reform” hazırlıkları yürütülürken, buna zemin olmak üzere, 1921 Anayasasında yer alan “Devletin dini, Din-î İslâmdır” hükmü kaldırılıyor (10 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı kanunla yapılan değişiklik)... Ve 1932’de Ezan-ı Muhammedî, 1400 yıla yakın bir zaman okuna geldiği biçimden çıkarılıyor. Ezan-ı Muhammedi’nin yerini, “Tanrı uludur” çığlıkları alıyor... Böylece, yıllar yılı (az-buz da değil, tam 18 yıl) yürekleri yalım yalım yakan derin bir ezan hasreti başlıyor. Hasret 16 Haziran 1950 tarihine kadar sürecek, ancak o tarihte milletimiz yeniden ezanla buluşacak, gözyaşları arasında hasretini dindirecektir. Anlaşılan bazılarının kafası 30’lu yıllarda kalmış. O yıllardan çil çil kubbe serpilen yıllara gelmeyi bir türlü içlerine sindirememişler... İçlerine sindiremedikleri şundan da belli ki, ne zaman milletin inançları söz konusu olsa, oy kaygısını dahi unutarak, hemen gard vaziyeti alıyorlar... İnançların karşısına geçiyorlar... Millet ekseriyetine ters düşme pahasına, “Kıyas-ı maal farık” türünden kıyaslamalar yapıyorlar... • Meraklıları için not: Bu çalışma geniş biçimde O. Nuri Ergin’in “Türkiye Maarif Tarihi” isimli eserinin beşinci cildinde (sayfa: 1639-40-41) yer alıyor. [/COLOR][/FONT][/I][/B] [B]Yavuz Bahadıroğlu[/B] - Vakit 09/02/2010 [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Ayakkabılarla camiye, başörtüsüyle GATA’ya mı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst